NBA Günlükleri

Yeni Sezonun Şampiyonluk Adayları

Bu yazının sezon başlamadan önce yayımlanması gerekiyordu ancak tatil girdiği için yolculuk yapmak durumunda kaldım, birazcık üşendim ve maalesef bugüne kaldı. İlk iki gün izlenimlerim pek bu yazının içerisinde yer almıyor, çünkü yazının büyük çoğunluğu sezon başlamadan önce yazılmıştı. İlk iki gün izlenimleri için buraya bakabilirsiniz.

Sezon başında çok fazla olan şampiyonluk adaylarının, büyük ödüle uzanmaya yakınlıklarına göre bir sıralandırma yaptım ve takımlara yüzdeler verdim. Yüzdelerin pek bir matematik altyapısı yok, sadece kendimce yaptığım oranlar.

Bu yazıda fazla derin olmayan, ama ağzınızda güzel tad bırakacak takım değerlendirmeleri yer alıyor. Buyurun:

 

golden state 1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Golden State Warriors (% 24)

 

Geçen senenin şampiyonları, ciddi bir eksik olmadan geri dönüyorlar. Sadece David Lee’yi kaybettiler ve zaten David Lee’ye pek de ihtiyaçları yoktu. Geçen sene final serisinde oynamış olması, ve onun oynadığı bölümlerde işlerin iyiye gitmiş gibi gözükmesinde büyütülecek bir şey yok. David Lee yerine gelen Jason Thompson ise Lee’ye göre daha faydalı olabilecek bir oyuncu. Tarz olarak kadrodaki Maurice Speights’e benzese de, ona göre daha çabuk, uzun fakat onun kadar iyi şutör ve bitirici değil. Ondan yeterince faydalanacaklardır. (daha detaylı bir inceleme için 15 Günde 30 Takım Golden State’e de bakmanızı önereceğim.)

Ama Jason Thompson çok fazla bir şey değiştirmiyor. Geçen sezon tüm zamanların en iyi 6. galibiyet yüzdesi ve derecesi olan 67-15 ile bitirdiler. NBA tarihinde onlardan iyi olan takımlar:
1. 72-10’luk birçoklarına göre tarihin en iyi takımı 95-96 Bulls
2. 96-97 Bulls
3. 33 maçlık NBA tarihinin en uzun galibiyet serisini gerçekleştiren 71-72 Lakers
4. 66-67 Philadelphia
5. 72-73 Boston

Görüldüğü gibi son 19 yılın en iyi normal sezon takımı. PlayOfflarlarda önlerine geleni hafif zorlanarak geçtiler. Doğu’da Cleveland’ın yaptığı gibi 3 seriyi 3. viteste değil, Batı’nın inanılmaz zorluğunda birazdan burada da yazacağımız 2 takımı ve herkese zorluk çıkaran Memphis’i yenip finale çıktılar.

Off-Season’da süren “Golden State şanslıydı.” argümanın haklılığı olmasının yanı sıra saçmalıktan öte bir şey değildi. Burada da değindiğimiz gibi her takım ne kadar iyi olursa olsun şansa ihtiyaç duyar. Zach Lowe’ın 27 Ekim’de yazdığı gibi; Thunder, Ibaka, Durant ve Westbrook’un aynı anda sahada olduğu hiçbir Play-Off serisini kaybetmedi, fakat maalesef bu onları şampiyon yapmıyor.

Mesela, geçen sene Cleveland’ın yaşadığı sakatlıkları düşündüğümüz zaman onları şanssız olarak adlandırabiliriz, ya da New Orleans Pelicans’ı. Bu durum NBA tarihi boyunca geçerlidir. Kendi önemli oyuncularınızdan birisi sakatlanırsa, şampiyon olma şansınız ciddi oranda zedelenir, rakibinizin önemli oyuncuları sakatlanırsa da o rakibi yenme ihtimaliniz fazlasıyla artar. Bu çok da karmaşık bir durum değil.

-Örn. Geçen sene Bayern, iki maçta toplam iki gol farkla Barcelona’ya yenildi. Robben ve Ribery’i kullanamadılar. Yani Barcelona ne kadar iyi olmuşsa olsun –ki çok iyilerdi, aynı zamanda şanslılardı.

Şanslı muhabbetini kenara bırakırsak, bu kadar genç bir takımın hem oyunculardan bireysel olarak, hem de yapısal olarak ileriye gideceklerini düşünmek fazlasıyla normal. Hatta daha da ileri gitmek istersek şunu söyleyelim: Stephen Curry daha tam olarak kariyerinin en iyi dönemine girmemiş olabilir!!! Buna rağmen bu tip şeyler yapıyor:

 

 

Golden State, final serisinde Curry-Thompson-Iguodala-Barnes-Green beşiyle inanılmaz bir hücum takımı olup, savunmada neredeyse her pick n roll’u değişebiliyor, bu savunmanın dengesinin bozulmasını engelliyor, böylece rakip bir türlü aradığı kolay şutu bulamıyor. Pick n Roll hücumunun temel amacı rakip savunmanın dengesini bozmaktır, daha basitçe söylemek gerekirse 4e karşı 3 hücum etmeye çalışmaktır. Bu dizilişte direkt pick n roll savunmasının birincil amacını geçersiz kılmış oluyorsunuz.Bu beşi tabiki DeMarcus Cousins veya Marc Gasol gibi hala alçak postta etkili olup takımdan başka şeyler götürmeyen nadir oyunculara karşı kullanamayabilirsiniz, ya da her çabuk ayaklı oyuncuyla sistemi oynayamazsınız.

golden state 2

Elinizde Draymond Green gibi savunmada herşeyi sağlayan bir oyuncuya ihtiyacınız var, ilk turda Anthony Davis’i, daha sonrakinde Marc Gasol’u, üçüncüsünde James Harden’ı, finallerde de LeBron’u savunmuş bir oyuncudan bahsediyoruz. Pozisyonu için kısa olmasına rağmen, uzun kolları, bitmek tükenmeyen enerjisi, bir kamyon kadar gücü olduğu için bu kadar çok farklı tip ve üst düzey oyuncuyla eşleşebiliyor, ve ribaund sıkıntısı yaşamanızı da engelliyor. Draymond Green NBA tarihinde maç başına 8.2 ribaund ve 3.7 asistle oynayıp, 1.4 de üçlük atan tarihteki 5 oyuncudan biri. Buna 1.6 top çalma ve 1.3 blok rakamlarını da eklersek tarihte bunu sadece Green’in ve Shawn Marion’un yaptığını görüyoruz. Draymond Green bu kadar çok yönlü, ve size her türlü esnekliği sağlayabilecek bir oyuncu.

Curry bu takımın en iyi oyuncusu, ama bu takımı simgeleyen ve karakterini oluşturan en önemli oyuncusu Draymond Green. Curry-Klay-Green üçlüsü isim olarak olmasa da oyuna etki, uyum ve birbirini tamamlama bakımından ligdeki her üçlü kadar iyi, belki de en iyisi. Bu da onları otomatik olarak en iddiali takımların arasına koyuyor zaten, ki kadronun geri kalanını da düşündüğümüz zaman ben onların ligin en büyük favorisi olduğunu düşünüyorum.

cleveland 3

 

Cleveland Cavaliers (% 23)

Golden State Warriors’un en büyük rakibi yine finallerde karşılaştıkları Cleveland Cavaliers olacaktır. Cleveland’ın burada değinilecek diğer takımların hepsine oranla çok büyük bir artısı var: Doğu Konferansı’nda olması. Doğu’da olduğu için Batı takımlarının normal sezon ve Play-Off’larda yaşadığı zorlanmayı ve yorulmayı yaşamıyor. Bunun için sezon boyunca istediği oyuncuları dinlendirebilen, sakat oyuncularını biraz daha yavaş takıma geri getiren, bazen sahadaki dizilimler ve şemalar konusunda kutunun dışında düşünüp “Tutar mı acaba?” dedikleri şeyleri daha fazla deneme imkanına sahipler. Cleveland’ın şu anda bulunduğu durumu düşündüğümüz zaman da buna fazlasıyla ihtiyaç duyuyor. Iman Shumpert, Kyrie Irving, LeBron James ağırlıkları ve dönüş süreleri değişen sakatlıklardan geliyorlar ve tam hazır durumda değiller, Tristan Thompson hazırlık kampına katılmadı, Kevin Love çok ağır bir omuz sakatlığından yeni dönüyor ve omuz sakatlığı, etkileri en zor geçen sakatlıklardan.

Fakat bunları bir kenara bırakırsak, geçen sene en iyi iki oyuncusu olmadan şampiyonluğu almanın 2 maç yakınına gelen takımın sakatlıklar olmadan büyük ödüle çok da uzak olmadığını söylemek gerekir. Yazın önemli bir ekleme yapmadılar. Mo Williams’ın bir yararı olacaktır ama çok fazla şey beklememek gerek, Sasha Kaun bu kadar kalabalık bir uzun rotasyonunda sakatlıklar vs. dışında çok fazla süre alamayacaktır, Richard Jefferson ise 35 yaşında.

cleveland 2

NBA’de transferler Free Agent piyasası dışında takaslar ile yapılabiliyor. Takas yaparken eğer Salary Cap’in üzerindeyseniz( büyük oranda iddialı olmak için üzerinde olmalısınız) verdiğiniz oyuncuların maaşlarının toplamı, aldığınız oyuncuların toplamına eşit olmalı, ya da ondan daha az olmalı. Trade Exception, takas yaparken Trade Exception’un miktarı kadar hayali bir maaş gibi işlev görüyor. Takım bir şey ödemezken, böyle bir para ödüyormuş gibi gözüküyor ve bu Salary Cap’e etki etmiyor. Takas’ı yaparken de maaşları dengelemenizi sağlıyor. Örn: siz yıllık 5 milyon dolar kazanan bir oyuncunun yanına 10 milyon dolarlık Trade Exception ile 15 milyon dolarlık bir oyuncuyu takasla alabiliyorsunuz.

Cleveland’ın da 10.500.000 $’lık bir Trade Exception’u var. Shumpert’ın sakatlık ve istikrar sorunları var, ve başka 2 numara oynayabilen NBA seviyesindeki tek oyuncu J.R. Smith kalıyor. Normal sezonda bizi şaşırtmasına rağmen, PlayOfflarda kendisinine güvenilemeyeceğini 565. kez ispat etti. Bu takımın hem 2 numarada derinlik, ve derinliğin ötesinde direkt kaliteye ihtiyacı var. LeBron’un da bir yedeği olmadığı düşünülürse (üzgünüm James Jones) bu takımın bir dış oyuncuya ihtiyacı var. Tristan Thompson hamlesinin ardından inanılmaz büyük bir vergi ödeyen Cleveland’ın böyle bir topa girip giremeyeceği tartışılabilir, ancak takımın gözükmeyen GM’i LeBron James ne istiyorsa yapılacaktır, ve o da böyle bir oyuncuya ihtiyaç duyulacağını biliyordur.

Toparlamak gerekirse, Cleveland’ın tüm gücüyle nereye gidebileceği bilinmiyor, yukarıda bahsettiğimiz iki numara sorunu aslında herkes sağlıklıyken elzemliğini biraz kaybediyor. Bu mevkideki oyuncuların yeterli olduğundan değil, diğer bölgelerde çok güçlü oldukları için. Cleveland NBA çevrelerindeki 1 numaralı favori, onları kesinlikle yine iddialı oldukları bir sezon bekliyor.
thunder 4

Oklahoma City Thunder (16 %)


Durant geri döndü! Geçen sezon kendisini yeteri kadar izleyemedik, umarız bu sezon tekrar benzer sorunlarla uğraşmak zorunda kalmaz. Oklahoma City’de sezonun en büyük hikayesi Durant’ın yokluğu olmasına rağmen, onun kadar büyük ikinci hikayesi Russell Westbrook’un performansıydı. NBA tarihinde bir sezonda 28 sayı, 7.2 ribaund, 8.5 assist ve 2.1 top çalma ortalamalarıyla oynayan tek bir oyuncu var: Russell Westbrook.

Bu çok göz alıcı bir performans olsa da takım konseptleri içerisinde bir oyuncunun oyunu bu kadar domine ediyor oluşu kümülatif olarak takımı hafiften geriye çekiyor. (Bu ifade Anthony Davis’i kapsamıyor. Kendisi başka bir gezegenden.) Tabi ki bu söylediğim, ortada iyi bir takım varsa geçerli oluyor. Geçen seneki Oklahoma City takımı iyi bir takım değildi. Takımın sadece önemli oyuncuları değil, kadronun daha geri plandaki oyuncuları da çok fazla sakatlık problemleri yaşadı, Dion Waiters ve Enes Kanter gibi çok da iyi olmayan oyuncular için ciddi bedeller ödendi, beklenilen verim alınamadı.

Waiters hakkında çok yazmıştım ama sitemiz saldırıya uğradığı için silindi maalesef. Kendisi basketbolun takım oyunu olduğu konseptini kavramayan, bütün analitik çalışmaları elinin tersiyle iten bir oyuncu. Kendisi akıllı bir NBA oyuncusu değil. Kawhi Leonard, Paul George ve potansiyelleri itibariyle Otto Porter, Tony Snell, Giannis Antetokounpo, Khris Middleton gibi oyuncular bugünün NBA’nin sembol oyuncuları. Bu oyuncular isimlerinin içerisinde LeBron, Durant, Brow gibi adların geçmediği durumda iyi oyuncu nasıl olur sorusunun cevapları. Daha doğrusu, bu dönemi en iyi temsil eden çok yönlü, hem şutör hem atlet dış oyuncular. Waiters da büyük oranda belli ham yetenekleri taşısa da tercih ve eğilim açısından o kadar uzak kalıyor ki mevzuya tamamen işlevsiz bir oyuncuya dönüşüyor. Kendisi köşeden boş attığı üçlüğün, pası alıp topu 3-4 kere yere vurup el üstünden attığı 6 metrelik şuttan iyi ve daha doğru şut olduğunu anladığı zaman belki NBA’de bir yere gelebilir, ancak şu anda değil.

thunder 3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Enes Kanter ise hücumdaki bütün becerilerine rağmen maalesef çok kötü bir savunmacı. Hatta NBA’in en kötü savunmacısı. Maç başına en az 30 dk süre alan ve en az 6 pozisyonda çemberi savunmak durumunda kalan oyuncular arasında rakip oyuncular kendisine karşı % 56.4 ile basketi yaptılar, kriterleri karşılayanlar arasında en yüksek yüzde. (Thunder’la çıktığı 26 maç süresince)

 

 

thunder 2

via stats.nba.com
Enes Kanter nasıl hücumda çok üst düzey, savunmada berbat durumdaysa, kadrodaki diğer “gerçek” pivot Steven Adams ise ortalama üstü savunmacı ve kötü hücumcu. Çok kuvvetli olsa da ayakları çok çabuk değil ve çok patlayıcı bir atlet olmadığı için pick n roll uzunu rolünde çok iyi bir bitirici değil. Daha doğrusu fena bitirici değil ama çok iyi bir devrilici değil. Bu uzunların “180 derece” zıtlığı NBA çaylağı koç Billy Donovan’ın işini zorlaştıracak. Şu anda Steven Adams’ı başlatıp Enes’i benchten oyuna sokacak gibi gözüküyor ve bu durum Enes’in fazlasıyla işine yarayabilir. John Wall yerine Ramon Sessions, Chris Paul yerine Austin Rivers, Kyrie Irving yerine Mo Williams’la karşılaşacak olması onu savunmada biraz saklayabileceği anlamına geliyor. Hücumda da önemli uzunlara karşı bile iyi bitiriciyken yedek uzunlara karşı çok daha başarılı olacaktır. Tabi PlayOffllarda rotasyonlar daraldığı, ilk beş oyuncularının dakikaları arttığı zaman dediğim durum geçersiz olacaktır, Billy Donovan o zamana kadar başka bir çözüm düşünmek durumunda kalacaktır.

İşin bir de iki numara pozisyonundaki bilinmezliği var ki, bu takımın şu andaki en büyük sorunu bu. Geçen sene ilk beş çıkan, ve Billy Donovan’ın da bu seneki birinci tercihi Andre Roberson hiç üçlük atamayan bir oyuncu, ve Golden State, Tony Allen’ı nasıl oyundan düşürüleceğini gösterdikten sonra Roberson’u nasıl kullanacağı büyük soru işareti. Anthony Morrow NBA tarihine geçecek kadar iyi bir şutör ama başka hiçbir katkısı yok ve koçlar ona genellikle pek güvenmiyor. Dion Waiters var, o da bildiğimiz Dion Waiters. Geçen sene bir süre denenen aslında üç numara olan Kyle Singler ise geçen sene çok kötüydü. Ondan daha iyi bir sezon geçirmesi beklenebilir, ve iki numarayı idare de edebilir ancak ona Durant ve Ibaka’nın uzun ikilisi olarak yer alacağı kısa beşlerde 3 numara oynaması için daha çok ihtiyaç duyulacaktır. Kısa beş demişken, Westbrook-Morrow-Singler-Durant-Ibaka beşinin hücumda yapabileceklerinin sınırı yok. NBA tarihine geçen rakamları katlayabilecek bir beş. Durant’ın uzunluğu, Ibaka’nın da çember savunması onları savunmada işleri idare edecek seviyede tutacaktır. Westbrook’u böyle bir alan paylaşımıyla hayal etsenize. Normal şartlarda bile bunu yapıyor manyak:

Enes ve Adams gibi iki tane ortalama üzeri pivotunuz varken bu beşi ne kadar oynayabilirsiniz soru işareti ama Oklahoma City’nin kendi zincirlerini kırması için bu beş çok kritik olabilir.

İki numaradan verimli dakikalar alınamazsa Thunder’ın elinde burayı idare edecek bir oyuncuyu almaya yetecek takas parçaları da bulunuyor onlardan böyle bir hamle beklemek gayet normal bir davranış olacaktır.

Yine de NBA’in aktif en iyi 7 oyuncusundan ikisinin bu takımda olduğunu hatırlatmakta fayda var. Westbrook-Durant-Ibaka üçlüsü sahada aynı anda yer aldığı zaman diğer oyuncuların kim olduğu pek farketmeden herkesle çarpışabilecek bir üçlü. Sağlıklı kalmaları, ve ortalama katkı verecek bir yardımcı oyuncu grubu onları en tepeye kadar götürebilir. Bu takımın başına maalesef devamlı talihsiz bir olay geliyor ve bu yüzden insanlar onları biraz buralardan indirmeye başladı ama Westbrook ve Durant’e karşı çok fazla iddialı olmak doğru değil.

spurs 1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

San Antonio Spurs (% 15)

San Antonio Spurs, yazın en ses getiren hamlesini yaparak Tim Duncan döneminde ilk kez kariyerinin en iyi döneminde olan bir yıldızı takıma eklediler. Tabi bunun bir bedeli oldu. Son 5-6 yıldır ilk kez San Antonio inanılmaz derin bir kadroya sahip değil.

Manu Ginobili 38 yaşına giriyor, Rasual Butler şut atmaktan başka pek bir şey yapamıyor, savunmada sıkıntı yaratibilir, Kyle Anderson çaylak sezonunda neredeyse hiç oynamadı. Yani şu çok net görülüyor ki bu takımın 2 ve 3 numara pozisyonlarında ciddi bir darlığı var. Geçen sene Danny Green ve Kawhi Leonard’ın sırasıyla maç başına 28 ve 32 dakika oynadıklarını düşünürsek, bu sene onların üstlerine binecek yük bir miktar artacaktır. Kağıt üzerinde sadece Bellinelli ve Rasual Butler değişiyor ancak arada çok büyük fark var. Bellinelli kötü geçirdiği bir senede bile 20 dk civarı oyunda kalabilecek bir oyuncuyken geçen seneki kısa çıkışı dışında NBA kariyeri 3 sene önce bitmiş bir oyuncuyu onun yerine koymak pek mantıklı değil. Kyle Anderson kesinlikle önemli bir tamamlayıcıya dönüşebilir, fakat Ginobili’nin dakikalarının biraz daha kontrol altına alınıp tamamen PlayOfflara hazır kalması amaçlanmalıdır.

Onlar hakkındaki en büyük endişe ise Tony Parker. Geçen sezonun tamamında ve yazın Eurobasket’te de hiç alışık olduğumuz Tony Parker gibi gözükmedi Tony Parker. Duncan’dan 6 yaş küçük, 32 yaşında olmasına rağmen o da NBA’deki 14. Sezonuna giriyor ve sanki artık bir adım geriye atmasını normal karşılamak lazım. Ben San Antonio’nun Parker’ın bir adım atmasını idare edebileceğinden pek emin değilim. Tony Parker ve Ginobili bu takımdaki pick n roll’un toplu oyuncularının tek doğal olanları, ayrıca Parker yegane delici. Onun yedeği Patrick Mills şut üzerinden oynayan, ve yanında bir tane daha topa yön veren bir oyuncuyla oynarken daha verimli olan bir oyuncu. Bu da endişemin biraz daha geçerli olmasının bir diğer önemli kaynağı.spurs 3

Fakat yaz boyunca Kawhi Leonard’ın hücumun odak noktası olma noktasında, dribbling üzerinden skor/pozisyon bulma konusunda ileriye adım attığı söylendi ve belki yükün bir kısmını kendisi üstlenebilirse Parker’ın bir adım geriye atmış olmasını Spurs idare edebilir.

Hücumda, özellikle hücumun başlangıç noktasında önemli endişelerim olsa da bu takım savunmada oyunu fazlasıyla değiştirmeyi vaadediyor. LaMarcus Aldridge ve Tim Duncan da orta-üst düzey çember savunucuları. İkisinin uzunluğu bile çemberi yeterince kapatacaktır. İşin bir de dış savunma tarafı var ki orda da hiç altta kalır yanları yok. Danny Green-Kawhi Leonard ikilisi takımların bir tanesinin savunmasına bile sahip olmak için delireceği oyuncular. Bir tanesi savunmasına NBA’in en iyi dış şutlarını ekliyor, diğeri de çok üst düzey bir orta mesafe ve alçak post oyunu. Danny Green de savunmada çok önemli oyuncu, özellikle bir numaralarla eşleşip onların canını baya sıkabiliyor ancak Kawhi Leonard çok başka bir noktada. Geçen sene de Yılın Savunma Oyuncusu ödülünü kazandı ve savunmada eşleştiği oyuncuyu direk maçtan egale ediyor. Örnek isterseniz bir bakın:

 

 

Geçen sene bu takımın ne kadar iyi olduğunu düşünmemiz gerektiğini hatırlatmak istiyorum. NBA tarihinin en iyi birinci tur serilerinden birinde 7. maçta ve son topta yenildiler. Clippers’ı yenmiş olsalar Batı Konferansı’nda finale kadar çıkıp Golden State’i de yenme ihtimalleri hiç azımsanacak düzeyde değil. NBA yazarları Golden State’i “şanslı” gösterirken, gerekçelerinden bir tanesi de San Antonio’yla oynamamış olmasıydı. Daha da ileri götürürsek, PlayOffların başında Golden State’in şampiyonluk yolundaki en önemli rakibinin San Antonio olduğu söyleniyordu.

Tüm bunları işin içine katıp onların geçen sene de zaten çok üst düzey bir takım olduklarına ikna olduktan sonra şöyle bir detay ekliyorum. Geçen sene Parker-Green-Leonard-Duncan-Splitter beşi NBA’in en iyi beşiydi ve bu beşten Splitter ile Aldridge’ı değiştiriyorsunuz. İkisinin arasında çok büyük seviye farkı var. Yani Parker geri adım atmış olmasına rağmen, dış oyuncu rotasyonunun biraz dar olmasına rağmen sadece Aldridge’ı oraya monte etmek bu takımı şampiyon yapabilmek için yeterli olabilir. Tabi onun sisteme monte edilmesi biraz süre alacaktır. Yıllardır hücumun birinci opsiyonu olarak, kendisi ve Lillard’ın üzerine fazlasıyla kalan bir hücumda oynarken şimdi çok daha fazla top paylaşımı olan, topun durmaması gerektiği bir yerde oynuyor. Bu yaz boyu çok konuşulan bir şeydi fakat LaMarcus Aldridge yeterince iyi bir pasör ve oyunun bir çok sisteme adapte edilebilir. NBA’in en büyük koçu ve en iyi koç ekiplerinden bir tanesi biraz sancılı olsa bile onu sisteme gayet efektif bir şekilde monte edeceklerdir ve Spurs yine şampiyonluğun en iddialı takımlardan biri olacaktır.

 

 

clippers 1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Los Angeles Clippers (% 14)

 

Geçen sene ikinci turda 6. Maçın son çeyreğine 20 sayı önde girmişti Los Angeles Clippers, seride de 3-2 üstünlükleri vardı ama orada tamamen dağıldılar. Houston, James Harden’ın büyük çoğunluğunu kenarda oturduğu ve Josh Smith önderliğindeki geri dönüşüyle sindirmişti Clippers’ı. O Josh Smith’i Clippers kadroya kattı ve sadece onunla kalmadılar. Bir önceki yazın en önemli serbest oyuncu hamlelerinden olan ancak Charlotte’da hiç bekleneni veremeyen Lance Stephenson (% 17 ile üçlük attı.), rüştünü ispat etmek için bu sefer Doc Rivers’ın kanatlarının altına geliyor. Lance Stephenson’dan sonra belki de onlar adına yazın en önemli hamlesi Paul Pierce’ı aldılar. Pierce’ın yaşını başını almış ve kendi zirve döneminden çok uzakta olduğunu biliyoruz ancak geçen sene PlayOfflar’da da gördüğümüz gibi hala önemli bir yardımcı aktör olabilir. Bunlardan sonra Wesley Johnson, Cole Aldrich ve Mbah a Moute gibi hamleler yaptılar ama onların ne derecede roller alacağı pek belli değil şu anda. Bunlar içinde en çok katkı vermesi muhtemel olan Wesley Johnson’u ben iki senedir bir Lakers taraftarı olarak can sıkıntısıyla izliyorum ve kendisinden bir cacık olmayacağı kanısındayım. Gerçi Doc Rivers’ın bu tip oyuncuları canlandırdığını, onlardan kritik yerlerde önemli katkılar aldığını biliyoruz. Onun en büyük özelliği motive etme özelliği. Teknik anlamda da üst düzey bir koç ama fark yarattığı alan burası. Hiç o seviyelerin oyuncusu olmayan oyunculara oraların oyuncusu olduklarının hissini veriyor ve o oyuncular da gerçekten performans veriyor. (Boston yıllarında Eddie House, Nate Robinson ve Glen Davis’in PlayOfflarda yaptıkları, Matt Barnes’ın kariyerinin tekrar canlanması vs.)

clippers 2

Bu sene en büyük sınavını da Lance Stephenson’u hayata döndürmek, Wesley Johnson’a biraz daha istikrar kazandırmak, Josh Smith’in de kafasının oyunda kalmasını sağlamaya çalışarak verecek. Bakmayın öyle Obama girmiyor böyle bir yükün altına.

 

Burada bana göre en kritik nokta şu: Paul Pierce’ın bir ihtiyaç değil lüks konumuna getirilmesi. Yani, Pierce’ı normal sezonda istediği kadar dinlendirip, zaman zaman onu 4 numaraya çekmek ve en önemlisi onu en iyi yaptığı işlere yoğunlaştırmak çok önemli. Bir nevi “Abi sen normal sezonu idare et, PlayOfflarda bize lazımsın. Son çeyrekte sen hala Paul Pierce’sın.” Mesajı vermekten bahsediyorum. Burada da tabi ki en önemli değişkenler Wesley Johnson ve Lance Stephenson.clippers 5

 

Lance Stephenson’un normal bir insan psikolojisine sahip olmamasının yanı sıra oyunun en zayıf yönü topsuz oyun belki de. Onun için belirli bir eşiği aşamıyor. Kötü bir şutör, topsuz cutları yapmak onun karakterinde değil, ve top elinde olmadığı zaman oyundan tamamen kopabiliyor. Yani topla hiç fena oyuncu olmasa da, topsuz oyunda fazlasıyla vasat bir isim oluyor. Burada tabi Lance Stephenson’un en sevdiği şey olan topla oynamak konusunda çok usta iki isim var: Chris Paul ve Blake Griffin.

 

Chris Paul zaten topu uzun süreler domine etmeyi sevip, elinden sadece skor veya asist için çıkaran bir oyuncu. Blake Griffin’in ise atletizmi dışında en önemli özelliği bir guard gibi topu yere vurup oyunu yönlendirmesidir diyebiliriz. Burada zaten böyle bir çakışma varken bir de topta hak iddia edecek üçüncü bir oyuncu kağıt üzerinde hiç iyi bir fikir gibi durmuyor. Clippers da zaten Lance Stephenson’un özelliklerini biliyor. Onlar da zaten Batı’nın sadece iyi özelliklerini almaya çalışıyorlar. Lance Stephenson onlarda hiç olmayan bir şey katıyor Clippers’a: dış savunmacı. Lance Stephenson hakikaten üç numara için biraz kısa olsa bile bütün dış oyuncularla savunmada eşleşebilecek, ve en azından belli bir oranda yavaşlatabilecek bir oyuncu. Onun bu özelliği her takımda öne çıkar zaten, ki Clippers gibi bu işi yapabilecek başka hiç oyuncusu olmayan takımda bunlar daha da değerli olacaktır. Wesley Johnson teoride hem biraz şut atabilen, çok atlet, çok çabuk, zaman zaman 4 numara oynayabilecek bir oyuncu fakat şu ana kadarki NBA kariyerinde bunlar hep teoride kaldı. Kendisi 2010 NBA Draftı’nda Gordon Hayward, Paul George, DeMarcus Cousins, Greg Monroe, Eric Bledsoe gibi oyuncuların önünde 4. Sırada seçilmişti, ve o günden beridir hayal kırıklığı yaratma konusunda her defasında yeni sayfalar açıyor. Ondan bir şey olacaksa yine burası olabilecek birkaç nadir yerlerden. Biraz önce Koç Doc Rivers faktöründen bahsetmiştim, ayrıca bu takımın bünyesindeki Chris Paul, J.J. Reddick, Blake Griffin ve hepsinden öte artık neredeyse oyuncu/yardımcı koç gibi bir rolü olan Paul Pierce ‘lı oyuncu grubu onun zihinsel olarak bazı şeyleri aşmasında çok büyük rol oynayabilir.clippers 6

 

Bu takımda çok fazla “ya tutarsa” durumu olduğunun farkındayım ve buraya düşmelerinin tek sebebi de bu zaten. Bu takım son üç senedir çok dar kadrolarla ve şu ellerinde bulunan yeteneğin çok azıyla PlayOfflarda hep bir tehdit yarattı. Bunun sebebi de Chris Paul-Blake Griffin ve daha sonra oraya yükselen DeAndre Jordan üçlüsünün toplam becerisi. Bu oyuncuların, özellikle bu uzun ikilisinin fazlasıyla uyumsuz olduğu söylenebilir, ki öyle. Oyunları çok çakışıyor, özellikle de boyalı bölgede yığılma yapması, sahayı yeterince açamamalarına sebep oluyor. Ancak Chris Paul ve Blake Griffin o kadar üst düzey ki, -ligin en ölümcül pick n roll ikilisi, birçok şeyi telafi ediyor ve sizi bir yere kadar götürebiliyor.

 

Şunu söyleyeyim, eldeki kadro Clippers organizasyon tarihinin en iyi takımı şu anda. Blake Griffin kariyerinin en iyi dönemine girmeye başladı, Chris Paul hala çok üst düzey, DeAndre Jordan her sene üstüne koyuyor, J.J. Reddick her zaman çok güvenilir, size hiçbir zaaf yaratmayan çok önemli bir tamamlayıcı oyuncu. Bu oturmuş dörtlüye Smith, Stephenson, Pierce, Johnson eklemeleri nasıl uyum sağlayacak ve beraber ne kadar ileriye gidecekler göreceğiz. Clippers taraftarıysanız umutlu olmanız için çok sebep var, ancak tabi sizi düşündürecek bir sürü şey de var.

 

Clippers Paul-Reddick-Johnson/Stephenson/Crawford-Pierce-Griffin/Jordan beşleriyle biraz maceracı ama hücumda çok verim verecek denemeler yapılabilir. Chris Paul – Blake Griffin pick n roll’unu böyle alanı inanılmaz paylaşabilecek bir grupla hem izlemek çok keyifli olcaktır, hem de inanılmaz boyutlarda verim verecektir. Geçen sene hem orayı kalabalıklaştıran DeAndre Jordan’a hem de savunmacıların pek ciddi savunmadığı Matt Barnes’a rağmen ligin en iyisiyken, bu sene en az iki şutör olduğu zaman savunulması mümkün olmayacaktır.

 

Uzun rotasyonu ve 4 şutörlü beşler konusunda büyük değişken Josh Smith. Eskisi kadar atlet olmayan bir Josh Smith’in herhangi bir takıma nasıl uyum sağlayacağı hakkında gerçekten büyük endişe içerisindeyim. Josh Smith de eğilim olarak topla oynamayı seven bir oyuncu. En sevdiği şey savunma ribaund’unu alıp hızlı hücuma çıkmak. Chris Paul veya Blake Griffin sahadayken Josh Smith’in hızlı hücum yönetmesi çok tercih edeceğiniz bir durum değil. Kendisi yıllardır şut atabildiğini zannedip ısrarla herkesi bu konuda ikna etmeye çalışıyor ama olmadıkça olmuyor yani Josh Smith istikrarlı bir NBA şutörüne dönüşemiyor. Kariyerinin bu aşamasında da ne üçlükten ne orta mesafeden güvenilir şutör, ne çok üst düzey bitirici, savunmada eskisi kadar korkutucu değil. Yani eskiden her şeyi ortalama üzeri/iyi yapan bir oyuncuyken, şu anda herşeyi ortalama/ortalama altı yapan bir oyuncuya dönüşüyor ve bu tip oyuncular pek istenen oyuncular değil. Geçen sene PlayOfflarda zaman zaman çok büyük performanslar göstermişti, benzer patlamaları ara ara yine yapabilir ama bu katkı istikrarlı bir şekilde olmayacaktır, ha tabi Glen Davis’ten kat kat iyidir.

clippers 4

Clippers ellerindeki parçalar ve Salary Cap’teki durumları düşünüldüğü zaman yazın olabildiğince iyi iş yaptılar. Tekrar ediyor olacağım ama aynı zamanda bu takım Clippers tarihinin en iyi takımı. Yukarıda dediğim gibi çok fazla “Ya tutarsa”ları var ama hakikaten ya tutarsa ?

rockets 1

Houston Rockets (% 8)
Geçen senenin Batı finalisti Houston Rockets normal sezonun yine en iyi takımlardan biri olma yolunda. Geçen sezon çok büyük sakatlık sorunlarıyla uğraşmalarına rağmen fazlasıyla iddialı olmuşlardı. Bu takım yetenek havuzu olarak en tepeye bile oynayabilecek bir takım ancak  haklarında sakatlık sorunları ve takımın lider isimlerinin karakterleri sorgulanabilecek oyuncular olması gibi soru işaretleri var.

Daha sezon başından Ty Lawson, Dwight Howard, Donatas Motiejunas ve Terrence Jones hakkında sakatlık endişeleri var. Motiejunas’ınki ciddi, Lawson’unki çok ciddi sayılımaz diğer ikisinin de çok sakatlanan oyuncular olmalarından dolayı hep endişe duyularak bakılacak olmaları bu endişeleri doğuruyor.

Bu oyuncuların çoğunun uzun olması, ve özellikle de 4 numara oynayan ikili olması uzun rotasyonu konusunda haklı bir endişe uyandırıyor. Howard’ın belirli süreler kaçırmasını, ciddi bir NBA oyuncusu olma yolunda olan Clint Capella telafi edebilir ama daha üst düzey maçlarda ve serilerde savunmada ve ribaundlarda Howard’a çok ihtiyaçları var.

rockets 3

 

Takımdaki “karakter” problemine gelince burada ciddi endişeler var. Zaten bu takımda bu kadar çok yetenekli oyuncunun bulunmasının bir sebebi de bu oyuncuların karakter problemleri. Oklahoma City Harden’ın karakterine daha çok güvense belki o kontratı ona verirlerdi. Dwight Howard çok stabil bir karaktere ve sağlıklı bir zihne sahip olsa Lakers’tan ayrılmazdı. Denver yönetimi de artık Ty Lawson’un burada hiç bir şey veremeyecek kadar kopmuş bir ilişkisi olduğu için onu göndermeye karar verdi. (bi de Emmanuel Mudiay’ın küçük bir payı olabilir.)

Ty Lawson’un alkol problemleri ve Denver’da hem yönetimle hem koçlarla yaşadığı sorunlar ayyuka çıkmış durumda. Dwight Howard NBA’in modern “şaklabanı”. Orlando Magic’ten ayrılış süreci, Lakers’a gelişi, orda “Ya Kobe ya ben” falan gibi isteklerde bulunması, ardından Houston’a gidişi, buradaki demeçleri falan göz önüne alındığında ona şaklaban yakıştırmasını gönül rahatlığıyla yapıyorum. (Biraz da Lakers’lı olmanın taraflılığıyla) Her an komik olma, sempatik olma amacıyla yapılan şarlatanlıklar… (Sempatik olmak için hiç bu taraklarda hiç bezi olmayan Anthony Davis’e bakması yeterli.) James Harden ise hep bi umursamaz gözüken, takımı oyunuyla sürükleyen ancak karakteriyle pek liderlik edemeyen birisi. Yazın onun adına da önemli bir gelişme oldu. Lamar Odom olayı bir tek ona yaradı, Khloe Kardashian’la anılırken bir başka Kardashian maduru olmadan çıktı işin içinden. Aman uzak dur o sulardan James.

 

Bunun dışında bu takımın çok net bir şutörü olmaması da küçük çapta bir sorun oluşturuyor. Ariza köşelerden çok özel şutör ama bu diğer alanlara pek yansımıyor, Patrick Beverley ortalama, Ty Lawson çok istikrarlı sayılmaz, Corey Brewer da Terrence Jones en iyi tabirle vasat. Marcus Thornton fena şutör değildir, o da gerçi biraz çok atınca ritim bulanlardan ama onun da dakikaları çok garanti değil. James Harden çok üst düzey bir şutör, yalnız bu seneye kadar topu tamamen domine etmesi gerektiği için rahat şut şansları bulamıyordu. Bu sene Ty Lawson’un gelişi onu zaman zaman topsuz oyuna itecek, bu sayede de rahat şutlar bulabilecektir. Onun daha rahat şutlar atıyor olması, Houston’u dış şut sorununu bir nebze rahatlacaktır.

Dwight Howard sağlıklı kaldığı sürece bu takım inanılmaz bir savunma takımı olacaktır, en azından kağıt üzerinde öyle olması lazım. Ben PlayOfflarda ilk beş olarak hala Patrick Beverley’nin başlayacağını düşünüyorum ya da en azından rakiplere göre gereken esneklik yapılacaktır. Beverley-Harden-Ariza-Jones-Howard beşi savunmada çok şeyler vadediyor. Beverley’nin zaten rakip oyun kuruculara ne yaptığını biliyoruz. Ariza yıllardır repütasyonu bu yönde çok yüksek bir oyuncu. Harden’ın savunması artık dalga geçilebilme seviyesinin çok üzerinde, ortalamanın hemen altında diyebileceğimiz bir yerde. Zaten NBA’de çok az takım var ki iki dış oyuncusuna Beverley ve Ariza’yı verip üçüncü kısada da Harden’i saklamanızın zor olduğu. Terrence Jones biraz kısa olsa da kuvvet olarak eski tip Power Forward’larla belirli ölçüde mücadele edebilir, aynı zamanda da çabukluk olarak yeni tip 4’lerle rahat rahat eşleşebilir. Dwight Howard’ın blok rakamları ciddi bir şekilde düşse de, PlayOfflar’da gördüğümüz Çember Savun-Pick n Roll’da agresif devril, bitir oyuncusu olmaya niyetliyse hala bu rolü en üst düzeyde yapanlardan biri olacaktır. Benchten gelen ve geçen sene de kendisini az da olsa gösteren Clint Capella da baya ham olsa da ciddi bir katkı sağlayacaktır.

 

Bu arada yeni formalar hiç olmamış, be nedir ya ?

rockets 4

Ellerinde esnek bir takım  olduğunu da söylemek lazım. Ariza zaman zaman rahatlıkla 4’e kayabilir ve Corey Brewer PlayOfflarda çok önemli olabileceğini de gösterdi. Kendisi disiplinsiz bir savunmacıdır ama tabi ki Hardware olarak her şeye sahip, biraz zayıf sadece. Onun tarzı top çalma kovalamayı seven, rakip takımın topu kaybettiğini gördüğü gibi biraz risk alarak direkt hücuma fırlayan bir tarz. En verimli, en etkili ve en güvenli oyun değil ama oyunu ateşlendirmede, oyuna tempo katmada çok faydalı oluyor.

 

Geçen sene Batı Finali oynadılar, ve ellerinde ileriye gidecek çok fazla genç oyuncu var. Terrence Jones, Motiejunas, Capella gibi oyuncular birer adım ileriye atacaklardır. Geçen sene sezon ortası gelen pek şans bulamayan K.J. McDaniels bu takımın yapısına çok uygun bir oyuncu, o biraz süre alacaktır ve bu sene seçtikleri iki çaylak da bu takımın kalabalık rol oyuncu rotasyonunda katkı verebilirler. Üstelik bedavaya Ty Lawson’u aldılar.

 

Biraz da ondan bahsetmek gerekirse şu an kariyeri baya düşüşte ama asla ayağa kaldırılamayacak bir noktada değil. Kendisi pick n roll oynatma/üçlük atma/iki vurup orta mesafe atma/faul alma konularının hiç birinde çok üst düzey olmasa da hepsinde de ortalamanın baya üzerinde. Özellikle Denver’a yakın bir tempo ile oynarsa Houston o çok efektif olacaktır. Benchten getirebileceğiniz-ki benchten gelip gelmeyeceği çok kesin değil ama daha iyi çok az oyuncu var, Houston, en büyük sorunu olan ikinci bir topa yön veren oyuncu eksikliğini Lawson gibi bu konuda çok üst düzey bir isimle çözdü. Yazın LaMarcus Aldridge’den sonra en iyi hamlesi.

rockets 5

Toparlamak gerekirse Harden, Howard ve Lawson’un karakterlerine ve fena iş yapmasa da daha iyi olması gerektiğini düşündüğüm koç Kevin McHale’a biraz daha güvensem, onlar hakkında çok daha fazla olumlu şey söyleyebilirim ama güvenmiyorum. Houston’ı PlayOfflar’da bu takımlar(NBA’in en iyi 6 takımı) arasında son sıraya koyuyorum, ama bu biraz da Batı’nın saçma zorluğuyla ilgili, yoksa onlar çok iyi bir takım oldular. Bir bakarsınız, hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde normal sezonu birinci tamamlarlar ve Harden MVP ödülünü kazanır-ki bu da hiç düşük ihtimal değil.

 

 

Zaferhan Soylu

@zaferhans7

 

NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir