NBA Günlükleri

Dwight Howard ile samimi bir röportaj

Atlanta Hawks forması giyen Dwight Howard, The Undefeated ile samimi bir röportaj yaptı. Biz de sizler için bu röportajı çevirdik.

Atlanta’da yani evinde olmak senin için ne ifade ediyor?

-Atlanta’da oynamayı ve burayı temsil etmeyi her zaman istedim. Bu arada özel bir şeyler yapabiliriz. NBA’de olduğum süre zarfında Atlanta benim için her zaman en yakın yer oldu. Buraya gelip, burada oynamak oldukça zordu. Play-off’larda Atlanta’nın kaybettiği maçları görmek oldukça zordu. Burası benim için her zaman özel bir yer.

Hawks fanı olarak mı büyüdün?

-Başka bir şansım yoktu çünkü televizyonumuz yoktu. Diğer takımların maçlarını izleyemiyordum. Çoğu maça gitme şansımız yoktu çünkü bunu yapabilecek durumuma sahip değildik. Maçlara gittiğimizde de salonun en üst taraflarındaki koltuğu alır, bu sahada oynamanın ve saha kenarında durmanın nasıl bir şey olduğunu merak ederdim. Ortaya çıkıp ‘Ben sizin eyaletiniz çocuğuyum.’ demeyi hayal ettim.

En sevdiğin Hawks oyuncusu kimdi?

-Stacey Augmon diyebilirim çünkü Orlando’da da onunla oynadım. Mookie Blaylock’ın maçlarını izlerdim. Daha sonra Mookie Blaylock ismini duymaya alıştım. Liseye giderken Atlanta, Jason Terry ile anlaşmıştı ve Hawks’ı izleme sebebim olmuştu. Lisedeki son senemde onunla birkaç şey de yapmıştık. DerMarr Johnson ile birlikte bizim salonumuza gelir ve basketbol oynardık.

NBA’e gelince “Hristiyanlık” kelimesine vurgu yapan lise mezunu o çocuk için ne düşünüyorsun?

-Kendinizi Hristiyan olarak ifade ettiğinizde ve hata yaptığınızda diğer insanlar için bunun dünyanın sonuymuş gibi gözüküyor. Bizler Hristiyan olarak diğer dinlere mensup kişilerden daha fazla eleştirilere maruz kalıyoruz. Bununla nasıl başa çıkılacağını da öğrendim. Hristiyan olarak hepimiz zorluklar yaşıyoruz. Ne yaparsam insanlar “Bu adam hristiyan mı? Hristiyanlar böyle şeyler yapmaz.” diyor. İşte böyle şeylerle başa çıkmayı öğrendim.

İlk ne zaman inancın sorgulandı?

İlk çocuğum olduğu zamandı. “Bu adam Hristan olmalı. Evlenmeden çocuğu oldu.” denildi. Şeytanın, inancınızı bozmaya çalıştığını öğrendim. Ne olursa olsun ben Hristiyanım. İsa bunun için öldü, günahlarım ve günahlarımız için. İnsanların size düşündüğü konu için işkence etmesine izin veremezsiniz.

Şu anki inancını nasıl tanımlarsın?

Daha güçlü. Geçmişten daha güçlü. Çok kez yargılandım. Güçlenmekten başka bir seçeneğim yoktu. Bunu aştığım için çok mutluyum. Koleje gitmediğim için ve 18 yaşında liseden gelip yaşça büyük adamlarla oynamadığım için birçok şeyi öğrenmek durumunda kaldım. Yani zordu bu durumlar. Ama şu an bile büyüyorum.

Tekrardan birşey yapabilseydin , koleje gitmek önceliğin mi olurdu?

Hayır, hiçte öyle değil. Bunun en iyi karar olduğunu düşünüyorum. Pişmanlığım yok. Pişman olacağım bir konu da yok çünkü kayıptan veya hatadan çok kutsanmış olmayı görüyorsun. Bu zihniyete her zaman sahip olmalısın.

Liseden sonra oyuncular direkt olarak NBA’e geçmeli mi?

Oldukça zor bir durum çünkü oyuncular da kendi hayallerinin peşinden koşmalı. Aynı zamanda, kolejde bir yıl geçirmeniz NBA’deki kariyerinizi etkileyecek bir tecrübe sağlıyor. İnsanların düşündüğü kadar kolay değil. Şimdi işler farklı çünkü sosyal medya gibi şeyler var artık.
Şu an çok farklı bir hayat var. Kazanacağın parayı düşünmen ve evin dışında kendine nasıl dikakt edeceğini öğrenmek gerekiyor.

Liseden çıkar çıkmaz Atlanta’da oynayabilir miydin ?

Muhtemelen oynayamazdım. O an için o duruma hazır olmadığımı düşünüyorum. Zamanlama her şeydir. Ligde birkaç yıl oynadıktan sonra “İşte eve dönme zamanı.” diyebilirsiniz. Evime daha önce dönemedim. Gelişmem gerekiyordu. Kendi başıma öğrenmem gereken çok şey vardı. Ailem benim büyük bir parçam ve bir arada yaşamayı öğrendik.


Atlanta’da seni şu an için zorlayan bir şeyler var mı?

Hayır, yok. Uğraşmam gerek çok bir şey de yok aslında. Salonda takılıyorum. Ağırlık çalışıyorum. Salonda çalışmıyorsam, salonda ne yapmam gerektiğini evimde düşünüyorum. Bana zarar verecek şeylerden uzak durup, kendimi basketbola yoğunlaştırıyorum. Her zaman odaklandığım şey de bu.


Atlanta’da gittiğin eski bir kilise var mı ?

Aslında benimle her gün beraber olan papaz var. Kendisi benimle her gün konuşuyor. Calvin Simmons. Geçen sene Houston’da kaybettiğimizde, kişisel olarak bazı değişikler yapmam gerektiğine karar verdim. Aynı sonucu bekleyerek, aynı yolu ve aynı şeylerle yaparak devam etmek istemedim. Bu yüzden de farklı şeyler yapmak istedim. Kendimi tekrardan vücuduma , maçlarıma ve Tanrı’ya adadım.

2013 yılında Hawks ile anlaşabilirdin ama Hawks ile anlaşma yerine, Los Angeles Lakers’dan Houston Rockets için ayrıldı. O zaman neden Atlanta ile anlaşmadın?

Doğru zaman olduğunu düşünmedim. Buraya gelme hayallerim ise hep vardı. Atlanta’ya gelsem güzel şeyler olabilirdi ama Houston için de güzel şeyler olabileceğini düşündüğüm için orayı tercih ettim.

Los Angeles kaos içindeydi. Houston’da da kaos vardı. Ama Atlanta’da böyle şeyler duyamazsınız. Hawks formasıyla kendini mental olarak daha rahatlamış hissediyor musun?

Orlando’daki olaylardan sonra, neden ayrılmak istediğimi ve yaşananları anlatmak istemedim. Bundan dolayı da insanlar “Dwight bu konu hakkında konuşmayacak bu yüzden de Lakers’da neler yaşandı, Kobe Bryant ile, James Harden ile ilgili hikaye yazabiliriz.” dediler. Bu oyuncularla kan davam yok. İnsanlar bunu takımda bir süperstar daha var diye sorun yaşıyormuşum gibi algılıyor.Kimseye de gidip “Bu konuyu konuşmak istiyorum çünkü benimle alakalı bir durum.” demedim. Herkes bir şey uydurdu. Atlanta’da ise böyle durum söz konusu değil.

Geçmişte doğru olan şey neydi ?

Geriye dönüp bu konu hakkında konuşmaktan nefret ediyorum. Orlando’da insanların asla konuşmadığı bir çok olay yaşandı. Lokavt sırasında sezon öncesiyken bile birebir Jameer Nelson ve Genel Menajer Otis Smith ile görüştüm. “Hayatımda değişiklik istiyorum. Bunun koç Stan Van Gundy ile alakası yok. Orlando’daki oyuncularla da alakası yoktu. Orlando’nun kendisiyle de alakası yoktu.“ dedim. Oldukça rahattım. Kendim ve basketbolum için daha fazlasını istedim.

Takımla alakası yoktu. Kariyerimle ilgili hamle yapacaklarını söylediler. Ben de bunun gerçekleşeceğini düşündüm. Geldiler ve bana takas olacağımı söylediler. Elimi sıktılar ve “Tanrı seni kutsasın. 8 yıldır buradasın ve harika işler çıkarttın.” dediler. Arkadaşlarımla vedalaşmamı istediler ve onlara beni takaslayacaklarını söylediler. Ertesi gün kalktığımda da “Seni takaslamayacağız.” dediler.

Bunlar 2011’deki lokavttan sonra oldu. Hazırlık kampından önce takaslanmam gerekiyordu. Brooklyn’e takasımı istedim ve bunun da gerçekleşeceğini düşündüm. Ve kıyamet de burada koptu, beni takaslamayacaklarını söylediler.
İnsanlar soyunda odasına şunu bunu yaptım diye yazıp durdu. Böyle bir adam değilim. Menajerime beni burada istediklerini ve sezon sonuna kadar da burada kalacağımı, tartışmaya gerek olmadığını ve sezon sonunda karar vereceğimi söyledim. Böyle de yaptık. Her gün medyada farklı hikayeler vardı. Söylenenlere kulak asmayacak bir insanım. Takımda olduğum sürece takımın kazanması için çalıştım.

Kısacası Orlando takas sözünü yerine getirmedi?

Kapanan kapılar arkasında çok şey var. Beni Orlando’ya karşı yem yapıyorlarmış gibi hissettim. Her gün savaştığım insanların arasında değilsem, beni onlara karşı kullanmayın. Olaylar böyle bitti. Orlando ile ilgili her şeyi seviyordum. Amacım da Orlando’daki her çocuğu ulaşmaktı.

Şehri değiştirmeliydim. Basketbola ve basketbol oyuncularına olan bakış açılarını değiştirmeliydim. Amacım buydu. Ordayken de bunu başardığımı düşünüyorum. Jameer Nelson, Hidayet Türkoğlu ve tüm takım arkadaşlarımla bunun parçasıydık. Tüm takım çöküşe geçtiğinde, canım acıdı.


Orlando’da formanın emekli olacağını düşünüyor musun?

Onları olanların bitiş şekliyle üzmeme rağmen, çok güzel şeyler yaşandı. Senelerce önce insanların güldüğü takımdan, herkesin ciddiye aldığı takıma dönüştük. “Orlando’ya uğrayalım da Disney’e gidelim.” değil de “Hayır, burada kalmamız gerekiyor. Çünkü onlara karşı oynayacağız. “ durumuna geldi herkes.

Geçen seneki Houston macerasının bitişiyle ilgili ne söylersin?

Olması gereken gibi bir bitiş olduğunu düşünmüyorum. Houston’da olduğum süre zarfında iyi işler çıkarttık. 20 yıl sonra Batı Konferansına çıkmak oldukça güzel bir başarıydı çünkü kimse bizden böyle bir şey beklemiyordu. James Harden ve benimle aramda olanlar iletişimle alakalıydı. Beraber olup konuşacağımıza, insanların yazıp çizmesine izin verdik. İletişimin çizgisi bozuldu.
Daha önce dediğim gibi James Harden ile ilgili bir sorunum olmadı. Neden? Şu an yaptığı her şey, oyundaki eforu, ben de öyleydim. Ödüller, övgüler.. Ona karşı mücadele etmek için orada bulunmadım. Onunla beraber kazanmak istedim.

Sence James Harden nasıl bir sezon geçiriyor ?

İnanılmaz bir sezon geçiriyor. Gelişimiyle gurur duyuyorum. İnsanların onun yapmadığı şeyler hakkında konuştuğu şeyleri şu an yapıyor. Takımı için önemli bir lider. Oyun kurucu pozisyonuna yönelttiler. Top becerisi harika. Üst düzey şut atıyor. Her zaman serbest atış çizgisine gelecek. Oklahoma City Thunder’dan beri bunu yapıyor.

Vücudun şu an ne durumda?

Vücudum iyi. Kendimle övündüğüm tek şey vücuduma bakmak. İnsanlar yaşlandığımı, çöktüğümü söylüyorlar. Vücuduma bakarak iyi iş çıkarttım. Son iki yıldır vücudum gayet iyi. Houston’da da iyiydim.

Hawks’ı ve şu anki çıkışını nasıl yorumlarsın ?
İstikrarlı olmalıyız. Pek bir zamanımız yok. Dört çeyrekte de istiktarlı olursak, istikrar bizi play-off’larda ileri taşıyacak. Topu paylaşırsak, topla hareket ederken, ligteki herkesi yeneriz.

Atlanta,Philips Arena’ya adım atmak ve göğsünde şehrin ismini taşımak senin için ne anlama geliyor ?

Kutsanmış hissediyorum. Georgia, College Park’dan geliyorum, kimsenin başaramayacağımızı beklediği yerden geliyorum. Ama ben başardım. Büyürken baktığım tüm insanlar yaşamlarında yapmak istedikleri şeyleri yapmıyorlar. Toplumda da çocuklar için örnek olmaya çalışıyorum. Gurur duyuyorum.

UCLA’deki maçını hatırlıyorum da 18 yaşındaydın. Şu an 31 yaşındasın ve genç oyuncular seni “Eski Kafalı” diye mi çağırıyor?

Çoğu genç bana öyle sesleniyor. “Naber E.K”. Bu benim için yeni bir şey. Etrafıma bakıyorum bana mı söylüyorlar diye. Bir gün takım arkadaşım yanıma geldi ve “Naber eski kafalı?” dedi. “Hee, bu yaşanıyormuş.” dedim. Oldukça çılgın bir şey çünkü soyunma odasında Grant Hill ve Stacey Augmon’a “Hey, eski kafalı.” Dediğimi hatırlıyorum.
Şimdi roller değişti. Şimdi çocukların “İnsanları poster ederken ben 10 yaşındaydım.”, “Smaç Yarışmasına katıldığında ben 6. Sınıftaydım.” demesini duyuyorum. Oldukça çılgın bir şey.

Oyunu hala seviyor musun?

Tabikide seviyorum. Hırsımı kaybettiğim zamanlar da oldu. Orlando’daki durumlar ve Los Angeles Lakers’da beni çizme şekilleri… Los Angeles’a geldiğimde sırtımdan sakatlandım. 20 sayı 14 ribaund ortalaması yakaladığım oldu. İnsanlar hala Lakers için bir şey yapmadığımı söylüyor. Dudağımı yardım, sırtımdan ameliyat oldum. O derece sert oynamamak gerekiyordu ama hayatımı ortaya koydum. İşler değişti. Bundan sonra da “Basketbol bir iştir.” moduna girdim. Onun için sevdiğin şeylerden feragat etmeniz gerekiyor. Bu yaz da buraya geldim ve sevdiğim işi yapıyorum.

Kobe Bryant ile konuştun mu ?

Konuşmadım… Onunla benim aramda bir mevzu söz konusu değil. Ona söylediğim şeyler Steve Nash’ten ve takımdaki diğer oyunculardan farklı değildi. Onlardan öğrenmek istedim. Onlardan alabileceğim kadar bilgi almak istedim. Bir gün onlar ligde oynamayacak ama ben oynayacağım. Kobe Bryant ile bir mevzum yok.

Daha ne kadar oynamak istiyorsun?

NBA’de 20 yılımı doldurmak istiyorum şu an 13. yılımdayım.

Geri kalan yıllarını Atlanta’da oynayarak mı görüyorsun ?

Oynamak isterim. Ülkenin güzel bir yerindeyim. 8 aylığına buraya gelmedim. Tabikide Atlanta’da oynamak istiyorum.
Hall of Fame olacak kadar bir şeyler başardığını düşünüyor musun?
Şüphesiz, düşünüyorum. Orlando’da yaşananlar halının altına pislikler süpürülmüş gibiydi. Basketbolun özüne bakarsanız hiçbir zaman kendimle ilgili konuşmadım ama üç yıl üst üste Yılın Savumacısı ödülünü kazandım ki tarihte bunu başaran oyuncu yoktu. 6 yıl üst üste ribaundlarda en iyisiydim. Bunun gibi şeyleri düşündüğümüzde Hall of Fame olmayı hakettiğimi düşünüyorum.

Şampiyonluk kazanmak senin için ne ifade ediyor?

Her gün bunu düşünüyorum. Düşünmekten de vazgeçmeyeceğim. Birkaç yıl önce “Şampiyonum.” dediğimde insanlar, “Orlando finallerde kaybetmişti. Howard, bir şampiyon değil.” demişlerdi. Şampiyonluk akılda başlar. Her gün kendine şampiyon ve en iyisi olmadığını söylersen, vücudun da aklını takip eder.
Bunu bu şekilde hissediyorum ve bu durum asla değişmeyecek. Geldiğim yerden bugünkü yaptıklarıma baktığımda, evet ben bir şampiyonum.

College Park’taki veya Atlanta’da imkanları az olan çocuklar için söyleyeceklerin neler?

Kimseye ama kimseye keyfinizi bozmasına izin vermeyin. Bunun gerçekleşmesine izin vermeyin. İnsanlar sizin keyfinizi bozmak için size karışacak, bir yerlere çekecek. Bunun gerçekleşmesine izin vermeyin.

Kaan Meriç
Preservice teacher at METU NCC & Bleeding Green

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir