NBA Günlükleri

90’ların Son Demleri: 5-NBA’in Hırçın Çocuğu: Kevin Garnett

Greenvile’ın tehlikeli sokaklarından bir çocuğun gün gelip NBA’in en önemli yıldızlarından biri olacağını elbette ki tahmin edemezdik. Henüz ufak yaşlarındayken asi ve hırçın bir çocuk olan Kevin, etrafına korku saçıyordu. Vukuatlarına okulda bir beyazı dövme kavgasına karışıp ve çocuğun bileğini kırarak başlayan Kevin, ardından daha o yaşta tutuklanıyordu. Onun bu serseri kişiliğine binaen arkadaşları ona tüfek anlamına gelen “The Rifle” lakabını takmıştı. Her şey onun adına bu denli kötü giderken, iyi olması gereken bir şeyler de olmalıydı. İşte o da Garnett’in basketbol aşkıydı.

Sıkıntılı bir aile yaşantısından dolayı pek çok kez arada kalan Küçük Kevin, sürekli annesi ve -öz babasının aksine- üvey babası tarafından basketboldan uzaklaştırılmaya zorlanıyordu. Çünkü onlar, basketbola gözü kör bir şekilde bağlanıp hiçbir şeyi umursamayan bu çocuğun durumundan endişeleniyorlardı. Onlara göre basketbol boş bir uğraştı ve Garnett okuluna odaklanmalıydı. Ama kahramanımızın hikayesinden en başta da bahsettiğimiz gibi Garnett hırçın bir çocuktu ve kolay kolay laf dinlemezdi. Öyle de oldu. Çocukluğu ve lise hayatı boyunca idolü olan Magic Johnson gibi olabilmek için her gün Springfield Park’a gidip gece yarılarına kadar şut antrenmanları yapan  ve kendi kendine basketbol oynayan Garnett, lisede asıl patlamasını yapacaktı. İlk senesinde herkesten habersiz okulun Mauldin Mavericks takımında oynamaya başladı ve dikkatleri üzerine çekti. İnsanlar ona hayran kalmıştı ve her hafta sırf onu izlemek için maçlara akın ediyordu. Lisenin sonlarına geldiğinde ise Chicago’ya bir eyalete taşınmışlardı ve takımından ayrı kaldı. Son senesinde yeni takımında da muazzam başarılara imza atarak 1995’in en iyi lise oyuncusu seçilen Garnett, genç yaşta ünlü dergilerin kapaklarında da boy göstermeye başlamıştı.

1995 yılında, birçok prestijli üniversitenin peşinde koşmasına karşın üniversite sınavlarından kalınca Kevin’in NCAA’de oynama ihtimali kalmamıştı. Bundan sebeptir ki Kevin Garnett 19 yaşında, üniversite kariyeri olmadan doğrudan NBA’e geçen ikinci oyuncu olmuştu. Üstelik birçok favori adayın arkasında bir lise oyuncusu olarak drafta katılmasına ragmen 5.sıradan, Minnesota yolunu tuttu.

NBA’deki ilk sezonlarında gerek takımı gerekse kendi çok ön plana çıkamadı. İki sene boyunca vasatın altında performans sergileyen Timberwolves’un yeni planı, takımı Garnett’in üzerine kurmaktı. Öyle de yaptılar. Genç Garnett sazı yavaş yavaş eline almaya başlamıştı. McHale ve Saunders Garnett’in etrafına güzel taşlar ekledikçe Minnesota vites arttırıyordu ki bu istatistiklere de çok net yansımıştı. Bir önceki sezon 26 galibiyet alan Minnesota, diğer sezon 45 galibiyetle playofflardaydı. Garnett’in başarısı onu 97-98 sezonunda All-Star yapacaktı. Yıllar böyle devam ederken Timberwolves’ın kayda değer bir başarısı olmadı. Ta ki 2004 yılına kadar. Yapılan ciddi transferlerin ardından Minnesota yönetimi Garnett’in sırtındaki yükü az da olsa azaltmıştı. Timberwolves o sezon yine Garnett önderliğinde Batı Konferansı Finali’ne kadar çıksa da Lakers’a boyun eğmek zorunda kaldı.
Aslına bakarsak Garnett 12 yıllık boş bir Minnesota kariyeri geçirdi. Bireysel olarak adından sıkça söz ettirip ligin yıldızlarından biri oldu. Hatta ligin en önemli uzunu olma potansiyeli de vardı ama Tim Duncan’la aynı zamana denk gelmek biraz da onun şanssızlığıydı. Uzun lafın kısası, KG 12 yıllık süreçte başarılı performansını önemli bir başarıyla taçlandıramamıştı.

SAN ANTONIO, UNITED STATES:  Kevin Garnett of the Minnesota Timberwolves (C) has to be restrained by referree Luis Grillo (8) and head coach Flip Saunders (R) after he and Tim Duncan of the San Antonio Spurs (L) almost come to blows in third quarter NBA action at the Alamodome in San Antonio, Texas, 04 February 2002. Both Duncan and Garnett were ejected from the game for the altercation.  AFP PHOTO/Paul BUCK (Photo credit should read PAUL BUCK/AFP/Getty Images)

Evet, geldik kariyerinin en güzel yıllarına. Yazı dizimize konuk olmuş oyuncuların yarısının yolunun geçtiği seri ile yine karşı karşıyayız. Minnesota ve Boston Celtics arasında gerçekleşen büyük takasın ardından,  Kevin Garnett; Ray Allen, Paul Pierce ve Rajon Rondo gibi yıldızlarla bir araya gelmişti. Artık tek eksik bu pastaya bir “çilek” koymaktı. Çok başarılı bir sezon geçiren Garnett  All-Star 2008’deki oylamada taraftar tarafından en çok tercih edilen oyuncu oldu. Ama ne yazık ki kendisi için çok özel olacak olan bu All-Star’I sakatlığından ötürü kaçıracaktı. Sakatlığı ciddi değildi, parkelere çabuk döndü. Celtics takım halinde ortalığı kasıp kavuruyordu ve tüm otoriteler en büyük şampiyonluk adayı olarak onları gösteriyordu. Sıra playoff’lara geldi. Herkes Boston’ın çok rahat finale çıkacağını düşünüyordu ancak öyle olmadı. Gerek Atlanta, gerekse LeBron James’li Cleveland’a karşı deyim yerindeyse “ölüp ölüp dirilen” Celtics’in final yolculuğu düşünülenin aksine meşakkatli geçmişti. Hepinizin bildiği üzere tarihin en güzel serilerinden birinde Kobe’li LA Lakers’I 4-2 ile geçen Celtics şampiyon oluyordu ve Garnett kariyerine şampiyonluk yüzüğünü de ekliyordu.

Ardından artık süperyıldız kategorisinde kendine yer bulan Garnett şampiyon olamasa da ayrıldığı döneme kadar Celtics’le her zaman iddialı konumdaydı. Ama artık ayrılık vakti geldi ve muhteşem Celtics dağılmaya başladı. Yakın dostuyla beraber Brooklyn yolunu tutan Garnett sonrasında anıları yad etmek adına ilk göz ağrısı Minnesota’ya geri dönecekti. Çaylak Garnett olarak çıktığı kapıdan, süperyıldız “The Big Ticket” olarak yeniden girdi. Ama artık demir almak günü gelmek üzere zamandan, Garnett emekliliğini NBA’e adım attığı formayla, Minnesota Timberwolves formasıyla bırakacak. Biz basketbolseverlerin onu en çok hırsıyla tanıyacağımız şüphesiz. İşte Garnett’in kariyerindeki en iyi 10 anı gelin bir izleyelim ve “İşte mücadele!” diyelim.

Açık konuşmam gerekirse Garnett ile ilk tanışmam pek hoş bir şekilde olmamıştı. Ufakken izlediğim bir Cleveland-Boston maçında çıkardığı tartışmadan ötürü kendisine fena halde kinlenmiştim ama sonrasında alıştık tabii. Adamın doğasında var, küçük yaşta tutuklanmış be abi! Şaka bir yana yıllar geçtikçe duygusallıktan objektifliğe geçtiğiniz evrede açılıyor gözünüz. Ve cidden diyorsunuz ki: “İyi ki bu oyuncuları izleme fırsatı bulabilmişim be!”. Her zaman bunu diyebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. İyi ki ailenin sözünü dinlemeyip sabahlara kadar o meşhur orta mesafe şutuna çalıştın ve bize seni izleyebilme fırsatı verdin. İyi ki küçükken kalbimi onlarca kez kırdın da bana seni yazabilme fırsatını verdin. Aramız pek iyi değildi belki ama ortak bir aşka sahiptik, basketbol. Ve bu aşka hizmet eden herkes benim için kutsaldır. Yolun açık olsun “KG”!

Yazan: Taylan KILIÇ

Taylan Kılıç on FacebookTaylan Kılıç on InstagramTaylan Kılıç on Twitter
Taylan Kılıç
Hayali muhabirlik olan, şimdilerde ise çok sevdiği basketbol adına naçizane yazılar yazan biri.

One Comment

  1. Burak Coşkun

    11 Mart 2016 at 22:14

    İnsan bi basketbol yazısını okurken duygulanir mi….Yazıyı okurken gözlerim dolmadi desem yalan olur.Güzel bi yazı olmuş.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir