NBA Günlükleri

Bir Devrin Başlangıcı: Golden State Warriors

Erken giriş yapan, uçuşu uzatılmış olan veya yolcuğu ertelenmiş olan kişiler kendilerini, Oakland Havaalanı’nın 25. ve 26. girişinin arasında kalan, ismi ”Vino Volo” olan (İtalyanca şarap uçuşu demek) yerde bulurlar.

2014 yılının ağustos ayının başlarında bir cuma güna saat öğlen 3:30 civarı orta yaşlı iki adam (ikisi de bariz uzun boylu ve eski oyuncu oldukları belli) Vino Volo’nun barında en sona oturdular. Kevin Ninkovich bardaki çalışma arkadaşının bağırışını duymuştu, Steve Kerr az önce bara gelmişti. Ninkovich’in bu şansı kaçırmaya hiç de niyeti yoktu.

Diğer garson siparişleri aldıktan sonra Ninkovich mutfaktan fırlayıp Kerr’in yanında soluğu aldı. Ninkovich’in hayran olduğu basketbol düzeni 90 lardaki ” RUN TMC ” çağıydı. Tim Hardaway, Mitch Richmon ve Chris Mullin’in NBA’in en skorer üçlüsü olduğu zamanlardı. Ninkovich o takımdaki topun hareketliliğini seviyordu ve Kerr’den bir önceki koç Mark Jackson’ın kurduğu düzenden hoşnutsuzdu. Jackson’ın Warriors’ı bir önceki sezon 51 galibiyet almış ama maç başına sadece 247 pas ile oynuyordu. En kötüsü olmasada bir sonraki takımdan 15 pas daha düşük bir rakamdı.Warriors ilk playoff turunda Clippers’a kaybederken, Clippers’ın asistanı Alvin Gentry, Warriors’un neden bu kadar bire bir basketbol oynadığına bir anlam veremediğini belirtmişti. Bu takım onlara 2000 lerin ortasın daki Phoenix Suns’ı hatırlattı. Ofansif bir takımın liderlik ettiği Steve Nash.Warriors’ında dinamik, elit skorer, pas atabilen, yüksek IQ ya sahip bir oyun kurucusu vardı.Bütün ihtiyaçları doğru bir düzendi.

Ninkovich de masaya yemekler gelirken aynı tabaktaki düzenin olduğu gibi kendi takımlarının da bir düzene ihtiyacı olduğunun farkındaydı. Bir kaç hayran dolu bakıştan sonra cesaretini toplayan Ninkovich, Steve Kerr’e: ”Bu sezon ne yapmayı planlıyorsun? Bire bir oyun düzenimiz bitecek mi? 3’lü hücumu uygulayacak mısın?”

Steve Kerr:”Bundan bahsettiğin iyi oldu bizimde bazı fikirlerimiz var, gel sana göstereyim!”




Daha sonra masadaki Bruce Fraser’ın bakışları altında Kerr tahta masayı temizledi ve mini bir basketbol sahası yarattı.Kurumuş kızılcık (Amerika’da popüler bir meyve türü) ve bademleri alarak yarı sahada 5’e 5 set oyununu gösterdi. Kızılcıklar defansı temsil ediyordu. Birdenbire anahtarın asıl ismi Badem Stephen Curry hayali topu kanattaki diğer Badem Klay Thompson’a aktarıyor ve sonra köşeye doğru koşusunu yaparken diğer Badem Andrew Bogut topu alıyor. Bogut seçenekleri ölçüyor: ‘Topu diğer müsait pozisyondaki bademlere vermek yada yardımını kaybeden savunmacı kurumuş kızılcığın üzerine gitmek.’

Bunları Kerr’in üçlü hücum için anlattığı planlardı ki Kerr 90 yıllarda Bulls’ta oynarken sık sık bu oyunu oynuyorlardı. Ama sonra Kerr geri çekildi ve derin bir nefes aldı. Ona göre Warriors bu tarz bir basketbolla dış şutör oyuncularından tam anlamıyla yararlanamazdı ve bu takım için uyumsuz olucaktı. ”Hayır” dedi Kerr ”Onlar koşacaklar.”

Bu düşünceler haftalardır Kerr’in kafasında dönüp duruyordu. Ama henüz tam anlamıyla düzen oturmamıştı. Şimdiye kadar. Yani Ninkovich 10 dakika boyunca o masada NBA tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ofansif oyunu olacak düzenin kuruluşunu dinlemişti. (Tabi Kerr bir şekilde NBA’in en kötü pas takımını en iyiye çevirebilirse, bunlar gerçekleşebilecekti.)

4 hafta sonra Warriors’ın yeni koç ekibi Napa Valley Resort’unda 3 günlük tanışma kampı için toplandılar. Tenis, yüzme ve bir kaç şarap dışında Alvin Gentry’nin kazanacağı kriket turnuvası oynadılar kendi aralarında. (Turnuvayı kazandıktan sonra Gentry elindeki soda şişesini sallayıp zafer sarhoşluğunda kendisinin dünyadaki en iyi siyahi kriket oyuncusu olduğunu iddaa edecekti!) Herkes rahattı ama konunun kapsamlığını ve büyüklüğünü anlayabiliyorlardı. Fikir alışverişinde bulundular ve 4 sezonun 3’er 4’er saatlik videolarını izlediler. Sezon öncesi kampından bir kaç hafta önce Kerr kafasındaki planı anlatmaya başladı. Bu planı oluşturan şeyler kariyeri boyunca öğrendikleri ve Vino Volo’daki tahta masada anlattıklarından ibaretti.

Kerr’in aklında bu hem basit hem karmaşık bir yapıydı. Plan basitti: Phil Jackson’ın üçlü hücüm sistemini beşli hücüm sistemine dönüştürmek. Pasör olarak böyle bir düzende Bulls’tayken oynamayı çok isterdi. Bu düzen Bogut, David Lee ve diğerleri için harikaydı. Ama hala Curry’nin yağmur gibi yağan 3 lüklerini engellemek istemiyordu. Tamamen 5 lü hücüm yerine Kerr daha çok birbirine karışmış bir sistem istiyordu.




90 ların ortasında Bulls, Utah Jazz ile 2 kere karşı karşıya geldi. O seneler Utah Jazz postta gardlardan önce topu Karl Malone’a aktarıp daha sonra Malone’da topu dışarıda açıktaki bir oyuncuya verirdi. Bu ”bölünmüş kesikler” denen taktik Kerr’in zamanında savunmakta en zorluk çektiği ve savunmaktan nefret ettiği bir sistemdi. ‘Topu savunmak tek bir kişiyi savunmaktan her zaman daha zordur’.Kerr buna ”Kabus” diyor. Curry ve Thompson’ı savunanlarda da bunu sıklıkla görüyoruz.Kerr: ”Bir adamın teke tek oynayıp diğer herkesin etrafta ayakta dikildiği basketbol tarzını hiç bir zaman sevmedim.”

Ellerinde bir önceki sezon defansif açıdan en iyi 3. ama hücümsal olarak lig sıralamasında 12. olan bir takım vardı.Steve Kerr son 10 şampiyondan 9 unun bu istatistiklerde ilk 10 da yer aldığını çok iyi biliyordu. Kerr genel menajer Bob Myers’a söylediği eğer şampiyonluk kazanmak istiyorlarsa, yapmaları gerekenin aynı şeyi yapmaya devam etmeleri yeterliydi.Ayrıca bire bir oyundan sonra gelicek ağır bir pas onlar için dramatik olabilirdi ama Kerr planını şöyle açıklıyordu: ” Eğer topa dokunursan aksiyonun bir parçası olursun. Asist olsun ya da olmasın koşucu, şutu atan ya da topu yönlendirici herkesin bu işin içinde olmasını istiyorum çünkü ne kadar çok insan hücuma dahil olursa, o kadar fazla güç ortaya çıkacaktır.”
Myers ekliyor: ”Hepimiz bunun bir parçası olmak istedik.”

Sammt Gelfand, Warriors teknik ekibinde yer alan gözlüklü, dağınık saçlı Chicago yerlisi, Warrior analisti, Mark Jackson’ın ekibinden tutulabilicek bir kaç isimden birisiydi. Gelfdan ve Kerr aynı oyun ruhuna sahiptiler.Sezon öncesi boyunca bu ikili sık sık bir araya geldi ve istatiksel olarak takımı inceleyip, yeni neler yapabilecekleri hakkında fikir alışverişinde bulundular.

Önceki sezonu analiz etmeye başlarında Gelfand bir problem üzerinde durdu: ‘‘Maç başı pas sayımız hakkında ne düşünüyorsun?”

Kerr bunu defalarca düşünmüştü ve takımın potansiyeli hayli yüksekti. Ayrıca onun kültürünün ana merkezinde pas oyunu vardı ve bu düzen içinde gelişmesini umarak Gelfand’a baktı: ”İyi olan rakamlarımız neler?”

Gelfand, Jackson koçluğunda ki Warriors’ın 2013-2014 yılında NBA’de en kötü pas sayısına sahip olduğunu biliyordu. Top kayıplarının birçoğunun 2 ya da daha az pasla hücüm yaptıklarında oluştuğunun da farkındaydı. Başka bir anlamda Gelfand:”Topu hareket ettirdiğimizde neredeyse durdurulamaz oluyoruz.” Warriors takımının geçmişte bunu pek fazla yaptığını söyleyemeyiz.

Sayıları araştırırken bir yandan beğendikleri oyun tarzlarını kendi takımlarına da uygulamak istediler ve başka takımların sistemlerini de incelediler. Maç başına 338 pasla NBA lideri olan Charlotte Bobcats? Hayır. Ayrıca zar zor kazanıyorlardı.Bu başlangıç için büyük bir hedef olurdu. Defans şampiyonu San Antoni Spurs? 334 pasla oynamak da biraz fazla aşırıya kaçıyordu onlar için. Sezon öncesi maçlarda Kerr’in getirdiği yeni düzenle takım 280 pas ortalamasını tutturmuştu.2 haftalık sezon öncesinden sonra hedef belirlenmişti. Hatırlaması kolay ama uğraşılması gerek bir hedef maç başı 300 pas.

Bob Myers merak etti: ”Bunu gerçekten yapabilir miyiz?”. Kasım ayınında başında takım 5-0’lık güzel bir başlangıç yapmıştı ama Myers’ın yeni oyun düzenine olan şüphesi hala aklının bir köşesinde yer alıyordu. Çünkü takım oyunu berbat bir haldeydi. Warriors maç başına 21.6 top kayıbıyla oynuyordu. Sadece ligdeki en kötü takım değil, aynı zamanda bir önceki sezondan maç başı 5 fazla top kaybı demekti ve NBA tarihinin en kötü derecelerinden birine sahiptiler.

Her maçtan sonra Gelfand bütün istatistikleri Kerr ile paylaşıyor ve ilk sıra olarak her zaman pas istatistiklerini ön planda tutuyordu. Maç başına pas sayısı, asistten önceki paslar, serbest atış asistleri, her bir pozisyonun toplam kaç pas yaptığı 0-2 pas, 2-5 pas veya 6 ve fazlası. Oyunculara bir önceki maçtan 15-20 kısa videolar izlettirilirken aynı zamanda toplam yapılan paslarıda yayınlıyorlardı. Artık Warriors maç başına 320.8 pas ortalamasıyla oynuyordu ve bu ligdeki en iyi 8. dereceydi.

İyi haber? Takım artık paslaşıyor. Kötü haber? Gereğinden fazla paslaşıyorlar. Bunun hakkında Steve Kerr:”İyilik için pas atmayın eğer açık ve müsaitseniz şutu gönderin!Ayrıca pas atmıyorsanız, durmayın ve haraket edin.” Bu hala takım için mücadele edilmesi gereken bir olaydı. 9 kasımda Warriors, Phoenix’e kaybetti ve toplam 26 top kaybıyle oynadı.Bunların 10 tanesi Curry’e aitti.

Curry, Kerr’in ”Korkunç Denemeler” dediği paslarına güveniyordu. (Defansın en tepesi üzerinden sol eliyle dikkatsizce verdiği paslar)Ayrıca çok daha kötü bir şey yapıyordu: Pas verdikten sonra hareket etmemek. Bütün defanslar Curry ile uğraşıyordu ama Kerr kendi yıldızına onlarla savaşmasını değil, onlardan kaçmasını söylüyordu. Topsuz yaptığı çapraz koşular bile yararlıydı, çünkü böylece peşinde defansı sürüklüyordu. Kerr’in tabiriyle bunu yapmak yerine Curry, sahada dans etmeye çalışıyordu ve bu onların hücümunu aksatıyordu. Bu sırada 2.turdan seçilen Draymon Green kendini takımın oyun kurucularından birisi olmak için zorluyordu. Steve Kerr, 3.yılını geçiren oyuncusuna: ”Oyunu basit tut! Oyunu kurabiliyorsun ama basit oyun kur.”

Haftalar boyunca Kerr top kayıpları üzerinde durdu.İlk 6 maça bakıldığında top kayıpları açısından çok kötü bir durumdaydılar. 11 Kasım’da ki 7.maçta rakipleri, NBA defans şampiyonu ve topu hareket ettirmede altın bir standarda erişmi olan San Antonio Spurs olacaktı. Steve Kerr, Gregg Popovich koçluğundaki Spurs’de 4 sezon oynamış ve 2 şampiyonluk kazanmıştı ve onların takım oyununa ve oynadıkları pas oyununa hayrandı.




Steve Kerr: ”Bu sadece 5 adamınızın ölümüne oynadığı bir oyun değil.Bu oyun bütün herkes için.Sezon içinde size bir kaç maça mal olacak olsa da, herkese eksta bir güç vermek için rotasyonunuzu sonuna kadar kullanmalısınız. Bu basketbolun güzel taraflarından birisi. Ben eski bir klişe olan ‘Bütün, kendi parçalarından her zaman daha güzeldir.’ sözüne sonuna kadar inanıyorum. Sahadaki 5 oyunca haricindeki diğer 7 yada 9 oyuncu bu takımın bir parçası olduğunu hissetmeli.”

Ayrıca intikam da başarıya giden faktörlerin başında gelebilir.Spurs 2 sezon önce playofflarda Warriors’ı mağlup etti ve Kerr gelmeden bir önceki sezonda normal sezondaki bütün maçlarını kazandı. Sammy Gelfand’ın dediklerine göre Warriors’ın bu kadar köklü değişime sebep olan şeyin onların Spurs ile rekabet etmek istemelerinin neden olduğunu söylüyor.Steve Kerr, Spurs takımından ve onların başarılarından uzun uzun ve sık sık bahsettiğini Stephen Curry bize hatırlatıyor. Ne olursa olsun sezon Warriors için henüz daha çok erkendi.

İlk başlarda oyun Warriors için iyi başladı. 2. çeyreğin ortalarında 38-34 öndeydiler.Ama sonra Spurs atağa geçti, ilk yarının bitimine 1 dakikadan az bir süre kala Boris Diaw şut feyki atarak etrafındaki 2 Warriors oyucusunu oyundan düşüyor ve topu sürüyor. Ardından sağ taraftaki Ginobili’yi görüyor. Ginobili topu sol elle aldığı gibi sağ köşede 3 lük çizgisinde müsait durumda olan Tony Parker’ı buluyor. Mükemmelliğin 6 saniyesi.

Curry’nin serseri pasları ve beceriksiz paslar veren Green sayesinde 2.yarı Spurs, Warriors’ın top kayıplarından daha fazla yararlandı. Tam bu noktada olup biten şey ise, sezon boyunca Kerr’in gördüğü hatalar ve bunların üzerinde defalarca durduğu ve tekrarladığı nedenlerden meydana geliyordu: ”Sadece top döndürüyoruz. Başka bir şey yaptığımız yok!” Kerr bunları çok fazla söylüyordu ama Spurs karşısında gördüğü şey pek farklı değildi:Dikkatsizce oynan oyun ve sadece etrafta dönen bir amaca ulaşmayan paslar.

Tim Duncan, Tony Parker ve Manu Ginobili’den oluşan büyük üçlüsüyle Spurs sahadan 113-100 galip ayrıldı. Steve Kerr sahada sönük kalan takımına Spurs’ün kötü atıp atmamasının farketmeyeceğini açıklamaya çalışıyordu. Yalnızca top kayıplarını değil(19-8),aynı zamanda dikkatlerini de kaybetmişlerdi. Yardımcı koç Alvin Gentry ekliyor: ”Bakın çocuklar, bunu söylemek istemiyorum ama bizim oynamak istediğimiz oyun bu ve sizin de oynamanızı istediğimiz yöntem bu.”

Bu tam anlamıyla bir bilmece. Topu hızlı oynamaları ama aynı zamanda korumaları gerekiyor. Oyun içinde takım arkadaşlarına karşı cömert olmaları gerekiyor ama fazla cömert değil. Topu paslaşmaları gerekiyor ama iyi bir pozisyonda topu pas ile harcamamaları gerek.

Ve Kerr bütün takıma doğru: ”Bunu yapabilir miyiz?

Tarih 13 Haziran 2017 Warriors’ın son 3 yıldaki 2. şampiyonluğunu ilan etmesinden 24 saat sonrası. Warriors domine bir oyunla Cavaliers’ı 5 oyun sonunda yeniyor ve Oakland Havaalanın’daki Vino Volo’da herkes hala zafer sarhoşu. O Ağustos ayında Kerr ve Fraser’ın oturuğu barın sonundaki c1 ve c2 numaralı koltuklar bir efsaneye dönüşmüştü.

O gün çalışmış olan müdür yardımcısı Lawrence Flores kulak misafiri olduğu Kerr’in konuşmalarını defalarca ailesine ve arkadaşlarına anlatmıştı: ”O konuşma şu an oynadıkları hücümun yaratılış noktasıydı.”

Şimdilerde Kerr’in tahtada Warriors hücümlarını şekillendirerek anlattığı garson Ninkovich, ne zaman Warriors maçlarını izlese bazen oyuncuları kurumuş kızılcık ve badem olarak gördüğünü söylüyor.

3 yıl önceki Spurs mağlubiyeti onlara ilham kaynağı oldu ve bir sonraki 16 maçlarını kazandılar. Steve Kerr: ”O maç başımıza gelebilecek en güzel şeylerden birisiydi.” Spurs mağlubiyetinde lig sıralamasında top kayıplarında sonuncuydular tabi bunda Green’nin top kaybından çok asist yapmasının etkisi büyük. Sezonun geri kalan bölümünde Green’in asist sayılarını top kayıplarının iki katlamasıyla ligde top kaybı sıralamasında 6. sıraya kadar gerileyeceklerdi.

Spurs mağlubiyetinden 5 gün sonra Warriors, Lakers ile oynanacak maçtan sonra 4 günlük bir araya giriyordu. Steve Kerr , Staples Center’ın soyunma odasına girdi ve takımına bir teklif sundu: ”Size söylediğimiz gibi oynayın ve doğru düzen içinde oynayın. Topun değerini anlayın ve savunun.Bende size 2 gün izin vereyim.”

O gece her pozisyonda neredeyse kusursuz oynadı Warriors. Topun akışında herhangi bir aksaklık olmadan, bütün sahayı dolandı ve maç sonunda toplam 343 pas yaptılar. Maç hakkında tekrar düşündüğünde Steve Kerr: ”Harikaydı” O maç Warriors sezonun en iyi skorunu üretmişti:136 sayı.

O günlerde Kerr’in en fazla istediği şey sözlerinin önemsenmesiydi. Steve Kerr: ”Sadece geminin kıyıya doğru bir rota üzerinden yaklaşmasını istiyorsunuz.” Bütün mağlubiyetlerinde oyuncularına söylediği şeyleri görüyor ve anlatıyordu. Oyuncularda onun vizyonunu taşıyor ve buna odaklanıyorlardı.

Değişim radikal bir biçimde gerçekleşmişti.Sezon sonunda, Warrior en iyi 2. hücüm ve en iyi defans takımına dönümüştü. Maç başına ortalama 315.9 pas ortalamasıyla oynadılar ve bu neredeyse bir önceki sezonun 70 fazlası demekti. Bu aynı zamada NBA tarihinin en büyük 2. sıçraması anlamına geliyordu.O sezon asist ve asistten önceki pas sıralamasında en büyük gelişimi onlar göstermişti ve asist-top kaybı sıralamarı açısından en iyi ikinci sıçrayışı yapan takımdı. 73 maç ile NBA rekoru kırdıkları bir sonraki sezon 2. şampiyonluğu kaçırmışlardı. Curry art arda 2. MVP ödülünü alabilirdi tıpkı tam 10 yıl önce Phoenix’te bunu yaşayan ve Steve Kerr’e ilham veren Steve Nash gibi.

Birinci paslarında defanslar paniklerse onlar çoktan 3. pası atmış oluyor ve köşede boş bir 3 lük ile ödüllendiriliyorlar. En sonunda Warriors bunu keşfetti. Stephen Curry ise bunun hakkında: ”Ana hedefimiz defanslara olabildiğince zorluk çıkarıp onları bizi savunucakları seçenekler konusunda çaresiz bırakmak. Yaptığımız toplu yada topsuz koşularla bir noktadan sonra defans disiplinini kaybetmeye başlıyor.Ama bunların hepsi belli bir zaman aldı.Set oyunu oynamadığımız zaman hepimizin nerede oynadığını anlaması gibi.”

Aslında bunları hepsi Curry için tam 8 sezonluk bir zaman aldı. Ve bugün Warriors son 20 yılın en iyi 3 maç başına asist ortalamasına sahip. Ve hepsi de son 3 yıl içinde gerçekleşti. Bruce Fraser ise ”Burada oturup, bunların önceden olucağını bildiğimizi söyleyemem. Eğer geri gider ve Steve’in ne istediklerine tekrar bakarsak, yaşanacaklara çok yakındık.”

1995-1996 sezonundan itibaren düşünmeye başlarsak en iyi 10 ofansif takımları içinde Steve Kerr’in oynadığı 90 ların Chicago Bulls, Steve Kerr’in teknik ekibinde yer aldığı Steve Nash liderliğindeki Phoenix Suns ve Steve Kerr’in modern Golden State Warriors’ı yer alıyor. Steve Kerr’in kariyeri ofansif yönden epey yol aldı ve kendi çizgisini yarattı.

Eski yardımcı koçu Luke Walten, Steve Kerr hakkında: ”Steve gibi bir koçun gelmesi ve bu şekilde koçluk yapması bir kaderdi. Çünkü bütün oyuncular böyle bir oyun oynamak için yaratılmıştı.” Steve Kerr ile birlikte 2 sezonun ardından Luke Walton, Lakers ile anlaşmaya vardı ve tekrar Lakers’ın yeni düzenini kurmaya karar verdi.Lakers’ın yeni koçu yeni bir hedef yaratmak istediğini belirtiyordu.Herkesin bir parçası olabileceği yeni bir kültürü takımına oturtmak istiyordu. Luke Walton, maç başına 300 pas istiyordu.

Kaynak: ESPN / Baxter Holmes

Çeviri: Atakan Lale

Yazının Orjinal Linki: ESPN



NBA Gunlukleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir