NBA Günlükleri

Load Management Konusu Abartılmış Bir Balondur

Geçtiğimiz günlerde Kawhi Leonard’a yeniden load management uygulanması NBA kamuoyunda konunun yeniden alevlenmesine sebep oldu. Bir taraf uygulamayı savunurken izleyiciler yoğunlukta olmak üzere büyük bir kesim de uygulamayı yerden yere vuruyor. Peki bu uygulama ne kadar yeni? Ne kadar gerekli? Maça bilet alan izleyici, istediği oyuncuyu göremeyince ne kadar hak talep edebilir? Ve en önemlisi; bu konu da birçok şeyi abartıp sündürmeyi çok ama çok seven Amerikan spor medyasının sadece 7-8 gün konuşacak konu bulması mı?

Malumunuz NBA aslında dünyanın en büyük eğlence organizasyonlarından biri. Bu sebeple de oyuncusundan stadyum görevlisine, takım başkanından yorumcusuna herkes bu eğlenceyi sürdürme gayetinde. Yine aynı sebeple de yorumcular izleyiciye sene boyu “şu maçta şu çok iyi oynadı, şu kadar sayı attı” demektense “hot take”ler ile(asıl amacı reaksiyon almak olan yorum) ve olay çıkarıcı açıklamalar ile (Charles Barkley’e selamlar) izleyiciyi meşgul tutmayı yeğliyor. Hatta yapılan tv şovlarında veya podcastlerde bazı bölümler tamamen “hot take” üzerine kurgulanıyor ve açıkça belirtiliyor. Ben şahsen bu load management konusunun da bu sebeple bu kadar popüler olduğunu düşünüyorum, işte sebepleri…

Önce Son Tartışmaların Başrolü Kawhi

Öncelikle Kawhi’ın 2012’den bu yana “Quad Injury” diye tabir edilen sakatlıktan muzdarip olduğunu söyleyelim. Sakatlık genelde tekrara bağlı ancak arada tek hamlede de gerçekleşiyor. Bacağa anlık olarak fazla yük binmesi ve sonrasında dizin bükülmesi sonucu tendona aşırı baskı oluşması ve bu tendonun hasar alması veya kopması şeklinde gerçekleşiyor bu sakatlık.

Tabii ki Kawhi özelinde bu talihsizlik daha çok 2016-17 sezonu playofflarında yaşanan bir olay ile gündeme geldi. 

Kawhi Leonard’ın Çok Uzun Süre Maç Kaçırmasına Sebep Olan Sakatlık Pozisyonu

Ancak buyrun Kawhi Leonard’ın sezon başına oynadığı maç sayıları

2012’de başlayan ve etkisini günümüze dek sürdüren bu rahatsızlık ile ilgili tabloda bir şey dikkatinizi çekti mi? Oyuncu en çok oynadığı sezonlarda bile maçların yaklaşık %10’unu kaçırmış. Üstelik bu iki sezondan sonra yani kariyerinde 70 maçları gördüğü yegane dönemden hemen sonra ise birden ağır bir sakatlık geçirip koca bir sezonu kaçırdığı malumunuz. Elbette orada yaşanan talihsiz bir olay var ancak bu olayın bardağı taşıran damla olduğu da ortada. Bardağın geri kalanı ise 2012’den bu yana doluyor.

Oyuncular Makine Değil

Oyuncuların da insan olduğunu sağlığını korumaları, psikolojisini sağlam tutmaları gerektiğini unutmamak gerekiyor. Bu kişiler hem hayatlarını basketboldan kazanıyor hem de bir çoğu için işleri büyük bir tutku. Bu gözden kaçabilen bir nokta. Birçok oyuncu için emekli olmak kabus gibi bir şey aslında. Artık en sevdikleri şeyi, hayatları boyunca, 30 sene boyunca yaptıkları, sevdikleri şeyi bırakmak hiç de kolay değil. Daha net hatırlatmak adına sizleri Dirk Nowitzki’nin emekli olmadan önceki son maçındaki konuşmasını izlemeye davet ediyorum.  

Dirk Nowitzki’nin Emekliliğini Açıklaması

Birçok oyuncu için zaten o sahada olabilmek başlı başına bir zevk. Zaten kendileri de maç kaçırmak istemiyorlar. Tüm çabaları da bu yönde. Ancak oyuncular birer bilgisayar simülasyonu değil. Sene boyunca yorgunlukla savaşıyorlar; idmanlar, maçlar, uzun yolculuklar… Sadece şunu düşünmenizi istiyorum. 4 gecede 3 maçın oynanabildiği bir lig NBA. Boston takımının bir sonraki maçı Los Angeles’ta olsun, sonra evlerinde bir maç oynayıp Portland deplasmanına gitsinler. Pazartesi başlasın bu takvim. Elimizdeki durum kaba haliyle bile şöyle: Pazar günü 6.5 – 7 saat civarı süren bir uçuş ile Boston’dan Los Angeles’a gidilecek. Tabii ki bunun için 2 saat önceden havaalanına doğru yola çıkacaklar. Uçuş sonunda bagaj alımı otele geçiş falan için de 1-1.5 saat bir zaman var, yani bu yolculuk onlara takribi 10 saatlik yorgunluk katıyor. Geç saatte yatıp sabah erkenden kalkarak maç hazırlığına ve idmana başlayacaklar. Gün içerisinde kişisel çalışmalarını yapacaklar. Maç 20.00’de olsun. İyi ihtimal 23.00’te bitecek. Zorunlu basın toplantısı vs ile 00.00’da otele doğru yola çıkacaklar; otele geçiş, havaalanına doğru yola çıkış (uçuştan 2 saat önce), 6.5-7 saat uçuş, Boston’a döndükleri için evlere dağılma derken sabah 11.00 gibi evde olacaklar, iyi ihtimalde bile akşam 20.00’deki diğer maç için yeniden birkaç saat uyuduktan sonra stada geçecekler, maç öncesi, maç, maç sonrası açıklamalar derken işleri 00.00 gibi bitecek. Evlere dağılma ile birlikte falan 01.30 gibi uyuyup sabah erkenden kalkacaklar, sonraki akşamki maç için yine tüm ritüelleriyle Portland’a doğru yola çıkacaklar. Portland da Los Angeles gibi, yolculuk tüm detaylarla yaklaşık 10 saat vakit alacak, biraz toparlanıp yatacaklar, sonraki güne erkenden kalkıp idmanlar yapılacak, kişisel çalışmalar yapılacak, maç öncesi, maç, maç sonrası derken saat 00.00 olacak, yine aynı Los Angeles’taki ritüeller ile Boston’a geri dönecekler. Sonuç olarak bu 3 maçlık takvimde 6 gün boyunca neredeyse nefes almaya fırsatları olmayacak. Üstelik daha da kötüsü; 2017-18 sezonundan önce 5 gecede 4 maç da yapılabiliyordu, kaldırıldı. (Not: aslında 4 gecede 3 maç oynanacak ise 1, 3 ve 4. günlerde maç yapılır, örnekte bu değişik oldu ama mantık aynı kalıyor zaten)

Peki zaten belli sakatlıkları olan, yaş olarak ilerlemiş olan, senelerdir bu şekilde yaşayan bünyelerin senede 82 normal sezon ve üstüne minimum 4 maksimum 28 maç arasında playoff maçına çıkması sizce de arada bir bir gün dinlenmeyi hak ettiğini söylemek çok mu yanlış?

Hafif geriye gidersek sakatlıklarından ötürü Stephen Curry’ye, yorgunluğunu yönetmek amacıyla uzunca zamandır LeBron James’e (ki Miami zamanlarında o zamanki NBA Commissioner David Stern ile medya yoluyla tartışmalarını bulabilirsiniz. Yine şu anki Kawhi gibi Lebron için de yazılmış çizilmişti zamanında), 2007-08 sezonundaki sakatlığından ötürü 2015 veya 2016 senelerinde bile Dwyane Wade’e aslında birçok stara aynısının yapıldığını görmek zor değil. Yani her zaman olmuş, hep olan, bundan sonra da hep olacak bir olayı anlık popüler etmekten başka bir şey değildi bu konunun bu kadar konuşulması.

Bizim Zamanımızda Böyle Değildi(Acaba Öyle mi?)

Peki şu anki oyuncuları yumuşak yapıda olmakla suçlayan “büyüklere” bakalım bir de. Onlara göre “onların zamanında böyle değildi”.

Majesteleri ile başlayalım, adettendir. 

Toplamda 19 sene geçirmiş ligde Michael Jordan. Ama bakınca bunun 3’ü emekliliğe ayrıldığı dönem, 1’i basketbolu bırakıp beyzbol oynadığı dönem, ne kaldı; 15. 2 sene de çok çok az maça çıktı, kaldı 13. 13 senenin cidden az olduğunu vurgulamama gerek var mı? Hele arada 2 tane dinlenme dönemi mevcut iken. Basit bir karşılaştırma ile bu sene Vince Carter NBA’deki 22. sezonunu oynamakta. Nowitzki 21.senede bıraktı.

Bu konuda en çok konuşanlardan biri olan Charles Barkley’e bakalım;

16 sezon, fena değil gibi, ama bakınca son 4 sezonunda neredeyse asıl normal sezonun yarısı kadar maç oynamış (173/328). Basit bir karşılaştırma için LeBron bu sene 17.sezonunda ve geçtiğimiz seneki sakatlığı dışında doğru dürüst maç kaçırmamış, her sene 1-2 maç sakatlık veya 3-4 maç dinlenme var sadece. 

Yine ses çıkaranlardan biri; Isiah Thomas, Bad Boys zamanlarını hatırlayanların gözleri yaşlı…

Toplamda 13 sezon oynamış, bunların 2 tanesi yarım sezon sayılır. Toplamda 1000 maçı bulamamış. 

Bakın özellikle seçilmiş örnekler vermiyorum. Aklıma ilk gelen 3 ismi yazdım sadece, hepsi tuttu. Yoksa tersi örnek de var bolca, 19 sezon takır takır oynayan asist ve devamlılık üzerine rekorlar kıran John Stockton var mesela aklıma ilk gelen, veya 38387 sayı ile NBA toplam sayı rekorunu elinde bulunduran Kareem Abdul Jabbar var mesela, o da 20 sene devamlılıkla oynadı. Diğer isimlere yüklenme sebebim her fırsatta şu anki oyuncuları yermeye çalışmaları, sürekli “Bizim zamanımızda böyle miydi, aaaaaah ah” diye hayıflanmaları. Ancak 1 maç dinlendi diye yerdikleri adamlar çok daha zor bir çağda, çok daha fazla maç çıkarıyorlar. Ve load management da bu oyuncuların totalde görev aldığı maç ve sezon sayısını dramatik şekilde artırabiliyor(tek etmen değil elbet ancak önemli bir etmen).

Para Biriktirip Maça Gelen Çocuk Ne Olacak?

Olayı mantıksal olarak çok da yere vuramayanlar tarafınca ortaya atılan bir argüman da bu. Olayı duygusal yöne aşırı derecede neredeyse ajitasyona varacak kadar sürükleyip bundan nemalanmaya çalışıyorlar. Şimdi düşünüyorum, ben de zamanında Miami’yi izlemek için inşaatta falan çalışıp 6 saatlik bir otomobille yolculuğun, maç biletinin falan parasını biriktirmiştim, ve eğer hastası olduğum Miami Heat’i, özellikle de D.Wade’i göremesem çok üzülürdüm. Buna kesinlikle katılıyorum. 

Ancak şimdi başka bir örneğe geçelim. Diyelim ki Stephen Curry’ye delicesine hayransınız. Onu ve oynadığı basketbolu canlı izlemek istiyorsunuz. Bu amaçla sezon başında te buradan, Türkiye’den uçak biletinizi otel rezervasyonunuzu falan yaptırıp birkaç ay sonraki bir veya iki maça gitmek niyetindesiniz. Hem bu sezon düşük başarı olacağı da aşikar, bilet fiyatları da işinize gelmiş. Sezon başında Kasım ayı için bilet aldınız. Ancak o da ne??!?! Curry elini kırdı. Hatta tüm sezonu kaçırabileceği konuşuluyor. Şimdi burada takım size verdiği vaadi tutmuyor veya kasten sizin hayallerinizle oynuyor mu oldu?

Veya diyelim ki bir rotasyon oyuncusunun hayranısınız, hep starları sevecek değiliz ya; misalen ben çaylak sezonlarının ilk pre-season maçlarından beri (özellikle Golden State ile oynadıkları maçta büyülenmiştim) Siakam, Fred Vanvleet ve de özellikle de Lucas Nogueira’ya hayranlık besliyorum. Diyelim ki bir Toronto taraftarıyım. Son sezon yoktu, ancak önceki dört sezon Toronto’da olan bir isim olan Lucas Nogueira’yı cidden çok beğeniyorum ve canlı izlemek istiyorum. Nogueira’nın oynadığı maç sayıları sene başına; 6-29-57-49. Yani toplamda 4 senede potansiyel 328 normal sezon maçının yalnızca 141’inde oynamış. Düz mantıkta benim oyuncuyu izleme ihtimalim sakatlık vs olmasa bile %50’nin altında. Gittiğim maçta oynamasa takıma nasıl kızabilirim? Yahut hadi oynadı, adamın maç başı aldığı dakikalar bu 4 sezonun 3’ünde 10’un altında. Gittiğim maçta sadece 3-4 dakika oynasa buna kızabilir miyim? Takım benim hayallerimle mi oynadı? Oyuncu potansiyeli düşünce verdiğim örnek “hadi ordan” dedirtmiş olabilir. Ancak genelin aksine daha ufak rollerdeki oyunculara çok büyük sevgiler besleyenler de mevcut. Hele ki Amerika’da…

Hiçbir maçta hiçbir oyuncunun oynamasının garantisi yok, takımlar da böyle bir garantiyi asla vermiyorlar. Bu sebeple onları suçlamanın tamamen manasız olduğunu düşünüyorum. Eğer bu kadar sorunsa, takımların bilet alınırken “herhangi bir oyuncunun oynaması durumu koçun ve teknik ekibin takdirindedir, herhangi bir oyuncunun aldığınız biletin ait olduğu maçta oynamasını garanti edemeyiz.” şeklinde bir açıklama koyması tüm her şeyi çözüyor mu o halde? Yoksa amaç bağcı dövmek mi?

Ama Takımın Vaadi Var?

Açıkçası bence tartışmaya açık olabilecek tek nokta burası. Bu eğlence sektörü, takım ise belli vaatlere sahip evet. Takımın vaadi nedir? Sen bilet alıp gelirsen ben de sana xxx yyy takımının basketbol oynayışını izleteceğim. Yani temelde bu noktada da vaadini yerine getiriyor takım halen. Kawhi Leonard’ı izlemek için vermiyorsun o parayı resmiyette, Los Angeles Clippers’ı izlemek için veriyorsun.

Lakin şunu da biliyoruz, her ne kadar işin resmiyeti farklı olsa da insanlar oraya Kawhi’ı görmek için geliyor, beklentileri bu. Ancak burada takımın vaadini yerine getirmediğini değil beklentiyi karşılamadığını iddia edebiliriz. Örneklemek gerekirse, bir komedi oyununa bilet aldınız. Oyuna gittiniz. Oyun sözü verilen tarih ve saatte, sözü verilen mekanda başladı. İzlediniz ve hoşunuza gitmedi, gülmediniz. Bu noktada oyunu vaadini tutmamak ile suçlayamazsınız. Ama beklentimi karşılamadı, bence değmez buna para/zaman harcamaya diyebilirsiniz, fikrinizdir, kabul. Bir daha gitmeyebilir, insanlara gitmemesini tembihleyebilirsiniz. Bu yıldız oyuncusu Load Management kontrolü altındaki bir takımda da böyle. Ama takımın vaadini tutmadığını söylemek aslında bir dolandırıcılık suçu ithamıdır, kanımca yanlıştır.

İşin özü şu, elbette load management uygulanırken abartıya kaçılmamalı, fanlar izleyiciler mağdur edilmemeli, ligin kalitesine gölde düşürülmemeli. Bunların hepsine ciddi önlem alınmalı. Ancak load management hadisesinin kendisini kötülemek sadece gündem yaratma çabasından ibaret. Günün sonunda hiçbir oyuncunun sakatlanması iyi bir şey değil ve bunu engellemek için varsın bir maç izlenmeyiversin o oyuncu.

Hepinize sağlıklı, mutlu, basketbol heyecanı ile dolu günler…

Furkan Sarıca on EmailFurkan Sarıca on FacebookFurkan Sarıca on InstagramFurkan Sarıca on Twitter
Furkan Sarıca
Genç bir basketbolsever, aklına gelenleri yazar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir