NBA Günlükleri

Spurs’ün Deplasman Maçları Sürüyor

(Resim: http:// www.poundingtherock.com/)

Uzun All Star arasından nasıl dönüleceğini merak ediyorduk. Ginobili’nin yokluğunu hissetmeye başlayan takım için daha kötü senaryo ne olabilir sorusunun yanıtı muhtemelen Kawhi’ın yokluğuydu ki bu sıkıntıyı Spurs Clippers karşısında test etti. Clippers pek çok açıdan önemsidiğimiz bir takımdır ve Batıda GSW, OKC gibi takımlarla birlikte adını en yukarıya yazıyoruz. İşte bu kadar önemli bir deplasman maçında takımın en önemli adamının olmadığı bir müsabaka nasıl oynanacak korkusuyla maçı izledik.

Kawhi ve Aldridge Spurs adına bu sene çok önemli. Çok önemli diyoruz çünkü Duncan’ın eskisi gibi sayı yükünü kaldırmaya yardımcı ol(a)madığını ilk maçtan beri gözlemlemekteyiz. Buna ilave edilecek bir başka şey de Parker’ın oyunundaki istikrarsızlık ve Ginobili’nin kısıtlı dakikalarda oynatılması. Parker’ın karşısında çok iyi point guardlar varken büyük oyunlar göstermediğini (eskisi kadar) bu sene çok kez deneyimlemiş durumdayız. Ginobili ise oyunda kaldığı sürelerde müthiş katkılar vermekteyse de onu gözü gibi sakınan teknik kadro dakikalarını hep kontrol altında tutmaktadır. En azından tutmaktaydı, sakatlanana kadar…

Durum böyleyken bir de Kawhi olmadığında ister istemez bir merak sarıyor bizleri. Takımın bu “yoklara” nasıl tepki vereceğini ve skor tarafında nasıl bir dağılım olacağını görmek için sabırsızlanıyoruz. Maç başladığında Clippers uzunlarının özellikle Jordan’ın pota altı üstünlüğü hemen ortaya çıkıyor. Bir uzunu kontrol altında tutmak için çok yol olduğundan bunu çok önemsemiyoruz ama bu noktada kaygılarımız olduğu da oldukça net. Maçın ilk çeyreği ilerledikçe birkaç şey görüyoruz;

  1. Spurs hiç fena savunma yapmıyor ve Clippers da pek çok rakip karşısında rahatça bulabileceği yolları bulamıyor.
  2. Clippers çılgın bir yüzdeyle atış yapıyor ve maç içinde 7/10 üçlüğü yakaladığını gördüğümde rakibin GSW mi yoksa Clippers mı olduğuna tekrar bakmak zorunda hissediyorum
  3. Spurs çılgınca “ATAMAMAKTA DİRENİYOR”
  4. İlk periyotta daha kötü nasıl oynarımı her maç geliştiren bir Spurs görüyoruz

Rakibin de anormal top kayıpları ve Spurs’un sert savunması sonucunda Clippers bir türlü skoru açıp kaçamıyor. San Antonio hücumda inanılmaz şekilde bocalıyor ve maçın ilk çeyreğinin çoğunu geçmiş olmamıza rağmen Spurs hanesinde sadece 6 sayı görüyoruz. İlk çeyrek bittiğinde 15-21 lik skor kapanabilir dursa da oyunun ikinci çeyreği sona erdiğinde fark açılıp 8 sayıyı buluyor. 3. Çeyrekte beklenen geri dönüş gerçekleşmiyor ve fark 9 sayı olarak son çeyreğe giriliyor. Bu çeyreğe iyi başlayan takım bir ara 5 farkı görse de buradan sonra daha yaklaşma imkanı bulamıyor ve fark alıp başını gidiyor…

Takımın Kawhi yokluğunda Anderson ile onun boşluğunu kapatmaya çalıştığını gördük. Anderson’da gerekli yetenek ve oyun zekası olmasına rağmen Kawhi deliciliğine sahip olmaması uzun süredir belirttiğim bir şey. Zaman zaman bu konuda iyi örnekler verse de agresifliğini maçın geneline yayamadığı için bunun zamanla gelişmesini beklemekten başka bir yol bırakmıyor bizlere. İşte bu yüzden agresif ve rakip savunmayı zorlamak üzere beklentiye girebileceğimiz sadece Aldridge kaldı ki o da Kawhi’ın yokluğunda bunu pek yapamadı. Maç boyunca Clippers karşısında bir tek çeyrekte bile üstün gelinemedi ve bu noktada derin bir nefes alıp düşünmek gerekiyor. Rakip gerçekten iyi bir gününde olsa da 4 çeyreğin birinde bile üstün gelememişseniz bunu şanssızlığa bağlayamazsınız. Aldridge’e inen izolasyon toplarının abartıldığını söylüyorduk eski yazılarımızda ve bu oyunda da bunlara bol bol başvurdu Spurs. Kawhi yokluğunda Anderson’a inen toplar çoğunlukla dışarıya döndürüldü ve burada da verimli kullanılamayan topların Clippers’ın işine oldukça yaradığını not ettik. JJ Redick’in, Crawford’un ve Paul’ün inanılmaz bir gün yaşadığını, boş buldukları hemen her topu basketle sonuçlandırdığını gördük. Bunlara cevap vermek gerektiğinde ise San Antonio pozisyonları cömertçe harcadı. Tony Parker’ın Paul karşısında 4. Çeyreğe kadar çok kötü olması da Spurs oyununu oldukça baltalamıştır. Parker’ın delici karakteri Spurs oyunlarının başlangıcıdır. Eğer o bu oyununu oynayabilirse rakip savunmaları bozarsınız ve iki tarafta oynayan iki kıymetli adama (Kawhi ve Aldridge) şanslar doğar. Bu oyuncular iyi kapatılsa dahi dışarıda Green tehlikeniz vardır ama Parker aldığı toplarla içeriyi zorlamayı bırakırsa o halde hep dışarıda dönmeye başlarsınız ve içeriye top indiremezsiniz. Clippers karşısındaki en büyük sıkıntı boyalı alana top indirilememesi olmuştur. İçeriden oynamayı unutan takım dışarıda da iyi tutulunca bu sahadan galibiyetle çıkma imkanı ortadan kalkmıştır. Eğer Parker iyi bir numaralar karşısında bu şekilde oynarsa GSW, OKC, Clippers maçları playofflarda nasıl geçecek diye sormadan edemiyorum…

Griffin mevzuunda çok yazılıp çiziliyor o yüzden bu konuya fazla girmek istemiyorum. Yine de not etmeliyim ki Griffin’siz Clippers’ın daha iyi olduğu yönünde istatistiklerle süslenen konuşmalar beni hayrete düşürüyor. Griffin’siz maçlar kazanabilirsiniz ama size playoffda bir üst sırayı getirecek olan adam Griffin olacak. Küçümsediğimiz ya da çamur attığımız adamın kim olduğuna bazen bakmak gerekir. Griffin’in kendisini yeterince ispatlamış olduğunu söylemeye bile gerek görmüyorum.

Lakers maçında, Clippers maçından farklı olarak iki şey gördük bunlardan birincisi Parker’ın içeriye delerek girmesi gerektiğinin kendisine hatırlatılmış olması, ikincisi de boyalı alanın kullanılması. Maçın başından itibaren disiplinli şekilde hemen her pozisyondan bir şeyler çıkartmak hırsıyla saldıran San Antonio sayı üretmede zorluk yaşamazken kendi potasında verdiği pozisyonlar yüzünden bir türlü farkı açamadı. Burada 4/4 isabetle üçlük atarak başlayan Clarkson’u anmadan geçmemek gerekir. Lakers gençlerinin gelişimini görmek bizleri oldukça memnun ediyor. Randle, Williams, Russel, Clarkson gibi harika gençler zaman zaman harika oynuyor ama savunma disiplininden koptukları aralarda yedikleri sayılar yüzünden çok maç kaybedeceklerini de tahminleyebiliyoruz. NBA’de 30 dakika iyi oynama lüksünüz yoktur. GSW, OKC, SAS gibi takımlara karşı 30 dakika iyi oynarsanız 20 sayı farkla mağlup olursunuz. Tam da bu yüzden bu Lakers’ın hala gidecek yolu var. Kobe’den sonraki yapılanmalarını yakından takip edeceğimiz bu takımın tehlikeli bir dönemece yaklaşmakta olduğu kesin gibi..

Parker’ın Lakers karşısında oynadığı oyun ile Clippers karşısında oynadığı oyun gece ve gündüz gibiydi. Takımın ofansta topu dolaştırmasına baktığınızda yine iki farklı takım izlediğinizi görüyorsunuz. Kawhi olmadığında Anderson ya da başka formüllerle o boşluğu doldurmanız gerekse de bu oyuncunun ne kadar önemli olduğunu bu iki maçta da gördük. Ginobili den sonra Kawhi’ın da yokluğu ile sarsılan takım yine de iki maçtan birini çalmasını bilmiştir. Bu noktadan sonra dikkatimizi çeken şeyler şu şekilde maddeleştirilebilir:

  1. Parker’ın bu takımda kötü oynama lüksü yoktur ve playoff takımları karşısında Spurs’ün galibiyet alması hemen herkesten çok Parker’a bağlıdır. Bu sadece hücum anlamında olmayıp değerli bir numaraların savunmasında da Parker aksamaktadır.
  2. Takım dış alan savunmasında büyük gedikler vermektedir ve Redick gibi keskin şutörler bu açıkları sonuna kadar kullanmakta tereddüt göstermez.
  3. Takım savunması ile maçı bir yere kadar getirmekteyse de hücumda inanılmaz sıkışabilmekte ve bu noktada iş ziyadesiyle Pop’tan geçiyor
  4. 5 numarada Duncan’ın sayı yüküne bir şekilde katkı vermesine çalışılmalıdır. Duncan hücum anlamında gerçekten kötü maçları geride bırakmıştır.

 

Spurs zor virajları dönmekte ve bunları yaparken kazandığı maçlar gibi kaybedeceği maçlar da olacak. Neden maç kaybedildi noktasına odaklandığımızda ise takımın dip noktaları gördüğünü fark etmekteyiz. Buradan daha da kötüye gideceğini düşünmek istemiyoruz ve muhtemelen Clippers karşısında gördüğümüz 4/4 kayıp çeyrek oranını artık görmeyeceğiz ama takımın birden harika oynamaya başlayacağını da söylemiyoruz. Takımın ibresi yavaşça yukarıya kaldırılacak ve bunu zamanla göreceğiz. Bizim için önemli olan Ginobili’nin dönmesi ve Parker’ın iyiler arasına katılması. Bu ikisi ile takım istenen yere yaklaşacaktır. Butler ve Simmons iyiye gidişlerini sürdürüyor ve Anderson da fazlasıyla umut veriyor. Moralleri bozmadan izlemeye devam ediyoruz.

İyi seyirler.

Utku KÖKER

NBA Gunlukleri
Genel Yazı Hesabı at NBA Günlükleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir