NBA Günlükleri

Basketbolun Zamansızları #2: Sam Perkins

“12 Nisan 1990 gecesi her şey çok normal ve doğal başlamıştı. Dallas forması giyen Sam Perkins Golden State Warriors’a karşı 22 sayı atmıştı… 

İlk çeyrekte… 

Devre bittiğinde Perkins’in 30 sayısı vardı ve bu 30 sayı da hücumun akışı içerisinde gelmişti. 

Son anlara doğru Perkins kırklı sayıları geçmişti. Domuz gibi açgözlü hissediyordu. Brooklyn’den Martha’nın torunu ve North Carolina’dan Dean Smith’in öğrencisi olan Perkins, her şey olabilirdi ama açgözlü olamazdı. Dolayısıyla kulüp tarihine geçmek yerine sürekli pas atmaya başladı. 

Perkins maçı 45 sayıyla tamamladı, kulüp rekorundan dört eksik sayıyla yani. Bundan haberi dahi yoktu ve kimse de onu bu konuda uyarmamıştı. O gece onu o rekordan alıkoyan her neyse bu, tek adam şovundan çok işbirlikçi olmasından kaynaklı. 

Şimdi Seattle SuperSonic olan Perkins, ‘Herkes biraz ilgi istiyor’ diyor. ‘Ama ışığın asla bu kadar parlamasını istemiyorum, bu bir ego işi haline geliyor. Eğer ışığı her an parlatırsan, diğer insanlar bunu kapatmaya başlar.’” 

Yukarıdaki satırlar Glenn Nelson’ın Seattle Times’a yazdığı 2 Mayıs 1993 tarihli Easy Does It — Sam PerkinsSelflessSacrificial Sonic yazısına ait. 

Sam Perkins, üç kez NBA finali görmesine rağmen hiç şampiyonluğa uzanamamış bir oyuncu. Öte yandan Perkins, şampiyonluk favorisi takımların gözdesi olmasına rağmen bir kere bile All-Star’da yer alamamış. Bu durumun en temel sebebi de kanımca yukarıdaki pasajda görünen mütevazı kişiliğinden ileri geliyor. Perkins, asla takım içinde ön plana çıkmak istemeyen ve basketbolun gereklilikleri neyse sahada onu sergileyen bir oyuncu profili. Zamanının gözde uzun forvetlerinden Sam Perkins, Basketbolun Zamansızları’nın ikinci konuğu. 

Perkins’in bu mütevazı ve oldukça uyumlu kişiliği çocuklukta aldığı eğitimden geliyor. 14 Haziran 1961 doğumlu Samuel, henüz bir yaşındayken babasını kaybediyor ve annesiyle büyükannesi tarafından yetiştiriliyor. Büyükannesi bir Yehova Şahidi olan Sam, bu kültürle büyüyor.  

Lisede gayet iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlayan Sam, ülkenin en iyi basketbol okullarından biri olan North Carolina’dan burs almayı başarıyor. Büyükannesinden aldığı eğitimin üstüne bir de Dean Smith tedrisatından geçen Sam, görkemli üniversite kariyerine bir NCAA şampiyonluğu ve bir de olimpiyat altın madalyasıyla nokta koyuyor. Sam bu süreçte Michael Jordan gibi zor bir karakterle de henüz NBA’e adım atmadan takımdaşlık yapma şansına erişmiş oluyor. Henüz profesyonel arenaya adım atmadan gördüğü eğitim göz kamaştırıcı türden.

Perkins, tarihin en gösterişli draftlerinden biri olan 1984 draftinde Michael Jordan’ın hemen arkasından dördüncü sırada Dallas Mavericks tarafından seçiliyor. Dallas’ta geçirdiği oldukça verimli altı sezonun ardından Lakers’a giden Sam, burada ilk final tecrübesini yaşıyor ancak Jordan’ın Bulls’una takılıyor. 

1992-93 sezonu ortasında Seattle’a geçen Sam, adeta oyun anlamında evrim sürecini tamamladığı aşamaya geliyor. Lakers’a gittiği günden itibaren oyununa üçlüğü biraz daha katan Perkins, çizginin gerisini Seattle’a geçişiyle iyice kendine mesken ediniyor. Altı sezonluk Sonics kariyeri boyunca maç başına 3.5 üçlük deneyip bunların yüzde 38.2’sini isabete çeviriyor. Bu rakamlar, bırakın bir uzunu, bir kısa için bile o dönemin oyununu göz önüne alırsak gayet cömert rakamlar. Perkins sırf bu becerisi ve takımdaşlığıyla da değil aynı zamanda ileri seviye oyun disiplini ve kalburüstü savunmasıyla da Seattle’ın değişilmez parçalarından biri oluyor. 

Zamanla ilk beşteki yerinden olsa da takımdaki kilit rolü değişmeyen Perkins, Seattle’ın finale çıkmasında önemli rol oynuyor ancak aynı 1991’de olduğu gibi 1996’da da Jordan’lı Bulls’a takılıyor.  

1998 yazında Perkins, ilerleyen yaşına rağmen dönemin şampiyonluk adayı gözde takımlarından Indiana Pacers’a imza atıyor. İşine bağlılığı ve basketbola duyduğu saygıdan olsa gerek istikrarlı şekilde kendisine verilen görevleri layığıyla yerine getiren Perkins, üç sezon kaldığı Pacers’ta toplamda yalnızca 21 maç kaçırıyor. Sezon başı ortalama yedi maç kaçıran Perkins’in 1961 doğumlu olduğunu atlamamak lazım.  

2000 senesinde yine finale çıkan takımın değerli bir parçası olan Perkins, bu kez de Kobe-Shaq’lı Lakers’a takılıyor ve 17 senelik verimli bir kariyer yüzüksüz bitmiş oluyor. Her ne kadar başarılarla dolu kariyerine en büyük hayali olan yüzüğü ekleyememiş olsa da Perkins, oynadığı süreç boyunca NBA’in en değerli oyuncularından biri olarak görüldü. Takım arkadaşlarının saygısını ve koçlarının güvenini her zaman kazanmış bir oyuncu olarak tarihe geçti. 1984 yılında değil de 2014 yılında NBA camiasına aynı özelliklerle adım atsa şimdi neler olurdu kim bilir… 

En başta belirtmem gerekir ki şimdi oynasa kesinlikle 15 milyondan aşağı kontrat alacağını düşünmüyorum. Öte yandan her zaman şampiyonluk adayı takımların radarında olmaya devam edecektir. Ben geçmişin aksine Perkins’in, zamanımızda rahatlıkla All-Star seçilebileceğine de inanıyorum. Döneminde 5 numara için birçok zaman sıkıntı yaratan fiziği, günümüz NBA’inde rahatlıkla 5 numara oynamasına müsaade ederdi. Öte yandan Perkins’in savunma özelliklerine de en güzel referans Lakers yıllarında koçluğunu yapan Randy Pfund’dan geliyor. PfundPerkins takaslandıktan sonra şunları söylüyor: “Sam bizim en iyi savunmacılarımızdan biriydi. Onun gidişiyle savunmamızı tekrar düzenlemek durumunda kalacağız.” Lakers’tan takım arkadaşı olan James Worthy ise Sam’i“Egosundan ödün vermekten kaçınmayan bir oyuncu. Tam bir tamamlayıcı ve kusursuz bir takım arkadaşı.”, olarak tanımlıyor. Şutu olan, savunmada etkin bir uzun; egosu olmayan, pozitif bir karakter. Şimdilerde oynasa 30 genel menajer de bu özelliklere sahip bir oyuncuyu takımında görmek isterdi eminim. 

Sam Perkins belki NBA’den yüzüksüz ayrıldı ancak hem takım arkadaşlarının, hem koçlarının, hem de uğruna ter döktüğü takım taraftarlarının takdirini topladı. Şimdilerde oynasa öyle zannediyorum sosyal medyanın da etkisiyle daha göz önünde olması işten bile olmazdı. Velev ki yine göz önünde olamadı, bir yerden sonra “Underratedlar” listesinde başı çekmeye başlar, bir şekilde ismini tepelerde görürdük diye düşünüyorum.   

“Eğer ışığı her an parlatırsan, diğer insanlar bunu kapatmaya başlar.”

Basketbolun Zamansızları’ndan, Sam Perkins. 

Kutluhan Kocadağ
Purp & Gold

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir