NBA Günlükleri

Sevgi, Kayboluş ve Hayatta Kalmak: Ryan Anderson

Hepinize NBA Günlükleri’ nden yeniden kocaman bir merhaba arkadaşlar. Bugün sizlerle severek okuduğunuzu umduğumuz hayat hikayeleri konseptimizin yeni bir bölümünde bu kez RYAN ANDERSON’ ın hayat hikayesi ile karşınızdayız. Keyifli okumalar dileriz.

O günkü tartışma da pek çoğu gibi küçük ve önemsiz gözüken bir şey yüzünden başladı. Ryan Anderson, o şeyin ne olduğunu tam olarak hatırlamıyor bile. O şey bir mesajda olabilirdi, ağızdan kaçan saçma bir kelime de… O gerginlik giderek arttı ve ciddi bir hal almaya başladı. Öyle ki yemek yedikleri masada başlayan kavga, eve dönüş yolunda ve arabada da devam etti. Gia Allemand’ ın sesi gittikçe yükseliyordu. Ryan 12 Ağustos 2013 günü, saat altıya yaklaşırken Gia’ yı New Orleans’ ın Warehouse mahallesindeki evine bıraktığında birbirlerine geri dönüşü olmayan şeyler söylemişlerdi bile. Gia’ nın öfkesi bu sırada biçim değiştirmiş, karanlık fakat garip bir biçimde sakin bir hal almıştı. Ryan, Tchoupitoulas Sokağı’ ndaki evine döner dönmez ışıkları bile açmadan kanepede uyuyakaldı. Her taraf, Gia’ yla yaşadığı ilişkinin hatıraları ile doluydu. Mutfakta yeni tarifler denemişlerdi. Gia’ nın doğum gününde balkona projektör kurup şişme bir yatağa uzanarak Pitch Perfect izlemişlerdi. Fotoğraflar sanki gözünün içine bakıyordu: Sırtına aldığı Gia neşeyle gülümsüyordu…

Dışarıdan bakıldığında çok gösterişli bir ilişkileri vardı: Bir NBA yıldızıyla, bir televizyon sunucusu beraberdi. Pelicans formasını terleten 25 yaşındaki 2.08′ lik forvet Ryan Anderson; baş döndürücü gülümsemesi, akıl almaz güzelliği ve kusursuz vücuduyla rüya gibi gözüken sevgilisine doğru eğilip gülümserken ikisi de çok tatlı gözüküyordu. 29 yaşındaki Gia’ nın televizyon kariyeri biteli iki yıl olmuştu. The Bachelor’ da bir sezon ve şovun spin-off’ u Bachelor Pad’ de iki sezon gözüktükten sonra ortadan kaybolmasına rağmen programın hayranları tarafından hâlâ çok seviliyordu. Çünkü bir çok Bachelor yarışmacısının aksine, sahici bir görüntüsü vardı. Kırılgandı. Çocukken yaşıtları tarafından nasıl ezildiğini, kendisiyle dalga geçenler yüzünden siyah saçlarını nasıl beyaza boyadığını anlatabiliyordu. İzleyicilere onu hayatları boyunca tanıyormuş hissini vermeyi başaran, nadir bir kişilikti Gia.

Ryan’ la iki yıl önce Bahamalar’ daki bir otelde tatil yaparken tanıştılar. Gia üzerinde uzun, yeşil bir elbise ile salınarak geçtiğinde Ryan çoktan ona abayı yakmıştı. Kayınbiraderi ve yakın arkadaşı Mark Groves’ un kulağına eğilip şöyle dedi: “Bu kızla konuşmazsam, bu anı hayatım boyunca pişmanlıkla anacağım.” O akşam gün doğana kadar sahilde oturdular; arkadaşlardan, ailelerden, hayattan konuştular. Sonra dünyayı gezmeye başladılar. Çin’ i, Meksika’ yı beraber keşfettiler. Liseli aşıklar gibiydiler. Disneyland’ a, Epcot’ a gittiler. Birbirlerine Paskalya sepeti hazırladılar. Gia’ nın sepetinde şeker ve boyama kitapları, Ryan’ da ise çiftin fotoğraf albümü vardı.

Gia’ nın annesi Donna Micheletti, kızını önceki hiçbir ilişkisinde bu kadar mutlu görmediğini söylüyordu. Ryan ise o kavgadan birkaç hafta önce hayatının kadınını bulduğuna emindi. Birlikte ev bakıyor, yüzük beğeniyorlardı. Ryan, aynen şöyle diyor: “Bu ilişkiyi en güzel şu şekilde ifade edebilirim: Onunlayken kendimi evimde gibi hissediyorum.”  

Tam da bunlar yüzünden, o gece kendini kaybetmiş bir halde kanepeye yığılmıştı. Gia duygusal anlamda sert iniş çıkışlara meyilliydi ve daha önce de kavgaları olmuştu. Zaten her çift arada sırada böyle kavgalar etmez miydi? Son zamanlarda bu atışmalar sıklaşmaya, ciddileşmeye başlıyordu ama dozu asla bu raddeye gelmemişti. Gia’ nın ağzından Ryan’ ı gerçekten yaralayan sözler çıkmış, onu kendisini aldatmakla suçlamıştı. Ryan da söylediği anda pişmanlık duysa bile, Gia’ ya “Seni artık sevmiyorum.” demişti. Restoranda olanlar Ryan’ ın canını o kadar çok sıkmıştı ki valeye bahşiş vermeyi unuttuğunu çok sonra fark etti.

Kafasını toplaması gerekiyord. Dallas’ taki çocukluk arkadaşını aradı. Hemen arabaya atlayıp buraya gel, dedi arkadaşı. Bende kalırsın, hem biraz kafanı da dinlemen lazım.

Tam konuştukları sırada Ryan’ ın telefonu titredi. Arayan Gia’ nın annesiydi. Kavga etmelerinden sonraki saatlerde de aramıştı fakat Ryan kendinde onunla konuşacak gücü bulamamıştı. Sonra tekrar aradı. Ardından saat 7.28′ de, kocası Tony Micheletti, Ryan’ a bir mesaj gönderdi: Gia ile ilgili bir sorun var. Evine gidip kontrol etmelisin.

Ryan korktu. Aylar önce Gia’ yı evinde baygın halde bulduğunda, yatağın yanında boş bir uyku ilacı kutusu ve şarap bardağı vardı. Bu gece de arabayı eczanenin önünde durdurmuş, elinde daha da fazla uyku ilacıyla geri dönmüştü. Ryan başta sinirden uyuyamayacağı için ilaç alacağını düşünmüştü ama şimdi içine bir kurt düştü. Ayağında parmak arası terlikler, kafasında beysbol  şapkasıyla otoparka koştu. Gia’ nın evine vardığında o kadar korkmuştu ki arabasından çıkarken kapıyı ve kontağı açık bıraktı.

*

Ryan küçük yaştan beri basketbola ilgi duymuş. Öğleden sonralarını evin garaj kapısının önünde şut atarak geçirirmiş. Ailesiyle Sacramento’ nun 50 kilometre kuzeyindeki El Dorado Tepeleri’ ne kurulmuş küçük bir dağ kasabasında yaşarken Kings formasına aşık olmuş. Üzerindeki Chris Webber’ in 4 numaralı formasını asla çıkarmazmış. Annesi ve babası oğullarının bu basketbol sevgisinin sebebini hâlâ bilmiyorlar.

Kendi kendine şutunu geliştiren Ryan, Oak Ridge Lisesi’ nin en önemli skor tehdidi olmayı başarmış. Bölgenin diğer yıldızı Colin Kaepernick’ e karşı oynadığı maçta rakip potaya 50 sayı göndermiş. Junior seviyesinde takımını eyalet şampiyonluğuna taşımış. Princeton’ ın koçu evlerini aradığında babası Jack zevkten dört köşe olmuş, ama telefonu oğluna uzatırken onun dünyasını hiç anlamadığını fark etmiş. Çünkü o dünyada Princeton son durak değilmiş.

Ryan, burs teklif eden 27 okul arasından California’ yı tercih edip üniversitedeki ikinci yılında 21.1 sayı ortalamasını tutturarak takımının konferansında sayı kralı oldu. Aynı yılın Haziran ayında, Nets tarafında ilk turda draft edilip bir yıl sonra Orlando’ ya takaslandı. Orada, Koç Stan Van Gundy’ nin kanatları altında parladı. Ayrıca hayatında ilk kez romantik bir ilişkiye adım attı. Bunu uzun zamandır bekliyordu. Lise boyunca, kendi deyimiyle “bitmek bilmeyen, garip bir döneme” katlanmak zorunda kalmıştı. Uzun ve tombul, hassas ve utangaç bir çocuktu. Ayrıca bakterilere karşı fobisi ve temizlik takıntısı yüzünden 18 yaşına kadar kirli bir basketbol topu tuttuğunda geçirdiği panik nöbetlerinden kurtulmak için ilaç alması gerekmişti. Kız arkadaşıyla ilişkisi sadece bir yıl sürse de bu onun için heyecanlı bir tecrübe oldu. Artık evlenmek istediğini biliyordu.

Çok geçmeden hem parkede hem de parke dışında hayatı yoluna girdi. Lokavt yüzünden geç başlayan 2011-12 sezonunda 16.1 sayı ve 7.7 ribaund ortalamaları tutturdu. All-Star arası sırasında Gia’ yla tanıştı ve Temmuz ayında takasla gittiği New Orleans’ la dört yıl için 34 milyon dolar alacağı yeni bir kontrat imzaladı. Kısa süre sonra Gia, New Orleans’ a taşınacak, gelecek sezonun sonunda Ryan tüm NBA’ de en çok üçlük isabeti bulan ikinci oyuncu olacaktı. 25 yaşındaydı. Önünde parlak bir kariyer, cebinde bolca para, kolunda hayallerinin kadını vardı.

Ancak annesi onun için hâlâ endişeleniyordu. Ryan, çalıştığı yerde Uslanmaz İyimser namıyla anılan babasına benziyordu. Annesine göre, çok temiz bir kalbi vardı. İnsanların gerçek niyetlerini anlayacak tecrübeyi henüz kazanmamıştı ve söylediklerinde haksız da sayılmazdı. Ryan oyuncular ve koçlar arasında sevilen bir oyuncu olmasına rağmen NBA’ deki yaşıtlarının çoğundan farklıydı.

*

Ryan, Gia’ nın dördüncü kattaki dairesine girer girmez onun dizlerini gördü.

Sonrasından hatırladıkları parça parça: Bir yandan avaz avaz bağırırken, diğer yandan ona doğru koşuyor. İkinci kata çıkan merdivenin korkuluğuna bağlanmış elektrik süpürgesinin kablosu Gia’ nın boynuna öyle sıkı dolanmış ki gevşetmeyi başaramıyor. Gia’ nın köpeği Bentley üzerine koşuyor. Bu sırada gürültüleri duyan komşu kapıya gelip 911′ i ararken Ryan’ da Gia’ yı hayata döndürmeye çalışıyor. Tam o anda yemek masasının üzerinde Gia’ nın el yazısıyla yazılmış o dört kelimelik notu görüyor: Beni sadece annem anlıyor. Acil servis görevlileri eve daldığı an Ryan da Donna’ yı arıyor. Donna, Ryan’ a küfürler savururken Gia’ yı koruması gerektiğini, ne kadar hassas olduğunu onun da bildiğini sayıklıyor. Ardından polis kapıya dayanıyor. Ryan soruları cevaplarken nefesi kesiliyor. Kendisini suçluyor.

Pelicans koçu Monty Williams yanında takımın güvenlik ekibinden biriyle eve vardığında, Ryan sırtı kapıya dayanmış halde halının üstüne yığılmış, yerden kalkamayacak bir haldeymiş. Williams dizlerinin üstüne çökmüş, iki adam birbirlerine sarılıp ağlamışlar.

Evin etrafında büyük bir kalabalık toplanmaya başlarken, Williams ve yanındaki güvenlik görevlisi; bir ayağı aksayan, terden ve gözyaşından sırılsıklam olmuş Ryan’ ı ayağa kaldırdı ama Ryan yürüyemeyecek haldeydi. Onu önce asansöre, sonra da dışarıda bekleyen arabaya sürüklediler. Parmak arası terliklerinin kapatamadığı ayak uçları asfalta öyle sert sürttü ki, nasır bağlayan parmakları bir buçuk yıl sonra bile hâlâ beyaz kalacaktı.

Arabada çıt çıkmıyordu. Williams kendi kendine şöyle düşündü: “Bir maçta çuvallasam sorun olmaz ama şu an işleri yüzüme gözüme bulaştıramam.” Eve gelir gelmez, eşi Ingrid’ e sarıldı. Ryan o sırada salonda dua ediyordu. Ingrid’ in kardeşi de yakın zamanda intihar etmişti. Ingrid, Ryan’ ı teselli etmenin hiçbir işe yaramayacağını biliyordu, o yüzden yanına gelip şöyle dedi: “Uzun bir süre hiçbir şey kolay olmayacak.”

*

Gia bir bikini modeli olarak ünlendi ve Maxim dergisi için pozlar verdi. Sonrasında 2009′ da Yankees atıcısı Carl Pavano ile yaşadığı çalkantılı ilişkinin üzerinden iki yıl geçmişken, arkadaşlarının ısrarı üzerine Bachelor adlı programa başvurdu. Programa kabul edilmesi kendisini de şaşırtmıştı ama son üç isim arasına kaldı. Programda pilot Jake Pavelka kendisini tercih etmeyince zarif bir şekilde yarışmadan ayrıldı. İnsanlar tarafından yolda yürürken tanınmaya başladı. Saç bakım ürünleri üreten bir firmayla reklam anlaşması imzaladı. Yapımı daha sonradan iptal edilen bir filmde Ava Gardner rolünü kaptı ve NHL’ de oynayan Chris Campoli ile sonu iyi bitmeyecek bir ilişkiye başladı. Bu ilişkide sona erdiğinde Gia kendini yine bunalımın kollarına bıraktı ve Donna bu durumdan oldukça rahatsız olmuştu.

Donna yıllar boyunca kızının yeme bozuklukları ve kalp kırıklıklarıyla uğraşmış, uyku ilacını fazla kaçırması yüzünden iki defa onu hastaneye yetiştirmek zorunda kalmıştı. 2010′ da Gia’ ya adet öncesi disrofik bozukluk teşhisi (PMDD) kondu. Kadınların yüzde 3 veya 8’ini etkilediği tahmin edilen bu hastalık adet dönemi öncesinde ağır depresyon semptomlarına yol açıyordu. Gia bunu hiç kabul etmedi ama Donna, kızının uyku haplarını adet dönemi yüzünden aldığını düşünüyor ve ekliyordu, “Gia’ ya göre erkekler hiçbir şeyi gerçekten sevemezdi. Bana erkeklerden nefret ettiğini söylerdi. İstediği tek şey sevilmekti. Konu ilişkiler olunca, her zaman erkeklerin onu terk edeceğini düşünürdü.”

Ama sonra umut dolu bir dönem başladı. Gia önce Tanrı’ ya sığındı ve kısa süre sonra da olgun ve  güvenilir bir ailenin yetiştirdiği, olgun ve güvenilir bir adamla, Ryan’ la tanıştı. Donna artık mutluydu. “Kendime ‘Belki artık iyi olur.’ dedim. Oysa yıllardır her telefon çaldığında sinirlerim allak bullak oluyordu.”

Donna, 13 Ağustos günü sabah 9.30′ da hastaneye vardığında solunum cihazına bağlanmış kızına son bir kez baktı ve her şeyin bittiğini anladı. Beyni çok uzun süre oksijensiz kalmıştı ve iyileşme umudu yoktu.

Öğlene doğru Ryan da hastaneye geldi. Tekerlekli sandalyedeydi. Olayın şoku yüzünden yürüyemiyordu. Donna onu görür görmez öfkesinin uçup gittiğini hissetti. Ryan’ ı yaşamak için hiçbir amacı kalmamış gibi görünce onun için de içi acıdı. “Dün söylediklerim için özür dilerim.” dedikten sonra uzanıp Ryan’ a sarıldı. Beraber ağladılar.

Sonraki gün, Gia Allemand bu dünyadan göçüp gitti.

*

Olumlu. Bu durum için biraz garip bir kelime. Ryan zaman zaman hâlâ Gia’ yla konuşuyor. Evde yalnızken ya da araba kullanırken ona sesleniyor. Kötü bir gün geçirdiğinde “Keşke burada olsaydın…” diyor.

Evinin üst katında, Bahamalar’ da tanıştıkları gece giydiği o yeşil elbise duruyor. Gia’ dan hatıra başka eşyalarla beraber evindeki bir kasanın içinde. Fotoğraflar, kartlar ve çok sevdiği gümüş zürafa kolyesi de orada.  Neredeyse birkaç yıldır o kasayı açmamış. Cesaret edemiyor. Bugünlerde, eskiden beraber seyrettikleri Homeland, Game of Thrones gibi dizileri baştan izlemekle meşgul. Bir yandan kötü hissetse de hayata devam etmek zorunda olduğunu biliyor.

Ama bu ifade tam olarak doğru olmayabilir. Devam etmenin bir şeyleri arkada bırakmak anlamına gelmesi gerekmiyor. Onunla beraber olmak isteyecek kadının, kişiliğinin derinliklerinde Gia’ dan bir parça olacağını kabullenmesini istiyor. Gia’ yla Ryan’ ın birbirlerinden ayrılmaları artık mümkün değil.

Bu sürecin sonundaysa Ryan şunu anlamış: İsterseniz insanları arkanızda bırakabilir, unutmaya çalışabilirsiniz. Ya da isterseniz, onları sonsuza kadar içinizde yaşatırsınız.

Kaynak: Sports Illustrated

 

Emirhan Başaran

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir