NBA Günlükleri

Warriors – Spurs serisine genel bakış

Serinin 2 gece önce oynanan ilk maçına geçmeden önce takımların genel tablosuna bir bakalım.

Golden State seriye başlamadan önce toplamda 8 maç oynadı ve bunların hiçbirinde çok da zorlandığı iddia edilemez. Seri aralarını da ekleyince toplamda da 2 haftadan fazla zamanı hiç maç yapmadan geçirdiler. Elbette bunun bir dinlenme etkisi var. Ancak ne yazık ki bir de oyunculara verdiği rehavet söz konusu. Warriors ekibi playoff’larda da kendisine hiç dişli bir rakip bulamayınca oyununu hiçbir zaman %100 eforla oynamadı, eğer Portland serisinde 4.maçın ilk 5-6 dakikasını saymazsak. Kaldı ki bahsettiğim 5-6 dakika da komple maçı bitiren bir süreç oldu, Warriors’ın son gaz haline kalburüstü bir NBA takımı bile birkaç dakika katlanabiliyor yani. Ancak söylediğim gibi ekip buna hiç ihtiyaç duymadı, sezonun net şekilde en iyi savunma takımına karşı bile. Zira Warriors hücumda ne kadar iyiyse savunmada da bir o kadar iyi.

Bir nokta da şu ki Warriors maç içerisinde rakip fark etmeksizin feci patlamalar yaşayabiliyor. Bu patlamalar skoru her ne kadar etkilese de rakibin haleti ruhiyesini, psikolojisini çok daha fazla etkiliyor ve direkt maçtan koparıyor.

Peki, durdurulamaz mı bu takım?

Aslında durdurulabilir. Ancak birçok faktörün aynı anda denk gelmesi lazım: o gün 2-3 oyuncuları birden kötü bir gün geçirecek de, rakibin hücumu takır takır işleyecek de, saçma top kayıpları yaşanacak da… Zor iş yani anlayacağınız.

Gelelim San Antonio’ya. Sene sonuna doğru artık takım iyiden iyiye Popovich yönetimindeki bir takımdan başka her şeye benzemeye başlamıştı. Pas trafiğinin kesilmesi, topların tek elde toplanması, set oyunundan izolasyon oyunlarına dönüş derken eski bir Amerikan Ordusu mensubu olan Popovich’in o katı disiplini yerini bütünüyle bir kaosa bırakıyordu.

Playoff’ların başında Grizzlies ile karşılaştılar. Aslında modern basketbolun en uzaktan izleyeni olan takımlardan ikisi vardı o seride. Ve iki takım da savunma yönleri ile öne çıktı beklendiği gibi. Spurs’ün hücumsal problemleri elbette aşikârdı; Green’in formsuzluğu, Parker ve Ginobili’nin fosilleşmesi, pota altının yeterince üretken olmaması gibi şeyler onlar için can sıkıcıydı elbette. Ancak bir de rakipleri tüm kozlarını savunma ile kullanan bir takım olunca daha da canları sıkıldı. Bir şekilde o seriyi geçtiler, ki Grizzlies’in basketbol ömrünün sonlarında bir Vince Carter ile hücumunun bir seri kazanmakta eksik kalacağı da belliydi, ve Rockets’a karşı öncelikle savunmada değişikliğe gittiler.

Spurs savunması senelerdir rakibin yaptığı şeyleri yavaşlatmaya yöneliktir. Sadece ne yapıyorlarsa onu daha zor yaptırırlar. Sendeler rakipleri. Ancak bu seriden itibaren hep karşının oyununu bozmak için oynadılar. Ki serinin son maçında deplasmanda kendi ana iki parçaları eksikken tam kadro bir Houston’a 39 sayı fark atmaları bu sebepten ötürüydü. Çok üst şut atmadılar, sadece iyi ribaund alıp Houston’a istedikleri oyunu oynattılar. Bu arada eklemeden geçmeyeyim, Sadece Kawhi Leonard bile şöyle bir etki yaratıyor

Ne kadar sayı attığı, ribaund aldığı etkilerini bile hiç katmadan NBA’in şu anki en skorer oyuncularından birinin genel şut yüzdesini %18, 3 sayı yüzdesini de %30 düşürüyor. Açık olalım kimse kimseyi fiziksel savunma ile %30’luk bir düşüşe uğratamaz, ama uzun kolları ve pozisyon bilgisi ile rakibini hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratan Leonard, bunun yanında takımının en önemli skor üreticisi ve en iyi ribaundçularından da biri. Kawhi’a ek olarak Parker da yoktu bu maçta ve Spurs 14-15 senedir ikisinin birden olmadığı ilk maçına çıktı. Çok bitmiş de olsa hala oyunu belli derecede yönlendiren bir oyuncu olması ve hala bu konuda takımında alternatifi olmaması sebebi ile Parker hala önemli bir oyuncu Spurs adına, hele ki playoff’ta performans arttırdıktan sonra onun yitirilmesi çok üzdü Spurs’ü. Ama savunma kısmı bu noktada devreye girdi ve bu büyük fark oluştu.

Şimdi SAS-GSW serisinin ilk maçına bakalım. Maça az önce açıkladığım şekilde başladı San Antonio Spurs, daha ziyade rakibini bozmaya yönelik oynadı. Eğer karşınızda Warriors varsa aksi çok zor zaten. Direkt oyuncuları savunmaları yetmedi, bazı önemli eşleşme değişiklikleri yaptılar ve o da yetmez gibi pas kanallarını domine ettiler. Bunun dışa vurumu ise şu şekildeydi: Ligin birkaç senedir hiçbir tartışmaya açık olmayacak şekilde en iyi üç sayı atan takımı ilk üçlüğünü(ki genelde maça direkt üç sayılık basketlerle başlar Warriors) 2.çeyrek bitimine 5 dakika kala buldu. Yani 19 dakika boyunca üç sayı attırmadı Spurs onlara. Yanında bahsettiğim eşleşme değişimleri vardı, Curry’yi etkisiz kılmak için daha uzun olan Green ile savunurlarken, Thompson’u ise daha hızlı kalan Mills ile savundular ve ikisini de büyük ölçüde kitledi Spurs. Eh, zaten ligin en üst savunmacılarından olan Kawhi Leonard da Durant ile kalınca Spurs çok rahat ilerledi maçta, en azından ilk yarı boyunca. İlk çeyrek sonunda ünlü muhabir Doris Burke, Spurs koçu Popovich’e işin sırrını sorduğunda da Pop klasiği olan kısa cevaplardan birini verdi; “Pace”(tempo). Spurs 3.çeyrek sonuna kadar oyunun hızlanmasına hiç izin vermedi bahsi geçen üç eşleşme ile. Şut kullandırmak konusunda ise bu üç oyuncuya neredeyse hiç izin vermezlerken şut kullanması için bomboş bıraktıkları isimler Iggy, Livingston, D.West gibileri oldu. Böylece Golden State’in pasör ve yan elemanları şutör, skorerleri ise etkisiz eleman haline geldi, oyunları bozuldu. 2.çeyrekte 6.05 kalaya kadar Warriors’ın takım halinde top kaybı sayısı, buldukları isabet sayısından fazlaydı(9 top kaybı ile oynarlarken 10. isabetlerini bu anda buldular).

(Spurs’ün her oyuncuyu kilitlediği anlardan yalnızca biri)

Hücum kısmında ise senelerdir kuvvetli yanlarını yeniden hatırlamış bir görüntü gösterip boyalı alana hakim oldular. Bu noktada 2 önemli faktör vardı: LaMarcus Aldridge ve çift uzun. Aldridge playoff’lar başladığında eline top almaktan korkar olmuştu. Hatta birkaç maç sonunda Tim Duncan bir antrenmana katılıp LaMArcus’a uzun uzun tavsiyeler verdi daha fazla şut kullanması yönünde. İşe de yaradı, o günden sonra daha fazla deneyen bir oyuncu oldu yeniden Aldridge. Ve bu oyun tarzında da sadece ilk çeyrekte 11 sayıyı bulması Spurs için yüksek derecede önemliydi. Bir diğer önemli faktöre de bakarsak, Rockets serisindeki temel silahları çift uzun oyun tarzını devam ettirdiler. Modern basketbolda kimi zaman takımlar hiç uzun oynatmazken bu riski neden aldılar peki? Hem boyalı alanda daha iyi sonuçlar almak, hem de daha iyi ribaund toplamak için. Meyvesini topladılar bu kumarın, ilk yarı sonuna dek kusursuz çalıştı her şey. Sadece ilk yarıdaki son dakika için, sadece bir dakikalığına 2 uzun birden sahada olmadan oynadı Spurs.




Warriors ise Thompson’ı komple yitirdi, Curry’den ve Durant’ten ise sadece birkaç dakikalık katkılar aldı. Onlar için işler daha kötü ilerleyebilir miydi bilemiyorum. Devre arasına devre sonunda azıcık silkinmelerine karşın 20 sayılık farkla girdiler(62-42). Oyuncular maçtan o denli koptu ki ilk çeyrek bitimine 1 dakika kaldığı civarlarda Curry önce bir pozisyonda “topa bakmadığı” için top kaybına sebep oldu, devamındaki hücumda Spurs üçlük isabeti buldu, sonrasında Curry hiçbir lüzumu yokken logodan üçlük çıkardı ve airball attı. Son 2 senenin MVP’si oyundan koptu. İşte bu GSW ancak bununla yenilebilir, kafalarının içine girmeniz, fikirlerini dürtmeniz, hissettikleri ile oynamanız gerekli. Bunu yaşlı oyunculara yapamazsınız ama genç oyuncularla dolu bir takıma bunu yapmak çocuk oyuncağı bile olabiliyor,  bu konuda örnek isteyenler Curry ile Semaj Christon arasında 20 Mart 2017 gecesi maçında yaşanan gerginliğe bakabilir.

Spurs tempoyu yönetti, istediği oyunu oynadı, istemediği oyunu oynatmadı ve rakibin zihnini kontrol etti. Yani her şey güzeldi. Ta ki, tüm planın yürümesini sağlayan Kawhi sakatlanana dek. Her ne kadar koç Kerr, maçta kenardaki yerini alamasa da takımına devre arasındaki tavsiyeleri (saldırmadan önce en az 3 pozisyon rakibi durdurmak, sonrasında kanat oyuncuları ile “deliler gibi” koşmak ve daha sonrasında da tüm güç ile saldırmak üzerine) biraz takımı hareketlendirdi ancak bu Spurs’ün farkı daha da açmasını engelledi sadece. Dediğimiz gibi Kawhi Zaza’nın ayağının üstüne düşüp maçı bırakana kadar. Bu sakatlığın etkisini şöyle inceleyebilirsiniz;






Maç başından itibaren büyük üstünlük kuran Spurs, Kawhi’ın bilek sakatlığı sebebiyle oyunu terk etmesi sonrasında tüm her şeyi kaybetti. Birkaç dakika içerisinde farkın neredeyse 20 sayılık kısmı zaten yok oldu. Sonrasında bir silkelenseler de maçın son birkaç dakikasında geriye düştüler ve her ne kadar son topa kadar umutları sürse de 2 sayı fark ile maçı kazandılar. Bu noktada Durant’in artık boy avantajını kullanabilmesi ve başta kurulan sınırlayıcı eşleşmelerin ortadan kalkması Spurs’ü çok zora soktu. Önce Durant savunmacısından kurtuldu, sonrasında D.Green savunmada onunla eşleşince bu sefer de Curry’yi durdurabilecek hiç kimse kalmadı. Nitekim sakatlıktan sonra Curry ve Durant’in dizginlerini koparıp fazlaca isabet bulması da böyle açıklanabilir. Bir diğer önemli problemse maç başından beri korudukları tempoyu yitirmeleri idi. 3.çeyrekte her pozisyonda David Lee’nin tempo düşürmek adına arkadaşlarına direktifleri ne yazık ki işe yaramadı, Spurs’ün görece genç kadrosu o noktada da sınıfta kalınca Golden State uzun bir aradan sonra öne geçti ve foto finiş ile kazanmayı başardı.

Spurs hem Parker, hem de Leonard yokken hemen her hücum Aldridge’e sarıldı ancak ona gelen ikili sıkıştırmalar ya zoraki şutlara yahut da top kayıplarına yol açtı. Belki maçın planlaması hiç Kawhi hesaba katılmadan yapsa takım bu durumdan bu kadar etkilenmezdi, bilemeyiz, ancak hesaba katılabilecek bir şey de değil elbette sakatlıklar.

Spurs çok zor bir şeyi yapmaya çalıştığının farkında ve en iyi dönemlerinden uzaklar. Dahası son iki senenin finalisti ile ev sahibi avantajı olmadan oynuyorlar ve bu süre içinde iki takım arasındaki fark hep daha da açıldı. Ancak Pop gerçekten bu durumu bile yenebilecek kapasitede bir koç. Warriors’tan Iggy, Spurs’ten ise Leonard hakkındaki oynayıp oynamama kararları maç saatinde verilecek. Tony Parker ise yine yok. Bu durum iki takımı ayrı ayrı nasıl etkileyecek göreceğiz. Ancak ilk maçın skoru sizi yanıltmasın, Spurs hiç olmazsa direniş konusunda, zorlamak konusunda büyük iş çıkaracağını ispatladı.

Herkese serinin ve senenin kalan kısmı için iyi seyirler dilerim…



Yazar: Furkan SARICA

NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir