NBA Günlükleri

15 Günde 30 Takım, Utah Jazz

Önümüzdeki sezon Utah Jazz için hayati önem taşıyor olmayabilir, elli maç kazanmaları da bir şart değil ancak bazı etmenler hakkında daha sağlıklı bir öngörüde bulunabilmek adına çok kritik bir sezona giriyorlar. Önce en büyük sorunun olduğu pozisyon ile başlayalım: Oyun Kurucu pozisyonu. Dante Exum temmuz ayında bizim basketbol jargonumuza “Derrick Rose Sakatlığı” olarak giren torn acl sakatlığını yaşadı ve 15-16 sezonunu kesin olarak kapattığı birkaç hafta önce açıklanmıştı. Hayal kırıklığı kavramını Utah taraftarının gözünde yeniden tanımlayan Trey Burke belki de son şansını kullanacak. Yüzde 35’lerle şut atıp bir türlü oyunu yeterli seviyede yönlendirememek için elindeki son ve en büyük fırsat bu. Takımın tavanı kolej basketbolunun efsanelerinden olan bu çocuğun oyununu en nihayetinde ortaya koyup koyamamasına bağlı olarak değişecek. İki-üç adım yukarı atarsa takımın seviye atlayacağı çok açık. Dante’nin yokluğunda yine skorer özellikli atletik oyun kurucu Bryce Cotton ve bu sezon İspanya Ligi’nden gelen fiziksel dezavantajlarına rağmen belli oranda “komple” olarak tabir edebileceğim bir oyun yapısına sahip Raul Neto da 1 numara oynayacak oyuncular arasında olacak. Geçen sezonun çok büyük bölümünü sakat geçiren guard Alec Burks’ün de bu pozisyonda bol bol süre bulacağını söylemeliyiz. Karanlık Tyrone Corbin döneminde denenmiş ve başarılı olmuştu. Hırsını, tercihlerini iyi yönlendirmeyi başarabilirse halen büyük bir potansiyel kendisi. O da tıpkı Burke ve Cotton gibi skor yönüyle öne çıkıyor. Oyun kurma becerisi vasatın altında ancak harika bir delici olmasıyla birlikte pozisyonuna göre üst seviye bir bitirici olması Burks’ü en azından benim gözümde takımın PG pozisyonundaki ikinci tercihi yapıyor. Dikkat çekmek istediğim bir diğer mühim nokta oyun kurucu savunması.

jazz

 

Hücum belki bir şekilde yürür ancak bu husus Utah’ın en bariz sorunlarından. Yaz boyunca Dante’nin sakatlığı sonrası defansif yapıda düşük profilli bir oyun kurucunun apar topar takasla alınabileceği konuşulmuş, Garrett Temple ismi gündeme gelmişti. Bu hamle yapılmadı ve takımdaki en iyi pg savunmacısı asıl pozisyonu 2 numara olan Alec Burks gibi gözüküyor ve kolayca anlaşılacağı üzere bu hiç iyi bir durum değil. Anlaşılan Utah bu durumu üst seviye pota altı savunması ve kadrosundaki her oyuncunun özverili, hırslı oyunuyla dengelemeye çalışacak. Haydi Daldan dala atlamaya devam edelim! Quin Snyder’ın takımın başına geçmesi Utah’ta Corbin felaketinin ardından 20 yıl sonra gelen bahar gibiydi diyebilirim. Corbin’in ısrarla bitik veteranlara 30-35 dakikalar vermesi, Utah gibi yakın tarihin en istikrarlı takımlarından birinin karakterine yakışmayan bir sistem oturtmaya çalışıp başarısız olmasından sonra modern oyuna yatkın, teknik-taktik bilgisi yüksek, harika koçlarla çalışmış ve eline ilk kez büyük şans geçen Snyder’ın gelişi Utah’ı ölüm uykusundan uyandırdı. Maksimum kontratı aldığı gün bu kontratı alması neredeyse dalga konusu olan Gordon Hayward NBA çevrelerini şaşkınlığa uğratarak başarıyla liderliğe soyunmuş, gerçek manada sorumluluk almaya, sahada bir yıldız gibi oynamaya başlamış, korkusuzca potaya gidip, gerektiğinde seti oynatıp, yüksek şut yüzdesine yeniden kavuşmasını bilmiş, yaklaşık 17 yıldır kendisinden beklenen çıkışı yapamayan Derrick Favors ligin all starlardan sonra en kaliteli 2-3 uzunundan birine dönüşmekle kalmamış, yin e yıllardır bir türlü ilerletemediği alçak post oyununu belirgin şekilde geliştirerek iyi bile sayılabilecek bir orta mesafe şutunu da repertuarına eklemişti.

Utah yine savaşıyor, yine hiçbir rakipten korkmuyordu. Tüm bunların üstüne bir de her ne kadar hücumda çok etkili olsa da takımın kimliğine adeta zıt olan ve sonra yaptığı açıklamalarla sporcu karakterinin ne kadar zayıf olduğunu gözler önüne seren Enes Kanter’in gidişi eklenince Rudy Gobert sonunda kafesinden salınmış, Utah uçuşa geçerek all star sonrasını harika oynamıştı. Halen çok kötü olan bir Trey Burke, son derece toy bir Exum ve sakat olan Burks’ün yokluğuna rağmen durum böyleydi. Sezon sonunda Rodney Hood’un sağlığına tam olarak kavuşup yaptığı çıkış, Trevor Booker’ın duruşu, 27 yaşındaki Joe Ingles’ın ara ara yaptığı liderlik… Bunların hepsi ümit veriyordu. Hem de çok… Utah Drafttan birçoklarının “büyük kumar” olarak nitelendirdiği forvet Trey Lyles’ı seçti. Çok yönlü bir oyunu olduğu rahatça anlaşılıyor ama o da Exum gibi fazlasıyla toy ve tecrübesiz. Ben eleştirilere rağmen umutluyum kendisinden. Üçlüğüne eğilip farkındalığını, oyununun mental yönünü stabil bir hale sokabilirse önemli bir yeni nesil 4 numara olabilir. Rudy Gobert muhteşem all star sonrası performansını tüm sezona yayabilecek mi? Favors birkaç basamak daha yukarı atabilecek mi? Burke ile tamam mı devam mı? Gordon Hayward KD-Lebron-Leonard üçlüsünden sonra akla ilk gelen 3 numara olabilecek mi? Bu soruların hepsi bu sezon cevabını bulacak ve Utah’ın önümüzdeki 3-4 yılını şekillendirecek. Utah ruhu yeniden doğdu ve biliyoruz ki playoff yapmaları sürpriz olmayacak…

-Faruk Sipahioğlu

Önceki: Miami Heat

Gelecek: Charlotte Hornets

 

NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir