NBA Günlükleri

LeBron’a Neler Oluyor?

2010 yazında olaylı Miami transferiyle potansiyeli çok yüksek genç bir yıldızdan süperyıldıza dönüşme evresinin ilk adımını atmıştı LeBron James. 7 yıl boyunca taşımaya çalıştığı ama “tek başına” yeterli olamadığı Cleveland’tan hayalleri uğruna ayrılmayı göze almıştı. Peki bu hayaller Cleveland’ta gerçekleştirilemez miydi? O zaman için hayır.
Bir NBA oyuncusunun hayalleri nelerdir? Pek tabii ki NBA şampiyonluğu ve o şampiyonluğun yüzüğü. Hele ki LeBron gibi henüz NBA’e gelmeden ortalığı sallamaya başlamış bir “yıldız adayı” – o zamanlar- için en büyük hayal yüzük ve MVP’likti hiç kuşkusuz. Çünkü “NBA’de gerçekten bir süperyıldız olmak istiyorsanız, parmağınızda o yüzük bulunmalı.” LeBron 7 sene boyunca bu algının acısını çok çekti. Evet çok iyi bir oyuncuydu, bir yıldızdı, takımını adeta sırtlıyordu ama yüzüğü olmayan ve bu yüzden de “overrated” bir oyuncuydu çoğu kesime göre.

Tüm bunların üstüne artık LeBron Cleveland’taki geleceğini sorgulamaya başladı. Ve işte o 2010 yazında Miami fırsatı geldi eline, daha önce şampiyonluk yaşamış bir “süperyıldız” ile oynama fırsatını yakalamıştı. Bir de yanında Chris Bosh vardı ek olarak. LeBron yüzüğün kokusunu almıştı ve bu fırsatı kaçırmadı.

lbj

Sizce doğru mu yaptı? Eğer bir Cleveland fanıysanız veya bir LeBron hater’ı iseniz takımını sattı diyebilirsiniz. Cleveland taraftarının bu konuda elbette haklılık payı var ama LeBron kendisi için en doğrusunu yapmıştı aslında. Nitekim önümüzde mükemmel bir istatistik duruyor. Miami’de oynadığı 4 sezonda 4 NBA Final’i ve 2 şampiyoluk. James, hayallerinin çoğuna ulaşmıştı. Hem bireysel bazda ve hem kulüp hem milli takım bazında inanılmaz işler yaptı ve bu başarılarının meyvelerini de aldı. “Bir oyuncu daha ne yaşayabilir ki?” diyebilirsiniz. Ama LeBron’a “Miami’deki 2 şampiyonluk mu? Yoksa Cleveland ile tek şampiyonluk mu?” diye sorarsanız cevabı kuşkusuz Cleveland ile tek şampiyonluk olacaktır. Cleveland’a –kendi şehrine- şampiyonluk getirmek, King James’in en büyük hayaliydi kariyerinin ilk dönemlerinden itibaren.

lbj

Velhasılıkelam, “I’m coming home!” dedi James. Kalan hesabı kapatmaya, borcumu kapatmaya geldiğini söyledi. David Blatt önderliğindeki (!) Cavs’ın geçen sezon neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Şimdi asıl konumuza gelelim. Miami’den II. Cavs dönemine geçiş sürecinde LeBron’a neler oldu?
LeBron daha büyük bi oyuncu oldu, artık daha tecrübeli ve gelişimini tamamlayan bir süperyıldız olarak döndü şehrine. Takımını kollarının altına aldı almasına ama bir sorun doğdu sanki. LeBron Cleveland’ta koçluktan yöneticiliğe kadar her şekile girer konuma geldi, o ne derse o oldu gibi gibi. Az önce David Blatt önderliğinde darken “(!)” ifadesini kullandım. Çünkü  LeBron David Blatt’in görevini üstlenmeye başlayıp onun kendi yeteneklerini göstermesine engel oluyordu. Geçtiğimiz sezon ve bu sezonu baz alırsak, Cavs hücumlarının çoğunun başında pek tabii ki LeBron vardı, zaten öyle olmasını da bekliyorduk. Ama Cavs bir koç sistemi tarafından yönetilmekten çok bir oyuncu tarafından yönlendirilen takım konumunu aldı. Bu, LeBron’un ilk kez yaptığı bir iş değil. Heat döneminde de LeBron’un bu tür görevleri olduğuna “zaman zaman” rastlıyorduk. Çünkü LeBron orada “üzerine sistem kurulan oyuncu”ydu. Cleveland’ta ise “sistemi kuran oyuncu” oldu.

lbj

İşte asıl sorunda burada başlıyor. LeBron, sistemi kurduğu, ve oynadığı her maçta her şeyi kendi yapmaya başladı. Ve bu da özellikle Kevin Love’un performansını etkiledi. Bildiğiniz üzere, Cavs bir Big Three’ye sahip ama LeBron diğer iki büyük oyuncuya pek iş bırakmıyor bu sıralar. Heat dönemindeki Big Three’ye göz attığımızda gayet uyumlu, paylaşımlı, herkesin görevini bildiği bir düzen vardı ve bunun sonucunda başarılar da ardı ardına sıralandı zaten.           LeBron eğer kendi şehrine de bunları tattırmak istiyorsa, vitesi biraz geri takıp arkadaşlarına da yer açmalı. İpleri Blatt’e bırakıp ona uymalı. Yani artık Blatt’in üzerine sistemi kuracağı LeBron olmalı, Spoelstra ile olduğu gibi. Çünkü mevcut sistemde James, Miami döneminden çok uzak bi görüntü sergiliyor. Sorumluluğu sürekli kendine alarak zamanla fiziksel ve mental olarak da çöküşe geçiyor. Nitekim, hepimiz onun nasıl büyük bir oyuncu olduğunu ve istediğinde neler yapabileceğini çok iyi biliyoruz. Buna çoğu kez de şahit olduk. Umarım, yolun sonunda King James ve Cavs için en güzeli olur ve LeBron en büyük hayaline ulaşır. Böylece taraftarının gönlünü “gerçek anlamda” yeniden kazanabilir. “We are all witnesses.”

Yazan: Taylan KILIÇ

Taylan Kılıç on FacebookTaylan Kılıç on InstagramTaylan Kılıç on Twitter
Taylan Kılıç
Hayali muhabirlik olan, şimdilerde ise çok sevdiği basketbol adına naçizane yazılar yazan biri.

One Comment

  1. kingishere

    11 Kasım 2015 at 22:01

    geç yazılmış bir yazı, bu sezon şu ana kadar oynanan cleveland maçlarını izleyen biri lebron’un bahsedildiği kadar oyun içinde bencil veya tek başına dominant olmaya çalışmadığını görebilir. kendisine ihtiyaç duyulan dakikalar haricinde efor bile sarf etmiyor neredeyse. elbette playoff’larda daha aktif olacaktır, fakat irving ve love sağlıklı olduğu sürece geçen seneki gibi uçuk süreler alıp kendini paralamayacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir