NBA Günlükleri

‘Karanlıkta Bitti’

Nevada’daki hastane odasında uyandığımda hareket edemiyordum. Konuşamıyordum. Bedenim içinde hapsolmuş gibiydim. Boğazım cehennem gibi acıyordu. Ağzımdan bir sürü boru çıkıyordu.

Çok panikledim.

Hepsini çıkarmaya çalıştım. Fakat beceremedim. Kollarım çok güçsüzdü. Hemşireler beni durdurmaya çalıştılar. Bir canavardan kaçmaya çalıştığınız ve kaçamadığınız bir rüya gördünüz mü? Bacaklarınız çalışması gerektiği gibi çalışmıyordu. Siz ağır çekim gibi koşmaya çalışırken canavar hemen arkanızda. Tam olarak hissettiğim buydu.

Orada öylece yatarken doktorlar bana bir şeyler anlatıp gittiler. Sonra geri geldiler ve tekrar gittiler. Ya da sadece rüya görüyordum.

Odada eski karım da vardı. Ona yaptıklarımdan sonra yanımda olması beni şaşırtmıştı. Dürüst olmak gerekirse kötü bir durum olduğunu o zaman anladım.

Aynı anda doktorlar da odadaydı ve bana ne olduğunu anlatıyorlardı. ‘Bay Odom, 4 gündür komadaydınız. Anladınız mı?’

Konuşamıyordum. Sadece kafamı sallayabildim.

‘Burda olmanız bir mucize. Başarabileceğinizi beklemiyorduk’ diye devam etti doktor.

Tamamen şoka girmiştim. Hiçbir şey söyleyemedim. Soru soramadım. Hayatımda ilk defa bu kadar çaresiz hissediyordum.

Hayatımda ilk defa yatakta bu kadar uzun süre yatıyordum. Çocukken büyükannemin bana söylediklerini düşünüyordum.

Yüzünü görebiliyordum. Sanki odada yanımdaydı.

‘Karanlıkta ne yapılır? Işığa gelebilecek misin?’

Bütün bu düşüncelerden kurtulmaya çalışıyordum. Her zaman yanlış yaptım. Eğer bu ışık gerçek değilse o zaman Tanrı’nın ışığı olmalıydı.

Yatakta öylece yatıyordum. İnsanlar etrafımda ağlıyordu. Bundan kaçış yoktu. Tanrı kulağıma ‘Yaptığın her neyse, bırakmak zorundasın. Yoksa her şey daha da kötü bir hal alacak’

Sadece 1 şey bundan daha kötü olabilirdi.

En doğru şeyi Rick James söylemişti.

‘Uyuşturucuların en beteri kokaindir.’

Kokain..En beteri…

Hiç yapmam dediğiniz şeyleri size yaptırır. Tamamen farklı bir insan olursunuz. Bir zaman sonra kendinize ‘Buraya nasıl geldim’ demeye başlarsınız.

Yatakta yatarken kendime böyle sorular soruyordum. Ve şu anda hayatımda olmayan insanları düşünüyordum. En çok da annemi. Babam çocukken de yanımda değildi. Onun kendi problemleri vardı. Fakat annem her zaman en iyi arkadaşım olmuştu. Üzerime titrerdi. Hayatımda ilk hatırladığım şey onun sesiydi. Çok etkili gözleri ve çok yumuşak sesi vardı.

Ailelerin olduğu bir yere gitsek herkes bana ‘Lamar annen nerde’ diye sorardı.

Jamaika’nın merkezinde bir prensesti.

Futbol oynamaya başladığımda annem de her maça gelirdi. Kenardan bana bağırırdı.’Oğlum konuş benimle’..

‘Anne deli misin? Derdim ona..

Yani burası New York. Herkes bana bakıyordu.

‘Mookah, mookah iyi misin? Konuş benimle. Neren acıdı?’

‘Anne ben iyiyim. Git başımdan’

Annem böyle biriydi. Her zaman benim yanımdaydı.

12 yaşıma geldiğimde annem hastalandı. Kolon kanseri.. Ne kadar kötü olduğunu bilemiyordum. Hala beni korumaya devam ediyordu. Hastanede onu ziyarete gittiğimi hatırlıyorum. Sanki küçülmüştü. Gidiyordu.. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?

Sonra büyükannem eve geldi ve bana dedi ki ‘Oğlum, biliyorsun. Annen ölecek. Ve senin buna hazır olman gerek’

Öldüğü gün onu görmeye gitmiştim. Kanserin onun vücuduna yaptıklarını gördüm. ‘Mookah, mookah..’

Yatağının yanında öylece oturuyordum bana söylediği son şey bunlardı. Her gün bunları düşünürüm.

‘Mok, herkese karşı nazik ol.’

12 yaşında annenizi kaybetmeye sizi hazırlayacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Ne kadar güçlü olursanız olun…

Bu acıyı atlatmamı 2 şey sağladı. Büyükannem ve basketbol. Annemin öldüğü gün gidip basketbol oynadım. Benim için kaçış yoluydu.

Kendi kendime ‘Her şey düzelecek. Büyükannen yanında. Komşuların yanında. Tanrı senin yanında’ diyordum.

New York’ta bir çocuğun etrafında her zaman zararlı şeyler olur diye düşünebilirsiniz. Benim problemlerim ise çok uzun zaman önce başladı. Los Angeles’a geldiğimde.. Mariunadan daha güçlü bir şeye dokunmak istemedim. Hiçbir zaman kokaine bulaşmak istemedim. Aslında küçümsedim.

24 yaşıma kadar da denemedim bile..Keşke size başlamam için bir neden olduğunu söyleyebilseydim. Ama yok..Hayatımda verdiğim en kötü karardı. Hayatımı bu kadar etkileyeceğini bilseydim böyle bir şey yapmazdım. Asla.. Fakat yaptım..

O günlerde büyükannem de öldü. Kısa zaman içinde bütün ailemi kaybetmiştim. Kokaini içtiğimde kısa bir süre için ağrılarım azalıyordu. Ölümü düşünmekten kurtuluyordum. Daha fazla yapmaya başladım. Fakat hala kendimi kontrol edebiliyordum.

2 yıl sonra hayatımı değiştirecek bir telefon aldım. 2006 yazıydı. Bütün gece partideydim. Evde değildim.

Oğlum 6 aylıktı. Evdeydi ve ben onun yanında değildim.

Telefon eden annesiydi. Panikteydi.

‘Sakin ol’ dedim. Ne oldu?

‘Jayden.. O uyanmadı’.

‘Uyanmadı mı?’

‘Evet, ambulans geldi, hastaneye götürüyorlar onu’

Manhattan’daydım. Hastaneye geldiğimde doktorlar bana ‘Cevap vermiyor’ dediler.

‘Gitti’..

‘Gitti mi? Siz neden bahsediyorsunuz?

Oğlum hayat dolu bir çocuktu. Nasıl ölebilirdi? Daha 6 aylıktı.

Eğer yaşasaydı şu anda 11 yaşında olacaktı.

Eğer yaşasaydı nasıl bir çocuk olurdu diye her gün düşünürüm.

Doktorlar ölümüne sebep olan şeyin ‘ani bebek ölüm sendromu’ olduğunu söylemişti. Öylece kabul etmek zorundasınız. Soru yok, cevap yok..Bununla yaşamanız bekleniyor sizden..

İşte uyuşturucu ile bunlardan kurtulduğumu sanıyordum. O anda ne yaptığınızı düşünmüyorsunuz. Özellikle kokain..İçtikten sonra utanıyorsunuz. Neden yapmamanız gerektiğini düşünmeye başlıyorsunuz. Kısır döngü işte..

Sizce ben yaptığımdan utanıyor muydum? Sizce ne yaptığımı görmeyecek kadar kör müydüm?

Hayır. Kör değildim. Bunlar zaten kısır döngünün bir parçası. Beynim durmuştu. Artık 30 yaşıma gelmiştim ve işler kontrolden çıkmaya başlamıştı.

Hayatımda hatırladığım en kötü anılardan biri de, uyandığımda bir motel odasında olduğum gün..

Motel?

Dostum, ben bir milyonerdim. 2 şampiyonluğum vardı. Ve tanımadığım biriyle motel odasındaydım. Bu kızla takılmak istemiştim ve gidecek başka bir yer yoktu.

Böyle işte…

Doktorlar bana, ben komadayken çocuklarımın beni görmeye geldiklerini söylediler. İşte bu beni çok kırmıştı. Çünkü ben de kendi annemi ölüm döşeğinde görmüştüm. Tıpkı çocuklarımın da beni gördükleri gibi..

Çocuklarım beni hayata döndürdü diyebilirim..

Oğlum. Lamar Jr. 16 yaşında. Oldukça utangaç ve basketbolu seviyor. Benim yakışıklı versiyonum diyebilirim.

Kızım Destiny 18 yaşında. Çok güzel. Konuşmaya başladığımda bana dedi ki’ Baba yardım almayı kabul etmezsen seninle bir daha konuşmayacağım’

Ve rehabilitasyona gitmeye başladım.her zaman hırslı bir insan oldum. Hayatım boyunca bir savaşçıydım. Ve bazı şeyleri takmamaya öğreniyordum. Ya da öğrenmeye çalışıyordum.

1 yıl sonra kızım bana ‘Çok iyi gidiyorsun. Bir daha oraya gitmeni gerektirecek şeyler yapmanı istemiyorum.

Biliyor musunuz.. Çok çılgınca.. Hayatımda hiç görmediğim insanlar beni görmeye geldiler. Hastaneye eski takım arkadaşlarım geldi. Kobe ‘Dostum öldüğünü söylediler. Tanrı’ya şükür ki burdasın.’

Her sabah uyandığımda aynı resime bakıyorum. Ölen yakınlarım. Annem, büyükannem, oğlum..

Ve hala yanımda olanlar.. güzel çocuklarım..

Onların yüzlerine bakıyorum ve enerji alıyorum. Hayata bağlanıyorum.

Sanki vitaminlerim gibiler…

-LAMAR ODOM-



Volkan Parlayan on EmailVolkan Parlayan on FacebookVolkan Parlayan on Twitter
Volkan Parlayan
Haber Yazarı at NBA Günlükleri
Fast Break ve Fanatik Basket Jenerasyonundan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir