NBA Günlükleri

“Cümbüş” Dolu Bir Hayat

Sene 2004, basketbolla yeni yeni tanıştığım, maçları babamla izlerken heyecanla basketbol sporunu öğrenmeye başladığım zamanlar. Shaq ve Kobe’li Lakers favorim olmuştu. Tabii dediğim gibi babamla izliyorum maçları, bana Karl Malone ve Gary Payton’dan da yeteri kadar bahsetmiş, dört tane efsanevi oyuncunun olduğu takım desteklenmez mi?  

Konferans finalleri geldi çattı, rakip Minnesota Timberwolves. MVP Kevin Garnett, tecrübeli gard Sam Cassell ve tarzı, saç stili, surat ifadesi, sayıları ve oyun stiliyle dikkat çeken, bizim 8 numaranın karşısındaki 8 numara, Latrell Sprewell. Kariyerinin sonlarına yaklaştığını, geride bıraktığı kısımda büyük çalkantılar olduğunu bilmiyordum. Elbette önündeki yıllarda da geçmişindekilere benzer dalgalanmalar yaşayacağını hatta ve hatta dalgaların onu yutacak boyuta gelmesini tahmin edemiyordum.  

Lakers seriyi 4-2 alırken kah canlı izlediğim, kah özetiyle yetindiğim maçlarla beraber Latrell, güzel bir tat bırakmıştı damağımda. Kevin Garnett’le beraber Lakers’ın süper takımına karşı direnmeye çalışmış maç başı 43 dakika sahada kalmış 20 küsür sayı üretmiş ama elenmekten kurtaramamıştı takımını. Üzülmemiştim elbette ne de olsa bir Lakers taraftarıydım ancak bizim 8 numara kadar olmasa da rakibin 8 numarasına da hayran kalmıştım.  

İşte böyle başlar “Spree” ile tanışıklığım. Enteresan bir hayat hikayesi, gel gitli bir kariyer, dibi gördüğü gibi zirveye uzanış, uzandığı zirveden de yeniden dibe çöküş, adeta cümbüş dolu bir hayat. 

Latrell Sprewell, 8 Eylül 1970’de Milwaukee, Wisconsin’de dünyaya geldi. Lise son sınıfa kadar bir takımda basketbol oynamayan Spree, lise sonda koçu tarafından fark edilip takıma çağrılıyor. Hayatında ilk defa bir takımda basketbol oynamaya başlayan Latrell, bu kendisine oldukça yabancı olan duruma hızla adapte olmayı başarıyor ve maç başına 28 sayı ortalaması yakalıyor. Fakat elbette tek senelik bu performans her ne kadar kulağa alacalı gelse de büyük kolejlerin dikkatini çekmeye yetmiyor. Missouri’deki Three Rivers College’a giden Spree, üniversitenin ilk iki senesini burada geçirip, burada basketbol oynadıktan sonra Alabama Üniversitesi tarafından keşfediliyor.  

Kendisine NBA’in kapılarını açacak olan Alabama Üniversitesi’ndeki ikinci ve son yılında, 17.8 sayı, 5.2 ribaund ve 1.8 top çalma gibi öne çıkan istatistiklere imza atıyor. Oldukça iyi bir skorer, patlayıcı özelliklere sahip bir hücumcu olmasının yanı sıra iyi de bir savunmacı olarak dikkat çeken Latrell, 1992 NBA draftlarına katılıyor ve 24. Sıradan Golden State Warriors’ın yolunu tutuyor ve soyadındaki ses benzerliğiyle beraber oyun stilinden de kaynaklı “Spree*” lakabını alıyor.

*Spree, İngilizce’de cümbüş anlamına gelen kelime.

Warriors kariyerine oldukça hızlı başlayan Latrell, 1992-93 sezonunda oynadığı 77 maçın 69’una ilk beş çıkıyor ve 15.4 sayı, 3.6 asist, 3.5 ribaund ortalamaları yakalayarak NBA en iyi ikinci çaylak beşine seçilmeyi başarıyor. Chris Mullin’lıChris Webber’lıAvery Johnson’lı Golden State, 1993-94 sezonunda Don Nelson koçluğunda ve Spree önderliğinde 50 galibiyete ulaşıyor ve Play-Off potasına girmeyi başarıyor. Chris Webber yılın çaylağı seçilirken Spree hem All-Star oluyor hem de sezon sonunda NBA’in en iyi beşine ve en iyi ikinci savunma beşine seçiliyor. 1996-97 sezonuna gelindiğinde Latrell, yakaladığı 24.2 sayı ve 4.9 asist ortalamalarıyla bu alanlarda kariyer zirvelerine ulaşıyor. O sezon da All-Star olan Latrell bu başarıya üçüncü kez ulaşmayı başarıyor. Latrell’ın bireysel yükselişi devam ederken Golden State takımının düşüşü de hız kesmeden devam ediyor. 1997-98 sezonundan itibarense Latrell’ın kariyerindeki çalkantı ve cümbüş tam anlamıyla kendini belli etmeye başlıyor. 

Öfkeyle Kalkan…

Hristiyan inancına göre ölümcül olarak bilinen yedi günah vardır, bunlar: Öfke, kıskançlık, oburluk, tembellik, açgözlülük, şehvet, kibir. David Fincher’ın efsanevi Seven filminde de işlendiği üzere bir katil bu günahları işleyen kurbanlarını birer birer korkunç bir biçimde katlediyor. Latrell Sprewell da bu yedi günahtan bir hatta birkaç tanesini işleyerek adeta kendi sonunu hazırladı denebilir. İşlediği birkaç günahtan ilkiyle başlayalım: Öfke.  

1997-98 sezonunun başında henüz 14 maç oynanmışken PJ Carlesimo yönetimindeki Golden State Warriors bir galibiyet ve on üç mağlubiyetle ligin dibine demir atmış vaziyetteydi. Yenildiği maçlarda rakiplerinden toplam 221 sayı fark yiyen Golden State adeta acınacak haldeydi. Bu sıkıntılar yetmezmiş gibi bir de  meşhur boğazlama vakası patlak verdi. 

Antrenman sırasında koç PJ CarlesimoLatrell Sprewell’ı paslarını “süslememesi” ve düzgün atması konusunda uyardı, eleştiri kabul edecek durumda olmadığını belirten Spree, koça kendisinden uzak durmasını söyledi ancak Carlesimo uyarılarına devam edip Latrell’ın üzerine gidince LatrellCarlesimo’nun boğazına sarıldı. Takım arkadaşları ve asistan koçlar Latrell ve Carlesimo’yu ayırdılar ve Latrell soyunma odasına gitti. Öfkesi dinmeyen Spree, duş alıp üstünü değiştirdi, 15 20 dakika sonra soyunma odasından döndü ve ölüm tehditleri savurarak tekrar Carlesimo’ya saldırdı. Daha önce de 1993’te bir antrenman sırasında kendisinden çok daha kalıplı olan takım arkadaşı Byron Houston’la gözü dönmüş şekilde tartışan Spree, 1995’te de yine bir idmanda Jerome Kersey’le tartışma yaşamış ve Kersey’i silahını kullanmakla tehdit etmişti. 

Daha önceki tartışmaları ve kavgaları tolare edilebilir boyutta olan Spree için bu son vaka adeta bardağı taşıran son damla niteliğindeydi ve bu kez işlediği bu günah cezasız kalmadı. Spree NBA yönetimi tarafından 68 maç gibi rekor bir cezaya çarptırıldı ve sezonun geri kalanında oynayamadı. Hatta Golden State konratının kalan kısmı olan 23.4 milyon dolarlık kısmı ödemek istemese de bu talebe oyuncular birliği tarafından karşı dava açıldı ve Warriors’ın talebi reddedildi.  

Latrell’ın o dönem yaşadığı kabus bununla da sınırlı kalmadı. Sezonun geri kalanında forma giyemeyen Latrell bu süreçte dikkatsiz araba kullanma sebebiyle bir kazaya karıştı ve iki kişiyi yaraladı. Latrell, bu olay sonucunda da 90 günlük ev hapsine mahkum edildi ve iki sene şartlı serbestlikle salıverildi.  

Malum boğazlama olayının yaşandığı 1 Aralık 1997’den sonra uzun süre basketbol oynamayan Latrelllockout nedeniyle geç başlayan NBA’e New York Knicks formasıyla 1999 şubatında dönebildi. Knicks, John Starks, Terry Cummings gibi oyuncularından vazgeçerek Latrell’ı takasla kadrosuna kattı. Knicks, yaklaşık bir buçuk senedir NBA sahnesine adımını atamamış ve bunu koçuna saldırdığı için yapamamış Spree’ye Patrick Ewing yanında bir şans tanımayı göze almıştı. Beklentilerin ötesine geçen Spree ve Knicks, NBA finaline kadar ulaşmayı başardı. Her ne kadar finali kaybetseler de Latrell, final serisinde San Antonio’ya karşı 26 sayı ortalamayla oynadı ve bireysel açıdan basketbola tam manasıyla döndüğünü kanıtladı.

Bir sonraki sezon oynadığı 82 maçın tamamına ilk beşte başlayan Spree, 2000 yazında 5 sene 62 milyon dolarlık kontratı kaptı. 2001 senesinde tekrar All-Star seçilmeyi başaran yıldız isim görece başarılı ve sorunsuz geçen birkaç sezonun ardından, 2002-03 sezonunun başında yine bir skandala imza attı ve Knicks’in hazırlık kampına eli kırık bir şekilde gitti. Yatında vakit geçirirken elinin kırıldığını belirten Spree’ye Knicks, sakatlığı zamanında haber vermediği için 250 bin dolarlık rekor bir ceza kesti.  

Latrell, New York’un ikinci kez üst üste Play-Off’u kaçırdığı 2003 sezonunun sonunda 4 takım ve 13 oyuncunun dahil olduğu dev bir takasla Minnesota’nın yolunu tuttu. 

Açgözlülük ve Kibir 

Minnesota’da Kevin Garnett ve Sam Cassell’le iyi bir üçlü kuran Latrell, 2004 Play-Off’larında takımıyla beraber Konferans Finali’ne kadar yükselmeyi başardı. 2004 yılının ekim ayının sonunda ise Sprewell, ikinci ölümcül günahını işledi: Açgözlülük.  

Timberwolves takımı Sprewell’a 3 sene için 21 milyon dolarlık bir kontrat uzatma teklifi yaptı ancak Spree bu teklifi kabul etmedi. Gerekçesini ise şöyle açıkladı: “Neden onların şampiyonluk kazanmasına yardım edeyim ki, neden kendimi onlar için riske atayım, beslemem gereken bir ailem var.” Spree, önceki sözleşmesi 5 sene için 62 milyon dolarken, 35 yaşına merdiven dayamışken ve 38 yaşında senelik 7 milyon dolar alabilecek bir teklif önünde dururken, kibirli bir açıklama yaparak ve açgözlü bir şekilde bu teklifi geri çeviriyordu. Sonuçlarını bilseydi herhalde üç değil, 5 sene için bile o teklifi kabul eder ve bahsettiği riski seve seve alırdı diye tahmin ediyorum. 2004-05 sezonunun sonuna gelindiğinde Spree, kariyerinin belki de en kötü sezonunun ardından Minnesota’nın yaptığı teklif dışında kendisini “tatmin eden” başka bir teklif alamadı. 2005-06 sezonu sırasında Dallas Mavericks ve San Antonio Spurs gibi şampiyonluk favorisi takımlar kendisine teklifler götürse de bunları yeterli bulmadı ve kabul etmedi. O dönem Los Angeles Lakers da kendisine ilgi duyan takımlardan biriydi ancak Lakers’ın ilgisine de olumlu dönüş yapmadı.  

Böylece NBA ve basketbolculuk kariyeri sonlanan Sprewell, iniş ve çıkışlarla dolu, fırtına gibi girip daha sonra durakladığı ardından tekrar kendini kabul ettirdiği lige, NBA’e ve kendisine 100 milyon dolardan fazla para kazandıran basketbola belki de istemeden ancak kesinlikle farkında olmadan veda ediyordu.   

NBA kariyeri bittikten sonra dertleri bitmeyen Latrell, kendisine yapılan bir suçlamayla karşı karşıya kaldı. 21 yaşındaki bir kadın, kendi rızasıyla Sprewell’la birlikte olduğu sırada Sprewell’ın kendisine karşı zor kullandığını belirtti. Kadının boynunda kızarıklıklara rastlayan polisler olay mahallini yani Sprewell’ın teknesini aradı ancak kanıt bulunamayınca Sprewell suçsuz bulundu. Her ne kadar bu olaydan ucuz yırtsa da Spree, yine başını belaya sokmuştu. 

Ancak Sprewell’ın başındaki belalar bununla da bitmedi, Sprewell’ın eski eşi Candace Cabil Sprewell’a ilişki sözleşmelerini ihlal ettiği gerekçesiyle 200 milyon dolarlık bir dava açtı. Davacı, Sprewell’ın kendisini ve dört çocuğunu çocuklar üniversiteye gidene kadar maddi olarak desteklemesini öngören anlaşmayı bozmakla suçluyordu. Bu davanın devamı sonucunda adeta malikane denilebilecek kadar lüks olan evini ve bir de yatını kaybeden, bunların yanında manevi olarak da çöken Sprewell, bugünlerde değeri aşağı yukarı 50 bin dolar olan bir evde kiracı olarak kalıyor.  

Lakabı gibi “Cümbüş” dolu bir hayat ancak o cümbüşün mutlu sonla bittiği pek söylenemez, yeni bir cümbüş yeni bir fırsat için bir mucizeye ihtiyacı olduğu açık fakat aralık 1997’de düştüğü yerden kalkıp, konferans finalleri, final, All-Star görmek de yeterince hatrı sayılır mucizeler açıkçası. Rastalı saçları, ilgi çekici şut stili, sürekli sinirli surat ifadesi ve etkileyici oyun tarzıyla Latrell Sprewell… Keşke en iyi dönemlerine de yetişebilseydim, en kaotik dönemlerini de yakından takip edebilseydim dediğim basketbolcu. Bizim sekiz numaranın rakibi olan sekiz numara, Spree 

Kutluhan Kocadağ
Purp & Gold

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir