NBA Günlükleri

Warriors – Cleveland Serisi İlk Maçı Ardından…

Tüm sezon boyunca merakla beklediğimiz NBA Finalleri sonunda geldi. 2 Haziran sabaha karşı oynanan maçla başlayan seride, bu maçta galip gelen taraf, ev sahibi avantajını da elinde bulunduran Golden State Warriors oldu. Peki, 113 – 91 biten maçta neler oldu?

Aslında sezon başından beri finaller adına en büyük tahmin gerçeğe dönüştü ve beklenen takımları izliyoruz bu seride. NBA tarihinde belki de hiçbir zaman iki konferansı da play-off’larda bu denli domine ederek final oynayan takımlar görmemiştik. Zira Golden State hiç maç kaybetmeden finale gelirken, Cleveland ise sadece bir maçta mağlubiyet gördü. Bu durum da beklentiyi ve heyecanı bir kat daha arttırdı, hele ki önceki 2 sezonda da final serilerinin bu iki takım arasında oynandığı ve karşılıklı birer şampiyonlukla sonuçlandığı düşünülünce bazı bünyelerde kalp krizine sebep olabilecek çapta maçlar bekleniyordu. Ne var ki ilk maç adına bu beklentinin epeyce havada kaldığını ve izleyicilerin büyük hayal kırıklığı yaşadığını söyleyebiliriz. Elbette Golden State ev sahibi olduğu için avantajlı konumdaydı ancak bu tarz bir farkı – sadece skor olarak değil, oyun kalitesi olarak da – büyük kesim beklemiyordu.

Maça iki takım da beklenen beşlerle başladı. Ancak ilk dakikalardan itibaren işler Cleveland için pek de yolunda gitmedi. En büyük silahları olan LeBron bile maça devasa bir tutuklukla başlayınca ilk çeyrekten bariz bir oyun kalitesi farkı göze çarptı. Maçı birlikte izlediğim bir arkadaşımın yorumu aslında birçok şeyi özetler nitelikteydi: “Cleveland’lılar ‘Sanki savunma yapana para veriyorlar’ dercesine oynuyor.” Cleveland cephesinin savunma zafiyeti sezon başından beri göze çarpmakla birlikte sezon sonu iyice artmıştı. Pacers serisi sonrasındaki yazımda da belirttiğim üzere bu zafiyet onlara şampiyonluk yolunda yollarında büyük bir taş olarak yansıyacaktı, öyle de olmaya başladı. Savunma o derece düştü ki, LeBron James “o oyuncuya mı gitmeli yoksa buna mı” şeklinde düşünürken sürekli olarak kendi adamını kaçırdı ve Golden State boyalı alanı evlerinin arka bahçesiymişçesine kullanmaya başladı, ilk çeyrekte 7 kez potalarına smaç basılmış olması da bunun en kuvvetli ispatı olabilir.

İlk çeyrekte Cavs’in imdadına Draymond Green’in erken iki faul alıp kenara gelmesi yetişti. Warriors hücumunu yönlendiren oyunculardan olan Green’in yokluğunda Thompson yeterince etkin olamadı, Cavs ise bu fırsatları kullanarak bol bol içeriyi kullanıp serbest atış isabetleri bularak maça tutundu. Warriors’ta ise Durantula hem skor yükünü üstlenip takımının geriye düşmesini engelledi hem de maçın devamına dair bizlere bir sinyal vermiş oldu. Kevin Durant maçı 14/26 isabet oranı ile 38 sayı – 9 ribaund – 8 asist gibi bolca göz dolduran bir istatistik ile bitirirken hiç top kaybı yapmayarak NBA Finallerinde M.Jordan’dan sonra bunu yapan ilk isim oldu.

Cleveland Irving – Love ikilisinden beklediklerini uzunca bir süre hiç alamadı. Kyle Korver bir türlü istediği perdeleri alamadı ve bu yüzden uzunca süre oyuna dâhil olamadı. Takım halinde anlaşmazlık yaşadılar, Kevin Love – LeBron James ikilisi bile maç içerisinde sürekli olarak ikili oyunlarda veya savunmadaki adam değişimlerinde sıkıntı yaşadı, bu ikilinin takımda uyumu en yüksek olan ikili olduğunu belirtelim. James de tutuk olunca hücumlarda komple tıkanan ve maçı da 8’i King James’ten olmak suretiyle toplam 20 top kaybıyla kapatan Cavs, bu noktadan sonra aslında maçı alamayacağının da ilanını vermiş oldu. Üstüne üstlük Golden State sadece 4 top kaybı yaparak bu alanda daha önce 2004’te 3 top kaybı yaşayan Detroit ve 2012’de 4 top kaybı yaşayan San Antonio’dan sonra finallerde bir maçta en az top kaybı yaşayan takım oldu. İlk yarı sonunda asist sayıları ise 20 – 10 gibi bir uçurum olunca maçın kopması da daha fazla uzamadı. Ek olarak şu bilgiyi verelim maç 53 – 43 GSW lehine sürerken Warriors boyalı alanda 36 – 12’lik üstünlük kurmuştu.

( İlk yarı sonunda asist – top kaybı – boyalı alan sayılarındaki fark)

 

Her ne kadar üçüncü çeyrekte Irving biraz silkelense de, Curry buna karşılık verdi ve bu da Cleveland’a yetmedi. Üçüncü çeyrek ortasından sonra ise oluşan fark maç sonuna kadar korundu.

Cleveland eğer bu seriye tutunmak ve şampiyonluğa ulaşmak istiyorsa savunmasını en azından ortalama seviyeye yükseltmek zorunda. Bunun yanı sıra James’in daha konsantre oynaması ve elbette istediği yardımları alabilmesi gerekli. Ve ilk maçta kurdukları ribaund üstünlüğünü, mümkünse arttırarak sürdürmeleri gerekmekte elbette. Bu noktada geçtiğimiz seneki T.Thompson ve önceki seneki T.Mozgov rotasyonlarını kendilerine örnek alabilirler. Uzun rotasyonunu az kullanan Golden State’e karşı uzunlarının ribaund ve boyalı alan etkinliklerini kullanmaları yararlarına olacaktır. Kaldı ki bu maçta sadece maç artık bitmişken sadece 4 dakika oynayan Derrick Williams denenmeye değer bir tercih olabilir. Buna ek olarak Jr.Smith veya D-Will gibi oyuncuların alacağı yükler Cleveland’ı bir tık öne taşıyabilir. Unutulmamalı ki ev sahibi avantajı GSW’de olduğundan ötürü Cleveland seriyi kazanmak adına kendi evindeki tüm maçları kazansa dahi Golden State’ten deplasmanda en azından bir maç çalmak zorunda ve bunu yapmak hiç de kolay olmayacak, play-off’larda 13-0 ile giden bir GSW’ye karşı bunu yapmak…

İkinci maçta geçen seneki galibiyette önemli rolü olan daha az şut daha çok drive modelini uygulamasını umuyorum Cleveland’ın. Savunma kısmında ise muhakkak suretle çemberde tehdit oluşturacak bir savunucuya ihtiyaç duyuyorlar.

Golden State adına her şey güllük gülistanlık gözüküyor şu anda. Her ne kadar koçları Steve Kerr ilk maçta takımın başında olmasa ve de ikinci maç için de durumu belirsiz olsa da bu onları etkilemişe benzemiyor. Takım potansiyelinin %100’ünü kullanmaya çoğunlukla ihtiyaç bile duymadı. Green ve Thompson’ın kötü şut attığı bir günde bile gayet rahat kazandılar. Onlar için beklentim ise bu iki oyuncuyu daha fazla oyuna dâhil ederek ilk maça çok benzer bir planla devam etmeleri.

Serinin bu gece sabaha karşı saat 3.00’te oynanacak ikinci maçına dair bir basketbolsever olarak da elbette en büyük beklentim ilk maçın aksine hangi takım kazanırsa kazansın son dakikaya kadar sürecek bir çekişme izleyebilmek. Herkese iyi seyirler dilerim…

 

 

Furkan Sarıca

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir