NBA Günlükleri

Pazarlama Harikası

NBA’de geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen (oralarda NBA komisyon başkanı vs. şeklinde anılsa da) başkanlık değişiminden sonra sadece bu departmanda değil, NBA’in farklı noktalarında da çeşitli değişimler yaşandı.

Örneğin; David Stern döneminde saha içerisinde ve dışarısında gerçekleşen kavga gibi olaylara verilen cezalar oldukça caydırıcı olurken, Adam Silver yönetiminde ilerleyen NBA’de, cezalar biraz daha ılımlı ve geçiştirici olmaya başladı. Tepkiler arttığında ise biraz da mecbur kalarak cezalar verilmeye başlandı (2016 finalleri Draymond Green’in aldığı ceza). Ancak bugün konu, Silver yokken hiç yaşanmamış bir şey değil. Adam Silver döneminde ve dünyada bulunan bütün şirketlerde gerçekleştirilen ‘’pazarlama’’ çalışmaları bugün asıl konumuz.

NBA’i kıllarını kıpırdatmadan pazarlıyorlar

NBA, dünyanın en kapitalist ülkelerinden biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan ancak bu zenginliğine göre fazlaca ‘’Sosyalist’’ olan bir şirket/kurum/organizasyon veya siz nasıl adlandırmak istiyorsanız. NBA’in sosyalist düzenini sağlayan en önemli parçaya ‘’salary cap’’ adı verildiğini de hepimiz biliyoruz. Bu sistemde her takımın oyuncularına verebileceği maaş miktarı eşittir.

(Premier lig veya Arap ve Ruslar tarafından finanse edilen futbol takımlarında karşı Avrupa futbolunun bu eşitsizliğe son vermek için kullanması gereken, ancak bildiğimiz üzere asla kullanmayacağı bu düzen NBA’in rekabetçiliğinin her geçen gün azalmadan devam etmesi için kurulmuş en önemli sistemdir)

Bu tarz bir eşitliğin temelleri ise uzun yıllar önce NBA’in gelmiş geçmiş en iyi takımı Lakers’ın, efsane başkanı DR. Buss tarafından atıldı. Kendi takımı büyük bir Pazar yeri olmasına karşın küçük Pazar takımlarının da eşit gelir elde etmesini içeren bir öneriyi sunanlar arasında önde gelenlerde DR. Buss vardır. Kendisi para kaybedecek olmasına karşın NBA’in daha iyi bir yer haline gelmesini istediği için bu öneriyi istediklerini söylemişti Buss. ‘’Lüks vergisi’’ adı altında salary capi aşan takımların ödedikleri her fazladan 1 milyon dolara karşılık 1 milyon daha NBA yönetimine vergi ödemesi, bu miktarın her geçen sene katlanarak artması ve bu paranın ortak bir havuzda biriktirilip lüks vergisi ödemeyen takımlara dağıtılması, kapitalizmin göbeğinde bulunan NBA’de gerçekleşince tüm dünyada dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz yıllarda ligde bulunan Jordan-Kobe gibi oyuncular, şu an LeBron-Curry gibi oyuncular da doğal olarak NBA’in en büyük ‘’doğal pazarlama’’ araçlarından sadece bazıları.

Tüm bunlar NBA’in pazarlama hamleleri yapmadan, zaten çok ilgi çekici bir lig olmasını sağlayan etkenlerden sadece bazıları. Bunların son halkaları ise her birimizin NBA’de tuttuğu bir takımın olması ve bu takımın en kötü ihtimalle gelecek 5 yıl içerisinde doğal bir süreçte playofflara kalabileceğini bilmemiz. NBA’in başarısızlığa ‘’fidan’’ veren bu sistemi hepimizin NBA’de tuttuğu bir takım olmasını, ligi takip etmemizi ve gelecek için umutlu olmamızı sağlıyor. Ancak bunun muadili olan futbolda ise bir Orduspor taraftarı, takımı 4-5 sezon önce ‘’Avrupa’yı hedefliyoruz’’ derken şimdi takımının amatör kümede kayboluşunu izliyor. Spor bir keyif alma aracıdır ve insanlar takımlarının küme düşmesinden değil, NBA’de tanking yaparken bilerek kaybettiğini duymaktan keyif alabiliyor ve NBA kendi sisteminden dolayı pazarlanmaya çok ihtiyaç duymadan pazarlama ihtiyacının büyük bir bölümünü hallediyor.

Ancak elbette kılları kıpırdıyor artık

NBA’in bir parlama departmanına ihtiyaç duymadığı konuları geride bıraktık. Sırada yaptıkları ‘’ufak’’ hamleler var.
Bu hamlelerin en büyüğü NBA için Çin pazarına girmekti (Evet şu an Fikret Orman’da yapmaya çalışıyor hani). Bunun için atılan adımlardan biri bir ‘’proje bebek’’ olan Yao Ming’i draftta 1. sırada seçmekti. Ming’in kariyeri uzun ve başarılı olmadı ancak NBA artık bu para girmişti bile.

Bir sonraki adımlaran biri Pazar günleri NBA’de oranın yerel saatiyle bir maçı 12’de oynatmaktı. Böylelikle canlı maç izleme olanağı oldukça düşük olan Avrupa-Çin-Japonya gibi büyük pazarlarda NBA maçları makul bir saatte yayınlanacaktı.

Bununla birlikte başlayan ‘’NBA Global Games’’ organizasyonları: Avrupa’da, Afrika’da ve Uzak Doğu’da sürmeye devam ediyor. Bunu ek olarak ise sezon ortasında geçtiğimiz yıl 1 NBA maçı Londra’da oynandı ve bu tarz etkinlikler yıllar geçtikçe artarak devam edecek. Belki de bir bakarsınız bizim ülkemizde de bir gün bu tarz bir etkinlik gerçekleşir.

Tüm bu pazarlama hamleleri sonucunda elbette ligin içerisinden bazı sesler yükselmeye başladı. Bu yükselmelerin en güçlü çıkan ses NBA’in sıkışık takvimiyle ilgili. Efsane oyuncu Dirk Nowitzki geçtiğimiz sezon artan oyuncu sakatlıklarını buna bağlayan ve yapılan maç sayısının düşürülmesi gerektiğini savunan bir açıklama yapmıştı. Aynı şekilde Lakers takımının geçen yıl maruz kaldığı takvim takımda büyük sakatlıklara yol açtı. Ancak elbette hiç kimse oynanmayacak 1 maçın bile gelirlerine yaratacağı olumsuz etkilere maruz kalmak istemiyor. Dirk Nowitzki gibi belki de artık paraya fazla ihtiyaç duymayan oyuncular bu konuyu önemsemeyebilir ancak diğer oyuncular ‘’Maç sayısına dokunmayın, başka çözümler bulun!’’ diyebilir. NBA ise buna cevap olarak bu yıl takvimi biraz daha düzeltti ve geçtiğimiz yıl takvimi eleştiren şampiyon koç Steve Kerr’den övgüyü aldı:

“Fikstürümüze dair bir şikayetim yok. Adam Silver, oyuncular ve NBA hayranları için en iyi ürünü bir araya getirmek için onlarla birlikte çalıştı ve bence bu çalışma için övgüyü hak ediyor. Bu programın en güzel yanı, ligin ve Adam Silver’ın bizi gerçekten dinlemiş ve dikkate almış olmasıdır. Düşüncelerimizi, kaygılarımızı ve şikâyetlerimizi dinlediler. Açıkçası sezon takvimine bir hafta daha eklemek bize biraz yardımcı oldu. ”

Son olarak NBA tüm bu hamlelerin sonucunu oyuncusundan yöneticisine, takım sahibinden antrenörüne kadar alıyor. Geçtiğimiz yıl yapılan yayın sözleşmesiyle birlikte takımların gelirleri anormal derecede arttı ancak bu yine aynı zamanlarda gelirleri artan ve bunu saçma sapan dağıtan Premier Lig ekiplerinin artışına benzemiyor. NBA’in getirdiği sınırlamalar bunu engelliyor. Ancak futbol piyasasında her oyuncunun gerçek değeri yanında bir İngiliz kulübüne satılırken artan bir değeri daha vardır. NBA buna izin vermediği için büyümesi ve globalleşmesi git gide artacaktır.

Onur Can Özyurt on EmailOnur Can Özyurt on Twitter
Onur Can Özyurt
Mustafa Kemal Anatolian High School'18 & Mamba Mentality

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir