NBA Günlükleri

İnan Özdemir İle Sezon Başlangıcını Değerlendirdik

Socrates Dergisi editörü ve S Sport NBA yorumcusu İnan Özdemir ile bir araya geldik. Ligin başlangıcını ver birçok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.

H.S. : Hakan Sezgin
İ.Ö. : İnan Özdemir

H.S. :Ligin başlangıç kısmını geride bıraktık. Bir izleyici olarak şu ana kadar ki dönem için sizin düşünceniz nedir?

İ.Ö. : İlginç bir başlangıç oldu. Hepimizin sürpriz diye nitelendireceği çok fazla sonuç oldu. Bunun bazı gerekçelerini tespit edebiliriz. Mesela sezon başı NBA birçok değişiklik yaptı. Bu sezon önceki yıllara nazaran daha erken başladı. Geçtiğimiz senelerde fikstür dezavantajı çok fazla oluyordu. Takımlar 5 günde 4 maç yapmak sorunda kalıyordu. Ama bu yıl NBA Başkanı Adam Silver farklı bir adım attı, ligi 10 gün erken başlattı. Aslında bu San Antonio Spurs koçu Gregg Popovich’in dediği gibi NBA’in oyunculara ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Lakin bir yandan da takımlar yaz kampında daha az çalıştı. Zaten NBA az antrenman yapılan bir lig. Takımların çoğu sezon içerisinde maçtan maça beraber oynayabiliyor, zamanların çoğu seyahatlerde, uçaklarda geçiyor. Geçenlerde Jeff Van Gundy bundan bahsetti. Eski öğrencisi Bosjan Nacbhar ile bir muhabbetinde Nachbar ona “Evet belki Avrupa’da NBA temposunda maç yapmıyoruz fakat hafta boyunca çoğu zaman günde çift idmandan birçok çalışma yapıyoruz” diye anlatmış durumu. Yani, zaten bu kadar az antrenman şansı olan bir yerde sezon başlangıcının değişimi de kondisyonu etkiledi. Şu an için alınan sürpriz sonuçların bazılarını kondisyon eksikliğine bağlıyorum. Mesela en basiti Golden State Warriors’ta bu durum çok belirgin. Birçok maçları yakın geçti. Dolayısıyla o bildiğimiz hızlı, alan ve top paylaşımına dayalı hücumlarını kondisyon eksikliğinden ötürü her zaman sahada göremedik. Ayrıca GSW son üç sezonda final oynadı, iki yüzük aldı, onlar da bir noktada “Lig bizim için Nisan ayında bitmeyecek, Mayıs, Haziran ayı önemli” diye düşünüyorlar ve belki de Kasım ayını eskisi kadar önemsemiyorlar. Bir de Çin seyahati geçirdiler, bunun da etkisini unutmamak gerek. Onların bazı sürpriz sonuçlarını bunlara bağlıyorum. Bir de Cleveland Cavaliers gibi iyice umursamamazlıktan gelen bir durum var. “Nisan gelsin bakarız, play-off’lar gelsin bakarız” düşüncesinden gelen mağlubiyetler var. Onların yanında Detroit Pistons, Orlando Magic gibi takımların beklenenden iyi başlaması da ligin açılışı için sürpriz sayılabilecek sonuçlar getirdi.

H.S : Cleveland’ın savunma problemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

İ.Ö. : Şu an ligde rakiplerinden en çok sayı yiyen altıncı takım onlar. 112 sayı yiyorlar maç başına! Rakiplerin şut istatistikleri de -mesela şu an yüzde 41 üçlük atıyor rakipleri, bu alanda lig sonuncusu onlar- Cavs’in ne kadar kötü durumda olduğunu gösteriyor. Takımın sürekli ilk 5 değişikliğine gitmesi bu durumu tetikliyor. Sezon başı Dwyane Wade geldi ilk beşe yerleşti, o ara Kevin Love beş numaraya çekildi, JR Smith ile birlikte Tristan Thompson yedeğe alındı. Ardından Wade kendi isteğiyle bench’ten başlamak istedi, JR ile Tristan geri geldi. Bu yüzden Jae Crowder ilk beş dışında kaldı. Peşinden Derrick Rose sakatlandı, önce Jose Calderon oyun kurucu pozisyonunda denendi, akabinde LeBron James’in oraya geçtiği oldu. Sürekli oyuncuların yer değiştirmesi bir çorba yarattı adeta. Cavs kesinlikle çok karışık bir durumda şu anda! Çok kötü savunma yapıyorlar, tıpkı geçen sezon gibi. Ama geçen sezon LeBron etrafında kurulu şutörler mantalitesiyle rakiplerini daha fazla sayı atarak yenmeye çalışıyorlardı. Fakat şu an bunu Isaiah Thomas sağlıklı bir şekilde dönmeden yapamazlar. Hücumda çok sayı atabilirler ama verimlilik başla bir şey ayrıca biraz savunma direncini arttırmadan hücumlarının daha iyi olması da çok zor. Yine de ben Cavs’in final oynayacağını düşünüyorum, sezon içinde bir şekilde doğru rotasyonu bulacaklardır. Ama bu yolda Jae Crowder’ın daha fazla süre alması gerektiğini düşünüyorum. Geçen sene bu adam sahadayken Boston Celtics hem hücumda hem de savunmada daha iyiydi. Aynı şekilde bu sezon Cleveland’da sahada olduğunda takım ortalama 8 sayı daha az yiyor. Ama koç Tyronn Lue ona şu an ortalama sadece 25 dakika süre veriyor. Lue geçenlerde “Oyuncular biraz LeBron’la oynarken çekiniyor” dedi. Yani, topu sürekli ona vermeye çalışıyorlar. Ama Lue’nun da sonrasında ifade ettiği gibi, tam tersi şekilde kendi oyunlarını adapte etmeye çalışmaları lâzım. Zira LeBron, tarihte en fazla top paylaşmayı seven süperstarlardan biri. Yanındakiler ritmini bulduğunda LeBron zaten onları besleyecek.

H.S. : LeBron gibi bir oyuncu için şampiyon olamamak başarısızlıktır, bunu biliyoruz. Peki daha erken biliyorum ama olası bir başarısızlıkta siz LeBron’un NBA kariyeri hakkında ne düşünüyorsunuz?

İ.Ö. : Buna dair söyleyebileceğim, sunabileceğim bilgilerim, bilimsel kanıtlarım yok ama ben ayrılacağını düşünmeyenler arasındayım. Olası bir ayrılma durumunda ise diğer insanların aksine Los Angeles Lakers’a gitmeyeceği düşüncesindeyim. Fakat bahsettiğim bu iddialar birbirine çok yakın. Kalma gitme denkleminde oyum %53 ile %47 arasında bir yerde, ben de gelgitler yaşıyorum.

H.S. :Oklahoma City Thunder güzel bir yaz dönemi geçirdi. Paul George olsun, Carmelo Anthony olsun iyi işler yapıtılar… Ve sezona da güzel başladılar. Bazen bir takıma aynı anda bu denli iyi oyuncuların toplanması bazen ters tepki de yaratabiliyor. Ancak OKC’de böyle bir problem olmadı, güzel bir skor dağılımı oldu, oyuncular güzel bir uyum sağladı. Siz OKC’yi nasıl buldunuz ve onları nasıl bir sezon bekliyor?

İ.Ö. :Son olarak çok güzel bir galibiyet aldılar Milwaukee Bucks karşısında. Bu sezon Doğu Konferansı takımları ile oynadıkları tüm maçları kazanırken Batı Konferansı’ndaki rakiplerine 3 maçta da yenildiler. Bu bazılarında “OKC düşünüldüğü kadar iyi bir takım olamayacak mı?” hissiyatı oluşturdu. Ama genel olarak bence de hiç fena başlamadılar. Belli başlı sorunları var mesela savunmada ribaunt alamıyorlar. Geçtiğimiz sezonlarda yanılmıyorsam savunmada düşen topların %53’ünü alan bir takım bu sezon bir anda %46’lara geriledi ve bu alanda lig birinciliğinden lig sonunculuğuna geldiler. Bu sadece giden gelen oyuncular ile açıklanacak bir şey değil. Diğer yandan, tempolu oyunda ve geçiş hücumunda çok iyi durumdalar. Topu aldıkları anlarda hücuma çok hızlı çıkıyorlar ve iyi yerleşip o hücumları bitirebilecek şutörlere sahipler. Bu açıdan bence iyi başladılar sezona ama onların şu an bazı rotasyon sorunları var. Mesela Patrick Patterson’u nerede oynatmalıyız? Andre Roberson’u kaç dakika oynatmalıyız? Josh Huestis fena başlamadı, acaba onun şutu da daha iyi olduğu için Roberson’dan süre alabilir mi? Bu ve benzeri sorular yanıt bulduğunda daha iyi bir takım haline geleceklerdir. Ama dikkat çekmek istediğim asıl isim sezona çok iyi başlayan Steven Adams! Bence OKC’nin en formda oyuncusu şu anda. İnanılmaz bir iş yapıyor ve hücumdaki verimliliği ile Andre Roberson’ın hücum eksikliğinin takıma vereceği genel zararın minimize edilmesini sağlıyor. Bu performans devam eder ve diğer sorunları da çözülürse gerçekten tehlikeli bir takım durumuna geleceklerdir.

H.S. :Doğu Konferansı’na gelecek olursak Boston’ın eski günlerine dönmesini isteyen büyük bir kitle var benim gibi. Güzel bir takas dönemi geçirdiler bence. Sezona çok büyük umutlarla başladılar. Cleveland’dan ayrılış şeklinden de belli olduğu üzere kendini ispatlama çabası içinde olan Kyrie geldi takıma ancak sezona çok talihsiz bir başlangıç yaptılar. Gordon Hayward, play-off’lar başlamadan iyileşse bile onu bu sezon risk etmeleri beklenmiyor. Sizce Boston Celtics’i nasıl bir sezon bekliyor?

İ.Ö. : Katılıyorum sana Kyrie, şu an inanılmaz sıcak, müthiş bir seviyede. Ama Celtics’e baktığımda en çok hoşuma giden şey ise onların da bir kurgu olarak Brad Stevens döneminde Spurs hüviyetine dönüşmeleri. Sonuçta bu takımdan sezon öncesi sadece Isaiah Thomas veya sadece Crowder ayrılmadı, aynı şekilde Avery Bradley’i de kaybettiler. Ve Bradley, geçtiğimiz sezonlarda savunmanın temel direğiydi. Hepsini kaybetmek Boston’ın savunması için korkunç bir durum olabilirdi. Ama yeni sezon başlangıcı itibariyle Boston ligde en iyi yarı saha savunması yapan takım. Stevens burada bir kez daha ne kadar özel bir koç olduğunu kanıtladı. Çünkü bu takımın oyuncuları değişmesine rağmen Boston aynı karakteri değiştirmeden sahaya yansıtıyor. Stevens’ın koçluk dehasının belirgin olduğu bir başka şey de Kyrie’nın savunma katkısı. Kyrie’nin savunma disiplini, dikkati çok iyi bir noktaya gelmiş durumda. Çok hareketli, ligin en çok top çalan, rakip oyun kurucuların toplarına el sokan kısaları arasında şu anda. Kariyeri boyunca Kyrie oyundayken takımları her zaman onun dışarıda olduğu bölümlere göre daha fazla yerdi. Bu sezon Kyrie sahadayken Boston 5 sayı daha az sayı yiyor. Bu da takımın ve Stevens sisteminin bir oyuncuyu ne kadar etkileyebileceğini kanıtlıyor bence.

H.S. :Draft seçimlerinde birçok kesim 3. sıradan Boston’ın Josh Jackson’ı seçmesini beklerken Jayson Tatum’ı seçtiler, bunun risk olduğu düşünülürken şu an özellikle savunma konusunda büyük katkı veriyor. Tatum hakkında ne düşünüyorsunuz?

İ.Ö. :Fiziği çok hazır, çok atletik bir oyuncu. Draft öncesinde Tatum aslında kamuoyunu, NBA ve draft yazarlarını en çok ikiye bölen isimdi. Bazıları onun abartıldığını ve draft seçimlerinde ilk 10 dışını hak ettiğini düşünürken bazıları da onun büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade ediyordu. Kimileri şutunun NBA için istikrarsız ve mekanik anlamda dengesiz olduğunu söylüyordu. Fakat Tatum, şu an savunma katkısının yanında maç başına 14 sayı ile oynuyor, %50’nin üstünde orta mesafe şutu ve üçlük atıyor. 32 dakika sahada kalırken, 6’nın üzerinde ribaund alıyor. Bu yüzden de bence şimdiden Tatum, Ben Simmons ile birlikte yılın çaylağı ödülüne aday gösterilecek en önemli isimlerden. Ve kendisini inanılmaz geliştiren Jaylen Brown’la birlikte Hayward’ın açığını kapatmaya çalışıyorlar.

H.S. :Ben Simmons’tan konu açılmışken, lige çok iyi başladı. Şu an için 7 maç oynadı bunların birini trible-double, üçünü double-double istatistikleri ile tamamladı. Simmons hakkında ne düşünüyorsunuz?

İ.Ö. :Kısaca söylemek gerekirse müthiş bir vizyona sahip. Bazıları şutunun iyi seviyede olmadığını ve bu yüzden NBA’de önemli, fark yaratabilecek bir oyuncu konumuna gelemeyeceğini düşünüyordu. Ama şöyle bir durum var, uzmanlar bunu ısrarla belirtiyor. Genç bir oyuncuda birçok özellik zaman içinde gelişebilir, şut olsun, oyun içinde birçok özellik olsun, bunlar yıllar içinde geliştirebilir. Ancak saha görüşü, vizyon, hayal gücü gibi şeyleri bir oyuncuda sonradan geliştirmek çok zordur. Ben Simmons’ta bunlar doğuştan var. Bu yüzden de bence son yıllarda NBA’e giriş yapan en heyecan verici yeteneklerden biri.

H.S. : Philadelphia hakkında konuşursak; draft’ların takıma katkısı ortada ve çok güzel bir yapılanma içindeler, gelecek için çok fazla umut veriyorlar. Sizin Philadelphia hakkında düşünceleriniz nelerdir?

İ.Ö. : Bu sezon başladığında herkes Philadelphia’nın çok iyi bir play-off takımı olabileceğini düşünüyordu. Ama şu an baktığımızda onların hâlâ ham bir takım olduğunu görüyoruz. Çok yetenekliler var ama savunma ve maç sonu oynamak konusunda tecrübe eksikleri var. Bunun yanında ellerinde olmayan durumlar da var, mesela Joel Embiid’in dakika sınırında oynaması, maç başına 20-25 süre alabilmesi onlar adına büyük sıkıntı. Sağlığına tam kavuşması durumunda çok iyi bir play-off takımı olabilirler. O yüzden bu sezon hemen süper bir takıma dönüşmelerini beklemek biraz saçma olur ama sezon içinde şu anki durumdan daha iyi noktaya geleceklerdir.

H.S. : Oyuncular üzerinden konuşacak olursak iki oyuncu üzerinden konuşmak istiyorum. Kristaps Porzingis ve Giannis Antetokounmpo hakkında konuşacak olursak ne söylemek istersiniz?

İ.Ö. : NBA şu an yavaş yavaş bir jenerasyon değişimi yaşıyor. 2003-2007 arasında lige katılan LeBron James, Kevin Durant, Carmelo Anthony gibi oyuncuların arkasına süper yıldız olarak Russell Westbrook, James Harden, Stephen Curry gibi isimler dahil olmuştu ve bu saydıklarımın çoğu hâlâ kariyerlerinin zirvesindeler. Ama lige son birkaç yılda katılan Porzingis, Karl-Anthony Towns, Joel Embiid ve Antetokounmpo gibi oyuncular da onların katına yavaş yavaş yükseliyor ve bir nesil değişimi yaşatıyor. Bu da NBA’in ne kadar geniş bir “star” havuzuna sahip olduğunu gösteriyor. Bu iki oyuncu için de şunu söyleyebiliriz. Sezon başlamadan önce evet süper yıldız seviyesine çıkabilecek oyuncular olarak görülüyorlardı ama sezonun başlamasıyla birlikte gösterdikleri performans beklentilerin de üstünde. Belki oyuna etki ve istikrar anlamında hâlâ bir LeBron, Kawhi Leonard veya Durant sınıfında değiller ama kapının hemen dışındalar şu anda… Kapıyı çalıyorlar ve yakın zamanda içeri girebilirler. O yüzden izlemesi gerçekten çok eğlenceli bir durum var ortada. Mesela Bucks şu an ligin en çok merak edilen, izlenen ekiplerinden biri oldu. Aynı şekilde New York Knicks de… Bu iki takıma baktığımızda şampiyon olma ihtimalleri neredeyse yok. Zaten New York’un play-off’lara kalması bile çok zor, Milwaukee ise Doğu’da yarı final, final yapacaktır. İnsanlar büyük takımların yanında bu iki takımı izliyor, sebebi de bu iki oyuncu. Özellikle Porzingis, Melo’nun gidişi ile hücümların tamamını yönetir duruma geldi. Belki çok top paylaşmıyor ama yazın yaptığı antrenmanlar onu fiziksel olarak çok iyi duruma getirdi. Artık topu istediği yerde eline alabiliyor, rakip savunmalara karşı daha güçlü ve pozisyon almayı başardığında zaten gerisini de yapabiliyor. Artı, Melo’nun gidişi sonrası çok daha lider bir oyuncu konumunda. Sahada artık daha lider gibi görünüyor.

H.S. :Antetokounmpo’nun maçlardaki dominasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

İ.Ö. :Evet, Porzingis lige çok iyi başladı bunu kabul ediyoruz. Ama şu an ligde en öne çıkan yıldız Antetokounmpo. Ve onunla birlikte büyük bir basketbol değişimi de yaşanıyor. Giannis bazen oyun kurucu oynuyor, bazen pivot pozisyonuna geçiyor ve bize şunu kanıtlıyor: Artık NBA’de sabit pozisyon kavramı yavaş yavaş yok oluyor ve Antetokounmpo, bunun en önemli temsilcisi. Elbette ilk kez görmüyoruz bunu. Kevin Garnett, LeBron James, Magic Johnson olsun, geçmişte bunu yapan, pozisyonlarını esneten oyuncular oldu. Ama yeni kuşakla Antetokounmpo ile birlikte böyle fiziklere sahip oyunculara bir etiket vurmak çok güç olacak. Ama elbette şöyle bir sıkıntı da var. Antetokounmpo o kadar farklı bir fiziksel yapıya sahip ki ona benzemek pek mümkün değil. Böyle bir vücut yapısına sahip olmak milyarlarca kişi arasından birkaç kişiye düşüyor. O yüzden hem çok şanslı hem de bu şansı çok iyi değerlendiriyor. Bir şekilde biz de onunla aynı çağda olduğumuz ve onu izleyebildiğimiz için çok şanslıyız. Şu an bir süper yıldızın, tavanı olmayan bir ismin yükselişine şahitlik ediyoruz. Antetokounmpo’nun beş sene sonra nerede olacağını tahmin etmek şu an için imkansız durumda. Bu özelliklerde bir oyuncu görmediğimiz için nereye gideceğini de tahmin edemiyoruz. Ama ne olursa olsun, onun tarihteki yerini belirleyecek şey kalıcılık ve istikrar olacak

H.S. :Son soru olarak MVP yarışı için erken ama sizin bir tahmininiz olacak olsa ne olurdu?

İ.Ö. : Antetokounmpo diyorum. Erken ama şöyle bir durum var, Durant, Curry, Westbrook gibi oyuncular bulundukları takımlarda süper yıldız takım arkadaşlarından dolayı her zaman ön plana çıkamıyorlar ve istatistikleri kesintiye uğruyor. Mesela bu sezon gelen oyuncuların etkisi ve katkısı sonucunda Westbrook’un istatistikleri düşüş yaşadı. Diğer yandan LeBron biraz ağırdan alıyor sezon başında. O yüzden en önü açık oyuncu konumunda Antetokounmpo.

Hakan Sezgin
https://twitter.com/szgnhakan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir