NBA Günlükleri

Boston’da hayat güzel

NBA’de her takımın kendisini özel yapan ve diğer takımlardan ayıran bazı temel parçaları vardır.
Boston Celtics’i kendisini özel yapan şeyler ise üniversitede bile ders konusu olacak kadar geniş. Çoğu NBA takımlarının destekleyenleri gibi Boston’ın seyircisi yoktur, taraftarı vardır. Krallar gibi ligi hükmetmeye şahit de olmuştur, ligin dibini boylayıp oradaki tozları içine de çekmiştir.

Massachusetts yani takımın bulunduğu eyalette insanlar bazı şeylere sırayla önem verir. Öncelik her zaman ailededir. Boston, ligin en iyi dönemlerinde veya en kötü dönemlerinde aileye bağlılık, nereden geldiğini bilmek ve takım olmak gibi çoğu yerde bir arada bulunamayacak bu özellikler hep vurgulanmıştır. Sürekli bir duygusallık ve başarıyı aç köpek gibi isteme arzusu Boston’ı hep özel kıldı.

Boston, 2008’de elde ettiği tarihin en efsane şampiyonluklarından birini kazanmak için tam tamına 22 yıl beklemişti. İnsanlar sürekli Larry Bird ve onun efsaneliğini, hayatını, takıma getirdiği kültürü anlattı durdu. 2000’lere gelindiğinde Paul Pierce’ın takıma kattığı havayı anlatıp durdu tüm şehir, tüm taraftar.
Nitekim Boston Celtics’in de bir yerde pili bitecek ve kadrosunu dağıtması gerekecekti. Bunu yapmaları için tüm şehrin evladı olan Paul Pierce’ı bile yolladılar. Duygusallık, başarıyı istemek karşısında güçlü kalamadı. Boston, Paul Pierce-Kevin Garnett-Ray Allen döneminin bitmesiyle tamamen değişti. Ancak ne şehrin ne de yöneticilerin yeniden bir şampiyonluk yaşamak için 22 yıl daha bekleyecek gücü ve sabrı yoktu. Yönetim kimi zaman çer çöp oyuncularla kadro kurdu, kimi zaman da takas yapa yapa şehir takas haberi duymaktan kusacak hale geldi ama başarıyı elde etme arzusu hiç dinmedi.

Şuan ki Boston Celtics döneminde ise şehrin ve taraftarın tarihle, takımla tekrardan duygusal bağ kuracağı, başarı için umut besleyeceği bir kadro ve belki de NBA tarihinin en iyi koçlarından biri olacak Brad Stevens’a sahipler. (Brad Stevens’ın geldiği günden bugüne kadar maçlar içerisindeki inanılmaz hücum taktiklerine değinmeye gerek yok. Nazar değer.).

Boston, yırttık dondan çıkarttığı küçük dev Isaiah Thomas önderliğinde rakiplerinin canını sıkarak şuanda Doğu Konferansı’nda 2. sıradalar. Geçtiğimiz sezon takımların “Sıradaki maç Boston’la, yandık.” dediği takım görüntüsündeki Boston, bu sezon biraz gevşek ilerledi. Uzun maraton içerisinde illaki üç beş maç sürpriz maç kayıplarının yaşanması normal ancak taraftarlar o kadar mutlu ve başarıya o kadar odaklanmış durumdalar ki geçtiğimiz maçlarda New York Knicks’e alınan yenilgide herkes çıldırdı.
Koçların ve oyuncuların oylarıyla All-Star’da ilk 5 başlayacakken, seyircilerin oy tercihleri nedeniyle All-Star’da yedeklerden oyuna dahil olan Isaiah Thomas, şuanda MVP adayları arasında üst sıralarda yer alıyor. Son çeyreklerde yılların istatistikleri alt üst edip, yapılanmadan çıkıp, böyle zirve yarışlarında Boston adının duyulması herkesi heyecanlandırıyor.

Tabi her şey böyle güzel giderken Boston’ın eksiklikleri yok mu? Elbette var. Mesela Al Horford, Stephen Curry’den daha fazla üçlük çizgisi etrafında dolanıyor. Horford’ın pasör kimliğini kullanmayı istemek gayet mantıklı ancak pota altında durunca sanki maaşından kesiliyormuş gibi oynaması pek mantıklı değil. O zaman neden bu adama max kontrat verildi ?Marcus Smart’ın faul almak için sürekli kendini yerden yere atması, taraftarın Jae Crowder’ı kafasından silmesi (Utah maçında Boston taraftarları Gordon Hayward için tezahüratta bulunurken, Crowder’ın maç sonu açıklamaları taraftarların canını sıkmıştı), hücumdaki akışkanlığı bozmayacak ve ribaund konusunda takıma yardım edecek 4 numaranın eksiği göze çarpan gelişmeler. Hatta Brad Stevens takımdaki 4 numara eksikliği için Amir Johnson’ı ‘O bize ribaund almamız için alan açıyor.’ diye savundu, ve kimse yemedi. Amir Johnson bile yememiştir bu savunmayı. Jaylen Brown, Avery Bradley’in sakatlığına kadar kısıtlı süreler alması herkesi üzmüştü. Çünkü Boston elinde Brooklyn Nets’in draft hakkını elinde bulunduruyor ki %99, 1. Sıradan oyuncu seçecekler. Taraftar sürekli Nets’in draft hakkı sayesinde herkesi asıp keserken, keyif alırken, takımın Jaylen Brown gibi patlayıcı gücü olan genci kullanamıyor oluşu, gelecek draft hakları için taraftarı ortada bırakıyor.

All-Star’da da koçluk yapan bir adama sahip olan Boston, şuan ki durumu da gelecekteki durumu da gayet güzel gözüküyor. Şunu unutmamak lazım takım geninde başarısızlığa yer yok. Başarısız olunduğunda geriye dönüp, gelmiş geçmiş en önemli sporcularından Bill Russell’ın geleceğe bıraktığı o başarılı mirasa gidiyor akıllar. Şehir ve takıma adapte olan oyuncular yeniden başarmak için hırslanıyor. Boston tökezlediğinde geriye dönüp, tarihinden gaza gelip başarıyı elde etmeye çalışan takımdır. Bu NBA varoldukça devam edecektir.

Kaan Meriç

Editor in Chief at NBAGunlukleri Bleeding Green


Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir