NBA Günlükleri

”Spurs intikam istiyor” 2014 NBA finalleri

2013 NBA finali Miami Heat, seride San Antinio Spurs karşısında 3-2 geride. Wade o gün ritmini bulamadı ve bütün maç sadece 14 sayı üretebildi. Kawhi Leonard ise bir yandan Lebron için işleri git gide daha çok zorlaştırırken, maçın bitmesine 19.4 saniye kala serbest atışlardan birini sayıya çevirerek 95-92’ye getiriyordu. Chalmers sol köşeden topu Bosh’un perdesinden çıkan Lebron’la buluşturdu. Lebron sol üstte Ginobili ve Diaw’ın üstünden yolladığı üçlüğü kaçırdı ve hala bir çok NBA severin de hatırladığı sekans geldi ardından. Bosh, LeBron’un kaçan üçlüğünün ribaundunu sağ köşedeki Ray Allen’la buluşturdu. Maçın bitimine 5.2 saniye kala Parker’ın üzerinden atılan bu üçlük önce maçı uzatmaya götürdü sonra da uzatmalarda son topta aldığı ribaund sırasında faul yapılan Ray Allen iki serbest atışı da sayıya çevirdi. Miami seriyi 3-3’e getirmesinin yanı sıra psikolojik üstünlüğü de eline geçirip yedinci maçı da alarak üst üste gelen ikinci NBA şampiyonluğunu kutladı.
2013 serisi hala akıllarında olan Spurs’lüler 2014 sezonuna diş biliyorlardı. Geçen seneki kadrolarına ek olarak sadece Marco Belinelli’yi kadroya katarken, Kawhi Leonard geçen sene sergilediği oyunun üstüne koyarak normal sezonda hem hücumda hem de savunmada daha çok öne çıktı. Spurs adına en önemli eklemeler bunlar olmuştu. Miami ana rotasyonuna herhangi bir ekleme yapmadan sezona başlamıştı. Ray Allen, Haslem, Battier ve Andersen gibi takımın tecrübeli oyuncularından aldıkları katkı iyiden iyiye azaldı. Miami’nin büyük üçlüsü, 3 sene üst üste şampiyon olmuş üçüncü takım olup olamayacaklarını düşünmeye başlamışlardı.
Spurs final serisinin ilk maçında maçın temposunu belirleyen takım olmuştu. Maç da özellikle hücumda tempolarının düştüğü ve çözüm bulmadıkları anlarda Manu(16s 11a 5r 3tç) ve Diaw(2s 6a 10r) oyunu çözen isimler oldular. Miami ise bulduğu dış şutlar ile tekrar tekrar öne geçtiği bölümlerde devamlılık sağlayamamıştı. Özellikle LeBron’un(25s 3a 6r 3tç) dördüncü çeyrekte geçirdiği sakatlıktan sonra oyuna tutunamadılar ve maç 110-95 Spurs üstünlüğü ile sonuçlandı. Serinin ikinci maçında LeBron’un sakatlığından eser kalmamıştı. Ancak sakatlıktan ziyade en önemli değişiklik Miami’nin sisteminde olmuştu. LeBron’un dört numarada daha fazla süre alması ile Kawhi Leonard’la eşleştiği dakikaların azalması, ona daha çok hareket alanı tanıdı. LeBron(35s 3a 10r 2tç) son çeyreğe alev alev girmişti. Miami, Spurs uzunlarının pota altını ele geçirmesine müsade etmemişti. Kral’a özellikle son periyotta eşlik eden diğer isim ise Bosh(18s 3r 2a) olmuştu. Parker(21s 7a) takımına önderlik etse de Kral yanarken Spurs sarayını terk etmek zorunda kaldı ve Miami, 98-96’lık skorla seriyi 1-1’e getirdi.
Miami evinde oynayacağı ilk maç için sabırsızlanıyordu ancak Spurs ikinci maçtan önemli dersler çıkarmış savunmada takım halinde daha agresifdi. Hızlı hücumlarla sayılar buluyorlardı. Miami’nin ikinci maçta San Antonio’da sayı yükünü üstlenen isim Leonard(29s 2a 4r 2tç 2b) oldu. San Antonio sadece birinci çeyrekte 41 sayı buldu ve ilk yarının toplamında 69 sayı bulmasının yanı sıra %76 isabet yüzdesi ile oynadı. Bu isabet oranında pivot pozisyonunda başlayan Boris Diaw oldukça önemliydi. Saha görüşü, pas yeteneği ve dış şutu olan bir uzun olarak hücumda alan açma şansı tanıyan Fransız pivot, Spurs’ün inanılmaz bir hücum performansı sergilediği maçta ciddi bir pay sahibiydi. Spurs, maçın geri kalanında yaptıkları hareketli savunma sayesinde buldukları hızlı hücumları da iyi değerlendirdi. Maimi’de LeBron ile Wade’in bulduğu 22 şer sayı yeterli olmadı. Miami maçta topu çok iyi dolaştıran San Antonio’nun temposuna ayak uyduramayınca maçı 111-92 kaybetti.
Spurs dördüncü maçta da önceki maçta bıraktığı yerden devam etti. Spurs’ün top çevirme hızına Miami savunmada cevap veremedi. San Antonio temposunu maç boyunca düşürmedi ve yedeklerinde bu tempo içerisinde hiç sırıtmaması Miami savunmasının direncinin düşmesine yol açtı. Spurs’ün takım olarak %57.1 yüzde ile şut attığı maçta Leonard(20s 14r 3a 3tç 3b) takımını sırtlayan isim oldu. Miami’de direnç göstermeye çalışan tek isim LeBron(28s 2a 8r) oldu. Çok zor şutları sayıya
çevirmesine rağmen mağlubiyete engel olamadı. Ne Bosh(12s 4r 5-11fg) ne de Wade(10s 4a 2r 3-13fg) o gün salona gelmemiş gibiydiler. Miami adına süpriz isim James Jones(11s) oldu. Sadece 2 dakika 43 saniye oynadığı bölümde 3-3 üçlük bulup %100 isabet oranı bulmuştu. Spurs cephesinde Patty Mills(14s 2a 1r 4-6fg3) kenardan ekstra katkı veren isimdi. Beşinci maçta Kral maçın kontrolünü eline aldı ve dört dakikada skoru 18-5’e getirdi. Kral hem oynuyor hemde oynatıyor adeta resital izletiyordu. San Antonio birinci periyotun sonuna doğru vitesi arttırdı ve ikinci periyotun ortasında skor tekrar eşitlendi. Yine ikinci periyotta Manu Ginobili’nin Bosh’u posterlediği o harika smaç geldi. Spurs ikinci periyottan itibaren Ginobili’nin sorumluluğu alması ile maçın kontrolünü tekrardan eline almaya başladı. Üçüncü periyotta ise Splitter, ‘’ben Varejao değilim’’ dedi ve Wade’e harika bir blok yaptı. Sonrasında Spurs bütün momentumu da arkasına alıp temposunu hiç düşürmeden devam etti. Kawhi(22s 2a 10r) bu maçta da yine baş roldeydi. Miami’de ise LeBron’un(31s 5a 10r) çabaları yeterli olmadı. Lebron seri boyunca istikrarlı bir destek alamadı ve Kawhi Leonard’ın radarında 28,2 sayı 7,8 ribaund 4 asist ve 2 top çalma ortalamasılarını tutturması Miami adına yeterli olmadı. Maçı 104-87 kazanan San Antonio, seriyi de böylece 4-1’e getiriyor ve 2014 yılı NBA şampiyonu oluyor.
Finallerin MVP’si ise Kawhi ”Claw” Leonard oldu. LeBron’a yaptığı savunmanın yanı sıra takım savunmasına yaptığı etki ve hücumda gösterdiği performans ile oldukça dikkat çeken Leonard aynı zamanda NBA finallerinin en genç(22) ikinci(birinci Magic Johnson) MVP’si oluyor.
Tabiki bu seriden bahsedip Greg Popovich’den bahsetmemek olmaz. Tecrübeli hocanın kurduğu mükemmel sistem içerindeki uyum bir basketbol severe dans kareografisini anımsatabilir. NBA finallerinde izlenmiş en iyi takım performanslarından üçünü, belkide dördünü bize izleten Greg Popovich ve ekine de teşekkürlerimizi sunmalıyız.Özellikle oyunculardan maksimum verim alan bir hoca olarak tanınması bir yana, NBA’de herhangi bir takımda ses getirememiş oyunculardan aldığı verim akıl alır gibi değil. Özellikle Boris Diaw’dan bahsetmek isterim. Spurs’de gözle görülür bir aşama kaydetti. Onun oyunu kronolojik olarak sıralayacak olursak Popovich’den önce ve sonra olarak yazmamız yanlış olmaz.
Miami, ”acaba üst üste üçüncü şampiyonluğumu alabilir miyim ?”, ”Chicago ve Lakers’ın yanına adımı yazdırabilir miyim ?” hesapları da böylece sona eriyor. Daha önce üç sene üst üste şampiyon olan Lakers’ın da serisini bozan San Antonio, Maimi’ye şans bile tanımadan seriyi kazanıyor ve 2013 yılında kaçan şampiyonluğun intikamını alıyor.

Şahin Akın Karaca

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir