NBA Günlükleri

Lonzo Ball’dan babasına mektup ”Spor salonundaki en çok ses çıkartan adama”

NBA’in en büyük süperstar adaylarından birisi olan Lonzo Ball, yaptığı ilginç açıklamalarla gündemden düşmeyen babası LaVar Ball’a ThePlayersTribune sitesi için bir mektup yazdı. Bizde bu mektubu sizler için Türkçe’ye çevirdik. Keyifli okumalar

SPOR SALONUNDAKİ EN ÇOK SES ÇIKARTAN ADAMA

Sevgili baba,

Geçtiğimiz birkaç ayda benim hakkımda çok konuştun, belkide bazı insanlar bu konuşmaları çok fazla önemsedi. Bu yüzden babalar gününde senin hakkında bir şeyler yazmanın doğru bir yol olduğuna karar verdim.

Sen aslında (herkesin TV’de izlemediği sen) sadece benim babamsın.

Senin en çok hayran olduğum yanın kimsenin hakkında ne düşündüğünü umursamıyorsun. İnsanlar sizin kim olduğunuzla, nasıl birisi olduğunuzla ilgili fikir sahibi olabilirler, Ancak asla seni tamamen tanıyamazlar. Beni ne kadar sevdiğini asla bilemezler.

Oturma odamızı temizlediğinde orada değildiler. Kardeşlerim ve benim oyun oynamak ve sadece çocuk olmak için çok güzel bir yerimiz olmuştu.

Onlar senin kendine özgü kahvaltılarının kokusuyla hiç uyanmadılar. Büyüdüğümüzde dahi her gün bunu bizim için yaptın.

Lisede tamamen kendimi basketbola vermediğimden ve 4.0(Türkiye’deki 70’e denk) not ortalamasıyla mezun olduğumdan emin olurken onlar orada değillerdi.

Ama sen oradaydın.

Muhtemelen kimseye sürpriz olmayacaktır ama spor salonunda en çok ses çıkartan kişi hep sendin.

Takımımda koçluk yapıyor olsan da, tribünlerde otursan da beni hep en yakından izlediğini biliyorum çünkü senin sesini hep duyuyordum.

Ben orta okuldayken, NBA de oynama hayallerim başlamıştı. Bir oyun kurucu olmak istiyordum, tıpkı Magic Johnson gibi. Bana oraya nasıl ulaşacağımı göstermek için benimle anlaştın. Sen bunu bir sporcu antrenörüyken yaptın – hala yapıyorsun- bu yüzden sana güveniyorum. Karşılığında senin için işe koyuldum.

Senin antrenman programını hala uyguluyorum. Muhtemelen her zaman uygulamaya devam edeceğim.

Pazartesi, çarşamba ve cuma ağırlık çalışırdık.

Salı ve perşembe barfiks aletinde çalışırdık.

Daha sonra çalıştığımız bir tepe vardı. Ah adamım o tepe!

Her gün, ne olursa olsun, LiAngelo ve LaMelo ile birlikte sen oturmamıza izin verene kadar Chino’daki evimizin köşesinden başlayıp o tepeye gidip gelirdik.

Sen her zaman dışarıda bizle olur, bize liderlik ederdin. Benim attığım her adımda sen yanımdaydın. Kabullenmeye ve reddetmeye her yaklaştığımda sen beni pes etmemem için cesaretlendirdin. Beni asla bir şey yapmaya zorlamadın. Buna gerek olmadığını biliyordun. Sen beni hep anladın.

Her motivasyona ihtiyacım olduğunda, beni nasıl gaza getireceğini biliyordun. Bana tekrar tekrar oynamak için zorlamıyordu. Bunun yerine bana sadece basit bir şey söylüyordu. ”Umarım kötüye gittiğinin farkındasındır.” Yoluma devam etmek için duymam gereken tek şey buydu.

Gelecekte başıma ne gelirse gelsin, ailemle birlikte maça giderken yaptığımız seyahatleri hatırlayacağım. Annemle birlikte önde otururdun, bir müzik açardın ve ben kardeşlerimle birlikte arka koltukta kendimi maçın havasına sokardım.

Maça gitmek benim için her zaman bir partiydi, ama eve dönerken yaşadığımız ruh hali tamamen maçın nasıl gittiğine bağlıydı.

Bana asla ”Güzel maçtı.” demedin. Kazanayım yada kaybedeyim her zaman geliştirmem gereken bir yönümü buldun ve bana söyledin. Bazı insanlar senin ses tonundan alınırlar. Ancak ben her zaman alınmak yerine senin dediklerinden ders çıkardım. Çünkü sen ağzındaki baklayı çıkardığın zaman hep benim için doğru olan bir şeyi söylemişsindir.

Birkaç yıl önce New York’ta yaptığımız bir deplasman maçını asla unutmayacağım. Rakipteki herkes bizden daha büyüktü ve biz kesinlikle onların fizik seviyesinde değildik. Eminim ki  LaMelo o takımdaki herkesten daha kısaydı. Bir oyun kurucu olmama rağmen savunma için rakibin 4 numarası ile eşleştim.

Çoğu takım böyle bir maça kaybedeceğini bilerek çıkar. Aslında çoğu takım maçı 20 sayının altında bir farkla kaybederse başarılı olacağını düşünürdü.

Ama bizim ailemiz böyle düşünmez!

Oraya gittik ve o çocukları adeta sahadan sildik. Onlara bütün maç boyunca tam saha pres yaptık ve yağmur gibi üçlüklerimizi yağdırdık. Ve maçı kazandık.

Bu maçtan sonra eve geri dönüş gerçekten çok zevkliydi.

Bir çok insan senin hakkımda söylediklerinden bıkıp bıkmadığımı soruyor. Kendime sadık kalmakta zorlandığımı ve senin hakkımda söylediklerinin üstesinden gelemeyeceğimi varsayıyorlar.

Onların bilmediği şey, senin TV de söylediğin şeyler bana bütün hayatım boyunca özel olarak söylediğin şeyler. Ve sen çoğu zaman haklı çıktın. Yıllar geçtikçe senin söylediğin imkansız şeylerin gerçekleştiğini fark ettim. Draft çekilişi olduğu gün Lakers’a ilk 3’ten Draft hakkı çıktığında sen etrafta bağırarak koşturmaya başladın, ”HERKESE SÖYLEMİŞTİM! ONLARA BUNUN OLACAĞINI SÖYLEDİM!” Bu çok neşeliydi.

İnsanlar bunu görmeyebilir, ama ben senin sahip olduğun bu özel hislere güveniyorum(Bence LaMelo’da aynı hislere sahip). Aslında bunu düşündüğümde sen aldığım en büyük miras güven. Senin diğer insanlardan farklı olmanı içselleştirdim ve bana söylediğin her şeyi absorbe ettim ve sahada kullandım.

Senin yakınımda olman beni güvende hissettiriyor. Senin sayende bir meydan okumadan asla geri çekilmedim. Şimdi bir sonraki adımımı atıp NBA de oynayacağım ve buna hazırım. Hakkımda ne denilirse denilsin senin her zaman arkamda olacağını biliyorum.

Benim için yaptıklarını sana geri ödememin herhangi bir yolu yok. Ama en azından seni mutlu edebilirim. Ona 1 yada 2 tane araba alabilirim ancak seni bir araba asla kesmeyecektir. Sana yapabileceğim en iyi ödeme benim için gelecekte tahmin ettiğin her şeyi gerçekleştirmektir. Bana hep NBA’ye gitmenin çok zor olduğunu ancak gittikten sonra orada kalmanın çok kolay olduğunu söylemiştin. Bana gösterdiğin inancı haklı çıkartmak istiyorum. Beni orada oynarken mutlu bir şekilde arkana yaslanıp otururken izlemeni çok istiyorum. Bunu birlikte başardık!

Hayatlarında bir baba figürüne sahip olmayacak bir sürü şanssız çocuğun olduğunu biliyorum. Bunun üstesinden gelmek gerçekten çok zor. Yani başkalarının senin hakkında ne düşündüğünü umursamaksızın sadece babam olduğun için bile sana minnettarım. Sen olmasaydın bugün olduğum yerde asla olamayabilirdim. Aslında asla bu noktada olamazdım.

Kolay bir hayatın olmadı. Sahip olduğun her şey için çok çalışmak zorundaydın. Ve yetişkin olduktan sonraki tüm hayatını bana ve kardeşlerime harcadın bu yüzden biz senin yüzünü asla kara çıkartmayacağız. Bir babada olmasını istediğim her şeye sahipsin.

Bana bu oyunu nasıl oynayacağımı öğrettiğin için teşekkürler. Bana bir adam olmayı öğrettiğin için teşekkürler. Asla beni utandıracak hareketler yapmadığın için teşekkür ederim.

Babalar günün kutlu olsun, baba. Seni seviyorum.

-Oğlun Lonzo

Yazının orjinal hali için: https://theplayerstribune.com/lonzo-ball-lavar-fathers-day-to-the-loudest-guy-in-the-gym/

Metehan Çavuş
Kendi çapında basketbolla ilgilinen birisi
Facebook: www.facebook.com/metehancavus67
Twitter: @metehan6734

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir