NBA Günlükleri

All-Star 2021 Analizi

Bu seneki All-Star alışılmışın oldukça dışında bir şekilde düzenlendi. Geçtiğimiz Pazar Atlanta’da düzenlenen 2021 All-Star’ı haftasonunun aksine tek bir günde gerçekleşti. Çok az sayıda seyircinin olduğu etkinlik beklenen coşkusunda olmasa da akıllarda güzel hareketler bıraktı.

Yetenek Yarışması

 Gecenin ilk etkinliğinden başlayalım. Yarışmanın katılımcıları Chris Paul, Luka Doncic, Robert Covington, Domantas Sabonis ve Nikola Vucevic’ti. Kişisel olarak sürpriz isimleri destekleme nedenimi Nba Günlükleri podcast hesabında –NG TV podcast yazarak spotify’da bulabilirsiniz.- esprili bir şekilde “mazlumun” yanında olduğumu açıklayarak Covington’ı desteklediğimi açıklamıştım. Yetenek Yarışmasında genelde büyük yıldızlar çok fazla ciddiye almadıkları için Chris Paul ve Luka Doncic’in kazanmayacağını düşünüyordum. Nitekim haklıda çıktım zaten izleyenler Doncic’in eşofmanla çıkmasından ve Cp3 gibi bir oyuncunun boş turnike kaçırmasından anlamışlardır. Kazanmayacağını düşündüğüm bir diğer aday ise Vucevic’ti. Böyle düşünmemin nedeniyse parkur için biraz daha ağır kalacağını düşündüğüm içindi ancak yeni parkur adeta ilk üçlüğü atanın kazandığı bir şekilde dizayn edildiğinden finale kadar kalmayı başardı. Yarışmanın galibi yakın geçen finalde Domantas Sabonis oldu. Finalde 2 uzunun yarışması bu kategorinin biraz fazla kolaylaştırıldığını gösterdiğini düşünüyorum. Uzunların yarışmaya alınmaya başladıktan sonra değiştirilen parkurda oyuncuların yan yana koşması güzel olsa da biraz daha eski haline dönse sanki daha iyi olur gibi.

Üçlük Yarışması

 Gecenin en heyecanlı kategorisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Üçlük yarışmasının ne kadar ritim bulmakla ilgili olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Özellikle Curry’nin değilde Nba’in elit şutörlerinden biri bile olmayan Mike Conley’nin kazanması oldukça ironik olurdu. Curry final turunda 2. Yeşil toptan sonra toparlayıp son topta kazanabildi. İlk turdaki ezici performansını sergileyememiş olması izleyenler için son derece heyecanlı geçmesine yol açtı. Yarışmaya Donovan Mitchell, Steph Curry, Jaylen Brown, Mike Conley, Zach LaVine ve Jayson Tatum katıldı. Bu kategoride mazlum kontenjanından adayımın Zach LaVine olduğunu belirtmem lazım. Mitchell ile birlikte ortalama bir performans sergilese de bir sonraki tura kalmayı başaramadı. Akılda kalan anlardan birisiyse Jaylen Brown’un atış esnasında zıplarken topların durduğu düzeneğe çarpması oldu. Tnt esprili bir şekilde “and1” şeklinde tanıtmış olsa da oldukça garip durumdu. Brown bu garip durum dışında performansıyla akıllarda pek bir yer edebildiğini söylemek oldukça güç. Hiç şans tanımadığım Donovan Mitchel ise adayım LaVine ile aynı puanı alarak elenmekten kurtulamadı. Final turuna 3 isim Mike Conley, Steph Curry ve Jayson Tatum kaldı. Tatum ilk turun aksine sadece 17 puan alarak kazanma şansını yitirdi. 2. sırada yarışan Mike Conley yarışma boyunca istikrarını sürdürdü ve Curry’nin topların başına biraz daha baskı altında geçmesini sağladı. Şef Curry ilk turun aksine pek ritmini bularak başlayamasa da son topla kazanmayı başardı ve 2015’in ardından 2. kez üçlük yarışması şampiyonu oldu.

Smaç Yarışması

 Kurallar hem Aaron Gordon’un başına gelenler hem de All-Star maçının devre arasında yapılacağı için biraz daha kısa sürmesi açısından değiştirildi. Buna rağmen yine tartışmalar yine bitmedi. Geçtiğimiz yılların aksine 2’si çaylak 3 kişi katılan yarışmada katılanların popüler oyuncular olmaması dışında seyircinin yokluğu da eklenince oldukça sönük geçen bir mücadele oldu. Katılan isimler Afernee Simmons, Obi Toppin ve Cassius Stanley oldu. Stanley’nin performansı diğer iki ismin oldukça gerisinde kalsa da ilk smacında ben de hakkının yendiğini düşünenlerdenim. Bacak arasından yaptığı smaç en azından 50 almasa bile ilk turda kendinden sonraki smaçlardan daha iyi olduğunu söylemem lazım. Bu kategoride adayım Obi Toppin’di ki bana kalırsa kazanmayı daha çok haketti. Şunu da belirtmem gerek oyuncular maçların sıklığından orijinal bir smaç fikri düşünmeye veya antrenman yapmaya fırsat bulamadıklarını görmüş olduk. Anfernee Simmons’ın en azından bu anlamda hakkını vermem gerek en yaratıcı smaçları kendisi yaptı. Simmons ‘ın kazanmaması gerektiği düşünmemin nedenini biraz smaçlarını inceleyerek açıklamam gerekirse McGready smacında orijinal hali ekrana geldiğinde T-Mac’in topu ne kadar aşağıya indirdiğini ve ne kadar estetik bir smaç yaptığını gördük. Jürinin bu smacı puanlarken biraz da nostalji büyüsüne kapıldığını düşünüyorum. Finaldeki smaca gelecek olursak fiziksel olarak mümkün olmamakla birlikte smacın bir amacı vardı ve bu potayı öpmekti. Sonuçta amacına ulaşamadığı için başarısız gözüyle bakabiliriz ancak smaçta zaten öpücük dışında hiçbir zorluk yoktu. Kısaca yaratıcı bir fikir olsa da tek eliyle oldukça sade bir smaç yapıp biraz da yükseğe sıçrayarak yarışmayı kazamış olması bana pek de adil gelmedi. Sonuçta smaç yarışmasına katılan herkes çok yükseğe sıçrıyor. Obi Toppin açısından final turuna bakacak olursak aslında faul çizgisinin tam bir ayak önünden yapılan bacak arası smacı ne olursa olsun 50 puan değerinde olmalıydı. Jürinin pek etkilenmemesinin nedeninin önceki yıllarda özellikle LaVine’in yaptığı smacın akıl almaz olmasıydı. Son olarak bu kategoride kafama takılan bir konu TNT’deki hiçbir yorumcunun smaç yarışmasındaki garip durumdan rahatsız olmaması oldu. Merak edip twitter’a baktığımda benime aynı fikirde birçok basketbolseverin olması içimi rahatlattığımı söylemem lazım. Jürinin bile 3’e 2 çoğunlukla seçtiği yarışma galibi konusunda bütün stüdyonun nasıl hemfikir olduğu oldukça ilginç.

All-Star Maçı

Son olarak gecenin ana yemeğine bakalım. Team Lebron’un hem maçı hem de diğer 3 çeyreği önde tamamladığı maçta akıl kalan bütün güzel hareketler ve spektaküler şutların maçın ilk yarısında olduğunu söylemek lazım. Antetokounmpo’nun hiç şut kaçırmadan Mvp olduğu maçta akılda kalan en güzel hareketler Liliard ve Curry’nin arka arkaya orta sahadan attığı üçlükler oldu. All-Star maçı geçen sene değişen formatla oldukça çekişmeli geçse de bu sene tekrardan gazozuna maç halini aldı. LeBron James’in maçta performansından ziyade Gm’lik özellikleriyle daha ön plana çıktığını da değinmeden edemeyeceğim. Podcastte de değindimiz üzere Cleveland döneminden Gm’lik yapmaya alışkın olan LeBron James kurduğu kadroyla takımı zaten maçın favorisiydi ve maç içinde de bunu ispatlamayı başardılar. Bu arada insanların gözünden kaçan bir durum var. LeBron James’i belirttiğim gibi takdir etsem de Team Durrant’in takımında başta Kevin Durrant’in kendisi olmak üzere son gündeki kontrolle birlikte Ben Simmons ve Joel Embiid’in eksikliğiyle güç kaybettiğini de unutmamak lazım. Son olarak maçta en çok hoşuma giden şeyin formalar olduğunu söyleyerek bitirmek istiyorum.

Ali Yılbaşı
İstanbul Teknik Üniversitesi 4. sınıf öğrencisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir