NBA Günlükleri

Pau Gasol’den Kadın Koçlar Hakkında Açık Mektup I Çeviri

Size ailem hakkında bazı şeylerden bahsetmek istiyorum.

Ben Barcelona şehrinin biraz uzağında, iki mesleğinde ileri düzey profesyonelin çocuğu olarak büyüdüm. Babam hemşire ve Annem doktordu. Doğal olarak, Bilim ağırlıklı bir eğitim gördüm ve liseden sonra tüm zamanımı Basketbol’a ayırmadan önce de bir yıl Üniversitede Tıbbi eğitim aldım. Bazen Eğer eğitimimi yarıda bırakmayarak, Ailemin izinden gitseydim ne olurdu diye düşünüyorum.

İnsanların benim için ebeveynlerim gibi doktor yada hemşire olmadığım için ne kadar büyük bir hata yaptığımı söylediğini hatırlıyorum. Bu zihnimde olması gerekenden daha fazla yer edinmişti. Bana göre, Annem başarılı bir doktordu… bu da gayet normaldi.  Ben Babamın sıkı çalışmasına hayrandım.  Annemin daha titiz bir eğitime sahip olduğunu bilerek büyüdüm,  daha ön planda bir mesleğe sahipti. Bu hiç de tuhaf bir durum değildi ve hiçbir yönünü yargılamadım. Bu bir gerçekti ve üzerine ikinci bir defa düşünmedik.

Kardeşim ile birlikte her zaman ebeveynlerimiz arasındaki bu standartlara hayran olarak büyüdük.

Ve Şimdi ben bir yetişkinim, ileriye baktığımda kendi geleceğimdeki ebeveynliğimi görüyorum, gerçekten yüksek değerlerle yetiştirildiğim için çok şanslıyım. Bu değerler de, kötü bir sorunun tek cevabı  ; Mesleğiniz için doğru(!) “tür” insan olduğunuz değil, Mesleğiniz hakkında ne kadar iyi  donanıma sahip olduğunuzdur.

37 yıl içerisinde, şunu dürüstlükle söyleyebilirim ki, asla annem hakkında “Kadın” doktor olarak düşünmedim.

Bana göre, o hep bir doktordu.

Hem de Harika bir doktor.

Sizlere ailemden bahsederek başlamak istememin sebebi, bu hikayenin beni günümüz NBA hakkında düşündürmesidir. Özellikle Ligin 72 yıllık tarihinde nasıl bir kadın koçunun bulunmadığı , daha da özel olarak San Antonio Spurs için oynama şansına sahip olduktan sonra Becky Hammon hakkında,  antrenörlüğünün gündeme gelmesinin bu kadar gecikmesi üzerine düşündürmesidir.

Fakat eğer bu yazıyı Becky’nin neden NBA’de koç olabileceğini tartışmak için yazdığımı düşünüyorsanız, pekala yanılırsınız. Bunun öncelikle birinci sebebi, o üst düzey oyun aklına sahip başarılı bir basketbol oyuncusu idi. İkincisi, Basketbolun en büyük koçlarından bir tanesinin başarılı yardımcılarından biri. Daha ihtiyacı olan nedir?. Fakat şunu belirtmek istiyorum, burada bunu tartışmıyorum.  Bu tartışma bana Becky Hammon’ın adına ukalalık yaptığım hissi verir.  Bana göre, Eğer bir NBA takımı onun koçluğu ile ilgilenmiyorsa bu tuhaf olabilir.

Yine de yapmak istediğim şey, son zamanlarda etrafımızda dolanan, bir kadının NBA koçu olması fikrinden daha çok koç Hammon’a yapılan saçma sapan yorumlara karşı çıkmak.

Sıklıkla karşılaştığım ve çürütmenin kolay olduğuna şükrettiğim argümanlardan bir tanesi; Basketbol’un en yüksek seviyesinde, Bir kadın erkeklere koçluk yapabilecek kapasitede değil. “ Evet, kadın koçlar, kadın kolej liglerinde ve WNBA’de iyiler.”  Devamında da “ Fakat NBA? NBA farklı.”

İlk olarak size söyleyeceğim; Eğer bu argümanı savunan kişi Basketbolun herhangi bir seviyesinde oynayan biri ise, gerçek bir cahildir.  Fakat gene de basit bir şekilde yanıtlamak gerekirse; NBA’de bulunduğum 17 yılda, iki şampiyonluk kazandım… Jenerasyonumdaki en iyi oyuncuların bazıları ile birlikte oynadım… Ve Spor tarihindeki iki keskin zekaya sahip koçun, Phil Jackson ve Gregg Popovich’in takımlarında yer aldım. Ve size söyleyebilirim ki; Becky Hammon koç olabilir. Başarılı bir koç olur yada kariyerini koç olarak sürdürebilir diyemem. Becky Hammon NBA Basketbolunda koçluk yapabilir. Nokta.

Bu noktada sizlere hızlı bir hikaye anlatacağım. Bu yıl, birkaç ay önce antrenmanda Dejounte Murray ile ikili oyunlarımızı çalışıyoruz.  Klasik bir ikili oyun , perdelemeden sonra içeri devrileceğim yada sıçramak için açılacağım. Eğer ben açılırsam Dejounte göğüs pası ile beni bulacak, eğer devrilirsem yerden sektirerek.  Gayet klasik bir oyun ve biz bunu milyon defa yapıyoruz.

Fakat bu oyunu oynarken hatırladığım,  belirli bölümlerinde Koç Hammon’ın bizi durdurduğu.  Hammon, Borrego ve Messina yürüyorlar ve Becky Dejounte’ye sesleniyordu; “ DJ, Yerden sektirerek pas mı?. O çok alçak,  Pau’yu nerede topa ihtiyaç duyuyor ise orada bulmalısın. Şimdi devam et”  Devamında biz grupça benim çemberde daha rahat bitirebilmem için nasıl biraz daha dakik, biraz daha şık bir pasa ihtiyaç duyduğumuzu  konuştuk.  Ve birkaç defa daha sahanın sağ ve sol tarafındaki alternatifleri ile birlikte ikili oyuna devam ettik. Tabi ki de, Dejounte Dejounte’liğini yaptı, hızlı öğreniyor ve sonunda biz uçuşa geçmiştik, fakat bu tarz hareketler bende bazen çakılıdır.  Becky’nin gösterdiği yalnızca oyun bilgisinin düzeyi, Ne demek istediğimi biliyorsunuz.

O, kendi bakış açısı ile yakaladığı küçük bir detayı bizimle paylaştı, uyarısından sonra hemen ikimizinde yerleşim sorunu çözüldü. Sadece bu da değil, İhtiyacımız olan sonuca ulaşmanın büyük bir bölümü birbirimizle sürekli iletişime geçebilmemizdir. Bu iyi bir uyarıcı, rahatlıkla takım üyeleri arasındaki iletişimin öneminden bahsedebilirim. Özellikle NBA seviyesinde.  Böylelikle sezonun geri kalanında başka bir sapma yaşadığımı sanmıyorum.

Çevrede karşılaştığım bir diğer argüman da -belki bir öncekinden daha da aptalca- Becky’nin Spurs ekibindeki mevcut pozisyonunun, Spurs için iyi bir reklam olduğu.

Ne?

Gerçekten: Ne?

Hayır. Biz burada NBA hakkında konuşuyoruz- çok faza paranın olduğu ve sıradanlık için çok az sabır gösterildiği bir sektör-  Ayrıca San Antonio Spurs hakkında konuşuyoruz,  Bu Ülkenin NBA bünyesindeki en başarılı kulüplerinden biri  ve  David Robinson, Tim Duncan, Manu Ginobili, Tony Parker gibi yıldızları lige kazandırdı. Bu takım 18 sezondan fazla süre 50 üzerinden maç kazandı ve son 20 yıl içerisinde 5 şampiyonluğu var.

Pop koç ekibini geliştirirken oyuncularına nazaran daha farklı davranmasını mı bekliyorsunuz? Tabii ki hayır.

Pop’un bir şey yapmak için tek standartı, bizlere yardımcı olmaktır ve bu da reklam yapmak değil.

Zafer elde etmek. Ve bunu Spurs yöntemi ile elde etmek.

Ve Bir düşünce daha, buraya dahil etmek için çok aptalca fakat aynı zamanda, farklı bir yoldan da oldukça da önemli olduğunu düşünüyorum. Ve bu lig hakkında büyük resimden bakmamızı sağlıyor, bunun hakkında uzun zamandır düşünüyorum.

Bu fikir de, eğer bir kadın koç NBA’de olur ise  bir çeşit  “ Soyunma odasında tuhaflık” olacağı.

Belki bunu okuduğunuzda gülebilirsiniz.  Bu gülünç. Ama bence bir an için ciddiye almaya değer. – Ama sadece Ligimizde insanların bunu konuşuyor olmasının  nasıl utanç verici olduğu şeklinde-

Birincisi, fikrin kendisi için; elbetteki bir mit. Bir ara verelim. Bunun üzerine söylenecek gerçekten bir şey yok. Oyuncuların giyindikleri  belli bir alan ve koçların giyindikleri farklı bir alan var. Tamam?. Ve evet eminim, Becky koçların alanında, kendisine özel bir bölüme sahip.  Fakat bu nokta demek değildir ki, Koçlar oyuncular ile aynı alanı paylaşmıyor.  Kişisel tecrübelerimin yarısına dayanarak söyleyebilirim ki bu düşünce, belirttiğim gibi tamamen çok gülünç. Soyunma odası açısından ve Sahne arkasında yaşananlar olarak, bu lig içerisinde kadın veya erkek koç olmak arasında pratik olarak bir fark yok.

Ama aynı zamanda bu fikrin beni oldukça rahatsız eden bir şekilde daha derin bir noktaya gittiğini düşünüyorum. Toplumsal farkındalığı arttırmak, eşitlik ve farklı fikirler için çaba sarf ederek daha kapsayıcı bir dünyayı yaratmak için spor bir istisna olmalı. Bazı insanlar için bu fikir, sporun cahilliğinin ortaya çıktığı, geri kafalı olmaya tamah göstereceği bir sığınak olmasıymış gibi duruyor.  Ve sporcular olarak, bu tür fikirlerle ilgili sorunumuz olduğunda, (söylendiği gibi) spora sadık kalmalıyız.

Bu yüzden,– Şaka dahi olsa- NBA’de “Soyunma odası” koşuları veya her ne sebepten olursa bir kadın koç bulunmamalı fikri ile karşılaştığımda…  Son birkaç yıl içerisinde sağladığımız ilerlemeleri hatırlıyorum…ve hala önümüzde çok yolumuz var. Çünkü, Dünyadaki tüm endüstriyel sektörlerde artan cinsiyet çeşitliliği için oldukça fazla itici güç var. Bu olmasını beklediğimiz, ve oldukça önemli olan. –Olması Gereken- . Ve nihayetinde NBA bu geçişi yapmalı, bunu bazı taraftarlarımızda bizler için kolaylaştıracaklar…. Çünkü bizler “Spor” yapıyoruz?

Gerçek umudum ise değil.

Umarım NBA, “Spor ligleri için” ileriye dönük düşünmekten asla tatmin olmaz. Herhangi bir sektör için herhangi bir endüstri türü için ileriye dönük düşünmeye çaba gösterelim.

Geçtiğimiz hafta, gördünüz mü bilmiyorum, fakat Suns NBA tarihindeki ilk Avrupa doğumlu koç ile anlaştı, Igor Kokoskov.

Tüm yönleri ile bu lig için çok güzel bir haber.  Fakat kişisel düzeyde … Adamım, söylemeliyim ki; bu benim için çok özel bir gelişme. Draft edildiğimden bu yana 17. Yılım ve hala insanların benim için yaptığı yorumları hatırlıyorum. Şöyleydi; “O hayır… Avrupa’dan üçüncü sıra alamazsınız. Bu çılgınlık. Belki ilk turun sonları, evet. Bu çocuk bütün bu yeteneklere sahip fakat ilk beş? En iyi Beş? Burada değerli bir organizasyonda.  Ve bu Avrupalı adam, bunlar çok yumuşak adamım. Bu çocuğu üçüncü sıradan alamazsınız.”

Ve elbetteki ki beni üçüncü sıradan aldılar. Şimdi Avrupalı oyuncuların yüksek sıra seçimlerini görüyorsunuz. Ve artık sıradan. Luka Doncic ile, kim bilir belki de 1 numara seçimi bu yıl Avrupa’dan olur.

Ve bu gerçekten antrenörler ile aynı. Başta, lig içerisinde yabancı asistana sahip bir takım yoktu. Fakat daha sonra yenilikçi takımlar bunu yapmaya başladı ve başarılı oldular. Daha sonra diğer takımların da onları takip ettiklerini gördük. Şimdi, Igor Suns’ın başındaki adam.

Igor ile Becky kıyasladığım anlamına gelmiyor çünkü tamamen aynı olmadığını düşünüyorum. Ben sadece bunların güzel şeyler olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz, NBA’in daha büyük bir dünyayı kapsamaya başladığını görüyoruz çünkü çok büyük bir dünya, değil mi? Ve ufkunuzun sınırlarını, yeni ve anlamlı bir şeylere doğru genişlettiğini düşünüyorum.  Bu sizi sadece daha iyi bir insan yapabilir.

Aynı zamanda, Ben ligin bir çok önemli alanda liderliğindeki cesaretini gördüm.  Bunu Siyahilerin yaşam hakkı gibi  önemli bir konuda bir araya geldiğimizde görüyorum…. DeMar ve Kevin gibi insanların seslerinin ve açık yürekliliklerini görüyorum.  Adam Silver, bizim komisyonerimiz, LGBTİ onur töreninde yürüyüşünü görüyorum.  Steph ve LeBron gibi MVP’lerin, Dünyaya kimsenin mevkilerini kullanarak inandıkları değerlere karşı gelecek güçlerinin olmadığını gösterdiklerini… Ve elbette ki Bucks gibi bir organizasyonun Kadın veya Erkek olduğuna bakmaksızın, Koç adaylarına şans tanıyacağını görüyorum.

Şimdi bu Ligte olanları, her yerde görüyorum ve bu beni gururlandırıyor.

Çünkü benim için bu lig, bir aile. Ve aile olmanın getirdiği şeylerden biri… her biri diğeri için kritik değere sahiptir. Ve günün sonunda sevildiğini bilirsin.

Ve söyleyebilirim ki, NBA şu anda benim ailem, böyle düşünüyorum – Hadi bu harika çalışmaları sürdürelim, ve gururlanalım.

Fakat Tatmin olmamalıyız.

Bir protestonun ülkedeki ırk eşitsizliğini çözmek manasına gelmediğini kabul edelim. Bir geçit töreni, LGBTİ hareketi için elimizden gelen her şeyi yaptığımız manasına gelmez. Bir Koçluk görüşmesi, iş yerlerinde yaşanan cinsiyet ayrımcılığının çözüldüğü anlamına gelmez.

Daha iyi bir lig, Tüm bu başarıları elde edebilir. Ve biz rahatlıkla tamam, biz başardık, biz tamamladık diyebiliriz. Fakat NBA refaha sahip bir lig değil.

Harika bir lig.

Bana göre, Harika bir lig bu sorunlara göz atmalı,  ve demeli; Uzun bir yoldan geldik ve çok fazla büyüme gösterdik ama hala yapmamız gereken çok şey var. Büyük bir lig şöyle söylemeli, Evet, bu bir ilerleme  fakat bitiş çizgisi değil.

Bekle ve gör. Yeni başlıyoruz.

 

PAU GASOL

 

Kaynak; https://www.theplayerstribune.com/en-us/articles/pau-gasol-becky-hammon

Koralp Selçuk on EmailKoralp Selçuk on FacebookKoralp Selçuk on InstagramKoralp Selçuk on Twitter
Koralp Selçuk
Jack of all trades, master of none.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir