NBA Günlükleri

NBA 5 on 5 #4

NBA Günlükleri Genel Yayın Yönetmeni Mutlu Nazlı ekibine sordu.

1-Philadephia 76ers nereye gidiyor? Bu iş ne kadar devam eder? Uzun vadede ne gibi bir çözüm olabilir?

Zaferhan Soylu: Philadelphia uçsuz bucaksız bir kaybetme alışkanlığı kazanmaya gidiyor. Takımdaki oyuncuların 10 tanesi NBA seviyesinde yeterli olmayan oyuncular ve kalanlar da devamlı kaybetme durumundan kariyerlerinin devamı açısından çok önemli yanlış alışkanlıklar ediniyor. Bu uzun vadede bu oyuncuların mentalite ve motorları açısından çok zararlı olacaktır.

Ellerinde en ufak bir yapı değil, bir yapının temel taşlarını oluşturabilecek sütunları bile yok. Muhtemelen onlar da bu draftta özellikle Ben Simmons’ı hedefliyorlar ve bu sefer de yine geçtiğimiz draftlarda olduğu gibi, o senenin en beklenilen oyuncusunu alamamaları durumunda 76ers’ın planlarını bir gözden geçireceğini düşünüyorum.

Uzun vadede, NBA yönetimi 76ers’ı rekabetçilik ilkesine zarar verdiği için cezalandırmalı ve özellikle son 7-8 yıldır uyguladığı politikalarla yarattığı oyuncuların kendisini draft eden takımlarda kalmasını daha cazip hale getirdiği, free agent piyasasınında genellikle tamamlayıcı oyuncuların yeni takımlara katıldığı bu düzeni bir gözden geçirmeli. Bu belki NBA yönetiminin tam istediği şey, çünkü bu sistem başta küçük market takımlarını korumak için geliştirilmişti, ama bu kadar rekabetçiliğin öldürüldüğü bir durumda artık bu sistemi bir nebze yumuşatıp, esnetmek gerekiyor.

Yusuf Yücel: Aslında Philadelphia 76ers’ın nereye gittiği belli, 95/96 efsane Bulls’un 72-10’luk derecesini tersten egale edecekler. Kadrosunun NBA kalitesinin ne kadar altında kaldığını anlamak istiyorsanız, yalnızca son çeyrek performanslarını izlemenizi tavsiye ediyorum. Aslında şu ana kadar yakaladıkları 0-17’lik sezon başlangıcıyla sezonu 10 galibiyetin üzerinde tamamlayabileceklerini sanmıyorum, önlerindeki iki maçı da kaybederlerse onları NBA tarihinin en kötü sezon başlangıcı yapan takımı olarak hatırlayacağız. Philadelphia 76ers’ın uzun vadede kurtuluşuna gelirsek, yeniden yapılanma adına takıma 3 pivot katarak hedef 2023 modunda bir görünüm sergiliyorlar. Şu ana kadar sergilediği yeniden yapılanma vizyonuyla Philadelphia 76ers’ın 4-5 sene sonra sahada 5 pivotla mücadele etmesini dört gözle bekliyoruz.

Doğukan Diner: 76ers aslında kendilerinin de beklediği şekilde sezona devam ediyor. Muhtemelen bi 4 yil daha bu şekilde gidecekler. Takasla takımı düzelteceklerine inanmıyorum zaten ellerinde de takas edilebilecek oyuncuları yok sadece pick’leri takasta iş görebilir ama 76ers’in amacı da zaten kendi pickleriyle kadroyu geliştirmek onun icin draft’tan aldıkları oyuncularla rekabetçi bir takım olmaya çalışacaktır.

Çağdaş Sevim: Bu sene Okafor’u draft etmesiyle yükselişe geçmesini beklediğimiz “Hiç değilse bu sene drafta yatmaz” dediğimiz Philadelphia Sixers 0-17 gibi berbat bir başlangıç yaptı ve daha sezonun başından yine draft kovalayacaklarını belli etti. Uzun vadede her sene sonunculuğa oynayıp iyi bir pick ile takımın kaderini değiştirecek oyuncuyu bekleme planları şuan için iyi gitmiyor denebilir. Eğer takım bu düşünce yapısından kurtulup elinde olan yetenekli gençlerin yanına onları tamamlayacak takviyeler yaparsa önümüzdeki yıllarda hiç değilse playofflara oynayan bir Sixers izleyebiliriz.

Taylan Kılıç: Philadelphia özellikle Iverson’ın gidişinin ardından pek parlak zamanlar yaşayamadı. Şu son yıllarda da ligin dibine iyice demir attılar. Küme uygulaması olsa 3-4 küme birden düşerlerdi herhalde. Açıkçası hiç iyiye gitmiyor. Artık bundan sonra draft hakkı falan da kurtarmaz bu takımı. Ne yapıp edip çok zor da gözükse bir yıldız oyuncu takas etmeliler bana kalırsa. Yoksa bu enkazın temizlenmesi çok zor gözüküyor.

2-Golden State Warriors sezonu tarihin en iyi derecesi olan 95-96 Chicago Bulls’un elde ettiği 72-10’luk dereceyi yakalayabilir, hatta geçebilir mi?


Zaferhan Soylu: Bu Golden State Warriors takımı tarihin en iyi takımları arasında bir yer alacak. Burası kesin, geçen senenin 67 galibiyetlik normal sezon ve şampiyonlukla sonuçlanan playoff performansından sonra sezona 17-0 la fırtına gibi girdiler. Şu ana kadar önlerine çıkan her türlü rekoru devirip geçtiler. Ben hem NBA tarihinin en uzun galibiyet serisi olan 33 maçlık serinin hem de bir normal sezonun en başarılı derecesi olan 72 galibiyetlik sezon hedefinin fazlasıyla gerçekçi ve ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Ulaşıp ulaşamayacakları sezon içerisindeki form grafiklerine ve sakatlık durumlarına bağlı olacaktır, ancak çok büyük felaketler olmadığı sürece 70 galibiyet kesinlikle fazlasıyla gerçekleşebilir.

Yusuf Yücel: Golden State Warriors her ne kadar 17-0 gibi unutulmaz bir başlangıç yaparak NBA tarihinin namağlup en iyi sezon başlangıcını yapmış da olsa, 72-10 gibi sezonun geneline yayılan performansa ulaşmaları sanıldığı kadar kolay değil. 95/96 sezonu ve o sezon yakalanılan 72-10’luk en iyi normal sezon performansının altında birçok faktör yatıyor. Jordan’ın, ilk emekliliği sonrası istediği gibi dönememiş olması bu faktörlerin en büyüğü ve en etkili olanı. Michael Jordan’ın her ne kadar yenilgi yenilgi büyüyen hırsa sahip bir yapısı da olsa bu noktada Golden State Warriors’ın kazanma iştahını ve hırsını hafife alamayız. Golden State Warriors’un bu performansı geride bırakabilmesi hiç kolay değil, fakat imkansız da değil.

Doğukan Diner: GSW her ne kadar sezona sampiyon oldukları sezondan daha iyi girseler de Chicago’nun efsanevi sezonunu geçebileceklerin düşünmüyorum.

Çağdaş Sevim: Sezona 17-0 gibi müthiş bir başlangıç yapan Golden State Warriors şampiyonluğunun ardından rüzgarını estirmeye devam ediyor. Normal sezon için konuşacak olursak formda olmayan Thompson ve sezona kötü başlayan Bogut’a rağmen böyle bir seri yakalayan Warriors’ın 70 galibiyete ulaşmasını bekliyorum ama Chicago Bulls’un 72-10’luk rekorunu geçebilir mi bunu sezonun sonunda Warriors gösterecek.

Taylan Kılıç: Neden olmasın? Pek tabii ki de geçebilmeleri mümkün. Ben inanıyorum geçebileceklerine açıkçası. Geçemeseler bile 11-12 civarı mağlubiyet sayıları olacaktır. Golden State ile ilgili son yazımda da belirttiğim gibi, bu takımın havasının bozulması zor. Çünkü takımın bütünlüğünü bozacak ego hiç kimsede yok, tam bir takımlar. Elbette yenilecekler, elbette düşüş yaşayacaklar ama uzun vadede pek sıkıntı yaşayacaklarını sanmıyorum. Yeni bir rekor daha kırmalarına güvenim tam.

3- Şu ana kadar çaylaklardan hangisi daha fazla göz doldurdu? Bu oyuncunun tavanı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Zaferhan Soylu: Bu soru diğerleri arasında en az kişiselliğe bağlı olanı bence, Karl-Anthony Towns sezona öyle bir girdi ki Yılın Çaylağı Ödülü vb. ünvanlar 10. maçtan sanki sahibini bulmuş gibi oldu. Tabii ki sezon daha çok uzun ve sadece %15-20’lik bir bölümü tamamlandı. Karl-Anthony Towns da bir yerde muhtemelen NBA temposuna alışkın olmadığı için bir düşüş yaşayacaktır, buna zaten Çaylak Duvarı denir. O duvara takılsa bile sezonun ilk 15 maçında ortaya koyduğu 14.7 sayı , 9.5 ribaund ve 2.3 blok ortalamaları sadece Anthony Davis ve Hassan Whiteside tarafından yapılabildi ve Towns içlerinde maç başına en az süre alanı. Çok etkileyici ve geleceği inanılmaz parlak. Andrew Wiggins ve Karl Anthony Town ikilisi aynı Durant ve Westbrook gibi en üst düzey oyunculardan oluşan iki kişilik bir çekirdekle doğru eklemelerle NBA’in en tepesine oynayacak bir yapının temel taşı olacaktır.

Yusuf Yücel:  Çaylak oyuncular içinde her şeyden önce Kristaps Porzingis’in yeri draft öncesi de şuana kadar sahada kaldığı 17 karşılaşma itibariyle de çok özel. Kristaps Porzingis, şımarık New York Knicks taraftarı tarafından draft gecesi yuhalanmasına aldırmaksızın sergilediği 13.3 sayı ve 9.1’lik ribaund ortalaması ile göz dolduruyor. Genç Letonyalı Pivot, oyun stiliyle birçok otorite tarafından yetenek ve oyun tarzı bakımından Pau Gasol’e benzetilse de bu özelliklerinin yanı sıra sahip olduğu atletizimle de önümüzdeki sezonlar için büyük bir potansiyel barındıyor.

Doğukan Diner: Bu sene çaylaklardan göze çarpanı kuşkusuz Okafor, Porzingis ve Towns. Okafor’la Porzingis’in iyi oyuncular oldugunu düşünüyorum aslında Towns da yetenekli oyuncu fakat Okafor’la eşleşmesinde hüsrana uğramıştı çok kötü performans sergilemişti Okafor’dan da bloklar yedikçe maç içinde dağılmıştı onun icin Towns biraz daha zihinsel yönünü geliştirmeli.

Çağdaş Sevim: Sezonun başlangıcından bu yana en göz dolduran iki çaylak Towns ve Porzingis diyebiliriz.Beklentinin altında kalan D’Angelo Russel ve Okafor ise takımlarıyla birlikte dibe batmaya devam ediyor. Towns ve Porzingis oyunu domine edebilecek süper star potansiyeline sahip oyuncular. İkisini kıyaslayacak olursak ben Towns’u bir tık üstte görüyorum. Eğer gelecekte bir sakatlık yaşamazlar ise ikisinin de bize yıldız birer oyuncu izleteceğinden şüphe yok.

Taylan Kılıç: Bu konuda 2 favori ismim var: biri Myles Turner, diğeri ise Kristaps Porzingis. Bu ikiliden çok şey bekliyorum yakın zamanda. Turner bazı sakatlıklar yaşasa da gelecekte Pacers’ın en önemli oyuncusu olacaktır. Porzingis’te ise durum biraz daha farklı. Daha şimdiden takımı sırtlamaya başladığını söyleyebiliriz. Bazı maçlar Melo’nun dahi önüne geçebiliyor. Draft günü onu ıslıklayan tarafları şu an onsuz bir NYK düşünemiyor. Bu konuda Porzingis ağızlarının payını çok iyi verdi. Bu çocuk nromal sezonun sonunda, bu performansını devam ettirirse ki bence ettirecek, yılın çaylağı da olmaya en yakın isim.

4- Memphis, Houston ve Clippers’ın kötü başlangıçları ne kadar endişe verici?

Zaferhan Soylu: Öncelikle Doğu’da genel bir güçlenme olduğu, geçtiğimiz 3-4 yıllık süreçte Batı’da sadece 2-3 felaket takım olduğu ve geri kalanların hepsinin de üst düzey olmasından Playoffa girme galibiyet sayısı 50’ye kadar gelmişti. Bu sezon Doğu’nun ve Batı’nın orta altlarının güçlenmesiyle (Felaket takım sayısı 1’e indi o da Lakers’ım.) o 50 rakamı 44 civarı bir yere inecek diye öngörülüyor, bu da derecelerin biraz düşük olmalarını açıklayabilir.

Takımların özeline gelirsek, Memphis sezon başından sonra büyük oranda toparlandı, ancak onların uzun vade planlarını, iki uzunlu oynama isteklerini gözden geçirmeye başlamaları gerek, çünkü bir şey yapılmadığı sürece bu takım geçen senelerden farklı bir kader izlemez, ancak bu sene daha acı olur. Endişe Seviyesi: Az-Orta arası

Houston’da işler baya bir karışık. Koç Kevin McHale’ın kovulmasından sonra işlerin yoluna girdiğini söylemek güç. James Harden sezon başındaki formsuzluğunu bir nebze atlatmış olsa da hala geçen seneki seviyesinde değil. Dwight Howard bir var bir yok, ve takımın atletik, yırtıcı oyuncuları Corey Brewer, Trevor Ariza, Terrence Jones, Clint Capela Houston’un geçen sene yarattığı savunma baskısında çok kilit roldelerdi ve bu sene hepsi çok kötü duruyor. Houston’un takım olarak çaba seviyesi çok aşağıda ve çaylak koçun işi zor açıkçası. Bir de işin Ty Lawson tarafı var ki orası çok endişe verici, Ty Lawson felaket durumda şu anda ve varlığı takıma inanılmaz negatif etki ediyor, bir an önce bir şeyler yapılması gerek.Endişe Seviyesi: ÇOK

Clippers da sezona beklentilerin altında girdi. Yazın yaptıkları ve birçokları tarafından takdir gören bench’i doldurma hareketleri şu ana kadar baya başarısız olmuş gibi duruyor ki en son Wesley Johnson ilk beş başlıyordu. Lance Stephenson’un topsuz oynayıp bir 3 and D’ye dönüştürülme projesi 8. maçtan patlak verdi, Paul Pierce “Normal sezon niye oynanıyor hemen Playoff’a gidemiyor muyuz ?” tadında, Josh Smith asistanlara küfredip kavga çıkarıyor, Austin Rivers her aldığını atıyor vs. Chris Paul, Blake Griffin ve DeAndre Jordan üçlüsü ve de çok iyi bir tamamlayıcı olan J.J. Reddick’in oluşturduğu 4’lü fazlasıyla üst düzey olsa da bu takım şu anda 5. oyuncusunu bile bulamıyor bırakın 7., 8. ve 9. oyuncuyu bulsun. Endişe Seviyesi: Orta-Çok

Doğukan Diner: Memphis sezona geçen seneden biraz daha kötü girdi fakat bu çok kötü bir başlangıç yaptıkları anlamına gelmez çünkü geçen seneki başlangıçtan sonra sampiyonluk adaylarının arasına bir süre de olsa girmişlerdi. Houston ise; sezona kötü girdi bu kötü girişi de faturası henüz sezon başında McHale’a kesildi. Şu an koçsuz oynuyorlar onun icin şu anki durumlaru hakkında pek de bir yorum yapılmaz. Onları yeni koçlarıyla birlikte gördükten sonra eleştirmek daha mantıklı olur. Clippers’a gelmek gerekirse; cidden bu sezona rezalet girdiler üstelik geçen seneden daha iyi bir kadro kurmalarına rağmen ve bu şu an için en azından oyun olarak düzeleceğe benzemiyor şu an ligde endişelenmesi gereken en önemli kulüp Clippers olmalı.

Yusuf Yücel: Memphis Grizzlies, Los Angeles Clippers ve Houston Rockets’ın sezona kötü başlangıç yapmalarının üçünün de batı konferansı takımı olması dışında aynı başlık altında değerlendirilmesi pek mümkün değil. Burada en karamsar tablo tahmin edebileceğiniz gibi Houston Rockets’a ait. Ty Lawson hamlesi her ne kadar kağıt üzerinde nokta atış gibi görünse de uygulamada öyle olmadı. Los Angeles Clippers cephesinde ise kronik 3 numara sorununun devam etmesinin yanı sıra bench takviyeleri takıma toplama bir görünüm vermekten öteye gidemedi. Doc Rivers’ın ise bu durumu iyi yönetebildiği hatta idare edebildiği dahi söylenemez. Ama bu karamsar tablolar sizi playoff yapma konusunda yanıltmasın. Batı konferansının bu üç temsilcisini de playoff’larda izleyeceğimizi düşünüyorum.

Çağdaş Sevim: Sezona kötü başlayan takımlar arasında en ilgi çekenler Memphis, Houston ve Clippers. Memphis’in yıllardır değiştirmediği bir düzeni var ve sağladığı istikrarı göz önünde bulundurursak kötü başlasalar da geçen seneki performanslarını tekrar yakalamalarını bekliyorum. Geçen sene çok iyi bir performans gösterdikten sonra kısa forvetleri yok dediğimiz Clippers, Josh Smith, Lance Stephenson ve Paul Pierce gibi isimlerle anlaşmasına rağmen bu sezona beklentinin çok altında başladı. Ben Clippers’ın bu kötü şansı kıracağını ve playoffa iddialı bir şekilde gireceğini düşünüyorum. Diğer bir beklentiyi sağlayamayan takım ise Rockets. Houston Rockets, yaz döneminde Ty Lawson ile anlaşarak bütün gözleri üzerine çekmişti ve Harden’ın yükünü biraz azaltarak takımı yukarı çekmesi beklenirken Harden’ın sezona kötü başlaması ve Kevin McHale’in kovulmasının ardından dibe vurdular. Houston toparlanmak istiyorsa yeni koçla birlikte bütün yükün Harden’da olduğu oyun zihniyetinden vazgeçmesi gerek. Bu üç takım için kesin bir şey söylemek erken olsa da kötü başlangıçları sıralamada fark yaratacaktır.

Taylan Kılıç: Aslında ben Memphis’i bu kategoride görmüyorum. Çünkü onlar zaten belli bir seviyesi olan bir takıma sahipler. Kadroları ve rotasyonları belli. Ama LA Clippers ve Houston’ı anlamak gerçekten güç. Tam bir overrated olma yolunda ilerliyorlar. Özellikle de Doc Rivers gibi bir koçun Clippers’ın bu muazzam kadrosunu şu ana kadar pek kullanamaması beni şaşırtıyor. Sezonun henüz başındayız ama bu Clippers kadrosu “kağıt üzerinde” tam final görmesi gereken bir takım. Batı’nın zorluk seviyesini vs. hesaba katarsak bazı mazaretleri olabilir ama şu an lige yaptıkları başlangıç gerçekten korkunç. Ama ligi uzun bir maraton olarak göze alırsak playofflarda olacak bir çırpınma dahi Clippers’ı çok iddialı konuma getirecektir, bu tecrübeye sahipler. Houston’a gelirsek eğer, onların da kadrosu iyi ama Howard 2009 Orlando’su haricinde tam overrated bir oyuncu bana göre. Howard’ın olduğu takımdan ben pek bir başarı beklemiyorum. Bu sebeptendir ki, Houston bu sene de Batı Konferansı Finali dahi göremeyecektir. Başarı yakalayabilmek için bir bütüne ihtiyacınız vardır. İstikrarsız performanslarla bunu yakalamak güç. Harden da bir yere kadar taşıyabilir bu takımı.

5- NBA’in en iyi oyuncusu hala LeBron James mi yoksa Stephen Curry tahtı devralmaya başladı mı?

Zaferhan Soylu: Curry’nin ilk 16 maçtaki performansı bu tartışmaların kapısını açtı, argümanları arttırdı ve bir çok insanı buna ikna etti. Kişisel olarak şu anda NBA’in en iyi oyuncusu diye bir sıfatın bulunmadığını düşünüyorum. Okuyucular bir 5-6 yıl öncesini hatırlarsa LeBron James bireysel performansı ve takımıyla elde ettiği dereceyle MVP ödülünü süpürürdü, NBA’in en iyi oyuncusu LeBron yargısı oluşmuştu ama herkes Kobe Bryant’ı o ünvandan almak için yeterli delil olmadığından, LeBron’un Playofflarda, kritik anlarda sindiğinden vs. bahsediyordu. Ancak bu, pek fazla bir şey ifade etmiyordu çünkü zaten LeBron yeterince iyi oynuyordu ancak takımı çok zayıf olduğu için beklenen başarıyı yakalayamıyordu. Hep, Kobe’nin farklı bir seviyesi olduğu ve LeBron’un oraya çıkamadığından bahsediliyordu. Şu anda da benzer bir durum var, artık Curry en iyi oyuncu iddiasını fazlasıyla dolduran bir adam, fakat playoff zamanı LeBron James’ten bir adım daha atmasını bekleyebiliriz, LeBron zaten yaşı ve oynadığı toplam dakika sayısından dolayı artık normal sezonları 2. ve 3. viteste oynuyor. Yalnız aynı Kobe ve LeBron örneğinde olduğu gibi Curry de çok kısa bir süre içerisinde bu ünvanda LeBron’u tamamen geçip rahatça NBA’in en iyi oyuncusu ünvanını sahiplenecektir.

Doğukan Diner: Curry, şu an cok başka bir seviyede basketbol oynuyor fakat ben hala LeBron’un en iyi oyuncu oldugunu düsünüyorum. LeBron’un takım üzerinde oluşturduğu etki Curry’ninkinden cok daha büyük ki bunu Cavaliers’ı bıraktığında ve Heat’i biraktiginda takımların üzerinde oluşturduğu kötü etkiyi gördük. Curry’nin GSW’dan gittigi zaman takımı üzerindeki etkinin bu denli olacağını düşünmüyorum.

Yusuf Yücel : Stephen Curry sezonun geride bıraktığımız bölümüyle birlikte 2014/2015 sezonun da şüphesiz ki en formda ve en fark yaratan oyuncusu konumunda bulunuyor. Golden State Warriors’un 17-0’lık namağlup sezon başlangıcının, yakaladığı 32.6 sayı ortalaması ile baş aktörü olan Stephen Curry henüz yalnızca bir şampiyonluk yaşadı. Her geçen gün gelişme kaydeden Stephen Curry’nin önünde performansının üzerine koyabileceği ve şampiyonluklar kazanabileceği uzun yıllar var. Şu aşamada ligin en iyi oyuncusu Lebron James ve Curry’nin bu tahtı devralması için biraz daha beklemesi gerekiyor.

Çağdaş Sevim: Bir yanda sezona müthiş başlayan geçen senenin MVP’si Stephen Curry, diğer yanda 7 sezondur ligi domine eden ve şimdiden adı efsanelerin arasında görülen LeBron James. Şu an performans ve oyunu domine etme açısından Curry çok daha iyi bir iş çıkarıyor. Uzun vadede ise ben LeBron James’in daha başarılı bir kariyeri sonlandıracağını düşünüyorum. Fakat şimdiden söylebiliriz ki bu iki süper starın bize daha çok güzel zamanlar yaşatacakları kesin.

Taylan Kılıç: Şu an NBA’in en iyi oyuncusu hala LeBron James’tir. Üst üste 5 final oynamış bir oyuncudan bahsediyoruz. 2010’da Cleveland’tan ayrılmış Cleveland çöküşe geçmiş, ardından Miami’de 4 sene boyunca final oynayıp 2 şampiyonluk kazanmış. Ardından Miami’den ayrıldıktan sonra da Miami ciddi anlamda düşüşe geçmiş, playoff bile yapamamış! Ve diğer taraftan LeBron Cavs ile yine bir NBA Finali görmüş. Ayrıldığı takımların çöküşe geçtiği, gittiği takımların had safhaya ulaştığı bir oyuncudan bahsediyoruz. Kabulüm, Steph Curry şu an ve son 2 senedir formunun zirvesinde lakin bu onu hala NBA’in en iyi oyuncusu yapmıyor. Curry’nin daha çok yolu var.

NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir