NBA Günlükleri

Sevdiklerine “borçlu” olanların öyküsü…

Başardı. 19 yaşındayken bu lige adımı atan ve attığı günden bu yana tek bir hayali olan genç çocuk, bundan tam 13 sene sonra hedefine ulaştı. Evet, ondan bahsediyorum. Kral, şehrine verdiği sözü tuttu. Hiç kuşkusuz bir insanın yaşayabileceği en güzel duyguyu tattı LeBron James o gece itibariyle. Doğup büyüdüğü, ait olduğu “kendi” şehrine, kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu tattırdı. Yaşanan ayrılıklar, kavgalar, kızgınlıklar… O gece itibariyle bunların hepsi geçmişte kaldı. 13 yıl önce draft edilen Ohiolu bu çocuk, biraz geç de olsa birçok badire de atlatsa hayaline ulaştı. Hem de bu kez hiç kimsenin beklemediği bir şekilde, “yine” tarihe geçerek.

Bu şampiyonluğun anlamı çok farklı. LeBron, belki de kariyerinde ilk defa herkesin saygısını kazanarak “kusursuz” bir şampiyonluk yaşadı. Ona, “Loser” dendi, “Yine kaybedecek.” dendi, “Golden State Warriors ile kimse başa çıkamaz, hele ki seri 3-1 olmuşken.” dendi. Ama sadece “dendi.”. Evet, o bir loserdı. Hem de kariyerinde iki ayrı takımla iki ayrı NBA Final Serisi’nde 7.maçı oynamış ve bu iki finali de kazanmış bir loserdı. Tarihte ilk kez bir Final serisinde 3-1’den geri dönebilen (üstelik üç galibiyetin ikisi deplasmanda olmak üzere) bir loserdı. Çok konuşuldu, çok tartışıldı LeBron. Her zaman cevabını vermiş olsa da bu söylemlerden hiç kaçamamıştı. Ama artık zamanı geldi, LeBron kariyerinin üçüncü şampiyonluğunda seven, sevmeyen herkesin saygısını kazandı. İlk kez bu kadar “sevildi.”

Geçtiğimiz o gece itibariyle hepimiz inanılmaz bir maça şahit olup tarihe tanıklık ettik. Ray Allen’ın efsane üçlüğünden, Kyrie’nin maçı koparan üçlüğüne LeBron James’in başrol olduğu iki muazzam final serisi izledik son üç yılda. Tarihin belki de en iyi üç takımından birini, evinde kolay kolay bileği bükülmeyen, 82 maçta sadece “dokuz” kez mağlubiyet yüzü görmüş rakibini, “durdurulamaz” şutörlere sahip Golden State Warriors’u üst üste üç kez mağlup ederek tüm otoriteleri ters köşeye yatırdı Cleveland Cavaliers.

Peki bu hikayenin yolculuğu nasıl seyretti?

Cleveland adına işler pek de güzel başlamadı. Her ne kadar Doğu Konferansı’nı süpürerek finallere gelmiş olsalar da kendileri de bu performansın NBA Finalleri’nde yeterli olmayacağının farkındaydı. Tek bir umut vardı, “LeBron geçen sene tek başına iki galibiyet almışken bu sene Kyrie ve Kevin ile beraber neden şampiyon olamasın?”. Aslında haklılardı. Cleveland çok ciddi bir kadroyla çıkmıştı Golden State Warriors karşısına. Ama yine de pek ihtimal verilmedi şampiyon olmalarına. Haklıydılar da. Golden State Warriors’un Oklahoma City Thunder ile oynadığı Batı Konferansı Finali’nde 3-1’den yaptıkları muazzam dönüş tüm otoritelerce “daha da bilekleri bükülmez.” dedirtti. Nitekim ilk iki maç da dediklerini doğrular gibiydi. Cleveland Cavaliers’ı deyim yerindeyse adeta “süpüren” Warriors, tüm oyuncularından katkı almanın mutluluğu ve güveniyle çıktı Quicken Loans Arena’ya. 2-0 öndelerdi ve çoğu kesime göre öngördükleri senaryo düzgün bir şekilde işliyordu. Kimi kesime göreyse, Cleveland’ın son şansıydı. Cleveland Cavaliers, Tristan Thompson, LeBron James ve Kyrie Irving’in önderliğinde evindeki ilk Warriors engelini rahat geçerek seride durumu 2-1’e getirdi ve şansını az da olsa arttırdı. Golden State Warriors’un evindeki performansından bir hayli uzak performans göstermesi ve ezilmesi “henüz bitirmek için çok erken.” dedirtti.

Serinin 4.maçında ise beklenen senaryo Cleveland’ın seride durumu 2-2’ye getirerek Oracle Arena’ya beraberlikle gidecek olmasıydı. Lakin başta Cavaliers taraftarları olmak üzere herkes büyük bir şok yaşadı. Deplasmanda da galibiyet almayı başaran Warriors seriyi 3-1’e getirmişti ve bir sonraki maçı evinde oynayacaktı. Artık bitmişti, buradan dönen olmadı. Kimler kimler dönemedi, Cleveland Cavaliers ise hiç dönemezdi…
Bu dakikadan itibaren devreye “Kral ve çetesi” giriyor. Uncle Drew ve ribaund canavarı Tristan Thompson’ın önderliğini yaptığı çetenin ortaya koyacağı “büyük karakter” tarihi baştan yazacaktı. Warriors taraftarlarının hepsi o gece Oracle Arena’ya şampiyonluk kutlamaya gelmişti. Çoğu kesim seriyi bitirmişti bile. Ama LeBron, 2012 Playoffları’nda oynadığı Boston Celtics serisindeki patlamayı yaptı. 41 sayı 16 asist! Dile kolay, triple double’ı kılpayı kaçıran, finale saklayan James daha bitti dememişti. Tabii bu noktada Kyrie Irving’in aldığı sorumluluk ve Tristan Thompson’ın mücadelesi hiç de küçümsenemez. Özellikle Kyrie, ortaya koyduğu büyük karakterle, LeBron’un açıklarını çok iyi kapatarak hatta çoğu noktada LeBron’dan fazla sorumluluk alarak kupanın gelmesinde olağanüstü bir rol oynadı. LeBron ile birlikte 41’er sayı atarak finaller tarihine geçtiler, daha çokça kez geçecekleri gibi. Warriors’a erken sevinç fırsatı vermeyen Cleveland, üstelik üstlerine korku salmıştı. Bu noktadan sonra olanlar oldu. Quicken Loans Arena’daki maça inanılmaz bir hücum gücüyle başlayan Cavaliers henüz ilk çeyrekten maçı kopartmıştı neredeyse. LeBron yine 41’i buldu, zıvanadan çıktı. Artık 7. maç düşünmeye başlandı…

Hiç şüphe yok ki Warriors cephesinde telaş sarmıştı dört bir yanı. Ama kendi evlerinde olmanın özgüveniyle başladılar maça. Splash Brothers ve Green’in üçlük performansıyla fazlasıyla havaya girdiler. Henüz ilk çeyrek sonunda Warriors’un altı üçlük isabeti varken, Cleveland’ın ise hiç isabeti yoktu. İşte en korkunç senaryo da buydu Cleveland Cavaliers adına. Warriors’a üçlükle karşılık veremezseniz sonunuz hüsrandır hiç kuşkusuz. Ama hikayeyi muazzam kılan taraf da burada başlıyordu aslında. Cavaliers dış şutlarda bu kadar ezilmesine rağmen rakibiyle başa baş oynuyor hatta çoğu kez üstünlüğü ele alıyordu. Üstünlüğün 20 kez el değiştirdiği, 11 kez de skorun eşitlendiği muazzam bir maçta. Tabii ki burada Tyronn Lue’nun da payını vermeden geçmek olmaz. Takımın motivasyonunu üst düzeyde tutması, A planı tutmayınca oyuna sürdüğü B planlarında olumlu sonuç alması, çaylak bir koç için mükemmel hamlelerdi.

Geldik son beş dakikaya… Bakalım kim daha iyi oynayacaktı 7.maçın el yakan toplarını?
Velhasılıkelam son 5:30 dakikada Cleveland Cavaliers 10 sayı bulurken, Golden State Warriors sadece ve sadece 2 sayı bulabildi. Son iki dakikadaysa hiç. Önce LeBron’un Iguodala’ya vurdu olağanüstü blok ve ardından Kyrie Irving…

Evet, maç boyunca (Warriors 15, Cleveland 6 üçlük isabeti.) hatta seri boyunca Warriors daha iyi şut attı. Evet, Cleveland Cavaliers beklenildiği gibi şut yarışından yenik çıktı. Ama daima son gülen iyi güler derler ya. Öyle oldu. Cleveland tüm bu handikaplarına rağmen maçın bitimine son 1 dakika kala Kyrie Irving’in yıllar geçse de unutulmayacak üçlüğüyle noktayı koydu maça. Ne Curry, ne Thomson ne de Green. Son maçın bitimine 5.30 kala ortalıklarda görünemedi. Seri boyunca beklenilenin altında kalan Splash Brothers 7.maçta toplamda 31 sayı atarken, LeBron&Kyrie ikilisi 53’ü buldu. Seri boyunca kötü bir performans gösteren Kevin Love ise asıl kıyağı son anda yaptı. Son topta Stephen Curry’e yapmış olduğu harikulade savunma, gerçekten takdire şayandı. Sezon boyunca savunmasıyla eleştirilen Kevin Love, istenilen skor katkısını veremese de gerek ribaundlarda gerekse son topta yapmış olduğu savunmayla kendini affettirdi belki de. LeBron James’in çetesi son maç itibariyle tam not aldı. “Bu J.R Smith’ten adam olmaz.” dendi. “Kyrie Irving mi taşıyacak bu takımı?” dendi. “Tristan Thompson kim de bu kadar yüksek ücrete kontrat uzatıldı ya?” dendi. “Richard Jefferson kim abi o ölmedi mi ya?” dendi.
“LeBron mu Golden State’in üstesinden gelecek?” dendi. Ve evet geldi, geldiler. Başardılar. Tüm bu eleştirilere cevap verdiler, tek bir hareketle: Mücadeleyi bırakmayarak.

Her şeyi yapmak gerek hayalin uğruna, yaşadıklarına anlam katmak için. Ailene olan borcunu ödemek için, kendinden çok seni sevenleri, hep arkanda durup sana güvenenlerin yüzünü güldürmek için. İşte içinde tüm bu hikayeleri barındıran bir başarı öyküsüne tanık olduk sevgili basketbolseverler. Bir şampiyonluktan daha fazlasına…
Böyle yazdığıma bakmayın, herkes gibi ben de bitirmiştim aslında seriyi 4.maçtan sonra. Hatta LeBron’u yerden yere vuracak bir yazı hazırlamıştım sözde 5.maçın ardından paylaşmak için. Ama Cleveland Cavaliers ve LeBron James yazdıklarımı sildirdi ve bunları yazdırdı bana. İşte böyle bir oyuna, bu yüzden aşığız. Sevgili basketbol, sana minnet borçluyum. İyi ki varsın…

Taylan KILIÇ

Taylan Kılıç on FacebookTaylan Kılıç on InstagramTaylan Kılıç on Twitter
Taylan Kılıç
Hayali muhabirlik olan, şimdilerde ise çok sevdiği basketbol adına naçizane yazılar yazan biri.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir