NBA Günlükleri

KEFARET

Redemption; dilimizde kefaret olarak kullanılan kelime telafi etmek anlamına da gelmektedir. Bazı inanışlarda da ‘Tanrının bir yanlışı düzeltmek için verdiği emir’ olarak yer almaktadır.

Bu yazı ise iki insanın bir şehirle, bir takımla ve birbirleriyle olan bağlantıları ve ödenen kefaretler ile ilgilidir.

İyi Okumalar

 

Bir Şehrin Hikayesi

 

1995 yılında kurulan ve yoluna NBA’in tek ABD dışı takımı olarak devam eden Toronto Raptors ligdeki ilk üç yılında draftlarda Damon Stoudamire, Marcus Camby, Tracy McGrady isimleri seçse de esas voliyi 1998 yılında vurmuştu. Golden State ile yapılan takas sonucu Vince Carter’ı takıma katan Raptors sonunda aradığı yıldızı bulmuştu. İlk sezonunda çıktığı 50 maçta beklentileri fazlasıyla karşılayan Carter ikinci sezonunda ise 45 galibiyetle takımını playofflara taşımayı başarmıştı. Vince Carter üçüncü sezonunda ise tam bir yıldız performansı sergiliyordu. Normal sezonu ligdeki en skorer beşinci oyuncu olarak tamamlayan Carter o sezon Toronto şehrinin en büyük umudu olmuştu. Beşinci bitirdikleri sezon sonunda playoffların ilk turunda üçüncü sıradaki New York Knicks ile eşleşmişlerdi. Beş maçlık seride 2-1 geriye düşen takımına son iki maçta oynadığı oyunlarla seriyi kazandıran Carter’ın bir sonraki rakibi ise sezonun sayı kralı ve en değerli oyuncusu seçilen Allen Iverson’dı. Çoğunluğun düşüncesi normal sezonu lider bitiren Allen Iverson ve arkadaşlarının seriyi rahat bir şekilde kazanacakları yönündeydi ama Carter daha ilk maçta Iverson’ın 36 sayısına 35 sayıyla karşılık verirken Toronto Raptors ilk maçı çalmayı başarmıştı. İkinci maçta çıldırıp 54 sayı atıp maçı kazandıran Iverson’lı 76ers üçüncü maçta da Vince Carter’ın 50 sayısına engel olamamıştı ve Raptors seride 2-1 öndeydi. Daha sonra seriyi 3-2’ye getiren taraf olan ve son maçta ezici bir galibiyet alan Philadelphia seriyi bitirmek için gittiği Toronto’da adeta duvara çarptı. Carter’lı Raptors seriyi son maça taşımayı başarmışlardı. Vince Carter ve Allen Iverson kenara gelmeden oynayan iki isimdi. Vince Carter’ın o gün çok iyi şutları yoktu. Serbest atışlar haricinde sadece altı isabet bulabilmişti. Ancak Carter son bir dakika kala Iverson’ın topunu engellemiş ve farkı bire düşüren sayının asistini yapmıştı. Dell Curry’nin üçlüğüyle farkı bir sayıya indiren Toronto’nun ilk yapması gereken Iverson’ı durdurmaktı. Iverson orta mesafeden uygun bir atış şansı yakalamış fakat kaçırmıştı ama hücum ribaundunu alan 76ers yeniden sayı yüklenicekti ancak süreyi ayarlayamadılar ve boş bir şut sonucunda top Raptors’a geçmişti. Dört saniye kala mola alan Kanada ekibinin planı belliydi. Her ne kadar o gün kötü de atsa takımı bir sayı gerideydi ve son topu Vince Carter kullanacaktı. Carter topu kenardan aldı fakat iki saniye kala faulle durduruldu. Raptors topu yeniden kenardan oyuna sokmalıydı ve bu sefer süreleri daha kısıtlıydı. Mola alan ekipte son top için oynanacak oyunu koç Wilkens çizmişti. Carter topu aldıktan sonra sol forvette topu alıp sayıyı yapacaktı. Vince Carter topu aldı, fake shoot ile rakibinden kurtuldu ve tam bir saniye kala atışını yaptı.

İlk Kefaret

 

Vince Carter’ın Toronto kariyeri o şuttan sonra daha iyiye gitmedi. Üç sezon daha Raptors’ta oynayan yıldız oyuncu sadece bir sezon daha playoff gördü ve Toronto şehri ile Vince Carter’ın arası da açılmaya başladı. Kaçan şutun üstünden üç sezon geçmişti. Dördüncü yani 2004/05 sezonunda ise Carter ve Toronto şehri arasında bir bağ kalmamış Vince Carter takımdan ayrılmıştı. Artık Toronto Raptors için tek bir seçenek kalmıştı; yeniden yapılanma.

 

Vince Carter New Jersey Nets’e takaslandıktan sonra da başarılı kariyerine devam etmesine rağmen playofflarda konferans yarı finalinden (Vince Carter Raptors’la da en fazla konferans yarı finaline kadar ilerleyebilmişti.) ileriye gidemedi. Nets’teki son iki sezonunda hala bir yıldız olmasına rağmen takımını playofflara taşıyamamıştı ve artık ayrılık vakti gelmişti. Vince Carter önce Orlando’ya, arkasından Phoenix’e ve arkasından 2011/12 sezonunu başında Dallas Mavericks’e gitmişti. 2013/14 sezonun da Vince Carter artık 37 yaşında ve kenardan gelen bir oyuncudur. Dallas Maverick o sezon Suns’ın bir galibiyet önünde son sıradan playofflara girmeyi başarmış ancak ilk turda şampiyon olacak olan Spurs’le eşleşmişlerdi. Yedi maça giden serinin üçüncü maçı Vince Carter için özel bir son hazırlamıştı. 13 yıl önce atamadığı o şut Carter’ı yeniden test edecekti. San Antonio Spurs 1.7 saniye kala öne iki sayı öne geçmiş ve maçı kazanmaya çok yakındı. Dallas koçu Rick Carlisle mola almıştı ve maçı kazandıracak oyunu çizmişti. Vince Carter sol forvette topu alıcak ve sayı yapacaktı. Vince Carter sol forvette topu aldı, shoot fake gösterdi, atışını yaptı ve sayı. Dallas Mavericks her ne kadar seriyi kaybetmiş olsa da Vince Carter 13 yıl önceki o şutun kefaretini ödemişti artık.

 

 

O şuttan sonra kariyerinde artık tamamen farklı bir oyuncuya dönüşen Carter’ın bu sezon son maçlarını seyrediyorduk. Belki 43 yaşındaki yıldız corona virüs yüzünden tamamlayamadığı son sezonunu bir sene daha uzatır ve son kez Vince Carter’ı oynarken seyretmiş oluruz. Belki de Carter için basketbol artık bitti ve onu bir daha o parkede hiç izleyemeyeceğiz.

Vince Carter kefaretini ödemişti belki ancak ödenmesi gereken bir kefaret daha vardı. O da koca bir şehrin kefaretiydi.

 

Yeni Başlangıçlar

 

Toronto şehri Carter’ın halefini belirlemişti. O isim Chris Bosh’tı. Toronto Raptors’ta artık yeni bir yönetim vardı ve plan belliydi. Chris Bosh liderliğindeki Raptors iki sezon üst üste playofflara kalmasına rağmen devamını getiremedi ve Chris Bosh da Vince Carter gibi takımdan ayrılan bir diğer yıldız oldu. 2010 yazında Miami Heat ile anlaşan Chris Bosh iki şampiyonluk kazanmıştı ancak Toronto şehri ve Raptors takımı için yine hüsran söz konusuydu. Yapılacak tek şey bir kez daha yapılanmaya gitmekti.

2009 yazında DeMar DeRozan drafttan seçilirken 2012 yazında daha önceden seçilen Valaciunas ve Kyle Lowry takıma katılmıştı. 2013/14 sezonuyla birlikte Raptors’ta yeniden bir yönetim değişikliği olmuştu ve takımın tek hedefi yine o turu geçmekti. Takımın yeni genel menajeri Masai Ujiri 2014 yazında takımın şu anki yıldızı Kyle Lowry ile yeniden anlaşmış ve koç Dwane Casey ile birlikte Lowry’i takımın merkezine yerleştirmişlerdi. Lowry’nin yanında DeMar DeRozan ve Jonas Valanciunas gibi iki önemli oyuncu daha takımda bulunuyordu. 2014/15 sezonunda playoffların ilk turunda elenen Raptors kararlıydı ve o hedef gerçekleşecekti. Bu bekleyiş çok uzun sürmedi. Ertesi sezon konferans yarı finalinde Chris Bosh’un gittiği Miami Heat ile karşılaşmıştı Toronto Raptors. Seri yedi maç sürdü ve altı maç sonunda herkesin dilinde yine aynı soru vardı. Toronto şehri bu sefer konferans finali görebilecekmiydi? Yedinci maçta çok üstün oynayan Toronto Raptors sonunda başarmış ve konferans finallerine çıkmıştı. Ama hikaye burada bitemezdi çünkü hala ödenmemiş bir kefaret daha vardı.

 

Kesişen Kaderler

 

Toronto Raptors konferans finaline çıkmıştı çıkmasına ancak bu yeterli değildi. Şehir artık daha fazlasını istiyor. 2017/18 sezonunda normal sezonu lider bitiren Raptors’u bu da kesmemişti. Hatta takımı buralara taşıyan koçla bile yollar ayrılmıştı. Gözünü karartan Raptors’ta hedef bu sefer Carter ve Bosh’ın yarım bıraktığını tamamlamaktan daha da ileriye geçmişti.

Vince Carter’ın kefaretini ödediği maçta rakibi olan ve o sezon ilk şampiyonluğunu ve finallerin en iyi oyuncusu seçilecek Kawhi Leonard 2017-18 sezonunda takımı ile sorunlar yaşıyordu. 2018 yazında takas olması kesin olan ve bir yıldız olan Kawhi Leonard Raptors’ın radarına girmişti ve Kanada ekibi takımın belki de en önemli ismi olan DeMar DeRozan’ı Kawhi için gözden çıkarmıştı. Bu çok riskli bir hamleydi çünkü Kawhi sözleşmesinin son sezonundaydı ve Toronto’da sadece bir sezon geçirmesi bekleniyordu. Risk alan Raptors Kawhi’ı takıma dahil ettikten sonra sezon ortasında Valanciunas’ı da takasla takımdan gönderen Raptors’ta tek hedef şampiyonluktu artık.

Tanrı’nın Emri

 

Toronto Raptors o sene 58 galibiyet alarak playofflara kaldı ve ilk tur da Orlando Magic’i kolay bir şekilde geçti. Konferans yarı finalinde ise rakip 18 yıl önce olduğu gibi Philadelphia 76ers’tı. Hedef belliydi, şampiyonluk ikinci plana atılmıştı ve tüm şehrin istediği tek şey yarı finallerde 76ers’ı geçmekti. Philadelphia takımı da o sezon gözünü karartmış ve yıldızlardan oluşan bir ilk beşi vardı. Kawhi Leonard sorumluluğun farkındaydı ve sakatlığı bulunmasına rağmen her maç %100’ünü sahaya koydu. Son maç hariç. Çünkü Kawhi Leonard son maçta %100’ünden daha fazlasını ortaya koymuştu. Seri bu sefer de yedinci maça uzamıştı ve kazanan yine Milwaukee Bucks ile karşılaşacaktı. Maç bu sefer Philadelphia’da değil Toronto’da oynanıyordu. Son anına kadar kıran kırana geçen maçta son çeyrek Kawhi Leonard  Joel Embiid ve Jimmy Butler karşısında büyük bir savaş veriyordu. On saniye kala Kawhi serbest atışı kaçırmış ve 76ers hızlı hücumda Jimmy Butler ile sayıyı bulup durumu beraberliğe getirmişti. Tüm Toronto bir  anda sessizliğe bürünmüştü, herkesin aklına 18 yıl önce yaşananlar yine mi tekrarlanacaktı sorusu geliyordu. Son 4 saniye top yine sol çizgiden oyuna sokulacak ve topu bu sefer Vince Carter’ın kefaretini ödediği maçta rakibi olan Kawhi Leonard kullanacaktı. Topu alan Kawhi Leonard topu sol değil sağ forvete sürdü, ligin en iyi savunmacılarından biri olan Joel Embiid’in üzerinden şutunu gönderdi, top potada birkaç kez sekti ve saliselerin sayıldığı o anın sessizliğini topun çemberden içeri düşmesi ile birlikte Air Canada Center’da bulunan tüm Raptors taraftarları sevinç çığlıklarıyla bozmuştu. 18 yıllık kefaret sonunda ödenmişti ve bunu yapan isim de o Raptors takımını sezon sonunda şampiyonluğa taşıyarak bir şehrin kaderini sonsuza kadar değiştirmişti.

 

Anıl Vatansever on InstagramAnıl Vatansever on Twitter
Anıl Vatansever
1996 doğumlu
İzmir'li
Fenerbahçe taraftarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir