NBA Günlükleri

PART 1: Curry Neden Hiç Şampiyon Olmamalıydı?

Stephen Curry ve Golden State, 2014-2015 sezonunda ilk şampiyonluklarını yaşamışlardı. Bu yazıda Curry’nin buralara gelişinin ve takımıyla ilk şampiyonluğunun hikayesine bakacağız. İkinci yazımızda ise, Curry’nin MVP oluşunu, Golden State Warriors’ın, Durant’in gelişi ile “süper takım” lakabını almasını ve 3-1’den kaybedilen o efsanevi final serisine bakacağız. İyi okumalar.

Tüm medya, Curry’nin NBA standartlarına göre aşağıda kalacağını dile getirmişti. Curry, lisede ikinci sınıf iken boyu sadece 1 metre 67 santimdi ve kilosu ise 56 idi. Curry, NBA için boy, güç ve sertlik açısından çok yetersizdi. Curry erken yaşlarda belinden topu kaldırarak şut atıyordu çünkü kafasının üstünden atacak kadar gücü yoktu. İşler liseden mezun olmaya geldiğinde, hiçbir kolej onu takımına almak istemedi. Kendisi bir basketbolcu olarak bile görülmüyordu. Bu yüzden kimse Curry’nin farkında değildi. Babasının mezun olduğu okul Virginia Tech bile, onu istemedi. Curry’e sadece hayatına devam etmesini gerektiğini söylediler. Bu durum ise bir atletin hayallerini yıkan bir cümleydi ve bu direkt olarak Curry’nin yüzüne vurulmuştu.

Hayatı boyunca Curry, ezilen kişi durumundaydı. Yaşadığı yerde küçük bir güzel sanatlar okulu olan Davidson, Curry’e takımlarında oynaması için bir şans tanıdı. O zaman ki koç Bob McKilop, Curry’e inandı ve diğer tüm koçlar Curry’nin zayıf noktalarını görürken, o Curry’deki parlaklığı fark etti.

Davidson, Curry’nin ilk maçında 18 sayı gerideydi ve koç Bob Curry’i ikinci yarı için oyuna aldı. Curry o maçta 32 sayı attı ve maçı kazandırdı. Kolejdeki ikinci senesinde ise boyu 1.91’e (Şimdiki boyu) uzamıştı. Oyunu ise gelişmeye devam ediyordu. Gonzaga’ya karşı 40 sayı, iki gün sonra ise Georgetown’a karşı ise 30 sayı atmıştı. Bu takımlar ise eyalet derecesinde en iyi iki takımdı. Curry, herkese onun hakkında yanıldığı göstermeye devam ediyordu. Curry, Davidson’ın Elite 8 takım içerisine girmesini sağlayarak tam tamına 32 sayı ortalaması ile oynamıştı. Curry’den önce bırakın Davidson’ın ilk Elite 8 içinde olmasını, kimse ciddiye alınacak bir takım olarak bile görmüyordu bu takımı. Curry son senesinde, 32 sayı ortalamasıyla eyalette sayı kralıydı. Ve Curry, 2009 NBA Draft’ı için hazırdı.

Curry, kendisini kanıtlamasına rağmen, sayı kralı olmasına rağmen, Davidson ile müthiş galibiyetler alıp harika performanslar sergilerken, hâlâ ciddiye alınan bir oyuncu değildi. O hâlâ aynı şeyleri işitiyordu. “NBA için uygun bir oyuncu değil. Yeterince güçlü değil ve en iyi oyuncular arasında mücadele edemez.” Curry hâlâ ezilen kişi olurken, müthiş bir çalışma ahlakına sahipti. Alttaki Tweet’te tarih 23 Nisan 2009’u gösterirken, şu cümleler yazıyordu: ” Curry, Rubio’nun, Jennings’in, Flynn’ın, Mills’in ve Teague’in altında bir oyuncu, Curry, onlar kadar atletik değil.”

Alan Stein adında bir antrenman koçu, Curry’i özel olarak hatırladığını şu sözlerle dile getirdi:
“9-10 sene önce bir ilk olan “Kobe Bryant Nike Yetenekler Akademisi’nde” çalışma fırsatı buldum. Nike, en iyi 20 lise şutör gardını ve en iyi 10 kolej şutör gardını akademiye çağırmıştı. Şimdi ise geriye dönüp baktığımda gülüyorum çünkü bu oyunculardan bir çoğu Curry kadar NBA’de yer alamıyorlar.”

“O zamanlar, en az ilgi gösterilen oyuncu Curry idi. Fakat o an anladım ki, Curry uzun zaman etkileyici bir oyuncu olacaktı. NBA süper yıldızlarından biri olacaktı. Bunu şimdi anlıyorum ki bu kadar başarılı olmasını sebebi, çalışma ahlakından kaynaklanıyor.”

“Bu yetenek akademilerinde, 3 gün boyunca günde iki kez çalışma yapıyorduk. Tüm oyuncular o zaman antrenmana 30 dakika kala, hâlâ sallana sallana telefonları ile uğraşıyordu. Curry ise çoktan şut antrenmanına başlamış oluyordu. O çoktan maç durumunda nerelerden şut atacağını bulup o şutlara çalışıyordu. Biz daha yeni antrenmana başlarken, Curry çoktan 100-150 şut sokmuş oluyordu. Antrenman başladığında ise, yaptığı her şeyde titiz davranıyordu. Şutunda ayaklarının yerini, attığı şutun düzgün olduğunu kontrol ediyordu. Yaptığı şey mükemmel olmadı ise, baştan başlıyordu. Bunu yapması için bir koça ihtiyacı yoktu, o sadece bunları yapmak istiyordu.”

“Belki de yaptığı en etkileyici şey ise, antrenman biter bitmez, ardı ardına 5 tane deliksiz serbest atış atmaktı ve Curry onları atmadan oradan ayrılmıyordu. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyor musunuz? Fakat kendisinin ulaşmak istediği, kendisine biçtiği seviye işte buydu.” 

“Bu hikayenin ana fikri ise, başarı bir kaza değil, bir seçenektir. Curry, bu evrendeki en iyi şutörlerden biri çünkü kendisine iyi alışkanlıklar bulmayı tercih etti.”

Curry’nin hayatı boyunca etrafında ona bir şeyleri başaramayacağını söyleyen sesler vardı. Hayalini asla gerçekleştiremeyeceğini dile getirenler vardı. Asla NBA’de oynayamayacağını söyleyenler vardı. Oynarken onu parçalayacak isimler olduğunu söyleyenler vardı. Bu yüzden Curry, ayakkabısına ” Her şeyi yapabilirim” yazıyor.

10 sene öncesine kadar kimse Curry’nin MVP olacağını ve bir NBA Şampiyonluğu kazanacağını beklemezdi.

İlk MVP konuşmasında ise Curry, şu cümleleri kurmuştu:

“Anı yaşadığınızdan emin olun ve poponuzu kaldırıp her gün sıkıca çalışın. Umarım dünyaya kendileri olmaları için, alçakgönüllü olmaları için ve sahip oldukları şeye minnet etmeleri için ilham verebilmişimdir. 

Bu adamdan nasıl nefret edebilirsiniz ki? Bencil olmayan, alçakgönüllü, sıkı çalışan, kararlı ve aile adamı olan Curry’den nasıl nefret edebilirsiniz? Curry, tüm zorlukları aşarak büyük bir oyuncu oldu ve 2 kez MVP ödülünü kazanıp 3 yüzük sahibi oldu.

Basketbolu sevin ya da sevmeyin, Herkes Curry’nin bu başarısından ilham almalı ve bilmeli. Kendisinde bu çalışma ahlakı olmasa, belki de şu an onu tanımıyor olacaktık.

İkinci yazımızda görüşmek üzere.

Via:https://medium.com/nba-basketball/why-stephen-curry-never-should-have-been-nba-champion-a1743a3bb901

Berkcan Tokyay on EmailBerkcan Tokyay on InstagramBerkcan Tokyay on Twitter
Berkcan Tokyay
Celal Bayar Üniversitesi-İngiliz Dili Ve Edebiyatı
İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir