NBA Günlükleri

90’ların Son Demleri: 1- NBA Tarihinin En Gösterişsiz Yıldızı: Tim Duncan

NBA tarihinde her dönemin ayrı “Big Three”leri vardır. Üç büyük oyuncunun, belki de daha fazlasının, bir araya gelmesiyle oluşan bu “Muhteşem Üçlü”ler. Kimisi Kobe Bryant – Pau Gasol – Andrew Bynum diyebilir kimisi Steve Nash – Amar’e Stoudemire – Shawn Marion diyebilir kimisi de Paul Pierce – Ray Allen – Kevin Garnett diyebilir. Daha öncesinde de tarihe geçmiş birçok muhteşem üçlü sayabiliriz. Ama konumuz 90’larda draft edilen, o zamanların çaylakları olduğu için biraz sınırlı tuttuk. Tabii şuan hepinizin aklında “Duncan – Parker – Ginobili nerede ya?” sorusu şekillenebilir, onu sona sakladım. Tarihin belki en iyisi değillerdi ama tarihin en özel üçlülerinden birisiydi bu üç adamın oluşturduğu. Yıllar geçerken ve çaylak olarak başladıkları NBA kariyerlerine efsane olarak devam eden bütün bu yıldızların bazıları çoktan bıraktı bazıları ise artık son demlerinde. İşte yazı dizimize bu efsanelerden biriyle, benim için en özeliyle başlıyoruz efendim.

Timothy Theodore Duncan, yani daha genel ve kısa tabiriyle tanıyacağınız üzere: Tim Duncan!
Spor kariyerine yüzme ile adım atan Duncan’ın NBA tarihini değiştirecek o hamlesi 9.sınıfta, yani lise çaylağı olduğu yıllarda başlıyor. Büyük bir kasırgadan dolayı harap olan havuzlarının ardından doğup büyüdüğü Virginia Adaları’nda yalnız kalan Duncan, bir gün ablasının aldığı portatif basketbol potasıyla birlikte yeni aşkıyla tanışmıştı. Basketbolla bu lise dönemlerinde tanışan Timmy bir gün bir grup çaylak öğrencinin NBA’i tanıtmak için yaptığı gezilere denk geldi. Kendi adasına gelen bu öğrenci grubuyla tanıştı ve düzenledikleri turnuvalara katıldı. Bu turnuvalardan birinde yaptığı maç sırasında Miami Heat efsanesi Alonzo Mourning’e karşı çıkarttığı müthiş oyun herkesin dikkatini çekti. Bu küçük adamın yaptıkları karşısında büyülenen Chris King hemen telefonuna sarıldı ve NCAA koçu Odom’ı aradı. Böylelikle Tim Duncan’ın NCAA ve ardından NBA kariyeri yavaş yavaş başlayacaktı.

Tim-Duncan

Duncan’ın basketbolla tanışma evresi kısaca böyle, sonrasında zaten başarıların ardı arkası kesilmiyor. NCAA’deki son döneminde MVP seçilen Tim Duncan, 1997 Draftı’nda San Antonio Spurs tarafından ilk sırada seçiliyor. İşte o takım, NBA tarihinin en iyi koçlarından birinin kurduğu ve oluşturduğu bir takımdı. O muazzam tablonun ilk fırçası ise Timothy idi. Öncesinde yine NBA tarihinin en iyi oyuncularından David Robinson’ın sırtlamaya çalıştığı Spurs, Robinson’ın yanına eklediği bu çaylak adamla tekrar yükselişe geçmeye başladı. Daha sonrasında iki sene aralıklarla önce Ginobili (99) sonrasında ise Tony Parker (01) tablonun son kahramanı olarak yerini alıyordu. Takım mentalitesini ve düzenin oturtmak pek tabii ki o kadar kolay değildi. Her ne kadar Duncan kariyerine fırtına gibi başlayıp 1999’da ilk şampiyonluğunu yaşasa da bu muhteşem üçlünün ilk şampiyonluğu 2003 yılında başlamıştı. Bu yıl Robinson’ın namı diğer Amiral’in emekli olduğu yıldı. Sonrasında 2005 ve 2007 en son da bildiğiniz üzere 2014’te bu üçlü NBA tarhine adlarını altın harflerle yazdırıyorlardı. Hem de son dönemin en atlet ve en korkutucu Big Three’si James-Wade-Bosh üçlüsüne karşı.

gpd

Konuyu daha fazla Big Three üzerinden götürmeden sizlere biraz neden Tim Duncan’ın bende ayrı bir yeri olduğundan bahsetmek istiyorum. Katılanlar olacaktır, Timmy NBA kariyeri boyunca elde ettiği başarılardan öte saha dışındaki haliyle tarihin en mütevazi oyuncusu olabilir. Hiçbir zaman üstündeki ciddiyeti bozmayan ama o ciddiyette gram öfke görmediğim, gevşekliğini göremediğim bir oyuncu. Onu ilk ve son kez sinirli gördüğüm tek maç 2013 NBA Finalleri’ndeki 7.maç. Spurs’ün son saniyelerde attıklarının bir türlü girmediği, tabiri caizse potanın içinden çıktığı topların ardından Miami yavaş yavaş şampiyonluğa koşarken sinirini parkeden çıkaran Duncan. Bir Miami hücumu ve AA Arena parkesini yumruklayan bir Duncan. İşte bu istisnai olay dahi sadece onun galibiyet hırsından kaynaklanıyordu. Yaşınız kaç olursa olsun, içinizdeki o hırsı kaybetmediğiniz sürece hala hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Buna doymuş olsanız bile. İşte her daim başarıya aç bir oyuncu olmak sizi böyle bir efsane yapıyor.
İsterseniz o anları tekrar yaşayalım. :

NBA ortamını bilirsiniz, en önemli amaç zaten eğlencedir. Ama onun bu içekapanık, gösterişsiz tarzı benim için her zaman ayrı bir yeri olmasını sağlamıştır. En basitinden, oyuncuların salona gelirken takındıkları tarz her zaman söz konusu olmuştur. NBA’de maç öncesinde veya sonrasındaki basın toplantıları çoğu zaman bir maçtan çok Oscar ödül törenlerindeki o kırmızı halıda oluşan moda yarışından farkı olmaz. İşte bu ortamda Tim Duncan artık kendisiyle bütünleşen o kot pantolon üstü gömlek modasını hiç bozmadı. NBA tarihinin en önemli takımlarından birinde oynuyorsunuz, o takımın liderisiniz ve tarihe geçmiş bir oyuncusunuz ama sadeliğinizi ve -artık bu tabiri kullanmak istiyorum- “adamlığınızı” hiçbir zaman bozmuyorsunuz. Ne kadar küçük bir detay aslında değil mi? Aslına bakıldığında gerçekten o kadar da küçük bir detay değil. Tabii sadece bunlar onu çok iyi bir oyuncu yapmıyor. Bunu sahada yaptıklarınızla desteklerseniz muhteşem bir bütün oluşturmuş olursunuz. Ve efendim işte bu adam bunun en iyi örneği. Playoff tarihinin hala en çok süre alan, en çok double-double yapan, en çok savunma ribaundu alan, en çok blok vuran oyuncusu. Velhasılıkelam ondan ayrı düşünemediğim iki adamla beraber yine playoff tarihinin en çok galibiyet alan üçlüsünün bir parçası. Bir takımla en fazla galibiyet alan oyuncu. MVP ödüllerine, yüzüklerine ve diğer kişisel başarılarına girersek ciddi anlamda oradan çıkamayız. Sadece kısaltarak aktarmaya çalıştığım bu “ufak” başarılar Tiheodore Duncan’ı tarihin en önemli oyuncularından biri yapıyor. Ben naçizane onu sizlere anlatmaya çalıştım lakin insanı en iyis kendisi bilir. Dilerseniz onun kendisi hakkında dediklerine bir kulak verelim:

”Hiçbir zaman havalı gözükmeye çalışmadım. Böyle şeyler yapmaya çalıştığımda kendimi küçük düşürdüğümü hissediyorum. Şu yaşıma kadar öğrendim ki, eğer çok yüksekten uçup ayaklarınızı yere basmazsanız ya da durum kötüleştiğinde bunalıma girecek hale girerseniz yine de kendinizi bir şekilde dengede tutmak zorundasınız. Ben bunu yapmaya ve rahat olmaya çalışıyorum. Benim için son moda giyinmek önemli değil. Kıyafetimin rahat olması önemli. Olduğu kişiden daha farklı görünmeye çalışmak ve bunun nasıl bir duygu olduğunu hissetmek istemiyorum. Benim istediğim tek şey görevimi yapıp üretken bir oyuncu olmak. Bazı insanların benim için fazla sakin ve tepkisiz demesi umurumda değil, aslında bu tür sözleri kendim için bir iltifat olarak kabul ediyorum. David Robinson bana bir lider ve kazanan biri olma yolunda çok şey öğretti. Fakat aynı zamanda bunları yaparken gururumu ve onurumu korumam gerektiğini de öğrendim.”

Yıllar geçecek; birçok yıldız oyuncu gelecek, izleyeceğiz. Belki de Duncan’dan veya diğerlerinden çok çok daha iyi olacaklar. Ama eminim ki hiçbirinde Timmy’nin yüzündeki o naif ifadeyi bulamayacağım. Yaşın belki kırk olabilir ama efendiliğinden gram taviz vermemiş olan adam. Ne zaman bırakırsın bilmiyorum ama altmışına gelsen dahi seni izleyecek hala birçok insan var. İster Celticsli olun ister Lakerslı ister Miamili. NBA’e gönül vermiş kişiler olarak, kendimize rol model alabileceğimiz en doğru adama iyi ki bir Tim Duncan’a sahip olmuşuz. Basketbolun gökte parlayan en büyük ama bir o kadar da gösterişsiz yıldızına…

Yazı dizimin başlangıcına en başta da belirttiğim gibi benim için ayrı bir yeri bulunan Tim Duncan ile başladım. Devamında diğer efsaneler ile görüşmek dileğiyle…

Yazan: Taylan KILIÇ

NBA Gunlukleri
Genel Yazı Hesabı at NBA Günlükleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir