NBA Günlükleri

Timberwolves’un sorunu savunma mı, Thibs mi?

Bu yazın en heyecan uyandıran takımlarından birisiydi T-wolves. Hatta en son Jeff Teague’i de aldıklarında günlerce bir şampiyonluk adayı olup olmadıkları, Warriors’a kafa tutup tutamayacakları konuşuldu. Sezonun yaklaşık olarak yarısının geride kaldığı şu dönemde ise Batı Konferansı’nda 24 – 15 ’lik galibiyet-mağlubiyet oranı ile dördüncü sıradalar. Şampiyon olmak hedefi ile kurulan bu takımın en büyük eksiği defansı olarak görülse de gerçek problem bu mu?

Tom Thibodeau modern basketbol savunma şemalarının yaratıcısı olarak görülüyor. NBA klasmanında ondan daha iyi koç var mıdır diye bir tartışma rahatlıkla açılabilir belki ama “Şu koç ondan daha iyi savunma yaptırıyor” demek caiz midir bilemedim. Kaldı ki bu sebeple geçtiğimiz sezon başlamadan takımın başına hem koç hem de başkan olarak atandı. İlk senesinde savunmayı geliştirememesi üzerinden çok sert eleştirilere maruz kaldı Koç Tom. Bu sezon da bu eleştiriler pek hafiflemedi sözün doğrusu. Hele geçen sene elindeki oyuncuların eksikliği üzerine Jimmy Butler ve Taj Gibson gibi iki yırtıcı savunmacıyı takıma kattıktan sonra daha da yükselen beklentinin karşılanamaması bazı analist ve yorumcularca onu hemen kovulması gereken koçlar listesine bile yazdı. Zira kimse geçen seneki takımdan süper bir savunma performansı beklemese de ilk 5’te Butler – Gibson – KAT üçlüsü var iken bu sene en azından iyi savunan takımlardan biri olmaları gerekiyordu. Şu anda 30 takım arasından 23. sıradalar savunma verimliliğinde, bloklarda 25 ve savunma ribaundu konusunda ise 26!

Tamam, kabul edelim; Karl Anthony-Towns çaylak senesinde gösterdiği savunma çabasını göstermiyor, gelişmemiş olması bir yana. Yine kabul edelim; Taj Gibson 2011 Bulls’taki kadar aktif bir oyuncu değil ve Butler 2-3 sene öncesini aratıyor. Ama gerçekten bu kadar kötüler mi?

Thibs Ortodoks tabiri ile etiketlenen koçlardan. Genel tabiriyle pek değişiklik sevmeyen diye açıklanabilir. Belli bir oyun planı vardır ve şartlar çok ekstreme çekilmedikçe o oyun planı devam eder. Seneye birkaç oyuncunun formsuz girmesi üzerine 8 kişilik bir rotasyon ile başlattı koç takımını ve asıl problem şu ki hala aynı şekilde devam ediyorlar. Ligin en fazla süre alan 10 oyuncusuna baktığınızda 4’ünün aynı takımdan ve evet, bildiniz, Minnesota’dan çıktığını görüyoruz (Jeff Teague – Andrew Wiggins – Jimmy Butler – Karl Anthony-Towns). Takımda çok büyük sakatlık problemleri mi yaşandı, hayır! Peki, elindeki yedek kadro o kadar mı kötüydü, yine hayır (olsaydı bile takımın başkanı da Tom Thibodeau olduğu için yine suçlamaları ona yöneltecektik)! Peki neden hala sadece 8 kişi ile oynuyorlar? Bu bir yola getirme çabası kabul edilebilir mi, pek sanmam; lakin öyle bile olsa efektif bir çaba mı, hayır!

Tom Thibodeau’nun kariyerinin zirvesi tartışmasız Derrick Rose’un da kariyerinin altın yılları olan Chicago Bulls dönemidir. Sezar’ın hakkı Sezar’a, büyük oynuyorlardı. Şimdi hafızanızı hafifçe bir zorlamanızı rica edeceğim, o kadrodan / kadrolardan ilk hatırlayacağınız 3-5 ismin şu anki performans ve form durumlarını değerlendirebilir misiniz? Hatta gelin birlikte yapalım. D.Rose; sakatlıklardan kurtulamadı, birkaç kez kariyeri bitme noktasına geldi, en son Cavs ile konu üzerinde problem yaşadı. Noah; büyük sakatlıklar geçirdi, şu anda tarihte G-League (eski adıyla D-League veya Development League)’de olup da en fazla maaş kazanan oyuncudur büyük ihtimalle. Deng; maçlara etki bakımından yer silici çocuklardan farksız. Carlos Boozer; asıl sakatlıkları Utah’ta olsa da Chicago kariyerinin bitişi oldu, 32’sinde işlevsiz hale gelip 33’ünde basketbolu bıraktı. Liste daha da uzatılabilir ama zannımca anlatmaya çalıştığım şey anlaşılmıştır. Thibs ile çalışan herhangi bir oyuncu için Amerikan medyasının boşuna “yazık oldu, kariyerinden bi’ 2-3 sene eksilecek” dediğini sanmıyorum.

Peki nereye mi varmaya çalışıyorum? Klişe seansına başlamak gibi olacak ama defansın büyük bir kısmı efor ile oluşuyor. İyi bir savunma oyuncusu yeterince emek harcamadığı bir maçta sahadan silinebiliyor veya Kyrie Irvıng örneğinde olduğu gibi pek de iyi olmayan bir oyuncu sadece gayret ile belli bir seviyeye gelebiliyor. Peki sene boyunca oyuncular zaten ağır olan bir takvimde sürekli ekstra süreler oynarsa nasıl savunmada katkı verebilirler?

Konu ile ilgili bütünsel bir örnek olarak bence geçen senenin Houston Rockets’ına göz atılabilir. Sene boyunca iyi gibilerdi, All-star arasından sonra birkaç oyuncunun formsuzluğu yüzünden rotasyonlarını daralttılar. Ve sonuç olarak yıldız oyuncuları Harden fazlası ile yoruldu, playoff’larda varlık gösteremedi. Spurs tarafından hezimete uğratıldılar.

Üstelik hücumda da çok büyük problemler çekiyorlar. Sıralamaları sizi yanıltmasın 1-2 noktada şansları bu denli yaver gitmese nerede olacaklarını tahmin etmek dahi istemiyorum. Bu etkenlerin en büyüğü tabii ki de ligin en iyi clutch oyuncularından olan Jimmy Butler. Yakın giden maçların büyük oranda lehlerine sonuçlanmasının baş kahramanı… Üstüne Taj Gibson’un inanılmaz formda olduğu birkaç maçı da Gibson’ın etkisi ile kazandılar. Bu bireysel performanslar biraz sekteye uğrasa veya bir sakatlık durumu karşılarına gelse şu anda olduklarından epey aşağıda olacaklarına inanıyorum.

Üstüne bir de kurgusal sıkıntıları var ki insana yaşamı sorgulatıyor. En iyi üç sayı şutörleri Karl Anthony-Towns, söylenecek başka bir şey yok demeyi isterdim ama o da var. KAT çok yetenekli ve üç sayı atmasında bir problem olmadığı gibi bunu yapabiliyor olması tamamen iyi bir şey. Ama takımda bu işi en iyi yapabilenin o olması çok büyük problem. Wing’lerin gard’ların ne güne duruyor demezler mi adama? Üstüne bir de her 2-3 hücumda bir, bir gard gibi dışarı da top alıp oyun oynatmaya çalışıyor. Bu da aslında olabilir, açık fikirli olmak lazım hem uzun hem de pasör olan oyuncular rakip savunmayı zorlamak adına böyle şeyler yapıyorlar ve meyvelerini de topluyorlar kimi zaman ancak Wolves kadar durağan bir hücum takımı pasör uzunu ne yapsın? İçeride sırtı dönük oynasa 10 kat daha fazla iş yapar. Yeri gelmişken söyleyeyim, Wolves maçları neredeyse beyzbol maçları kadar durağan. Hücumlarında hiçbir akış yok, doğru düzgün hızlı hücuma bile çıkmıyorlar. Bunda oyuncu mantalitesi kadar yorgunluk etkisi de kendisini gösteriyor kanımca. Her gün 40 dakika süre alan bir ilk 5 ile oynarsanız bir noktada bunun olması değil olmaması sürpriz olacaktır. Bitti mi, hayır. Hadi yavaş oynuyorsun, hadi topu dolaştırmıyorsun, bari fizik avantajlarını veya kendiliğinden oluşmuş dezavantajları kullan değil mi? Kusura bakmayın sayın okur, o da yok. Gibson’ı yarım uzun sayacağım müsaadenizle, 1.5 uzun ile oynuyorlar her maçın büyük kısmını, NBA ise gittikçe kısalıyor; bu demektir ki arada tek, arada hiç uzun ile oynayan takımlara karşı (ki bu epey bir takım yapar) bariz fizik / boy avantajları olacak. Maçlarında sadece bu noktaya ayrıca dikkat etmenizi rica ediyorum. Olur ya, oyuncular bu eşleşmeleri fark edemedi, 3-4 pozisyon sonunda koç çıldırıp, alıp molayı anlatmalı oyuncularına durumu. Ama bu da yok.

Defansif sıkıntıları ayrıca işlemeyeceğim, 2 senedir anlatılan ne varsa hala aynı şekilde devam ediyor. Hiçbir iyileşme yok, hala KAT boş bloklar peşine koşup ofaniff ribaundlar veriyor rakibine; hala birebirde bazı oyuncular parça pinçik ediliyor ve kimse rakiplerini çemberde durdurmaya kalkmıyor. Tamam, Butler ve Gibson geldi diye ufacık bir artı var ama o da beklentilerin o denli altında ki insan artış demeye utanıyor.

Hücumlarına bir değinme daha yapmak istiyorum. Geçenlerde bir podcast’te sunucu birkaç gün öncesinde Tayshaun Prince ile aralarında geçen konuşmayı anlattı. Prince, şampiyon Pistons kadrosu ile ilgili çok garip bir detay paylaşmış. Pistons o sene her maçta ilk yarıdaki ve ikinci yarıdaki ilk pozisyonda topu pivotlarına yani büyük oranda Ben Wallace’a aktarıyordu. İstisnası hemen hemen yok gibi. Ve Prince’in söylediğine göre Wallace o pozisyonu ne şekilde kullanırsa kullansın veya harcarsa harcasın bu alışkanlıklarından hiç vazgeçmediler. Buradaki kilit nokta şuydu; uzunlar çok daha topsuz alan oyunu oynuyor ve daha oyunun hemen başında onları topla buluşturarak, oyuna en başından daha odaklı başlamalarını; kendilerini defansın olduğu kadar ofansın da veya topsuz oyunların olduğu kadar topla olan oyunların da bir parçası hissetmelerini sağlayarak oyuncunun diri kalmasını sağlıyorlardı. Peki şimdi günümüze dönelim; Wolves ne yapıyor? Kolay kolay set hücumları oynamıyorlar, üstüne akışkan bir hücumları yok; Towns’a verilen en iyi toplar genelde az önce bahsettiğim, henüz 20 saniye hücum süresi varken verilenler oluyor. Garibim de ya hemen bir pas çıkıyor, ya da kalite bakımından düşük bir üçlük deniyor. Towns da en çok devamlılık ve dikkat konularında eleştiriliyor; arada bir bağlantı yok mu sizce de? Yani kendinizi bir anlığına onun yerine koyun; 40 dakika boyunca sahada bir hücuma bir defansa koşuyorsunuz ve adam akıllı bir set ile, bir ikili oyun ile topu alıp o çemberden geçirmiyorsunuz! Basketbolun en temeldeki amacını gerçekleştirmiyorsunuz yani. Oynadığınız oyunu aslında oynamıyorsunuz gibi bir şey denebilir. Wolves oyuncularının maç içerisinde sürekli maçtan kopmalarını, dikkatsizlik yaşamalarını, istikrar sağlayamamalarını ben en çok buna bağlıyorum. Bir sistem yok ve Wiggins ile özellikle de Butler top kullanan konumunda her hücumda; e bir noktadan sonra her oyuncunun hedeften şaşması gayet anlaşılabilir diyebilirim.

Kimse kimseyi kandırmasın, bu takım bizi yazın çok heyecanlandırdı. Koç Tom Thibodeau ise aynı zamanda başkan konumunda ve başkanlığına şu anlık pek laf edemiyoruz. Zira iyi oyuncular ile makul anlaşmalar yapıldı, çok ama çok uzundur kurulmuş en güçlü Wolves takımı kuruldu. Lakin koç olarak şu ana dek vasat bir performans sergiliyor. İlk hedefi playoff yapmak olarak gördüğü düşüncesindeyim, bu sebeple her maç as oynucuları olabildiğince fazla kullandığını tahmin ediyorum zira geçen seneki takımı playoff’a sokamadıktan sonra bu sene de aynı şekilde bir sonuç alırsa herkes onun başarısız olduğunu söyleyecek, buna şüphe yok; lakin eğer playoff’a girerler ise 15 senelik açlığı dindirmiş olan koç (ve başkan) olacak, sanırım matematik basit. Ama hafif bir alıcı gözle bakarsanız belki zorlasalar 1-2 seneye şampiyonluk için büyük aday olacak bir takımın potansiyelini bütünüyle harcadığını görebilirsiniz. Umarım hiçbir oyuncu bu taktik yüzünden zor bir durum ile karşılaşmaz, kariyerinde sekte yaşamaz.

Furkan Sarıca on EmailFurkan Sarıca on FacebookFurkan Sarıca on InstagramFurkan Sarıca on Twitter
Furkan Sarıca
Genç bir basketbolsever, aklına gelenleri yazar.

One Comment

  1. Burakk

    6 Ocak 2018 at 18:43

    Güzel bir yazı olmuş eline sağlık. Ancak yazıyı istatistiklerle ve grafiklerle desteklersen hem içerk anlamında hem de görsel anlamda yazını geliştirebilirsin.

    Ayrıca mobil kullanıcı olarak twitterdan siteye geçiş yapınca site belli aralıklarla kendini yeniliyor ve uzun yazıları okumak çikeye dönüyor. Sistemsel bir sıkıntı mı var diye kontrol etseniz iyi olur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir