NBA Günlükleri

Varolmasının Dayanılmaz Hafifliği

Bir devir daha kapanıyor. Sosyal Medya’dan ve köşe yazılarından yası tutulan, herkesin bir şekilde birlikte geçirdiği vakti kutsayarak vedalaştığı Manu Ginobili ,elinde top ile parkede artık yer almayacağını açıkladı.  

90’lar sporunu anarken bahsetmiş olduğumuz birçok ismin emekliliği, belli yaş jenerasyonu için bir oyun düzeninin de bitişi idi. Karakter ve oyuna bakış açıları  ile artık birçok görselin hafızamızdan silineceğini, yeni bir metanın hakim olacağını gözler önüne sermişti.  

2000’lerin başlangıcında hem Avrupa basketbolu, hem de Amerika’da büyük bir saygı uyandıran Manu Ginobili’nin,  vedasının bu kadar duygusal yaşanmasında aslan paylarından biri de, bir neslin son sembollerinden birinin daha ayrılışı ve temsil ettiği jenerasyondan kalan eşdeğer isimlerin tükenişindendir. İsim olarak oldukça değerli olması ile birlikte, devrinin de mirasını omuzlarında uzun süre taşıdı.  

Houston Rockets karşısında, birebir pozisyonda durdurulması  oldukça güç duran James Harden’ın şutunu engellerken, tüm basketbol seyircilerinin odağı, uzun yıllar boyunca hala dik durmayı başarabilen bir timsaldi.  

30 Ağustos artık Dünya Manu Ginobili olarak anılacak, en azından San Antonio belediyesi bu kararını açıklamış durumda.   

NBA’ e ilk katıldığında koçu Gregg Popovich, onun hakkında Amerika’da onun ne kadar iyi olduğunu kimse bilmiyor açıklamasında bulunurken dahi, bu düzey bir şöhrete ulaşacağını hesaplayabildiğini hiç sanmıyorum. Buraya kadar sanki sadece duygusal sebeplerden dolayı gündemde yer alıyormuşçasına bahsetmiş olduğum, Manu Ginobili’nin şahsı değil üzerinde taşıdığı bir neslin armasıdır.  Kendilerini özlüyor olmaktan, haz alıyoruz elbette ki.  

Modern Euroleague tarihine sevdalı bir şekilde tarih sayfalarını karıştırırken gördüğüm en etkileyici anlardan bir tanesidir Manu Ginobili.  Benim için özel bir yerde bulunan Dejan Bodiroga ile 2002 Euroleague finalindeki düellosunun Avrupa’da bir alternatifi daha olmayabilir. Her iki kıtanın da özlenen adamı ve her iki kıta için de farklı devirlere atıfta bulunarak güzel günlerin çağırıcısı. Arjantinli, en sevilen kaybedenlerinden bir tanesi olarak ayrıldığı Avrupa’da hala Kinder Bologna efsanesinin ve NBA’de yeniden bir araya geldikleri Ettore Messina’nın anıldığı sohbetlerde hep büyük bir paragraf içerisinde kendisine de yer bulur.  

Avrupa’da, NBA’de ve Olimpiyatlarda  şampiyonluk yaşayan Bill Bradley ile birlikte iki oyuncudan bir tanesidir de.  Yazıyı yazarken, hatta bu yazım üzerine bir planlama yaparken de fark ediyorum ki Manu’dan bahsetmek gerçekten güç, istatistik kağıtları ile kendisini değerlendirmek doğru hissi vermiyor. Ya da süper bir güçten bahseder bir üslup ile ağdalı bir dil, kesinlikle onun için doğru bir anlatım dizisini oluşturamıyor. Parkede tüm sadeliği ile duran, bazı anlarda alabildiğine basit görünen oyununun etkisi, Evrensel.  

Tim Duncan’ın emekliliğinden bu yana her sezon sonunda beklenen karar için hep hazır olduğumuzu düşünüyordum. Parkedeki yokluğu da aynı düzlemde, istatistik kağıtlara yansıtamayacağınız türden ve sanıyorum çok da hazır değiliz.  

Artık Lig kabuk değiştiriyor,  basketbol repertuarımıza kazandırdığı “Eurostep” dahil olmak üzere kendisine has top sürme şekli ve turnikeleri artık geride kaldı. Mirasını devredeceği yıldızlar artık daha atletik, daha fazla kas kütlesine sahip ve potaya karşı daha agresif bir biçimde skor üretmek üzerine programlanmış durumda olacaklar.  

1996-1997 sezonundan bu yana ilk defa Spurs kadrosunda Tim Duncan, Manu Ginobili ve Tony Parker üçlüsünden bir tanesi yer almayacak. Geçtiğimiz sezon koçu Popovich’e emekliliği sorulduğunda, onun için “kalıp sabun gibi, geriye hiçbir şey kalmayıncaya kadar kullanacağım.” açıklamasında bulunmuştu.  İnanıyorum ki, hala Ginobili’nin bizlere göstereceği kalan bir şeyleri vardır. Fakat tam tam olarak kendisine has olmayacaklar, daha fazla atletizmin hakim olduğu ve temponun her geçen gün daha da arttığı ligimizde, Ginobili’nin doğal yeteneği ve kendine has estetiği her zaman basketbol tarihinin satır başlarında kendisine yer bulacaktır.  

 

 

 

Koralp Selçuk on EmailKoralp Selçuk on FacebookKoralp Selçuk on InstagramKoralp Selçuk on Twitter
Koralp Selçuk
Jack of all trades, master of none.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir