NBA Günlükleri

Özel Röportaj – Cedi Osman!

NBA’de ilk sezonunu geçiren gururumuz Cedi Osman’a, sezonun geride bıraktığımız periyodu için sorularımızı yönelttik. Bu sezon ülkemizden Cedi Osman ile yapılan ilk röportaj olma özelliğine sahip bu röportajda, takas gecesinden kişisel gelişimine, LeBron James’den NBA kültürüne dair sorularımızın cevaplarını bulabilirsiniz.

Keyifli okumalar…

Son dönemlerde oyuncuların “The Players’ Tribune” gibi sitelerde kendi anılarını ve hikayelerini sıkça paylaştığını görüyoruz. İlk sezonun bitmedi ama şimdiye kadarki bölümünü yazma şansın olsa mutlaka bahsederdim dediğin hikayen var mı?

– Aklıma farklı farklı hikayeler geliyor ama yazma şansım olsa şu an bile çok hatırlamak istemediğim antrenmanda yaşadığım bir olay var. Sanırım 2. antrenmanımızdı ve LeBron’un bir pozisyon esnasında ayağına basarak küçük de olsa bir sakatlık yaşamasına sebep verdim. Düşünsenize burada daha çok yeniyim, kendimi takım arkadaşlarıma, ekibe, taraftara kendimi yeni yeni tanıtmak için çabalarken antrenman esnasında dünyanın en büyük yıldızını sakatlama riskiyle karşı karşıyasınız. Benim için o an kafama kaynar suların döküldüğü andı.

Diğeri ise yakın zamanda gerçekleşti. Yaşadığım sakatlıktan sonra dönüş maçım yaklaşırken, kulübün yaptığı jest mükemmeldi. Tüm salonda #TheFirstCedi yazılı tshirtlerin taraftara dağıtıldığını görmek ve insanların bunu giyip, bana destek vermesi gerçekten NBA’de ilk senesini yaşayan bir basketbolcu için unutulmazlar arasında yer alacaktır. Kısa zamanda kabullenildiğimi ve benimsendiğimi görmek muazzam bir duygu.

Bu arada The Players’ Tribune demişken, tarih veremem ama ben de bir yazımı yayınlamayı düşünüyorum. Ekibim ve ben TBT ekibiyle sene başından beri irtibat halindeyiz.

Cleveland takas döneminde bir gecede çok sayıda takas yaptı ve takım komple yenilendi.  O gecede neler hissettin? Çünkü son dönemlerde eski takım arkadaşın olan Isaiah Thomas bir tartışma başlatmıştı. Oyuncuların takaslarda kısıtlı söz hakkının bulunması oyuncuların organizasyonlara olan sadakatini sınırlıyor veya oyuncu üzerindeki baskıyı tetikliyor olabilir mi?

– Takas dönemi bizim için çok hareketli geçti. 6 takım arkadaşım ayrıldı, yerine 4 yeni takım arkadaşım geldi. Tabii bu ara bir dönem için köklü değişim demek. O gece neler hissettiğimle ilgili olarak bekledim diyebilirim. Burada bekledim derken negatif bir haber gelecek ve takas olacağım şeklinde değil, yaşanacak bir değişim varsa kendimi nasıl hazır tutmalıyım ve bunun bana avantajları olabilir mi, bunu düşünerek bekledim. Onun haricinde takımdan gider miyim şeklinde bir baskı hissettiğimi söyleyemem.

Draft öncesinde senin hakkında olan beklentileri okuduğumuzda zayıf noktalarına vurgu yapılırken çeviklik ve atletizm düzeyinde eksikliklere sahip olduğun belirtilmişti. Şu anda etkili birebir bitirişlerine tanıklık ediyoruz. Eleştirileri olumlu sonuca çevirdiğini görebiliyoruz. Peki, gelecek sezon için oyununa eklemek istediğin şeyler nedir?

– Ben, kendimi daha gelişim sürecinde olan bir basketbolcu olarak tanımlıyorum. 22 yaşındayım. Dünyada basketbolun farklı oynandığı bir noktadan, en üst düzeyde oynanan noktasına geleli daha 1 yıl bile olmadı. Eksiklerimi bana söylemeleri hoşuma gidiyor. Bunu pozitif bir eleştiri olarak alıyorum ve değiştirmem-geliştirmem gereken çalışmaları yapıyorum. Burada ilk sezonu geçiriyor olmak demek veya çaylak sezonu dediğimiz dönem esasında tam bir eğitim dönemi. Her şeye sıfırdan başladığınızı düşünüp, pozisyon almaktan şuta, toplu ve topsuz oyuna kadar ekstra antrenman, gözlemler sayesinde gelecek sezonlarda daha fazla süre almak ve daha iyi istatistikler tutturmak için sürekli çalışmaya devam ediyorum.

Tek amacı şampiyon olmak olan tecrübeli bir takımdasın. LeBron James ve Kevin Love gibi isimlerle takım arkadaşı olmak çaylak bir oyuncudaki etkisi nedir?  Bu durumun avantajları ve dezavantajları nelerdir?

– Benim NBA’deki ilk sezonum. Takımımda dünyanın en iyisi ile birlikteyim. Ayrıca NBA’de kişiliklerini oturtmuş oyuncularla beraber bulunuyorum. Çaylak bir oyuncu üzerinde bunun dezavantajını aramak yerine avantajlarına bakmak lazım.

Öncelikle öğrenmem kolaylaşıyor diyebilirim. Türkiye’de, Avrupa’da oynanan basketbol farklı, burada oynanan oyun çok farklı. Bu oyuncular sayesinde bunu çok hızlı aştığımı söyleyebilirim. Örnek alabileceğim oyuncular olması hedeflerimi yüksek tutmama sebep oluyor. Onların hala çok çalıştığını görmek benim de kalıcı olmak için daha da fazla çalışmam gerektiğini sürekli bana hatırlatıyor. Saha içi kadar saha dışı tecrübelerini bazen antrenmanda, bazen koridorlarda bir iki kelime bile aktarmaları geleceğim açısından çok yararlı oluyor. Bir de şu var ki gözlem yapma şansım çok fazla. Düşününce kenarda oturduğun zamanlarda LeBron, Love gibi isimler sahada oluyor ve birebir olarak yaptıklarını, davranışlarını, oyuna karakterlerini koyma tarzlarını gözlemleme şansı yakalıyorsun. Bu büyük bir şans, bunu kullanmaya çalışıyorum.

Günümüzde oyuncular da koçlar kadar oyunun gelişimi üzerine akıl yürüttüklerini ve basketbolun gelişimine katkıda bulunduklarını görüyoruz. Gregg Popovich ve Steve Kerr, oyuncularına inisiyatif tanıyan koçların başında geliyor. Basketbolun gelişimi ve taktiksel değişimleri nasıl değerlendiriyorsun?

– Dünyada hiçbir şey durağan değil, basketbol da sürekli gelişiyor ve değişiyor. Koç da olsanız, oyuncu da olsanız bu değişime ayak uydurmanız gerekli. Koçlarımız tabii ki takımı yönlendirme, saha içinde doğru hamleleri yapma, oyuncu seçimi gibi farklı farklı alanlarda sürekli kendilerini yenileyen bir süreç yaşıyorlar. Bunun nedeni her oyun tarzının farklı kimlikleri olması ve bu kimliklerin çözülmesi ile yeni arayışlara gidilmesinden kaynaklı. Bu oyuncular için de geçerli. Biz saha içindeyiz. Sahanın içerisinde yaşananlar dışarıdan gördüğünüz gibi olmayabilir. Birebir bir oyuncu ile oynamak, onun nefes alışını takip etmek, göz teması ile kenar yönetimle iletişimde olmak… Bunlar oyunu değiştiren ve geliştiren birkaç faktörden biri. Bu kapsamda koç ve oyuncu ekseninde beraber yürütülecek süreçlerin pozitif anlamda oyunun gelişimine katkısı olacağını düşünüyorum.

NBA kültürü gereği basketbol ve eğlence iç içe yer alıyor. Jeff Green ile takımda yarattığın hava, LeBron James ile dansların-sevinçlerin, Kevin Love’a attığın o tam saha pas bir hayli gündem oldu. Takımdaki bu eğlenceli kimliğin sana getirisi ne oldu?

– NBA basketbolun merkezi olduğu kadar tamamen bir eğlence sektörü. Burada saha içi ve saha dışında yalnızca basketbolla ayakta kalabilirim derseniz parkenin içinde kaybolma olasılığınız çok fazla. İnsanlar burada yalnızca karşılaşmaları seyretmiyor. Televizyondan takip edenler, sosyal medyadan postları görenler ya da tribünlerde yer alan herkes yalnızca topu değil karakterlerimiz ve yarattıklarımızla sürekli ilgileniyorlar.

Ben de esasen içimden geleni yapıyorum. Takım ilk günden beri beni çok sıcak karşıladığı için açıkçası bunun bende yarattığı pozitif hava sayesinde sahada, saha dışında o anda ne yapmak istiyorsam bunu samimi bir şekilde takım arkadaşlarıma ve çevreme göstermeye çalışıyorum. Bunun bana en büyük getirisi uyum sorununu çabuk aşmam, NBA kültürüne hızlı adapte olmam ve gördüğüm kadarıyla dünyanın en önemli basketbol sahnesinde saha içi kadar saha dışında da olumlu bir imajımın oluşmaya başlamasına hızla katkı sağladığını söyleyebilirim.

Hakan Sezgin
https://twitter.com/szgnhakan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir