NBA Günlükleri

90’ların Son Demleri: 6- Dallas’ın Fedaisi: Dirk Nowitzki

Evet sevgili okurlar, yazı dizimizin son yazısına gelmiş bulunmaktayız. Son ismimiz NBA tarihinin en iyi yabancı oyuncularından bir diğeri, Almanların Altın Çocuğu Dirk Nowitzki.

Spora adanmış hayatlardan oluşan bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi Dirk. Annesi profesyonel bir basketbolcuydu ve babası efsaneler arasında gösterilen hentbol oyuncularından biriydi. Ablası Silke ise biraz daha çıtayı yükseltmiş. Kendisi hem profesyonel bir atlet hem de basketbolcuymuş.
Nowitzki ailesinin tabiri caizse “sporla yatıp kalkmak” deyiminin en çok uyduğu ailelerden biri olduğunu ilerisürebiliriz. İşte böyle bir çevrede Dirk’ün zaten spordan ayrı kalması beklenemezdi. Spor ile ilk tanışması babasından ötürü hentbol, sonrasında ise merakından dolayı tenisle gerçekleşti. Ancak bir sorun vardı. Küçük Nowitzki çok hızlı büyümüş olması nedeniyle yaşıtlarına göre en uzun arkadaşından dahi 30 santim daha uzundu. Boyunun fazla uzun olması hentbol ve tenis için biraz anormallik yaratıyordu ve bu da Dirk’in canını bir hayli sıkıyordu. Nowitzki daha fazla dayanamadı ve yeni bir karar aldı. Ablası ve babası gibi kendisi de basketbolla ilgilenecekti. Bölgesinin yerel takımlarından DJK Würzburg’da oynamaya başladı ve henüz 15 yaşında bir Alman basketbolcu Holger Geschwindner tarafından keşfedildi. Geschwindner, Nowitzki’nin kariyerine ciddi anlamda yön veren en önemli isim oldu. Dirk’ün yeteneklerinden etkilenerek üzerine fazlasıyla düşmeye başlayan Holger, Nowitzki’yi de alarak günde en az 2-3 kez pas ve şut antrenmanları yapıyordu. Sadece bunlarla kalmayıp Nowitzki’yi mental açıdan da diri tutmak en önemli hedeflerinden biriydi. Sporcunun iyisinin “zeki, çevik ve ahlaklı” olması gerektiği kanaatindeydi. Dirk Nowitzki basketbol antrenmanlarının dışında düzenli olarak çeşitli enstrümanlar çalmaya ve kitap okumaya da başladı.

Günler geçtikçe Nowitzki’nin artan performansı Holger’i etkiledi ve daha da iştahlandırdı. Bir antrenman sonrası Dirk’ü yanına çekti ve aynen şöyle sordu: “Dünya’nın en iyilerine karşı mı oynamak istiyorsun, yoksa Almanya’nın yerel liglerindeki kahramanlarla mı? Bu soruya vereceğin cevaba göre ikincisini seçiyorsan antrenman şuandan itibaren hemen keseceğiz. Çünkü bu seviye için zaten fazlasıyla iyisin. Ama eğer ilkini seçeceksen çalışmalarımıza her gün devam edeceğiz!”Nowitzki fazla düşünmeden tahmin edebileceğiniz gibi ilk seçeneği seçti. Ve işte serüven o an başladı.

Dirk98

İlk basamağını daha önce de bahsettiğimiz üzere DJK Würzburg’da attı. Geçen her günün ardından takımın lideri olarak, takımı sırtına alan Dirk uzun uğraşlar sonucu takımı Almanya 1.Ligi’ne taşımayı başaracaktı. Yakaladığı istatistiklerin ardından artık dünya çapında da adı duyulmaya başlayan Dirk, Nike “Hoop Heroes Tour” kapsamında bir şov maçında Scottie Pippen ve Charles Barkley gibi yıldızlarla karşı karşıya oynama fırsatı buldu. Muazzam bir performansla dikkatleri üzerine çeken Dirk üstüne üstlük Barkley’in üstünden bir de smaç basınca tam anlamıyla gündem oldu. Bundan sonraki turnuvalarda sürekli adı geçti ve NBA’de genç yeteneklerin dikkatle izlendiği Nike Hoop Summit turnuvasına çağırıldı. Hızı, top kontrolü ve şut yeteneğiyle göz kamaştıran Dirk maçı 33 sayıyla tamamlayarak maçın en skorer oyuncusu oldu. Bu günden itibaren gerek Avrupa gerekse NBA’den Nowitzki’ye teklif yağmaya başladı. Ve Dirk Nowitzki, 98 NBA Draft’ına katıldı.

Boston Celtics ilk başlarda çok uğraşsa da Nowitzki’yi alamadı. 1.tur 9.sıradan Dallas Maverics yolunu tutan Dirk Nowitzki, o yoldan hiçbir zaman ayrılmayacaktı.

1990’dan beri playofflara kalma başarısı gösterememiş bir takım olan Dallas Maverics bu draftın ardından kısa vadede değil ama uzun vadede baharı yaşayacaktı. Nowitzki’nin lige katıldığı sezon olan 98-99 sezonu NBA’de biraz sallantı yarattı. David Stern ve oyuncuların arasındaki anlaşmazlık yarım bir lock out dönemine sebebiyet verdi ve o yıl NBA’de 50 maç oynandı. Bu belirsizliklerden dolayı Nowitzki o sene Würzburg’da oynamaya devam etti ve bir sonraki sezon Dallas formasını sırtına geçirdi. O sezon Marc Cuban’ın Maverics’i satın almasıyla takıma adeta para saçtı ve çok önemli yatırımlar yaptı. Dallas’ın Big Three’si bu dönemlerde oluştu. Steve Nash- Dirk Nowitzki – Michael Finley üçlüsü ile beraber kötü günler geçiren Dallas artık playoff gediklisi bir takım olmaya başladı. Nowitzki ise her geçen senenin ardından inanılmaz derecede gelişme kaydediyordu. İkinci senesinde 17 sayı ortalamasına sahip oldu ama otoriteler “Savunma yapmıyor.” Diyerek kendisini eleştiriyorlardı. Sonrasında Dirk, istatistiklerini sırasıyla 21 23 25 sayı şeklinde ikişer ikişer arttırdı ve bir Avrupalı oyuncunun elde ettiği en yüksek sayı ortalamasına sahip olarak tarihe geçti. “Savunma yapmıyor.” denilen adam Dallas’ın bel kemiği, lider oyuncusu oldu ve Mavericks’i her playoffa dahil etti. Sıra şampiyonluktaydı.

dirk-nowitzki

2005-2006 sezonunda Finley- Nash- Nowitzki üçlüsünden Finley’in de serbest kalmasıyla Nowitzki tek isim olarak kaldı. Ve o yıl, Dallas Mavericks Dirk’ün önderliğinde NBA Finalleri’ne kadar yükseldi. Wade ve Shaq’ın sırtladığı Miami ile eşleşip ilk iki maçı  kazandılarsa da sonrasında ard arda aldıkları dört mağlubiyet onların yarışta geride kalmasını sağladı ve seriyi 4-2 kaybettiler. Bu dönemlerde Nowitzki hali hazırda  Dallas efsanesi olmuştu artık. Ertesi sezon NBA’de normal sezon MVP’si de oldu ama önemli bir başarı gösteremediler. Bir diğer final için Nowitzki ve ekibi 5 yıl daha bekleyecekti.

114832846JG0021_FINALS_GAME 6

Tüm bunlar yaşanırken milli takımını da sırtlayan Nowitzki bu süreçte iki gümüş madalyayı da kariyerine ekledi. NBA’in en saygın oyuncularından olan  Nowitzki’nin şampiyonluk hasreti 2011’de dönemin en korkutucu takımı Wade-Bosh-James üçlüsüne karşı dinecekti. Her maçı ayrı hikaye olan bu şampiyonluk serisinin ilk maçını kaybeden Dallas ikinci maçta ise Nowitzki’yi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Sol orta parmağından sakatlık geçiren Nowitzki tüm doktorların “oynama” uyarılarına “Bir şeyim yok!” tepkisi vererek ikinci maçta sahaya çıktı. Mavericks Nowitzki’nin 24 sayı attığı bu maçı yine Nowitzki’nin son saniyede Bosh’un üstünden attığı sol turnikeyle maçı kazandı. Dallas devam eden süreçte 3.maçı kaybetti ve seride 2-1 geri düştü ama sorunlar Nowitzki’nin peşini bırakmak bilmiyordu. 3.maçta yapılan yoğun ve yanlış tedaviler sonucu Dirk’ün ateşi 3.maç öncesi 38 dereceyi bulmuştu. Bu hikayenin başlangıcı sizin aklınıza birini getirmiştir. Evet, Michael Jordan’ın efsanevi “Flu Game”i. Bulls ve Utah’ın karşılaştığı şampiyonluk serisinin 5.maçına 38 derece ateşle çıkıp maçı kazandıran Jordan bundan tam 14 yıl sonra Nowitzki’nin vücudunda kendine şekil bulacaktı. “Big D”  fedakarlığını ve büyüklüğünü gösterdiği bu 4.maçta seriyi 2-2’ye getirdi. İşte lider olmak, takımını sırtlamak deyiminin şekil aldığı anlardan bir resital. Bu resitalin başkahramanı ise Dirk Nowitzki. Hikayenin sonu da güzel bitti. Belki 2006’da Wade ve Shaq’a boyun eğdi ama 5 sene sonra daha kuvvetli bir ekibe karşı 3 büyük canavara boyun eğdirdi. 2011’den sonrası ise Mavericks için pek başarılarla dolu olmadı. Playoff’larda yer aldılar ama daha ilerisine gidemediler. Nowitzki yaşayabilecekleri en güzel şeyleri yaşattı Dallas halkına. Ama artık yaşlandı ve bırakma vakti yaklaştı.

Nowitzki’nin hasta olduğu, 38 derece ateşle çıktığı 2011 NBA Finalleri’nin 4.maçının öyküsünü izlersek Dirk’ün büyüklüğünü daha da iyi anlayacağız. :

NBA’de Avrupa’yı temsil eden, en iyi yabancı oyunculardan biri. O meşhur Fade Away atışının Kobe’yle beraber üstadı. Gerek karakteri gerekse tecrübesi ve kariyeriyle izlediğim en iyi oyunculardan biri. Belki bu sene belki de seneye bırakır orası hala meçhul ama, kalbimizde izini bıraktığı kesin. Almanların Altın Çocuğu “Big D”ye…

Ve böylece yazı dizimi sonlandırmış olduk. Bu yolda benimle olup okuduğunuz için tekrar tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. Diğer yazılarda görüşmek dileğiyle…

Yazan: Taylan KILIÇ

Taylan Kılıç on FacebookTaylan Kılıç on InstagramTaylan Kılıç on Twitter
Taylan Kılıç
Hayali muhabirlik olan, şimdilerde ise çok sevdiği basketbol adına naçizane yazılar yazan biri.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir