NBA Günlükleri

Dikkat! : +13 | Paul George’un Dönüş(üm)ü!

Indiana Pacers, 2010 yazında 1. tur 10. sıradan bir genci seçti. Kuşkusuz NBA tarihine yeni bir soluk getirecek, biraz da acayip bir gençti bu arkadaşımız. En basitinden, 22 yaşında lockout dönemine girdiği boyla lockout döneminin bittiği dönemdeki boyu arasında 4 cm’lik bir fazlalık olan bir genç. Evet, hikayemize başlıyoruz. Mücadelenin diğer adı: Paul George!

Kendisi çoğu özelliğini ve yaşamışlıklarını -sakatlık dışında-  LeBron James’e benzettiğim bir oyuncudur, Paul George. Sıkı bir Kobe hayranıdır ve bu sebepten de “geçmişte” 24 numaralı formayı sırtına geçirmiştir. Her fırsatta da onunla oynamak istediğini belirtmiştir. Forma hikayesine gelmeden önce George’un NBA’e ilk adımlarından itibaren gelişen süreçlere bir göz atalım.
İlk zamanlarda potansiyeli yüksek bir oyuncu olarak bilinse de öyle çok da büyük sükse yarattığını söyleyemeyiz 2010 Draftı’nda. NBA ve Indiana’daki ilk sezonunda 61 maçta forma giyerken 19 maça ilk 5 başladı ve ortalama 20 dakika süre aldı. Bir çaylak için ortalama süreler diyebiliriz aslında. Ama daha sonrasında bu dakikalar George gibi bi oyuncu için yeterli olmayacaktı. George’un başarılarına ilk adımı 2011’de sezonun en iyi ikinci çaylak beşine seçilmesi oldu. (Ne kadar başarı sayarsanız artık.)
george

Neyse, Paul George sürelerini daha da arttırmaya başlıyordu artık. Sürelerini arttırmakla kalmayıp, takımı da taşımaya başlıyordu. Yazımın başında LeBron’a benzetmiştim. Evet, NBA’e gelişi, ilk sezonu vs. LeBron kadar ortalığı sallamasa da Indiana’yı sırtına aldığı günden itibaren 2003-2010 yılları arasındaki LeBron rolünü üstlenmeye başladı Pacers’ta PG. Paul’un yanında, Hibbert’lı Scola’lı Stephenson’lı Hill’li Pacers kadrosu uzun yıllar aradan sonra eski günleri anımsatmıştı Indiana cephesinde. Başlarında pek tabii ki Paul George vardı, bir Reggie Miller edasıyla. 2013’te dönemin efsane Miami’siyle Doğu Konferansı Finali’nde karşı karşıya geldiler. Muazzam bir mücadele vardı iki takım arasında. O sıralar Miami ve Indiana’da özellikle oyuncular arasında çok sıkı bir rekabet vardı ve bu da eşleşmeyi ayrı bir güzel kılıyordu. PG’nin Birdman’i poster ettiği pozisyon hala çoğumuzun hafızasındadır. İşte o Miami’yi bile 7.maça kadar zorlayıp Final biletini son anda kaçırmıştı PG önderliğindeki Indiana.  Artık George adını herkese duyurmaya başlamış ve “İşte NBA’in yeni starı geliyor!” sözlerini hemen hemen herkesin ağzına dolamıştı. O sene sonunda MIP (En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu) ödülünü aldı ve All-Star’a da seçildi George. Olağanüstü smaçları, özellikle de 3. ve 4. periyodlarda yaşadığı patlamalar, kazandırdığı maçlar… Artık tam bir yıldız özellikleri vardı Paul George’ta, gittikçe parlaklaşan.

pg poster

Sonrasında PG bir karar aldı. Forma numarasını değiştirdiğini ve artık 24’ü değil 13 numarayı giyeceğini açıkladı. Peki neden yaptı bunu? PG bu konuyu batıl inançlarına bağlıyor. 24 numaranın hala onun en favori numaralarından biri olduğunu ve hep de olacağını açıkladı. Ama değişmenin zamanı gelmişti. 13 ile beraber George güzel de bir lakaba sahip oldu “PG-13” Amerika’da sinema filmlerinin 13 yaş altındaki izleyicilerin aile izni olmadan izleyemeyeceği görüntüler anlamına gelir bu “PG-13”. Yani başka bir deyişle, +13 de diyebiliriz. Bakalım bu 13 PG’ye nasıl gelecek derken o talihsiz an yaşandı. 2014 yazında, ABD Milli Takımı’nda oyuncular arasında yapılan bir gösteri maçında akıllara Shaun Livingston’ın korkunç sakatlığını getirecek derecede talihsiz bir an yaşadı Paul George. Herkesi korkuttu. Kaval kemiği kırıldı ve sahalardan uzun bir süre uzak kaldı. Kısacası, bir basketbolcu için çok trajik bir olay yaşadı. Herkes “Acaba eski formuna dönebilecek mi?” sorusunu akıllarından geçirmeye başladı haklı olarak, kolay bir sakatlık değildi çünkü. Ama sadece 3 ay sonra, PG bireysel çalışmalarına başladı. “Pes etmiyorum!” dedi adeta.

pg13

Ve o günden itibaren George’un dönüşünü bekliyorduk dört gözle. O günler geldi, PG ilk maçlarına çıktı ve herkesin içini rahatlattı. Takımın skor yükünü yine üstleneceğini sinyallerini verdi. Ama hala biraz daha zamana ihtiyacı var. Ben hala LeBron gibi bir çıkış yakalayacağına inanıyorum ama kendi takımında ama başka takımda. Başka bir takıma gitmesi söz konusu olursa da bu takımın hangi takım olacağını tahmin etmek pek tabii ki zor olmaz. Belki idolü Kobe’yle yan yana oynama fırsatını kaçırabilir ama onun yerini bir nebze de olsa doldurabilir “mi?” ne dersiniz?

O kadar ileriye gitmeden önce yazımızın sonuna yaklaşırken Pacers’ın “PG-13″lü yeni sezonuna bakalım. Paul George’un dönüşü hiç kuşkusuz onları Doğu’da yine yarışın içine sokacaktır. Özellikle de Monta Ellis takviyesinin, Indiana Pacers’ın 2015/2016 roster’ına baktığımızda kadroya büyük bir güç kattığını söylemek yanlış olmaz.
O zaman rahatça koltuklarımıza uzanıp Paul George’un sübliminal mesajını dikkate alalım. +13 smaçlara,buzzer’lara ve bloklara hazır olalım. Belki gelişimine göre +18’e çıkar, belli mi olur?
Onu bunu bilmem ama, Indiana’nın Konferans Finali’nde Cavs ile eşleşmesini dört gözle bekliyorum. LeBron ile yeniden karşılaşmasını, birbirine çok benzeyen iki oyuncunun rekabetini yeniden izlemek istiyorum. İşte o zaman her şey +18’e dahil olabilir. Ligimize yeniden hoş geldin “PG-13” !

Yazan: Taylan KILIÇ

Taylan Kılıç on FacebookTaylan Kılıç on InstagramTaylan Kılıç on Twitter
Taylan Kılıç

Hayali muhabirlik olan, şimdilerde ise çok sevdiği basketbol adına naçizane yazılar yazan biri.


Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir