NBA Günlükleri

SABAS: SANATKÂR PİVOT… (PART 1)

Basketbolda bazı temel pivot çeşitleri vardır. Bunlardan ilki, hücumda eline top almadan bile katkıda bulunan, alan açan, ikili oyunlarla veya en fazla takip smaçları ve ribauntlarla sayı bulup, blok, ribaunt ve top çalmada, yani müdafaada kaplan kesilenlerdir. Diğer bir değişle, sert fizikleriyle mücadeleden kaçmayan, atletik ve teknik kapasiteleri nispeten sınırlı haldeyken bile, yılmayan yapıları, zekâları, pozisyon bilgileri, takip sezgileri ve varlıkları ile katkıda bulunanlardır. Az ama öz bitiricilikleri ile, takımlarının bel kemiği vazifesini üstlenirler (Örneğin Robert Parish, Mark Eaton, Bill Laimbeer, Marcus Camby, Roberto Duenas, Tamer Oyguç, Fatih Solak, Eurelijus Zukauskas, Chuck Kornegay, Andris Biedrins, Alex Ajinca, Joakim Noah, Hassan Whiteside, Panagiotis Fassoulas, Rudy Gobert, Anderson Varejao, Stojko Vrankovic, Dikembe Mutombo, Ömer Aşık, Luc Longley, Timofey Mozgov, Tyson Chandler, Ben Wallace; hücumlarını da elit seviyeye çekebildikleri için bir nebze bu türden ayrılan Ekpe Udoh ve Alonzo Mourning, ve de galiplerin en büyüğü, Bill Russell).

arvydassabonis

Türlerden ikincisine ait olanlar, tamamen atletik yeteneklerinin ve devasa cüsselerinin etrafında basketbol bilgisini ve kabiliyetlerini şekillendiren, tekniği görece zayıf ama olmadık yerlerden olmadık sayılar çıkarıp katkı yapan kişilerdir, dinamo gibi enerjik olduklarından, ideal double-double makineleridirler (Örneğin Tanoka Beard, Nikola Vucevic, Dallas Comegys, Mel Daniels, Derrick Coleman, Dan Issel, Patrick Ewing, Patrick Young, Bob Lanier, Colton Iverson, Vladimir Tkachenko, DeAndre Jordan, Jim Bilba, Andre Drummond, Dwight Howard, Pete Williams, Larry Richard, Nate Thurmond, Kenny Green, Gorgui Dieng, Artis Gilmore; teknikleri, atiklikleri ve oyun zekâları diğerlerine nazaran çok ağır bassa bile Walt Bellamy, David Robinson, Shaq ve Wilt Chamberlain de böyle temellidirler).

Üçüncü türdekiler, Yugoslav ekolü diyebileceğimiz ve saf pivot kavramını ön plana çıkartan, orta düzeyde birebir hücum ve kişisel beceri, ileri seviyede takım savunması ve komple bir takım oyuncusu kabiliyetlerine sahip, oyununu zekâ üzerine kuran pivotlardır. Bu tarz isimler iyi birer boyalı alan oyun kurucusu ve sağlam pasördürler; ama genelde akıl dolu savunmaları sertlikten uzaktır ve rakibin şutunu blokla değil, blok tehdidi ve doğru pozisyon alabilme yeteneğiyle bozarlar. Dolayısıyla istatistik kağıdında değil, daha ziyade sahada katkı verirler (Örneğin, Dave Cowens, Gintaras Einikis, Zydrunas Ilgauskas, Gheorghe Muresan, Zejliko Rebraca, Vlade Divac, Jovo Stanojevic, Ermal Kuqo, Marc Gasol, Luka Zoric ve Nikola Prkacin bu klasmana esastır; Maceij Lampe, Bryant Reeves, Predrag Drobnjak, Pero Cameron, Ante Tomic, Chris Kaman, Primoz Brezec, Nenad Kristic, Patrick Femerling, Zan Tabak, Asım Pars, Kyrylo Fesenko, Jonas Valanciunas, Tibor Pleiss, Fran Vazquez ve Sandro Nicevic gibi isimlerin ise savunmaları daha zayıftır, fakat bu ekoldendirler).

Dördüncü kategorinin üyeleri, eski ekol diyebileceğimiz, oyunda bolca inisiyatif alan ve ilk skorer durumunda olan, takımlarının hücumlarını çeşitli biçimlerde şekillendiren ve yönlendiren, vasıfları değişen türde pivotlardır. Bu isimlerin birebirleri, perde üzerinden ikili oyunları, sırtı dönük hücumları üst düzeydedir, ribaundu iyi koklarlar, ancak savunmaları buna kıyasla vasattır (Örneğin; Yao Ming, DeMarcus Cousins, Brook Lopez, Alfonso Reyes, Nikola Pekovic, Gustavo Ayon, Brad Daugherty, Bud Eley, Benjamin Handlogten, Rasho Nesterovic, Andreas Glyniadakis, Charles Shackleford, Enes Kanter, Jack Sikma, Bonafice N’Dong, Dennis Marconato, Mikhail Mikhailov, Hamed Haddadi, Andrew Bynum, Rik Smits, Kaspars Kambala, Kevin Thompson, Rashard Griffith, Joseph Blair, Rod Sellers, Fernando Martin, Tiago Splitter).

77

Beşinci ayırımdakiler, klasik 8 sayı 6 ribaunt ile maçı koparma ve pivot pozisyonunu kotarma adına oynayan, çeşitli belirgin eksiklikleri sebebiyle ekstra bir şey katmayan, lakin oyunlarıyla takıma uyum sağlayıp sırıtmayan isimlerdir; kabiliyetleri de oyun zekâları da kalburdur, kendileri de kalburdur. Görevlerini yaparlar, görev adamıdırlar ve hem hücumda hem savunmada yapacakları üç aşağı beş yukarı bellidir. Sert ve kaba savunma yaparak pota altındaki eksikliklerini giderirler; hücumda ise fırsat kollarlar. Kısacası, kaderlerine razı birer fayda timsali görünümündedirler (Örneğin Frederic Weis, Roberto Chiacig, Marco Cusin, Shawn Bradley, Nathan Jawai, Sasha Kaun, Sofoklis Schortsanitis, Miroslav Raduljica, Jason Keep, Zaza Enden, Hansi Gnad, Fabricio Oberto, Uwe Blab, Predrag Samardziski, Todor Gecevski, Artsiom Parakhouski, Yaniv Green, Tencho Banev, Robertas Javtokas, Andrew Betts, Robin Lopez, bir parça Hüseyin Beşok, Daniel Santiago; Pero Antic de bu türün dış şut eklenmiş halidir).

Altıncısı, komple pivotlardır. Hemen her yönleriyle takımlarına liderlik eden, hem hücumda hem savunmada onları şekillendiren, dış şut hariç eksiksiz ve zeki isimlerdir. Fundamentalleri ve zekâları o denli üstündür ki, cüsseleri veya atletizmleri ne seviyede olursa olsun, rakiplerini değilse bile oyunu bir şekilde domine ederler. Ki zaten, fiziksel dezavantajlarını da bu şekilde örterler. Ayrıca en tansiyonu yüksek ve zor anlarda bile sakin kalabilmeleri ile de ünlüdürler. Tüm bu nedenler yüzden, oyunu tümden değiştirmeleri kaçınılmazdır. Bill Walton, Wes Unseld, Willis Reed, Ralph Sampson, Boban Marjanovic, Kareem Abdul-Jabbar, Dino Meneghin, Moses Malone, pivot olduğunu dönemleri hesaba katarsak Tim Duncan ve de ucundan bucağından, Hakeem Olajuwon, bu kategoriyi temsil eder…

Yedincisi, yeni nesil “dış şuta dayalı” pivotlardır. Her ne kadar boyalı alanda da etkin olsalar bile, asıl püf noktaları kolayca dışarı açılmak ve dış mesafe şut tehdidi de arz edebilmektir. Hareketlilik kazanmak adına sertlikten feragat ettikleri için, dominantlıklarını sahada değil, istatistik kağıdında ve skor tabelasında gösterirler. Takım savunmasında sırıtmazken, birebir savunmada şaşılacak derecede faul problemine yatkındırlar. Mehmet Okur, Lavrinovic kardeşler, Iouannis Bourousis, Ratko Varda, Joffrey Lauvergne, temelde hiçbir ana sınıfa sokamayacağımız Andray Blatche, Rob Loe gibi isimler bu türe emsal teşkil ederler..

Sekizincisi ise, sanatkar pivotlardır. Onlar, oyunu sadece oynamaz, hisseder ve yaşarlar. Ve muhakkak ki çığır açarak değiştirirler. Her şey vardır cephaneliklerinde; zekâ, yetenek, sezgi; cüsseyi ve kabiliyetleri en faydalı şekilde, limitine kadar kullanma özelliği ve limitsiz hayal gücü… Savunma, hücum, liderlik, estetiklik, eksantriklik had safhadadır, fakat oyunu çok iyi okudukları için, silahlarını sadece ihtiyaç halinde devreye sokar ve az yıpranırlar. Onlar, pivot kelimesine yeni birer anlam katarlar. Elbette ki bu kategori ayırımları oyuncuları bıçak gibi keskin bir sınıflandırmaya ayırmayacağı için, Hakeem Olajuwon, Ralph Sampson ve Bill Walton gibi “zanaatkârları” da sanatkâr sınıfına dahil edebiliriz. Gelgelelim, benim ilk anda aklıma gelen 2 isim vardır bu sanatkar pivotlardan: Mirko Milicevic ve Arvydas Sabonis. Ve Türkiye’de Ömer Saybir’den sonra, pivotluğun çehresini tümden değiştiren ikinci isim konumundaki Milicevic’i konuşmayı başka bir güne bırakırsak, asıl konumuza, yani sanatkâr pivotların gelmiş geçmiş en yücesi olan Arvydas “Sabas” Sabonis’e gelebiliriz…

indir

Sabonis; estetiğin, öngörülemezliğin, zekânın, atletizmin ve orijinalliğin hükümdarı… Kürek büyüklüğündeki elleriyle, değme oyun kuruculardan daha zarif ve isabetli pas dağıtan dev. Repertuarında 1’den 5’e tüm pozisyonların silahlarını barındıran, kelimenin tam anlamıyla kelebek gibi uçup arı gibi sokan kuvvet. Çabukluğuyla ve zekâsıyla o heyula gibi bedenini rakiplerinin kabusu yapan oyuncu. Bir balet kadar esnek, atik ve fuleli hareket eden, ensesinde bile gözleri olan adam. Yapılmayanı yaparak, üç sayı çizgisinin gerisinden yolladığı havan toplarıyla da sahaya hükmeden, savunulması en zor pivot. Litvanya basketbol tarihinin en hakiki mihenk taşı. 30 yaşında bitik dizlerle gittiği NBA’de bile keskin duyularıyla ortalığı kasıp kavuran, becerileriyle karşısındaki tüm uzunları şaşkına çeviren, parkeleri titreten basketbol bilgesi. Mizahi yanıyla oyunundaki bohemliği bize yansıtan, 40 yaşında bile Euroleague normal sezonunda MVP seçilebilen sanatkâr. Ya da kısaca, “Sabas”…

 

Bir efsaneyi sadece sözlerle anlatmak, kolay değildir. Hele ki Sabonis gibi dünya çapında pek çok yönden mihenk taşı haline gelmiş, bizzat bir kültür olmuş efsaneyi anlatmak, hiç kolay değildir. Fakat belli açılardan Sabonis’i tarif etmek, bu 2.21’lik devin, ülkesi ve basketbol için neler ifade ettiğini belirtmemize yardımcı olabilir. 1964 yılında doğan Arvydas Romas Sabonis’in en büyük sorunu, yanlış bir ülkenin yanlış zamanında dünyaya gelmesiydi. Sabonis büyürken, anavatanı Litvanya bir Sovyetler Birliği ülkesiydi ve bu minik ülke, Sovyetler’in sadece Rusya’dan ibaret hale getirilmeye doğru gittiği bir çağı yaşamaktaydı. Öyle ki, Moskova Kızıl Ordusu’nun takımı CSKA, tüm spor branşlarında bir şekilde (!) muhakkak şampiyon oluyordu ve geri kalan ülkelerin oyuncularının şampiyonluk görme adına şansı yok denecek kadar azdı. Basketbolda ise, Rusya dışındaki Sovyet ülkelerinin (ağırlıklı olarak Estonya, Ukrayna ve en tepede de, Litvanya) oyuncuları, şampiyonluk göremeseler bile teselliyi Milli Takım’a alınarak buluyorlardı. 50’li yılların başında birkaç muhtelif atılım haricinde, Litvanya’nın demirbaş takımı Zalgiris, işte böylesi bir kadere mahkumdu Sabonis gelene dek…

Yazar: Efe Özenç

NBA Gunlukleri
Genel Yazı Hesabı at NBA Günlükleri

One Comment

  1. burak

    17 Şubat 2016 at 11:46

    Boban Marjanovic’e komple pivot, Shaq ve David Robinson’a ise gücüyle oynayan tekniği zayıf falan yazınca okuyamadım devamını. umarım güzel bir yazı olur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir