NBA Günlükleri

SABAS: SANATKÂR PİVOT… (PART 3)

Fakat artık Sabas’ın oyunu dönüşüm geçirmiştir; yavaş ve hantal hale gelen dev vücut, safi zekâ ve teknik etrafında şekillenmektedir ve Sabonis savunmada büyük zafiyetler yaşamaya başlar. Fakat, NBA’de çok sayıda üst düzey oyuncu olduğunu bildiği ve onlarla bu halde başa çıkamayacağını düşündüğü için, evvela yeni oyun stiline alışıp mükemmelleşmek adına İspanya Ligi’nin yolunu tutar. Oysa ABD basınında Portland’a tepkiler başlar; bir Portland efsanesi olan Bill Walton, kendi tarzına benzettiği Sabonis’in çok insanüstü düzeydeki yönlülüğüne, nişancılığına, orijinalliğine, çevikliğine ve dominantlığına hayrandır ve “nasıl olup da herhangi bir takımın, icabında milyon dolarlar ödemeyi göze alarak Sabas’ı NBA’e getirmeye 85’ten beri ikna edemediğini” anlayamamaktadır. Zira topa dokunuşundan sahada duruşuna kadar, Sabonis, ABD’nin oyunu olan basketbolu, mekanik ve sıkıcı bir Avrupalı gibi değil, tam bir ABD’li gibi oynayabilmekte ve fark yaratabilmektedir[1]. Sabonis yine de, alışması gerektiğini söyleyerek, Avrupa’daki en çetin ligin rekabetini NBA’e yeğler.

1989 senesi işte bu yüzden, Zalgiris’in çöküş yılı olur. Koç Garastas dahil takımdaki pek çok cevher, demir perdenin kalkışıyla şansını Avrupa’da, hatta mümkünse ABD’de sürdürmek ister ve bu göç Zalgiris’i adeta öksüz bırakır. 99’da borç bataklığına girmek suretiyle Tyus Edney önderliğinde kazandıkları Euroleague şampiyonluğuna dek, sahneden çekilirler ve 92’de özgürleşen Litvanya’nın gururu olmakla yetinir Zalgiris’liler. Sabonis, Forum Valladolid ile başlayan İspanya macerasına, en büyük iki İspanyol takımından biri olan Real Madrid’de devam eder. 1989 Eurobasket’e Sovyetler Sabonis dahil tam kadroyla giderler, fakat yine destansı bir performans sergileyen Nikos Galis önderliğindeki Yunanistan 1 sayıyla onları bronz madalyaya mahkum eder. 1990’da sakatlıkları yüzünden Dünya Şampiyonası’na katılamayan Sabonis’in yokluğu ise, yenilmez armada olmaya doğru giden Drazen Petrovic’li, Danilovic’li, Divac’lı, Kukoc’lu, Radja’lı Yugoslavya önünde Sovyetler’i gümüş madalyadan ötesine geçmekten men eder. Sene 1991 olur, bu esnada Sovyetler birlik olmaktan çıkar ve Litvanya yeniden kurulur. Bill Walton ve NBA’de Litvanya’yı temsil eden Sarunas “Herkül” Marciulionis’in önderliğinde, her türlü fedakârlıkla milli takımı yaratır ve 1992 Olimpiyatları’na katılır Litvanyalılar. Sabonis de oradadır, ve takımının B.D.T. (Sovyetler’in devamı olan, Rusya ağırlıklı Bağımsız Devletler Topluluğu) karşısında kıran kırana geçen bir maçtan galip ayrılarak bronz madalya kazanmasında koç Garastas, Marcilionis, Kurtinaitis, Chomicius, Visockas, Einikis, 20’lik Karnishovas ve ihtiyar Jovaisa ile başrolü oynar. Ortada Sovyetler yokken Rüya Takım’a kafa tutamazlar, fakat “Öteki Rüya Takım” sıfatıyla, Sovyetler’den eski takım arkadaşları ile dolup taşan ve turnuvanın ilk turunda yenildikleri B.D.T’yi geçmenin ironisi ve Litvanya’nın sesini, sınırlara tankla dayanan Rusya’ya duyurmanın tadı, bambaşkadır…
31993’te ise Eurobasket elemelerine sakatlığı yüzünden katılamayan Sabonis, pek çok diğer as oyuncunun da eksik veya formsuz olması yüzünden elemeleri geçemeyen takımının Eurobasket’e katılamayışına mani olamaz. Öte tarafta Real Madrid ile 1993’te ve 94’te Lig şampiyonluğu, 93’te Lig Kupası zaferi yaşar Madrid ile Sabas; 94’te ligin MVP’si seçilmeyi başarır. Ve ardından, 1992 yılında Partizan ile Avrupa’da inanılmaz işler başaran, oyunculuk yıllarında karşılıklı oynadığı Yugoslav Zejlko Obradovic’i takımın başına getirir Real Madrid. Ayrıca, Sabonis’in yanına bir de günümüzün 4 numaralarına öncülük eden NBA patentli, Litvanya asıllı ABD’li Joe Arlauckas transfer edilir. Obradovic, Danilovic ve Djordjevic gibi gençlerle 92’de başardığını başarmak için buradadır ve Sabonis de, Obradovic’in koçluğunda Arlauckas ile birlikte Avrupa tarihinin en dominant 4-5 numara ikilisini oluşturarak rakiplerine hem boyalı alanda hem de üç sayı çizgisinin gerisinden ezici bir üstünlük sağlar. Böylelikle, 1995’i hem lig hem de Euroleague şampiyonu olarak tamamlayıp muazzam bir başarıya imza atarlar. Sezonu 22.8 sayı, 13.2 ribaunt, 2.6 blok ve 2.4 asistlik muazzam ortalamalarla tamamlayan, 95’te de Lig ve Finaller MVP’si ödülünü cebine koyan Sabonis’in kafası rahatlamıştır. Sırtı dönük hücuma ve bu şekilde oyun kurmaya dayanan yeni oyun stili, mükemmelleşmiştir artık…

Bir diğer dillere destan tarihi maçta, yani Eurobasket 95 finalinde ABD’li hakem Toliver tarafından skandal kararlarla katledilip gümüş madalyaya mahkum bırakılan Sabonis, 5. faulünü yok yere çalan ve kendisine yapılan faullere düdük çıkarmayan hakeme tepkisini, kafasını hırsla pota altı minderine vurarak gösterir; hem de 93’te Boban Jankovic’in başına gelen trajediyi bilmesine rağmen! Halen hırslıdır, halen çok gururludur ve her türlü para cezasını göze alarak son 1 dakikada takımın sahadan çekilmesini destekler. Litvanya sahaya dönse de maçı kaybeder, ve Sabonis, artık hırs ve azim de dahil her bakımdan hazır olduğuna inanarak, draft edildikten tam 9 yıl sonra NBA’in yolunu tutar. Real Madrid için Sabas’ın önemi o denli büyüktür ki, koç Obradovic, “O gitti diye, takımdan 9 oyuncuyu değiştirmek zorunda kaldığını” söyleyecektir…

Evet, Finlandiya’dan getirttiği kasetlerle gençliğinde NBA’i televizyondan takip eden Sabonis’in kaderi, 31 yaşına geldiğinde nihayet NBA ile buluşmuştur. Buluşmuştur da, Sabonis’in hareket kabiliyeti o kadar gerilemiştir ki, 82 maçlık bir NBA temposuna nasıl dayanacağı merak konusudur. Portland kulübü doktorları, durumdan şöyle bahsederler: “Onun sadece diz röntgenlerini görseniz, Sabonis’in engelli otoparkını kullanacak kadar kötü bacaklara sahip olduğunu düşünebilirdiniz!”  Balık tutma tutkusuyla dinginleşen Sabonis, ilerleyen yaşının ve gerileyen fiziğinin etkisinde kalmayacak kadar eşsiz bir pas ve fundamental sahibi olduğu için, böylesi konularda endişe etmez. Terzi olan babasının aksine kendi söküğünü gayet güzel diker, takımını sözleşme yapmaya ikna eder, ve her yönden hazır geldiği NBA’e ve takım arkadaşlarına uyum sürecini atlattıktan sonra, 31 yaşındaki bu “çaylak”, koç PJ Carlesimo ve asistanı Rick Carlisle’ın yönettiği Portland’da muazzam bir bench katkısı vermeye başlar. İlk yılını benchten gelerek 14,5 sayı 8 ribaunt 2 asist 1 blok ortalamalarıyla noktalayarak Yılın Çaylağı ve En İyi 6. Adam ödüllerinde ikinci sırayı alır, ayrıca çaylaklar ilk beşine ve çaylaklar maçına seçilir. Play-offlar’da 23.6 sayı 10.2 ribaunt gibi ortalamalar tuttursa bile, Utah’a elenmekten kurtulamaz Portland.

196 Olimpiyatları’nda, yine 92’nin karbon kopyası sayılabilecek bir kadroyla Dream Team II ve Bodiroga’lı bir Yugoslavya’nın ardından bir bronz madalya daha toplayan Sabonis, turnuva sonrasında, devrini tamamlayarak veya sakatlıktan emekli olan Marciulionis, Kurtinaitis, Jovaisa, Chomicius gibi seçkin isimlerin yokluğunda, yeniden yapılanan Litvanya milli takımına da öncülük edecek, Karnishovas, Einikis, Stombergas gibi isimlere Jasikevicius gibi gençler de eklenene dek takımda kalacaktı. Milli vazifeyi, gençlere yer açmak maksadıyla 1999’da bırakacaktı. O’ndan bu görevi devralmayan Ilgauskas’ın yokluğunda, Einikis ve E. Zukauskas ile Litvanya, bambaşka bir yola girecekti. Ne hazindir ki, devlerle rekabet eden ve yokluklara rağmen milli formayla inanılmaz işler başaran Sabonis ve Marciulionis; Jasikevicius, Siskauskas, Kaukenas ve Macijauskas ile altın çağlarını yaşayıp 2003’te Avrupa Şampiyonu olan kadroda yer alamayacaktır…

2Öte yandan NBA’de Sabas, artık takımının as pivotu olmayı başarmıştır. Sezilemez, öngörülemez yapısı, üstün fundamentali, pas sezgisi, top hakimiyeti ve dış şut özellikleri ile, daha önceki hiçbir pivota tıpatıp benzemeyen “sanatkâr” Sabonis, önceleri takım arkadaşlarını bile meziyetleriyle şaşırtır ve takım Sabas’a alışana dek bol bol top kaybı yaparlar. Fakat pivot devrimini başlatan Sabonis, fiziki engellerine ligde Shaquille O’Neal, Patrick Ewing, David Robinson gibi klasik usulden güç santrallerine karşı elinden geldiğince zeki ve pratik savunma yapıp, hücumda beklenmeyeni sunarak çok ilginç sıkıntılar doğurur ve takımına paha biçilemez avantajlar sağlar. Resmen rakiplerini zekâsıyla ve soğukkanlılığıyla küçük düşürür – tıpkı Hakeem Olajuwon’ın yaptığı gibi. Sezonu 16 sayı 10 ribaunt 3 asist ortalamalarıyla tamamlayıp yine play-off yollarını tutan Sabas, aradığını yine bulamaz…

1999’da Konferans Finali’ne çıkan Blazers takımı, JR Rider’ın gönderilip Damon Stoudamire’ın gelmesiyle bile “Jail Blazers” imajından sıyrılamasa bile, yine de Sabonis’in o halde dahi yarattığı etkiyle gücüne güç katar. Asıl mücadele ise, 2000 yılında, 7. Maçın son anlarına kadar rekabeti had safhada yaşanan (ve kimilerine göre, Lakers’ın ve Shaq’in kritik anlarda hakem tarafından kayırıldığı) Lakers serisinde gerçekleşir. Bu seferki Konferans Finali, uzun yıllar unutulmayacaktır. Pek çok bakımdan domine ettiği Shaq’i yenemeyen, seriyi kazanmanın mucize eseri ucundan dönen 34 yaşındaki Sabonis, maç sonundaki röportajında, yaşlı gözlerle, “Seneye mutlaka şampiyon olacaklarını” söyler. Fakat Steve Smith haricindeki Jail Blazers onunla aynı fikirde olmayınca, böylesi bir hırs ve azmin NBA’de bir şampiyonluk görme imkanı kalmaz.

Derken, sakatlıklarla dolu 2000-01 sezonu bitince, fiziksel ve mental açıdan yorulduğu için, sessiz sedasız NBA’den ayrılıp, 99’daki şampiyonluğun yarattığı borç batağına saplanan ilk göz ağrısı Zalgiris’e döner 37 yaşındaki Sabonis. 86’da o’nu yuhalayan taraftarlar, şimdi e-mail üzerinden kulübe protestolar yollayıp, Sabonis’in geri dönmesi için kampanyalar başlatırlar; ve NBA’e bir sezon için daha geri dönen Sabas, 2002-03 sezonunda yine benchten gelerek Portland’a katkı verir. Sezon biter, bu defa dev Litvanyalı NBA’den temelli ayrılır. Elbette ki, Zalgiris macerasında da boş durmaz; her bakımdan kulübe destek çıkıp, ligde şampiyonluğa taşır. 2003-04 sezonunda Euroleague’in normal sezon ve Top 16 MVP’si seçildiğinde tam 40 yaşındadır ve 20 sayı 10 ribaunt ortalamalarını tutturmaktadır! Tabi bu arada Eurobasket 99’da, emekli olmadan evvel, iki maç arka arkaya genç Türkiye takımını ezip geçmeyi de ihmal etmez. 2005 senesinde emekli olur, 2011’de FIBA Şöhretler Müzesi’ne seçilir, Marciulionis’in kurduğu Litvanya Ligi’nin federasyon başkanı seçilir, Euroscar ve Mr. Europa dahil, aldığı sayısız ödülle nokta koyduğu kariyerine yönetici olarak devam eder. Sabonis Okulu’nu açarak, gençlerin sakatlıktan korunması ve ABD’ye giderek kolejlerde eğitim alması için cebinden fon yaratır. Sokakta basketbol oynarken 45 yaşında kalp krizi geçirir, neyse ki atlatır ve puro tüketmesi yasaklanır. Ve işte, muhteşem oyunculuk kariyeri, esas bu noktada biter…

Sabas, fuleli rüzgar gibi, tüm zarafetiyle geldi geçti. Artık, Litvanya’nın gençlerine yönelik çalışmalarıyla hizmetini sürdürüyor sanatkâr Arvydas Sabonis. Valanciunas’a, Sedekerskis’e, Motiejunas’a yol gösteriyor. Eğer 1986’ta derhal NBA’e, Portland’a gidebilseydi, Clyde “The Glide” Drexler’ın iddiasına göre, en az 5-6 şampiyonluk kazanırdı Portland. Final gören çok kaliteli bir kadronun üzerine konulması gereken tek nokta, kapatılması gereken tek eksik, seçkin bir pivottu. Sabonis, Drexler’ın gördüğü en muhteşem pasör pivottu. O, bu kadar şampiyonluğu o kadroya yaşatacak düzeydeydi… Buna Alman efsanesi, NBA’deki Avrupalıların öncülerinden Detlef Schrempf de katılıyor[1].

Tarih başka türlü yazsa da, “Acaba?” diye soranlar, Sabonis’in oyununu görünce hiç susmayacaklar. Tarihin en “sanatkâr” pivotunun macerası, yine benzerleri Bill Walton ve Ralph Sampson gibi sakatlıklar yüzünden geriye gitti; fakat Sabas’ın fundamentali ve yetenekleri öyle bir seviyedeydi ki, Sampson ve Walton gibi tükenmedi; sanatkâra yakın bir diğer pivot Hakeem Olajuwon kadar etkili oldu. Şahsen ben, her hafta Sabas’ın görüntülerini en az bir kez tekrardan seyreder, basketbola yeniden sevdalanırım. Şimdi Sabas’ın başlattığı milli görev, Arvydas’ın ABD’de, Gonzaga Üniversitesi’nde okuyan ve geçtiğimiz yaz Litvanya milli takımı ile Eurobasket’te gümüş madalya alan oğlu Domantas’a düşüyor. Babasının oyun tekniğinden çok uzak olsa bile, Domantas da bizlere ümit vaat ediyor. Sabonis’in izinden giden, o’nun gibi oynamaya çalışan pek çok genç oyuncu parkelere geldi geçti, ama Sabas gibisi gelemedi. “Sabas”ın oyun tarzının benzerini, bugünün yıldızlarından Anthony Davis ve Kristaps Porzingis’in oyununu birleştirip, üzerine bir de Dirk Nowitzki’nin fundamentalini, keskin nişancılığını, dengesini, zarafetini ve azmini eklerseniz yaratabilirsiniz. Fakat biz, yine de, Arvydas Sabonis’in ve sanatkârlığının eşsiz olduğunu biliyor, kendisine saygıyla selam duruyoruz…

 

Arvydas Sabonis Basketball Hall Fame Enshrinement 4GQsQ1z53xHl

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gelin sizleri, Aryvdas Sabonis’in görüntüleriyle baş başa bırakalım; bu adamın büyüklüğüne kendiniz karar verin. Ve elinizde olmadan hepsini bir bir izlerken düşünün; hangi değme NBA yıldızının elinden atletizmini alsak, Sabas kadar iyi olabilirdi?

https://www.youtube.com/watch?v=PKjEcZoQ2Qc (The Other Dream Team)

https://www.youtube.com/watch?v=zxO9VZyfawU (Karışık bir klip)

https://www.youtube.com/watch?v=PwwHCYGGS5Y (Sabas’ın Görüntüleri)

https://www.youtube.com/watch?v=oi1BnUZJ6YY (Sabonis vs Ralph Samspon)

https://www.youtube.com/watch?v=-sk7UEh-4WE (95 Eurobasket)

https://www.youtube.com/watch?v=dwUIWhYOqVs (Sabonis vs Shaq – 97)

https://www.youtube.com/watch?v=Gqceh-0Qisk (Sabonis vs Utah – 96)

https://www.youtube.com/watch?v=VGrC-VT6JtQ (Sabonis vs Phoenix – 98)

https://www.youtube.com/watch?v=8mHVlmbLO1o (Sabonis vs David Robinson – 86)

https://www.youtube.com/watch?v=oUifPfjXXXM (Sabonis vs Shaq – 98)

https://www.youtube.com/watch?v=HfO8pfRiAHA (Sabonis 1989 Valladolid)

https://www.youtube.com/watch?v=9t-nX5c-_uk (Sabonis özetleri)

https://www.youtube.com/watch?v=PWAD7jwoqG4 (Sabonis, yine David Robinson’a dünyayı dar ederken)

https://www.youtube.com/watch?v=06usV6451ik (Sakatlanmadan önceki Sabonis)

https://www.youtube.com/watch?v=3I6dKuQ4wc8 (Sabonis vs Jordan)

https://www.youtube.com/watch?v=LW9q-0x2gu8 (Sabonis, karışık görüntüler)

https://www.youtube.com/watch?v=dSSrKt-rqao (Sabonis’in Zalgiris günleri)

https://www.youtube.com/watch?v=FpKCiiO9e6E (Sabonis’in en iyi 20 pozisyonu derlemesi)

[1]  http://www.arvydassabonis.com/archive/articles/prenba/lithbbstar.html

[2] https://www.youtube.com/watch?v=18tnToDLHV4

NBA Gunlukleri
Genel Yazı Hesabı at NBA Günlükleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir