NBA Günlükleri

12 Dev Adam “Avrupa Basketbol Şampiyonası” Yolunda

Bilindiği üzere 5 Eylül’de start verecek olan Avrupa Basketbol Şampiyonası için hazırlıklar hız kesmeden sürüyor. Ve tartışmasız hazırlık aşamasını en yoğun tempoda geçiren ülke biziz. Milli takım İtalya/Bormio’da ki kamptan sonra hızlı bir hazırlık turnuva programı yaptı ve öncelikle İstanbul’da Bosna Hersek,Tunus ve Yunanistan ile mücadele etti. En merak edilen konu , milli takımımızın Emir Preldzic’i kadroya almayıp gelecek sezon Fenerbahçe forması giyecek olan Bobby Dixon(Ali Muhammed)’ı almasıyla birlikte hücum anlamında neler yapabileceğiydi.Bu yazımda sizlere Milli Takımımız hazırlık aşamasında neler yaptı, ne sonuçlar aldı, neler yapabilir, neler olacak bunların cevabını vermeye çalışacağım..

Hazırlık maçlarından ilk iki maçın fazla belirleyici olduğunu söylemeyiz zira Tunus ve Bosna Hersek takımları seviyemizden çok çok altta olduğundan dolayı daha çok Bormio’da ki yapılan set hücumları ve takım uyumu maksatlı maçlar oldu bu iki takımla oynanan maçlar. Ancak turnuvanın son maçı olan Yunanistan maçı ilk ciddi sınavıydı 12 Dev Adam’ın. Ve ilk ciddi maçta net bir şekilde gördük ki Dixon-Melih ikilisi dışarıdan, Cedi de ikili oyunlar ile içeriden oyunu domine ettikçe skor opsiyonlarımız geniş olacak. İçeride zaten iki NBA tecrübesi yaşayan Furkan ve Semih , onlara yardım edebilecek bir Oğuz var. Çok ciddi bir uzun rotasyonu ile karşılaşmaz ve erken faul problemine girmezsek pota altı oyunlarımız oldukça verimli olacak bunu gördük. Ayrıca bu turnuvada serbest atış yüzdemiz %66ydı ve kabul edilebilir bir yüzde diyebiliriz ilk turnuva için.

Ardından ikinci turnuva için Litvanya’ya gitti takımımız ve burada Litvanya,Hırvatistan ve Makedonya ile oynadı. İkinci ciddi sınavımız olan Litvanya karşısında bekleneni veremedik ve gerçekten ciddi eksiklerin olduğu takım kimyamızın henüz yerine oturmamış olduğunu gördük. Bu maçla başlayan en büyük problemimiz tartışmasız iç saha isabeti. %41 ile iç saha isabeti bulduğumuz bir karşılaşmadan galibiyet beklemek biraz fazla hayalperest olur  doğrusu böyle takımlara karşı. Sonraki mücadele olan Hırvatistan’a karşı da yine düşük yüzde ile oynadığımız iç saha isabeti ile gelen yenilgi kronik sorunumuzu net şekilde ortaya koydu. Hücumsal anlamda sıkıntımız iç saha olduğu gibi şüphesiz savunma anlamında ki en büyük sıkıntılarımızdan biri de tepeden ikili oyunlardan yediğimiz sayılar. Hemen hemen her maç 10 sayı civarı bu tarz setlerden sayı yiyoruz ve skor anlamında bizi ciddi derecede zorluyor bu.  Daha sonra turnuvanın son maçında Makedonya maçında rakibin zayıf olmasından dolayı setlerimizi denemek hatalardan ders almak için iyi bir sınav atlattık ve galibiyet ile turnuvayı kapattık. Ancak Milli Takım için hala “Acaba gruptan kaçıncı çıkacak?” , “Bu oyun yeterli mi?” gibi sorular vardı insanların kafasında. Çünkü ciddi anlamda oyunu forse eden bir takımımız yok. Oyun temposuna ayak uydurabilecek , ciddi bir forma savaşı veren oyuncularımız var ancak bu sadece hatanın minimum olduğu dakikalarda oluyor. Hata yapmaya başladığında sorumluluk alıp liderlik yapabilecek bir oyuncu şu an için söylemek zor gibi duruyor.

 

Grup rakiplerimizden Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen turnuvada bizim için kabus oldu. Bahsettiğimiz o kronik iç saha sorunu önce zayıf Polonya’da bizi vurdu. %30lar civarı olan yüzdemiz bizi maçtan kopardı ve son çeyrekte iç saha isabetimizin sadece 4 sayıda kalması maçı kaybettirdi.Üstüne Cedi’nin talihsiz sakatlığı da eklenince ilk gününden korku senaryoları başladı bizim için. Koç Ergin Ataman bu soruna nasıl çözüm bulacak derken son saniyesinde Melih’in efsanevi hatasında Letonya’ya da kaybettik. Oyunun başından sonuna kadar önceliğimiz savunma yaparak tempoyu lehimize çevirmek olsa da bunu belirli süreler dışında yapamadık. Bu süre zarfında oyunu domine eden taraf Letonya’ydı ve istediklerini de net biçimde aldılar. Son maçımız grup maçlarında görmek için iyi bir sınav olan Almanya’ydı. Taraftar desteğine karşı oynayacağımız için de ayrı bir önem taşıyordu çünkü grup maçlarımızı Berlin’de oynayacağız. Almanya maçında belkide 2010’dan bu yana ilk defa bu kadar top tutan, doğru şut atan ve muazzam savunma yapan bir Türkiye vardı. İlk çeyrek sadece 10 sayı yiyen bir Milli Takım vardı ve devreye de 14 sayı önde girmiştik. Ancak ne olduysa ikinci yarı oldu ve ikinci yarı sadece 19 sayı bulduk. Nowitzki’nin neredeyse sahada olmayışını Schaffartzik harika kapattı ve takımı mükemmel yönlendirdi. Zaaflarımız olan tepeden oyun savunmasını iyi değerlendiren Almanya, bir de en büyük ikinci sorunu bizlere gösterdi bu maçta. O da basketbolseverler görmüşlerdir ; Sadece topa baskı. Yani topsuz koşulara karşı özellike Guard’larımız Melih ve Bobby zaman zaman etkisiz kalıyorlar ve buralardan da sayı yiyoruz takım olarak. Ve Almanya’dan Yunanistan’a son turnuvaya giderken elimiz boş dönüyoruz. Son turnuva öncesi bildiğiniz üzere takımlar 12 kişiden oluşuyor. Ve biz 15 oyuncu ile oynuyoruz turnuvalarda şu an. 3 oyuncunun daha Almanya’ya gitmeyeceğini düşünürsek son turnuvada ciddi bir forma savaşı olacağı aşikardı.

Son turnuvamız komşudaydı ve burada da Litvanya,Yunanistan ve Hollanda ile oynadık. Doğrusu beni en şaşırtan turnuva buydu. Cedi’nin olmayışı 12 adamı belirlemek açısından da bir hayli önemliydi ve ilk maçta ciddi anlamda Litvanya’yı domine etmeyi başardık. Yine kabul edilebilir bir yüzdemiz yoktu iç saha isabeti olarak %46 ile attık ama Ergin Hoca’nın başından bu yana yaptırmaya çalıştığı o savunma ile maç kazanma kurgusunu ilk maçta iyi uyguladık ve disiplini oyun stili ile ün yapan Litvanya’ya son çeyrekte 4 sayı attırarak ülke rekoru kırdırdık onlara. İkinci maç birnevi rövanş niteliğindeydi. Yunanistan’a karşı iyi oyun oynadık ancak tecrübesi ile Spanoulis’in önderliğinde ev sahibi avantajı ile de maçı kazandı Yunanlılar. Bizde son maçı rahat geçeceğimizi düşünerek Hollanda’ya karşı Ersan ve Bobby’i oynatmayarak başladık. 20 sayı farkla geçen ilk çeyreğin ardından artık son kadro yapılanmasının kimler olacağını hakkında kafamızda netleşmeler olmaya başladı elbette. Bu maçta da kronik sorunumuzu çözdük diyemeyiz çünkü bu maç belirleyici bir maç değildi benim kanaatimce. %70lerde iç saha isabetimiz vardı evet ancak tartışmasız Hollanda bizim kalitemizde bir takım değildi ve içeriyi domine etme konusunda takımımızın oyun tarzı ciddi derecede iyi hamlelerle sağlandı. Son çeyrek sadece 7 sayı attık ve maçı 2 uzatma sonunda kazanarak 5 Eylül’ü beklemeye geçti Milli Takımımız.

 

Peki asıl önemli sorulara gelecek olursak , 12 kişilik kadro ne olacak? – Forma savaşının sınırlarında bulunan oyuncular Furkan Korkmaz-Kenan Sipahi-Kartal Özmızrak-Göksenin Göksal ve Birkan Batuk. Bu beş isimden üçünü Almanya’ya götürmeyeceğiz.  Genelde ülkeler 3 oyun kurucu ile katılırlar turnuvaya. Biz zaten Dixon ve Sinanla 2 oyun kurucuyu götürüyoruz. Eğer Kenan’ı da alacak olursak yanında Furkan ya da Göksenin  doğru tercih olacaktır boyalı alanda hücum anlamında. Ancak bana kalırsa Dixon ve Sinan’ın yanında Doğuş gibi Melih gibi ciddi oyuncular var oyun kurucu oynayabilecek ve Birkan ile Göksenin’in Almanya’da olması tercihim.  Grubumuzda İtalya ve Almanya gibi boyalı alan savunmasını iyi yapan ve yeri geldiğinde dış şutlarımız ile tempoyu ayarlamamız gereken takımlar ile oynayacağız. Bu noktada Birkan ve Göksenin doğru hamleler olacaktır. ( Bu seçimler ile kadromuz ; Sinan-Dixon-Doğuş-Birkan-Göksenin-Melih-Cedi-Barış Hersek-Ersan-Furkan Aldemir-Oğuz-Semih )

Turnuvada nasıl bir sonuç alırız? – 12 Dev Adamımızın turnuvadaki öncelik hedefi elbette şampiyonluk ancak bu turnuva 2016 Temmuzda oynanacak olimpiyat elemeleri için de ayrı bir önem taşıyor. Bu turnuvada final oynayacak iki takım doğrudan olimpiyata gidecek. Yarı finalistler ile turnuvanın 5. 6. ve 7. Takımları da 2016 Temmuz’da olimpiyat elemelerinde ter dökecekler. Türkiye’nin gruptan 4. çıkması halinde rakibimiz yüksek olasılıkla Fransa olacaktır ve bundan sonra gelecek rakiplerde en az Fransa kadar zorlu olacaktır bu bizim için pek iç açıcı bir haber değil. Ancak İspanya ve Sırbistan’ın grubu ilk iki sırada bitireceğini düşünürsek, İtalya’yı ve diğer takımları yenmemiz halinde 3. Çıkarız ve önümüz ciddi derecede açık olur en azından olimpiyat elemeleri için. Bu noktada turnuvanın ilk maçının İtalya maçı da olması ayrı bir önem ve motivasyon olacaktır

 

Koç Ergin Ataman ve 12 Aslan Yüreklinin artık hazır olduğu kanaatindeyim. Geçirilen hazırlık dönemi sonrası taşların yerine artık net olmasa da büyük ölçüde oturduğunu , ufak pürüzlerin maç içerisinde geçeceğini düşünüyorum. Takım içinde hala bana kalırsa sıkıntılı dakikalarda Ersan ya da Bobby’nin tam anlamıyla liderlik yapabileceğini düşünmüyorum. Bu noktada da bir sıkıntı yaşayabiliriz. Ancak çok çalıştık çok çaba sarf ettik ve hazırız. Allah’ın da izniyle ve ekstra çabalarımızla bu turnuvadan iyi bir sonuç çıkaracağımızı ümit ediyorum. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere, hoşçakalın.

Yazar: Mehmet Murat Toprak

NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir