NBA Günlükleri

NİSAN Gelirken!

Mart ayının sonu ve Nisan ayının başı NBA’i sıkı takip eden benim için normal sezondan bıkma zamanlarıdır. 1200 küsür maç oynanan koca sezonun, takımların %95’i yerlerini garantilemiş veya belirlemişken, bazıları bilerek kaybederken izlemek hiç de zevkli değil. Bu sezon ve neredeyse her sezon doğuda gördüğümüz o ‘’amansız’’ görünen mücadele genelde Şubat ayının sonlarında sıkmış oluyor. Çünkü mücadele eden takımlar gerçekten çok vasat ve istikrarsız kalıyor. Örneğin bu sezon yani 2016-17 Indiana Pacers takımı. Bu takımın bu sezon yaklaşık olarak serileri şu şekilde; 5 maç üst üste galibiyet + 7 maç üst üste mağlubiyet + geride kalan son 15 maçta 1 galibiyet ve 1 mağlubiyet şeklinde giden örüntü…

Bu tarz vasat performanslardan sonra insanlar playoffları daha da heyecanla bekliyor. O zaman Indiana gibi takımlar bile son şansları olduğu için ellerinden gelen mücadeleyi ortaya koyarak hangi takımla eşleşirse eşleşsin ortaya güzel bir seri hemen hemen çıkartıyor. Temponun ve top kullanma sayısının önceki 5 yıla göre bile %10’dan fazla arttığı ligde playoffları beklememizin diğer bir sebebi de usta koç Rick Carlisle’nin geçen gün yaptığı açıklamalarda var:

‘’Tüm bu artan tempo basketbolu ve yükselen skorlara rağmen karar maçlarında daha az skorlarda kalınacağını düşünüyorum’’

Bunların ilk sebebi normal sezonda hepimizin artık doğal olarak bildiği bir şey var ki o da NBA’de  çok fazla ciddiyetle geçmiyor. Daha doğrusu bunu şöyle açabiliriz: ‘’Normal sezonda takımlar rakiplerine göre hazırlanmıyor ve kendi yapabilip yapamadıkları şeyleri ölçmeye çalışıyorlar’’ ancak playofflara gelince tüm takımlar rakiplerine göre hazırlanmaya başlayacak ve daha iyi savunmalar göreceğiz.  NBA’i de bir Harlem şovundan ayrıran en önemli nokta savunma yapılması olduğuna göre doğal olarak kabul ettiğimiz bir şey de var ki NBA Finalleri basletbolun global anlamda zirvesidir ve bu zirvenin son maçında takımlar yaklaşık 90 sayı civarında kaldı.

Maç Sayısı Umutsuzluğu

 

Geçtiğimiz yıl Dirk Nowitzki’nin yaptığı açıklamalarda NBA’de oynanan fazla maç sayısına değinmesi ve bunun azaltılması için bir şeyler yapılması gerektiğini savunması beni umutlandırmıştı. Ancak bu sezon yapılan yeni iş sözleşmeleri, yayın geliri kontratlarıyla beraber herkesin inanılmaz paralar kazandığı bir ortamda her maçın parasal değeri çok yüksek olmalı ve kapitalist düzenin mimarı olan Amerika, bazı normal sezon maçlarında dinlenmeye başlayan süperstarları eleştirmeye başladı bile. Bunu da mağdur edebiyatı kullanarak ‘’Kilometrelerce öteden hayran olduğu oyuncuyu izlemek için gelen çocukların hayal kırıklığı ne olacak?’’ şeklinde anlatılıyor. O zaman adil olsun diye söyleyeyim, ben de çok büyük bir Luol Deng hayranı olarak onu izlemeye Los Angeles’a kalkıp gidip onun oynamadığını görünce hayal kırıklığı yaşamış olurum ancak bu NBA’in  umrunda bile olmaz çünkü Luol Deng MVP falan olmuş bir oyuncu değil yani yayın geliri tek başına tabi ki yok. Bu yüzden NBA bu duruma müdahale edemez, hatta maç sayısı 60-70 arası kalsa çok daha iyi olur.

Bu dinlenme konusunda ise çok eleştirilen ‘’Jordan falan dinleniyor muydu?’’ şeklinde argümanlarla gelen kişilere sormak  istediğim şeylerin sıralı tam listesi:

1- Lebron’un MJ’ye süre konusunda hemen hemen yetiştiğini biliyorlar mı?

2- 30 yıl önce oynanan oyunla şu an oynanan oyun arasında ki tempo farkından dolayı oluşan fazla hücum sayısının Lebron’u daha fazla yoracağı gerçeğiyle ne kadar yüz yüzeler?

(Ahmet Hakan tarzı ‘’Sadece soruyorum’’ tadında saçmalıklarımızı bitirdikten sonra diğer konuya geçebiliriz)

Harden Fanları Üzgün

Sezonun bu kadar uzun olmasına en çok üzgün olan taraflardan biri de James Harden fanları olmalı. Son 2 haftaya kadar ‘’sakal’’ farkıyla MVP yarışında önde giden Harden, son 2 hafta Oklahoma’nın 6. lığa yükselmesi ve Russell Westbrook’un yepyeni nur topu gibi  rekorlar kırması, sezonu triple double ortalamalarla bitirecek olması gibi ilginç ilginç şeyleri  ekleyince önde olduğu bu yarışta bence geri düştü. Sezon böyle biterse playofflarda ilk turda yaşanacak Harden – Westbrook duellosuna da şimdiden hazırlanmanızı öneriyorum.

Tabi ki bu saydığım faktörler her iki oyuncuyu da bir anda öne çıkartmıyor. İkisi de sonuna kadar hak etti bu ödülü ancak demek istediğim de en yakında yapılan şeyler daha çok akılda kalır. Bu yarışta da her iki isim de sezon boyu kah öne geçtiler kah geriye düştüler, ancak baya baya ilginç olan şey bence hala eşit olmaları.

Playoff Öngörüleri

Eşleşmeler belli olduktan sonra eşleşmelerle ilgili yazıları tabi ki bulabilirsiniz ancak benim bahsedeceğim şey başka. Geçtiğimiz sezon 2 seri dışında belki de NBA tarihinin en vasat playofflarından biriydi. He tabi bu 2 seri tarihte eşi benzeri görülmemiş geri dönüşlere sahne olduğu için bu konuda biraz geride kalıyor gibi. Ancak bu sezon da görebileceğimiz ve bizi büyük ihtimalle bekleyen tehlike tempo basketbolu. Tempo basketbolunda maçların bir anda 15-20 sayı farka çıkması ve kopan maçın tüm ilgimizi ve alakamızı kaybetmesi tempo basketbolunun böyle merakla beklenen zamanlarda ki maçlara kem vuran en önemli özelliği. Bu konuda ki tek dileğim ise takımların artık iyice cilalanmış pace&spacing basketbolu oynaması ve bu tür şeylere mahal vermemeleri.

Sizlere güzel bir Nisan ayı diliyorum. Unutmayın ki en güzel ay Nisan’dır…

 

Onur Can Özyurt on EmailOnur Can Özyurt on Twitter
Onur Can Özyurt
Mustafa Kemal Anatolian High School'18 & Mamba Mentality

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir