NBA Günlükleri

UNUTULMAYANLAR #5 : Dirk Nowitzki

“Dirk  çocuk hastanesini arayıp ziyarete geleceğini söylerdi. Mavericks bununla ilgili ne yapabilir , kamera götürelim mi demezdi oraya giderdi ve saatlerce kalırdı.”

Dirk Wender Nowiztki 19 Haziran 1978 tarihinde Almanya Würzburg’da doğdu. Ailesi sporla iç içe annesi ve babası profesyonel sporculardı. Dirk’ün de spora başlaması uzun sürmedi. Hentbol ve tenis oynamaya başladı ama boyu arkadaşlarından o kadar uzundu ki bu dışlanmasına ve biraz da kendini garip hissetmesine neden oldu. Sonrasında basketbolda şansını deneyen Dirk oyunu fark etmese de doğru oynuyordu.

Bu durum eski Alman basketbol oyuncusu Holger Geschwindner’in dikkatini çekti. 14-15 yaşlarındaki Dirk’te ışık gördü ve ailesinden de izin alarak Dirk’le çalışmaya başladı. Holger basketbolda en doğru şut stilini de bulmaya çalışarak Dirk’ün şutunu büyük titizlikle geliştirdi. Dirk’e müzik aleti çalmayı kitap okumayı sevdirdi. Dirk’e ya Almanya’nın en iyisi olmayı ya da NBA’de savaşmayı önerdi. Dirk 2 gün düşündükten sonra NBA için savaşmaya başladı. DJK Würzburg takımında 1994-1998 yılları arasında oynadı.O Almanya’nın gördüğü en yetenekli oyuncuydu. Amerika’dan gelen kolej tekliflerini reddetti ve direkt NBA’e gitmek istediğini belirtti.

1998 1.tur 9.sıra’dan Milwaukee Bucks tarafından seçildi ve aynı gün Dallas Mavericks’e takaslandı. Sonradan Dirk’ün en yakın arkadaşım diyeceği Steve Nash’te draft gecesinde Phoenix Suns’tan takaslandı ve draft tamamlanmış oldu.
Dirk ilk yılını istediği gibi geçirmedi. 8.2 sayı 3.4 ribaund ve 1 asist ortalamalarıyla çaylak sezonunu tamamladı. İkinci senesinde günümüzde hala takımın sahibi olan Mark Cuban , Dallas Mavericks takımını satın aldı. Mark Cuban’ın  da oyunu çok sevmesi takımın başarısı için çok çalışmasını getirdi. Dallas ekibine çok daha iyi bir alan oluşturdu ve bu oyunculara da yansıdı. Dirk ikinci yılında 82 maçta da görev aldı ve 17.5 sayı 6.5 ribaund ve 2.5 asist ile büyük patlama yaptı. Sonraki senelerde de ortalamalarını iyice yükseltti ve All Nba takımlarına girdi. Aynı zamanda Steve Nash te gelişiyor ikisi harika işler başarıyordu. Playofflar’a kalamayan Dallas’ı yavaş yavaş yukarıya taşıdılar. Playoff ‘larda bir türlü finale gidemeyen Dallas yeni katkılarla daha iyi savunma yapmaya başladı.

2003-2004 senesine girilirken pivotsuz kalan takımın pivotu olarak sahaya çıktı. Yazın sırf bunun için 9 kilograma yakın kilo aldı ve ağırlık çalıştı. Yine All Star oldu ve Yılın 3. Takımında yerini aldı. Ribaund , blok ortalamaları da epeyce yükselmiş o artık komple bir oyuncu olmuştu. 2004-2005 senesinde Steve Nash serbest kaldı ve Phoenix Suns’a geçti. Takıma pivot transferi yapan Dallas Dirk’ü kendi pozisyonuna geçirdi. Nowitzki de 26.1 sayı 9.7 ribaund 1.5 blok ve 3.1 asist ortalamalarıyla ilk defa Yılın Takımı’na seçildi. MVP ödülünü yakın arkadaşı Nash aldı.

2005-2006 senesi de hemen hemen aynı geçiyordu. Steve Nash’in bir MVP’lik daha alması kafaları iyice karıştırdı.Ama bu sefer farklıydı. Dirk ve arkadaşları Playoff ilk turda Memphis , sonrasında Spurs’ü 7 maçlık seriyle ve batı finalinde Phoenix Suns’ı geçerek Shaq’lı , DWade’li Miami Heat’in rakibi oldular. Wade son 4 maçta 36 sayı ortalaması tutturdu ve Dallas 2-0 önde gittiği seriyi 4-2 kaybetti.

2006-2007 senesi onun MVP seçildiği sene olacaktı. 24.6 sayı 8.9 ribaund ve 3.4 asist ile yılın oyuncusu oldu. Dallas 67 galibiyetle takım rekorunu kırdı ve 1. sıradan Playoff’a girdi. Ama belki de takımdan kesin şampiyonluk beklenen sezonda Playofflar’da tarihe yazılacak bir olay oldu. Golden State Warriors takımı Playoff’a kalma ihtimallerinin iyice düştüğü sezonun neredeyse son yirmi maçını kazanarak son sıradan Playoff’a girdi. Stephen Jackson’ın müthiş savunması ve Warriors’un akıl almaz performansıyla Dallas’ı ilk turda eledi.

2008-2009 sezonunda koç Rick Carlisie ile anlaşıldı. Nowitzki Playoff’ta 34.4 sayı 11.6 ribaund ortalamaları tuttursa da Denver Nuggets’a elenmekten kurtulamadılar.


2010-2011 sezonu  free agency sonrası başladı. Dallas takımına Tyson Chandler’ı kattı. Lige kötü başlayan ekip zaman geçtikçe düzeldi ve istenilen seviyeye yakın oynamaya başladı. Nowitzki’nin harikalar yarattığı Playoff’ta Dallas Mavericks ; Blazers , Lakers ve genç Thunder’ı geçerek bir kez daha finale yükseldi. Finalde rakip Chrish Bosh , Dwyane Wade ve LeBron James’li Miami Heat’ti. Seriyi 4-2 kazanan taraf Mavericks oldu ve Nowitzki kariyerindeki tek şampiyonluğu kazandı. Final MVP’si de Dirk olurken Dwyane Wade ve LeBron James kötü performansları nedeniyle topa tutuldu.

 

Sonraki yıllarda da çabalasa da istediği gibi başarılı olamadı. Miami  Heat , Golden State Wariors gibi takımlar ligi domine ettiler . Jason Kidd, Chris Kaman, Vince Carter gibi isimlerle kadrosunu güçlendirmeye çalışan Dallas başarılı olamadı. Nowitzki ufak sakatlıklar atlattı ve 2012-2013 sezonunda da 12 yıldır Playoff yapan Mavericks’in bu serisi son buldu. 2014 yılında Rockets ve Lakers takımları ona $92 milyon teklif yaptı. Dirk ise 3 yıllık $25 milyona Mavericks’le sözleşme yeniledi. Kararlıydı Dallas formasıyla emekli olacaktı.

Yavaş yavaş tüm efsaneleri geride bırakarak en çok sayı atanlar sıralamasını yukarı çıkardı. Herkes bırakacağını söylerken o daha fazla fedakarlık yaparak son yılına kadar çoğu maçına ilk 5 başladı , az süre alsa da takıma büyük katkı tecrübe sağladı. Takıma yeni oyuncular gelsin diye maaşından fedakarlık etti.

2018-2019 sezonunda Dwyane Wade ile son All Star maçlarına çıktılar ve sezon sonunda emekli oldular.

 

 

Çoğu basketbol otoritesine göre tarihin en iyi Avrupalı basketbolcusu. Dallas Mavericks’e bir kültür bıraktı. 21 yıllık NBA kariyerinde Dallas formasıyla 14 kere All Star oldu ve 12 Kere Yılın takımlarına girdi. Michael Jordan Kobe ile özdeşleşen fadeaway atışına bambaşka bir yorum getirdi ve 2.13 lük bir oyuncunun da estetik ve isabetli atabileceğini gösterdi. Kariyerini 20.7 sayı 7.5 ribaund 2.4 asist ve 47.1 saha içi isabetiyle noktaladı. 31.560 sayıyla tüm zamanlarda Michael Jordan’ın ardından en çok sayı atan 6. oyuncu.

 

 

Birkaç andan bahsetmek istersek finallerdeki ateşle çıktığı maç , Playofflar’daki akılalmaz maçları , takım arkadaşlarıyla galibiyet yüzdesi artana kadar sakallarını uzatmaları gibi anlar geliyor aklımıza. Mark Cuban’ın da dediği gibi “Teşekkürler,teşekkürler,teşekkürler.”

 

Gökberk Ata Mert
Nba Live 07 oyunuyla NBA ligini tanımış ve 2010 lardan beri ligin sıkı takipçisi. Şu anda İstinye Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi. Büyük Derrick Rose hayranı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir