NBA Günlükleri

Drazen Petrovic anısına…

1992 kışıydı. New York için soğuk ama umut dolu günlerdi. Hudson Nehri’nin diğer yakasında; New Jersey’de yaşayanlar ilk kez NBA takımları Nets ile ilgili heyecan duyuyordu. Takıma gelen Avrupa’lı ancak basketbola tutkulu bir şekilde bağlı olan Drazen Petrovic, Avrupa’da zaten efsaneydi. Onu izlemek hayat boyu untulmayacak bir deneyim gibiydi. Tıpkı Mozart dinlemek gibi, İtalyan gazeteci Enrico Campana 80’lerin ortasında onu izledikten sonra ona bu lakabı takmıştı: ‘’Basketbolun Mozart’ı’’.

Mozart lakabını alabilmek için gecesine gündüzüne katıp çalışıyordu. Petrovic bunu: ‘’Sabah altı veya yedi fark etmezdi. Gerekirse hademeden anahtarını alıp salonu kendim açardım. O temizliğini yapardı bense antrenmanımı’’ sözleriyle anlatıyordu.

Bu süreçte ülkesi Yugoslavya ile büyük başarılar kazanmıştı. 1990’da dünya şampiyonu olurken savaş seslerinin geldiği bu coğrafyada gerginliğin yükselmesiyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Dağılan Yugoslavya’dan sonra, 1993 Haziranı’nda gerek olmadığı halde kaptanı olduğu Hırvatistan’ın elemelerine katılmak için Polonya’ya gitmişti. 40 sayı attığı maçın dönüşünde Zagreb’e takım uçağıyla dönecekti ancak son anda planları değişti. Almanya’da Klara’yı görmek istiyordu.

İlk defa aşık olmuştu bu soğuk Yugoslav. Zagreb’e gitmek için Frankurt’tan aktarma yapmaları gerekiyordu, Klara’da Frankurt’a kadar araba sürmüştü. 1-2 gün sonra Münih’e doğru yola çıktılar. 7 Haziran olmasına rağmen müthiş bir yağmur vardı. Petrovic’in öndeki yolcu koltuğunda uyuduğu kırmızı Golf, yağmurlu havada seyrediyordu. Klara’nın sürücü koltuğunda oturduğu araba 120 km hızda gidiyordu. Diğer yöndeki tır kontrolü kaybetti ve tam da Petrovic’in olduğu taraftan kırmızı Golf’e çarptı. Kemeri takılı olmayan Drazen o anda ölmüştü. Nerden mi biliyoruz? Bileğinde ki saat tam kaza anında, yani 17.20’de durmuştu…

Dünya şoktaydı. Mozart ikinci kez ölmüştü. Kaza sırasında arabada bulunanlardan sadece Petrovic’in hayatını kaybedip, geri kalanların hala hayatta olması ise kimin oyunuydu? Çok güvendiğimiz ve basketbol maçlarını izlerken daha heyecanlı olmasını sağlayan ve mucizevi şeylere tanık olmamızı sağlayan basketbol Tanrılarını mı? Onların oyunu olsaydı Drazen Petrovic hala hayatta olurdu sanıyorum, en azından benim hayal gücümde bu böyle.

Bizler bu yazıyla uğraşırken yukarıda bahsedilen kazanın gerçekleştiği ve Drazen Petrovic’in öldüğü 7 Haziran’ın yıl dönümünü yaşıyoruz. Basketbolun ‘’Mozart’’ını bir kez saha özlem ve derin bir saygıyla anıyoruz…

Onur Can Özyurt on EmailOnur Can Özyurt on Twitter
Onur Can Özyurt
Mustafa Kemal Anatolian High School'18 & Mamba Mentality

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir