NBA Günlükleri

Luka Doncic, Draftlar ve Curry Jenerasyonu

Eğer NBA için oyuncu seçerken sadece istatistiklerden faydalanıyor olsaydık, Luka Doncic Draft ilk iki sırasının en büyük adayı olabilirdi belki. Doncic, kendi yaş jenerasyonuna göre emsalsiz performanslar sergiliyor ve Euroleague’de fark yaratan oyuncu konumunda. Alışılmadık olan performans değil, yani bizleri şaşırtan ne yaptığından çok nasıl yapabildiği. Henüz yaşı 19.

Doncic, tipik fenomen dominasyonuna sahip biri , kendi akranlarından daha iyi bir fiziği ve hızı ayrıca birkaç yıl öncesinde görmeye alışkın olmadığımız bir üç sayı performansına sahip. Stephen Curry izleyerek yetişen ilk jenerasyonun bir parçası ve oyunun farklı bir yöne doğru kanalize olmasına ön ayak oluyor.

Hangi takım draft üst sıralarında Curry vari bir etki ya da oyun tarzını denemek ister veya o etkiyi arar, ya da Curry oyununun lige yayılmasından çok kendisinin bir istisna olduğu gerçeği mi lige hakim olur bilemiyorum.

Doncic, birkaç yıldır NBA kulislerinde ismi dolanan ve lige katılması beklenen isimlerden. Real Madrid gibi Avrupa basketbolunun sayılı organizasyonlarından bir tanesinin kadrosunun en önemli parçalarından biri ve bu değeri 16 yaşından beri taşıyor.

Son üç yıl içerisinde geliştirdiği oyunu ile Euroleague için en iyi oyuncu statüsüne erişmek üzere. Bu yaz Goran Dragic ile birlikte liderliğini üstlendikleri Slovenya milli takımı EuroBasket şampiyonluğuna ulaştı ve Euroleague sezonunu da toplam sayılarda 2. sırada,  asist ortalamasında 8. ve ribaund ortalamasında 11. Olarak tamamladı. Avrupa’da Doncic potansiyelini ve gelişimini kat eden başka bir genç oyuncu bulunmuyor.

Elbette ki, NBA’de limitsiz şut mesafesini koruyabilme başarısını gösterebilir mi bilemeyiz. Mevcut durumunda Doncic’in topu yere vurarak içeri kat edebildiğini ve çizgi dışarısından etkili şutlarını gördük. Aynı zamanda savunma ikili sıkıştırmaları esnasında da doğru pas opsiyonunu değerlendirerek oyunu genişletebiliyor.

Üç sayılık şutlardaki başarı, oyunu açmanın en kilit noktası konumunda. Takımlardaki şut tehditi savunmaların açılmasına, oyun kurucu pozisyondaki oyuncunun da savunmacısı arkasında boşluğa ve potaya giden koridorların oluşmasına yol açıyor. Doncic bu hareket kabiliyetine sahip ve ortalama düzeyde bir atlet, bariz kötü bir özelliği yok. Bu yüzden savunma esnasında şutunu riske ederek uzaktan veya penetresini riske ederek daha dar bir savunma alanı yaratılması arasında bariz bir çıkar söz konusu değil.

Doncic, EuroBasket organizasyonunda Dragic’in arkasında büyük tecrübe ve kimlik kazandı. Turnuva boyunca kazanma mentalitesine sahip ve net favori olmayan bir takımın sisteminin büyük çarkını işletti. Topsuz alanda savunma direncine karşı koşuları ve perdeden sıyrılışı, Slovenya’nın Pick and Roll’e dayalı hücumunun akışında savunmanın açığını bulmakta çok önemli bir opsiyon olarak turnuva boyunca sayı üretti.

NBA içerisindeki haline dair ipucu edinebileceğimiz bir diğer tablo da, Slovenya takımının turnuvada fizik olarak Fransa ve İspanya gibi takımların gerisinde hatta genel ortalamanın üzerinde olmayan bir takım olması.

Doncic’in oyununun gelişeceği bir sonraki seviyeyi öngörebilmek güç. Şüphe duyanların en çok ilgilendiği konu da, yeteneklerinin tavanı. Özellikle bazı uç atletizme sahip oyuncular ile kıyaslandığında Draft’ın üst sıra seçimi olması ihtimaline gölge düşebilmekte.  Savunması ise NBA için en büyük soru işareti, Hücum etkinliği için de geçiş hücumları. NBA’in sahip olduğu elit boy ve atletizm seviyesine karşı düşünüldüğünde şüphe duyulması mantıklı soru işaretlerinden. Doncic birebiri zorladığı hücumlarda pek de iyi sayılmaz. Uluslararası oyuncular arasında 39. sırada iso üzerinden skor üretme konusunda. NBA takımlarının perde karşısında sürekli oyuncu değiştirmeleri, Doncic’i Avrupadaki hantal pota altı oyuncularına kıyasla daha fazla kısıtlayacaktır. Doncic, ligteki atlet ve çevik savunmacılardan sıyrılmakta  oldukça güçlük yaşayabilir.

Son 3 birinci sıra seçimini değerlendirdiğimizde, (Karl-Anthony Towns, Ben Simmons ve Markelle Fultz) hepsi elit düzeyde hıza ve mevkilerine göre daha iyi fiziğe sahipler. Ve 20’li yaşlarını yeteneklerini ve oyun repertuarlarını geliştirmek üzerine çalışarak geçirdiler. Doncic henüz böyle bir sınav vermedi, kendi klasmanında zaten oldukça yetenekli ve başarı için özel bir çalışmaya gereksinim duymuyor.

Stephen Curry örneği, elit bir fiziğe sahip olmayan oyuncular için altın değerinde donanıma sahip. Tahmin edilemeyen düzeyle hızlı karar alabilen ve çevik bir oyuncu olması onu ortalama atletizme sahip olan savunmacısının daha uzun olmasına rağmen savunmasını zorlaştırmakta.

Aynı zaman da bu, Curry’nin basitmişçesine elden çıkardığı uzun menzilli ve ani şutlarının başarılı olmasının herkesin deneyerek başarılı olabileceği anlamına da gelmiyor. Her ne kadar Profesyonel de olsa, bir oyuncunun şut kapasitesini tahmin edebilmek mümkün değil.

Curry, bütün jenerasyonlardaki oyunculara ve tüm dünyadaki takımların zihninde neyin mümkün olabileceğini gösterdi. Curry, çaylak sezonunda oynadığı her 36 dakikada 4.7 üç sayı denerken bu sezon bu rakam 11.1.

Burada Curry jenerasyonunun kaç tanesinin yetenek tavanına ulabileceği ya da  yaklaşabileceği oyunun akışını şekillendirecektir. Her yıl oyuncu yetenek seviyesinin üst sınırı biraz daha yukarı çekilerek nesiller arası farklılıklar ortaya çıkar mı?

2009’da Curry lige draft edildiğinde lig 2018’de olduğundan çok daha farklıydı. En büyük fark ise, Draftlar oyuncuların gelecek nesilleri ve oyunun akışını nasıl etkileyeceği üzerine bu denli büyük planlamalar üzerinden sağlanmıyordu.

2018 Draftlarından sonra Doncic hangi takım ile kontrat imzalar ya da lig içerisinde ne denli bir etkiye sahip olabilir tahmin için henüz çok erken. Fakat her yeni nesil son 10-15 yılın rekorlarını egale ederek lige dahil olur ise Basketbolun geleceğini merak etmemek elde değil.

 

 

Koralp Selçuk on EmailKoralp Selçuk on FacebookKoralp Selçuk on InstagramKoralp Selçuk on Twitter
Koralp Selçuk
Jack of all trades, master of none.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir