NBA Günlükleri

Bi Bitmedin San Antonio Spurs

San Antonio Spurs şu an NBA Batı konferansında 2. sırada ve 48 galibiyette. Geçtiğimiz 20 yılda da olduğu gibi 50 galibiyeti geçmek için sahaya çıkıp orta sahada oyuncuların uyuması bile yeterli olacak. Son 10 maçta 9 galibiyet ve 1 mağlubiyet ile ligin en formda takımı ve Pazar sabaha karşı 04.30’da yapacakları Golden State Warriors maçı aralarındaki 2 maçlık farkı, Kevin Durant’te sizlere ömür(!) olmuşken, kapatmak için çok kritik olacak. Peki, 20 yıldır bu seviyelerde oynayıp her yıl favori olan bu takım, Duncan’ın bırakması ve Tony Parker ile Manu Ginobili’nin yaşlarının toplamı 70’i geçmişken hala nasıl buralarda kalmayı başardı?

Tarihin Gelmiş Geçmiş En İyi Koçuna Sahip Olmak

‘’Tarihin gelmiş geçmiş en iyi koçuna sahip olmak’’ cümlesi tamamen benim görüşüm. Benim gibi düşünen çok büyük bir topluluğun olduğunu düşünüyorum. Gregg Popovich’in tarihin en iyi koçu olmadığını savunanların ise kendilerine göre haklı olan argümanlarından birisi ‘’Sadece tek bir takımda böyle bir başarıyı elde etmek bir ölçüt değildir’’ oluyor, bu bence ‘’Messi başka takımda da bu kadar gol atsın da görelim’’ argümanının saçmalığından daha da saçma bir argümandır. Spurs’un NBA tarihinin en başarılı ve örnek gösterilecek düzeyde doğru işler yapan organizasyon olmasının başında tabiki Gregg Popovich ve onun yönetimle olan uyumu yatıyor.
Tim Duncan’ı seçme maceralarını anlatırken; ‘’Tim’i seçip seçmemek konusunda çok düşündük, sanırım 10 saniye civarındaydı’’ şeklinde bir cümle kuran Popovich’in genel basketbol felsefesini de bu anlatabilir. Basketbolda doğru olduğuna inandığı şeyler üzerine çalışıyor, emek harcıyor ve başarılı olması için bu yoldan gidiyor. Evet, Popovich bu konuların %99,9’unda başarılı oldu ancak olmayabilirdi. Olmasını sağlayan öncelikle çok düşük miktarda ‘’Basketbol Tanrıları’nın’’ küçük dokunuşları ve Popovich’in muhteşem bir planlamacı olmasıydı. Profosyonel kariyeri öncesinde yaptığı askerlik mesleğinin getirdiği disiplin anlayışının ona parkede de çok yaradığını da belirtmek lazım.

Gregg Popovich’in kendini yeniliğe kapatan dinozor koçlardan birisi olmaması ve kazandığı 5 şampiyonlukta da takımlarına NBA’in dönemine uygun basketbol oynatması onun Phil Jackson aksine benim tarihin en iyi koçu olarak anmama sebep oldu.
Elbette Popovich’in de bazı kusurları var ancak bu bahsedeceğim konuya kusur demek de ne kadar doğru olur bilemiyorum. Zira bu konu Popovich’in daha çok koçluk tarzıyla ilgili gibi duruyor. Sezon başında yaptığı planlamayı sezon içerisinde makro hamlelerle bozmayı çok sevmeyen Gregg Popovich, playofflarda bu konuda biraz eksik kalıyor olabilir. Bu konuda aklıma ilk gelen örnek 2013 final serisi 7. maçının son anlarında Tim Duncan’ı ‘’biraz’’ fazla kenarda oturtması. Elbette bir maçın sonucu asla verilen tek bir karara bağlı değildir ve varsayımlar üzerinden konuşmak dünyada sonunu bilemeyeceğimiz neredeyse tek şeydir. Bu olay Popovich’in bence bu hamleleri bilerek yapmadığı değil, genel planına aykırı hareket etmemek için yapmadığı. Tabi ki bunların sonucunda Gregg Popovich benim gözümde tarihin gelmiş geçmiş en iyi koçu ve bu yılki takımı da Tim gittikten, Manu ve Tony baya baya yaşlandıktan sonra yeni yıldızı Kawhi ile birlikte tekrar şampiyonluk adayı konumuna getiren en önemli faktör.

Kadro Yapısı

San Antonio Spurs kadrosunun benim gözümde hala en büyük şampiyonluk adaylarından biri olmasının en büyük sebeplerinden biri olan kadro yapısında 1-2 faktör var.
Öncelikle sezona Pau Gasol – LaMarcus Aldridge pota altıyla başlayan Gregg Popovich’in öğrencileri, biraz zorunlu da olsa sezona böyle devam etmedi. Pau Gasol’ün yaşadığı sakatlık sonrası yerine geçen Dewayne Dedmon’ın kattığı şeyler, Pau – LA pota altının hücumda ve savunmadaki olumsuz etkileri gözler önüne serdi. Pota altında yavaş kalıyor olmak, LA’nın pota altında hiç temas sevmemesi ve caydırıcı bir oyuncu olmaması, Pau Gasol’ün artık iyice Nowitzki’ye dönen ayak hareketliliği ve bunların Spurs’ün tempolu basketbol oynamasını engellemesi gibi birçok nedeni hemen burada saymak mümkün. Dedmon’ın varlığı ise Spurs’ün belki de en zayıf yönlerinden biri olan atletizmi bir anda takımın en zayıf yönlerinden biri olmaktan az da olsa kurtardı. 5.4 sayı, 6.5 ribaund ve 0.9 blok ortalamalarının üstünde rakamlara yansımayan bir boyalı alan savunması ve artık SAS kadrosunda alley oop yapabilen bir oyuncu bulunması Spurs’e seviye atlatan unsurların başında geliyor.
Diğer etkenlerden biri ise Tony Parker’ın rakamlara yansımayan hareketliliği. Evet, Spurs artık Parker’ın takımı değil ancak yaptıkları işler hala onun deliciliğiyle ilgili. Her ne kadar Kawhi’nin takımı olsa da Tony Parker’ın geçen sezonun ölü toprağını üzerinden atıp 30 dakika olmasa da özellikle playofflarda sakat olmadığı sürece vites arttıracağını da düşünürsek 15-20 dakika eski günlerine az buçuk yakın oynaması Spurs’ü üst seviyeye taşıyacak önemli bir faktör olacaktır.
Kawhi Leonard

Leonard’dan kadro yapısı başlığı altında bahsetmek istemedim zira kendisi önceden Kobe’ye aşık olan benim için artık çok özel bir yere sahip. Çünkü 2011’de lokavtın olacağı belli olduktan sonra o yaz draft olmasına karşın takımıyla çalışması yasak olan Kawhi, takımın şut antrenöründen aldığı programı uygulayarak ilk sezonunda 7.9 olan sayı ortalamasını 26.1’e çekti. Bunlardan çok daha önemlisi eğer Harden ve WB böyle saçma sapan sezonlar geçirmeseydi kesinlikle MVP olacaktı. Kobe Bryant ile karşılaştırmalı görüdğümüz videolarda oyun stilinin ona çok benzemesi ise bizleri ona bağlayan diğer detaylardan oldu.
Leonard savunmada ve hücumda her şeyi yapıyor ancak 3.4’de kalan asist ortalaması takımını Tony Parker’ın deliciliğine biraz daha bağlıyor gibi. NBA’de bir takımın önünde Warriors ve Cavs gibi takımlar varken eleyebilecek potansiyele sahip tek takım Spurs ise bu büyük olasılıkla böyle özel bir oyuncunuz varsa geçerlidir.
Kevin Durant’in de sakatlığı ve dönse bile nasıl döneceğinin belirsizliğiyle birlikte, geçen sezon yaşanan saçma Clippers serisi gibi bir seri yaşamadan yoluna devam ederse Warriors’ı eleyebilecek tek takım benim açımdan Spurs gibi duruyor. Hem geçen sezon playofflarda karşılaşmamışlardı bile…

Onur Can Özyurt on EmailOnur Can Özyurt on Twitter
Onur Can Özyurt
Mustafa Kemal Anatolian High School'18 & Mamba Mentality

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir