NBA Günlükleri

Lakers’ta Yalancı Bahar mı?

LeBron James’in gelişinin heyecanını henüz üzerinden atamamış;

Yıllardır playoff’un hayalini dahi kuramazken.

Şu anda Batı 1.si Denver Nuggets’ın yalnızca 2 maç arkasında tarihin en başarılı 2 Franchise’ın (Boston Celtics ve Los Angeles Lakers) birinin sempatizanı olarak yazıma ‘Lakers are back bitches’ tarzında duygu yüklü bir başlıkla başlamam çok olası ve olması gerekendi sanki.

Ancak objektif olmaya çalışan bir basketbol sever olarak bilgisayar başına oturduğumda gerçekler yüzüme vurdu desem yeridir.

Sezon öncesine kısa bir geriş dönüş yaptığımızda LeBron James’in Lakers’a gelişi ile birlikte özellikle taraftar nezdinde beklentiler oldukça arttı.

Basın tarafındaysa beklentiler bu sezonluk o kadar da yüksek değildi zira Amerika’nın en çok tanınan spor sitelerinin başında gelen ESPN’nin yaptığı sezon öncesi tahminlerde Lakers, playoff dışında gösterilmişti.

Lakers sakatlık ve cezalar ile karşı karşıya kalmasına rağmen 17-11’lik derecesiyle Batıda 5. sırada. Genç, kazanmayı öğrenmeye çalışan ve yeni bir takım için bu dönemi oldukça başarılı geçtiklerini söyleyebiliriz

Öte yandan, Lakers team ranking verilerine göre en kolay 4. fikstüre sahip takım olduğu da göz önüne alındığında, ister istemez bu takım bulunduğu yer, derecesi ölçüsünde güçlü mü sorusu akıllara geliyor.

Lakers taraftarının gayet olumlu başlangıca rağmen takımın geleceği hakkında kaygılandıran unsurlara şöyle bir göz attığımızda

Lakers gibi hem ilginin yüksek olduğu hem de alınan kararlarda söz hakkı olduğunu düşünen birçok insanın olduğu Franchise’larda, saha içi problemler haricinde, saha dışını yok saymak, takım üzerine etkilerini analizlere dahil etmemek düşünülemez neredeyse,

Hele ki Magic Johnson gibi her ne kadar geldiğinden beri başarılı bir iş çıkarsa da medyatik ve ani kararlar alabilen bir genel menajere sahipseniz.

Saha içinden başlayacak olursak, Lakers 2-5 başladıktan sonra 15-6’lık derecesiyle ligin en formda takımlarından biri olarak gözüküyor. İlk 7 maçın ardından çok dramatik olmasa da iki değişim yaşadı Lakers cephesi. Bunlardan ilki takımın bariz eksikliği olan pivot pozisyonuna Tyson Chandler hamlesi ve Brandon Ingram’ın cezasının ardından ilk beşe 2 numara olarak dönmesi.

Brandon Ingram’ın 4 maçlık cezasının ardından 2 numara olarak ilk beşe (Ball, Ingram, James, Kuzma, McGee) dönmesi saha içinde akışkanlık anlamında götürüleri olsa da Sixers ile birlikte ligin en fizikli ilk beşine sahip olan Lakers uzun kollu oyuncularının fazla olduğu değişim temelli savunmasıyla, savunma anlamında rezalet başlayan sezonda şu anda defensive ratingte 9. sırada.

İlk beşin değişimindeki temel sebebin Ingram’ın cezası sırasında görülen Kuzma-LeBron uyumunu bozmamak aynı zamanda beklentilerin en yüksek olduğu genç isim olan Brandon Ingram’ı ilk beş dışında bırakmamak olduğu da aşikar.

Her takımın olduğu gibi Lakers’ın da zamanla çözümlenebilecek, çözümlenemeyecek ve çözülüp çözümlenemeyeceğini zamanın göstereceği problemleri var. Çözülüp çözümlenemeyeceğini zamanın göstereceği problemlerin başında Brandon Ingram’ın kişisel gelişimi, en önemlisi de top elinde verimli bir oyuncu olarak LeBron ile uyumu geliyor.

Geçen sezon heyecan vermeye başlayan Lakers’ın genç çekirdeğinin taraftara en çok heyecan veren oyuncusu olarak görünüyordu Ingram. Resmi ölçümler tam olarak doğrulanmasa da 2.10’a yakın boyu ve 2.25 kulaç açıklığı olan, topu yere vurabilen bir oyuncu olması onu lise döneminden bu yana dikkatle takip edilen bir oyuncu yapıyordu. Geçen sezon NBA’de fark yaratabileceğini göstermesi sayı ortalamasını 9’dan 16’ya şut yüzdesini %48 (3sayı-%39) seviyelerine çekmesi ondan beklentileri bu sezon için yükseğe koydu öyle ki sezon öncesi yapılan bahislerde MIP (en çok gelişme gösteren oyuncu) ödülünün favorisi konumundaydı.

Nisan ayında sezon bittiğinde, Ingram’dan kişisel beklentim:

Fizik olarak çok gerisinde girdiği NBA’e, çaylak sezonundan 2. yılına adım atarken yani geçtiğimiz yaz geçirdiği seviyede bir fiziksel büyüme geçirmesiydi. Lakin 2018 yaz dönemi Ingram’a yarasa da beklentilerimin altında kaldı, temaslı potaya gidişlerin oyununda önemli bir yer tutan Ingram’ın 86 kg’lık vücudu, anabolik fiziksel avantajlarını daha efektif kullanmasında sıkıntı yaratan bir faktör olmaya devam ediyor.

Ingram hakkında bu sezon sahada gözlenen temel sıkıntıysa şu ana kadarki LeBron James ile uyumu. Ingram sayılarının bu sezon sadece %35’ini asist üzerinden buluyor olması. Takımın bir ilk 5 aynı zamanda en skorer 3. oyuncusu için facia bir istatistik. Bu veri hem Ingram’ın oyun alışkanlıklarının, ezberlerinin LeBron ile uyumsuz olduğun en net göstergesi.

Ingram’ın, LeBron’un oyunda olmadığında yaptığı rakamlar Amerikan basınında geçtiğimiz hafta çok konuşuldu. Bu tarz istatistikler bir ilk 5 oyuncusunun 2.beş oyuncularına karşı daha rahat etmesinden kaynaklı genellikle hormonlu istatistikler olur. Lakin Lakers’ın farklı rotasyon zamanlamaları tercih etmesinden dolayı Ingram’ın sahayı LeBron ile paylaşmadığı dönemki verimliliğinin dikkate alınması gereken bir diğer önemli veri.

Takımın en iyi 2 oyuncusunun sürelerini ayırmak bu konuda belli artılar katabilir.

Ancak Lakers oyununu bir adım ileri taşımak istiyorsa, LeBron dışında yarı sahada tek yaratıcısı olan Brandon Ingram ile LeBron arasında bir kimya yaratmak zorunda. Ingram’sız Lakers, rollerin daha net oturduğu ancak tavanı daha düşük bir takım haline geliyor. Lakers’ın son oynadığı Spurs maçında son periyotta girdiği kriz Ingram’ın gerekliliğini takım adına gözler önüne serdi. (Ingram’ın oynamadığı maçlarda LA 4–4)

Modern oyunda takımlar, dış şut tehdidi olmayan uzunları da yoksa en fazla 1 oyuncusunun orta mesafeyi meşgul etmesini istiyorlar, LeBron’un olduğu takımda Ingram’ın kısmen orta mesafeye sıkışan oyununu LeBron’a adapte etmenin yolunu bulması hem onun bu takımdaki yerini hem de kariyerini getireceği seviye konusunda büyük bir ‘meydan okuma’ olacak onun için.

Kişisel gelişimine gelecek olursak, Brandon Ingram tarzı oyuncular hakkında fiziksel olarak oturmadan bir yargıya varmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Hala büyük bir potansiyel olduğu bir gerçek lakin LeBron’un bile sezon öncesi döneminde etkilendiğini gizlemediği yeteneklerini keskinleştirip, NBA seviyesinde bir yıldıza dönüşeceğine dair umutlar azalmaya başladı…

Lakers’ın bir diğer 2.sıra seçimi olan Lonzo Ball’a gelecek olursak geçen sezon düşen beklentilerin ardından bu sezon onun için sınıfı geçti demenin en doğru tabir olacağını düşünüyorum

LeBron’un gelmesiyle Lonzo’nun fark yarattığı alanları (açık sahada vizyon ribaund) LeBron’un elinden alacağı ve onun sahada yapamadığı şut ve birebir tehdit yaratamama gibi problemlerin iyice göze batması bekleniyordu. Lakin, Ball kendine takımın savunma kimliğini belirleyen oyuncu ve Lakers’ın takım olarak kendini en konforlu hissettiği alan olan açık sahanın tetikleyicisi olarak bir rol edindi.

Fiziksel olarak güçlenmesiyle topu daha sağlam yere vuran Ball, rakip takımların onun şut atmasından rahatsız olmamasın da etkisiyle 3’lük yüzdesini yükseltti ve en azından alan paylaşımı adına artık büyük bir problem değil. Yarı sahada bir yaratıcı olduğunu düşünmesem de açık sahada ligin elit Ball Handerlarından. Savunma konusunda ise Lillard gibi ilk adımı çok hızlı ani yön değiştirebilen bazı oyuncular dışında herkese karşı elit seviyede.

https://twitter.com/NBAGunlukleri/status/1064054150705672192

Üzücü olan bölüme gelirsek ise modern bir guard’dan beklenen bazı yetilerden yoksun olması onun artık 2 numara seçiminden beklenen süper yıldız oyuncu olma beklentisini oldukça azaltmış olduğu kanaatindeyim.

Öte yandan sahada verdiği eforu ve pozitif enerjisi ile Lakers taraftarının çoğunluğunun yaklaşık 1 buçuk sezon sonunda ‘Ben Lonzo’yu sevdim be abi’ dediğine eminim.

Lakers’ın genç çekirdeğindeki oyuncuları arasından LeBron’un en çok Kuzma’ya iyi geleceğini tahmin etmek için geçen sezon Lakers’ın 3 maçının uzun özetini dahi izlemek yeterli olacaktı ki beklenen oldu demek yanlış olmaz. İnişli çıkışlı bir sezon geçirse de Kuzma beklentiler ölçüsünde gerek istatiksel olarak, gerekse sahadaki oyun yeterliliği olarak iyi bir ikinci sezon başlangıcı yaptı.

Geçen sezon sahada skor üretmediğinde sadece bir zaaf olarak gözüken Kuzma, kendisine fiziksel olarak üstünlük kuran oyunculara karşı zorlanmaya devam etse de yazın kendisinin de iddia ettiği gibi savunmada bir kademe daha iyi durumda.

Sadece bir skorer olmak istemediğini her konuşmasında belirten Kyle Kuzma belli oranda bu sezon top yönlendirmeye de çalışıyor. Özellikle Ingram’ın yokluğunda yaptığı asist istatistikleri yanıltıcı olsa da bu konuda gelişme gösteriyor ki, bu guard’ı Lonzo Ball olan bir takım için çok değerli. Yükselişi devam ederse All-Star döneminde sakatlıklarla beraber adı geçen isimlerden biri bile olabilir.

Lakers’ın 2. beşi hakkında bir yorumda bulunmak ise gerçekten çok zor.

Sürekli değişen oyuncular, Rondo’nun 1 aydır olmaması, Sviatoslav Mykhailiuk’un Yaz Ligi’nde gösterdiği potansiyele aldığı kısa sürelerde ulaşamaması, Kentavious Caldwell-Pope’un ise geçen sezon olduğu gibi istikrarsız durumda olması (ondan şut katkısı almak Lakers adına gerçekten önemli bir parametre), gibi olumsuz hususlar varlığını koruyor.

İkinci beşte dikkat çeken oyuncu ise

-Lakers cephesi adına, belki birçok kişiye göre iyi bir sezon geçirse de benim beklentilerimin altında kaldı. Sezon başında, geçen sezon ne kadar yararlı bir oyuncu olabileceğini gösteren Hart’ın, Yaz Ligi performansı onun geçtiğimiz sezon içinde ne kadar geliştiğinin bir göstergesiydi.

Yeni sezonda ise savunmada beklenen seviyenin altında kaldı.  Duvar gibi fiziği sayesinde uzun oyuncuların arkasında istemediği kısaların başında gelen Hart geçen sezonun aksine perimetre savunmasında fark yaratamaz durumda. İstikrarsız şut performansıyla birlikte maç sonunda oyunda kalan 5’te Hart olmuyor. Oysa, Lakers’ın sezon başı planlamalarında, maç sonu için onun da içinde bulunduğu LeBron’un 5 numarada oynadığı kısa 5’le sahada kalma planları yaptığı biliniyordu.

Başrol LeBron James’e geldiğimizde

Kral ilk defa bu kadar çeşitli yetenek skalasına sahip ancak toy ve ona uyum sağlaması zor bir takımda komutada. Kendisini de yüksek tempoya zaman zaman topsuz oynamaya adapte etmeye çalışıyor. Lakers’ta yıllar sonra etrafını elit şutörler ile donatmaya çalışılan, yönetimlere değil farklı özellikteki oyuncu yetenek skalalarında uzmanlaşmış oyuncularla onu başarıya ulaştırmaya çalışan bir vizyona kendini emanet etmiş durumda (en azından şimdilik). Bunlara ek, ilk defa onu yüksek tempoda oynamaya zorlayan bir ekip ile birlikte çalışıyor. LeBron halinden şimdilik gayet memnun gözüküyor

Lakers açısından saha dışında ise sene başında işler beklendiğinden çok daha hızlı sarpa sarmaya başlayacak izlenimi verdi. Kaybedilen Timberwolves maçı sonrası Magic Johnson’ın, Luke Walton’a adeta fırça kayması sürecin başlangıcı gibiydi. Takımın ilerleyen dönemde iyi sonuçlar elde etmesi, bu olayı unuttursa da Magic Johnson çok başarılı giden GM dönemi hakkında geleceğe dair büyük soru işaretleri oluşturdu.

Bu olay, Magic Johnson’ın kötü gidişte panik düğmesine erken basacağına dair önemli bir sinyal. Rob Pelinka’nın ciddi bir kötü gidişte Johnson’ın bu çıkışlarını ne derece törpüleyeceği saha içi çözümleri kadar önemli neredeyse Lakers için.

Lakers’ın bu sezon şampiyonluğu bir hedef olarak belirlememesi, kazanmayı öğrenmeye başlamak mümkünse playoff’ta bir tur geçmeyi başarı sayması gerektiğini düşünüyorum. Yazımın başında da söylediğim gibi Lakers sezona iyi başladı bu gelişim lineer şekilde devam eder ve sezon sonu ‘rakip’ haline gelir demek ‘tinercilik’ yapmaktan öteye geçmez.

Her gün bir başka heyecan yaratan, genç öte yandan komutanı hem ligin hem takımın abisi olan Lakers’ı izlemek, her gün yeni bilinmezleriyle büyük bir heyecan.

Eğer Lakers taraftarı değilseniz her gün yeni bilinmezleri ve hikayeleriyle bu ekibi yakından takip etmenizi öneririm. Lakers taraftarının ise takımlarıyla büyük heyecan duyup kurduğu hayallerden uyuyamayacağı geceler olacağı gibi, sinirden uyuyamayacağı geceler de olacağı da aşikar.

Mehmet Melikşah Öztürk

Mutlu NAZLI on FacebookMutlu NAZLI on InstagramMutlu NAZLI on Twitter
Mutlu NAZLI
Genel Yayın Yönetmeni at NBA Günlükleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir