NBA Günlükleri

MVP Kim?

Malum normal sezonu kısa bir süre önce geride bıraktık. Artık önümüzde play-in ve hemen ardından play-off heyecanı olacak.

2020-21 NBA normal sezonunu geride bırakmasına bıraktık ama hepimizin akılın bir köşesinde giderilmesi gereken bir soru var: MVP kim? NBA Günlükleri olarak bizler de bu konudaki düşüncelerimizi kaleme aldık.

Nba.com’un en son 14 Mayıs’ta güncellediği MVP sıralamasındaki ilk 5 oyuncuyu sizler için değerlendirdik;

Heath Ledger’in bile görse kıskanacağı Joker – NIKOLA JOKIC

MVP

26 yaşındaki Sırp pivot Nikola Jokic, inanılmaz bir istikrar abidesi olarak Denver Nuggets adına sezonun her maçında forma giydi. Joker bu maçlarda MVP’lik için en büyük adaylardan biri olduğunu her maç bize inatla gostermeyi başardı.
Bu sezon 72 maçın tamamında da oynayan Jokic 26.4 sayı,10.8 ribaund ve 8.3 asist ile takımını adeta taşıdı. Jamal Murray’nin olmadığı zamanlarda da dümende olan 211 cm ve 129 kg’lık Joker, sıra dışı oyun stiliyle takımının karar verici rolünü üstlenirken savunmada da yaptıklarıyla ön plana çıktı.

Jokic, bu sezon 72 maçın 60’ında double double ile oynadı; bunların 13’ünde ise 30+ sayı ve 10+ ribaund ile de MVP yarışında en büyük adaylardan biri olduğunu fazlasıyla kanıtladı. Sırp pivot, lig tarihinde 88 maçta  10+ asistle oynayan ilk pivot ünvanına sahip. Joker, Mvp ödülünü kazanan ilk Denver Nuggets oyuncusu olma ihtimalinin yanında ayrıca 2000 yılında ödülü kazanan The Big Aristotle Shaquille O’Neal’den sonra bu ödülü kazanan ilk pivot da olabilir.

Nikola Jokic, pek çok otoritenin de adayı örneğin  Brookly Nets’in baş antrenörlük koltuğunda oturan ve 2 kez MVP seçilen Steve Nash de adayının Jokic olduğunu belirtti. Ve tabi Jokic eğer MVP olursa en geriden draft edilip (41) bu odülü kazanan oyuncu olacak.

Yazı: Sabri Ata ONUR

 

Joel Embiid nam-ı diğer The Process

Son yıllarda şöyle bir ifadeyi sık sık duyarsınız, ‘başka bir sezonda olsaydı kesin MVP idi’. Joel Embiid için bu ifade çok geçerli. Bunu Giannis, Curry, Lillard içinde söyleyeceğiz çünkü Nikola Jokic diye bir gerçek var önümüzde; malum şu pandemi döneminde hiç maç kaçırmadan sezonu tamamlaması ve hemen hemen tüm istatistiki kategorilerde bir önceki sezonunu aşmış olması hatta kariyer zirvesini yakalaması O’nu MVP yarışında bir adım öne atıyor.

Joel Embiid ise sakatlıktan dolayı 21 maç kaçırmış olsa da O’da Jokic gibi bir önceki sezona göre rakamlarını geliştirdi. Sakatlık öncesi NBA kamuoyunun da bir numaralı MVP adayıydı. Hatta sezon başından itibaren verimlilik kategorisinde hep ligin zirvesinde yer aldı ve sezonu 30.3 verimlilik puanı ile Jokic’in hemen arkasında 2. bitirdi. Ve sezon boyunca sakatlık dönemi haricinde MVP sıralamalarında hep ilk ikide yer aldı.

Peki bu sezon ne yaptı Embiid? %51.3 saha içi isabeti ile 28.5 sayı(kariyer sezonu) üreten Embiid, maç başına 10.6 ribaund aldı. Sırtı dönük post-up’lardan ziyade yüzü potaya dönük hücum etmeyi ön planda tuttu ve temaslı oyunuyla bol bol faul alıp serbest atış çizgisine geldi. Oradan da %85.9 ile isabet bulurken gereksiz üç sayılık atışlardan kaçınmayı da öğrendi. Rakip savunmalar üç sayı çizgisinin gerisinden O’nu riske ettiklerinde kendisi için daha verimli olan orta mesafeye yöneldi. İşin savunma tarafında ise kendisini verdiği zaman ne kadar etkili olduğunu da bu sezon gösterdi.

Joel Embiid, bu sezon vaat ettiği yetenek setini bizlere yeterince sundu. Philadelphia 76ers, sezonu Doğu’nun tepesinde tamamladı. Sixers’ın bu başarısındaki Embiid’in hem savunmada hem de hücumdaki muazzam etkisinin yeri asla yadsınamaz. ‘The Process’e olan inancını kaybedenlerin yüzlerinin kızarmasının vakti geldi çünkü Embiid, onlara Sixers’ın zamanının geldiğini bu sezon bolca hatırlattı ve hatırlatmaya da devam edecek.

Yazı: Hüseyin POLAT

 

Zeus’un Halefi Greek Freak

Antetokounmpo’nun bu sezon MVP’yi kazanamamasının iki sebebi olabilir. Birincisi oy kullanan isimlerin üzerinde olacak olan seçmen yorgunluğudur; Greek Freak’in hem Jokic’e hem Embiid’e karşı belki de en büyük dezavantajı son iki sezonun MVP’si olması. O da önündeki iki isim gibi harika bir sezon geçiriyor ama son iki sezonun MVP’si olması ve de daha önemlisi o sezonlarda Milwaukee Bucks’ın sezonu lider bitirmesine karşın Bucks’ın sezonu Doğu’da 3. sırada tamamlaması O’nu diğerlerin gerisine atıyor.

İkincisi ise Jokic ve  Embiid için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: bu oyuncuları takımlarından çıkardığınız an, ne Nuggets Nuggets ne de Sixers Sixers olur. Tabii Giannis için de bu geçerli fakat Bucks, 2020-21 sezonunun özelinde O’nun olmadığı maçlarda da mevcut oyun planını üç aşağı beş yukarı uygulayabildi. Sonuçta Khris Middleton ve Jrue Holiday gibi iki değerli parça O’nun yokluğunu en azından normal sezonda hissettirmediler. Embiid’siz maçlarda Sixers, belki maçlarını kazanmış olabilir ama bu maçlarda Embiid’in eksikliği net bir şekilde hissedildi. Jokic’i Nuggets‘tan çıkardığınızda Nuggets‘ın Nuggets olmayacağı da çok bariz; Jamal Murray sağlıklı olsa bile.

MVP konusundaki tüm bu olumsuzluklara rağmen Giannis, harika bir sezonu geride bıraktı: %56.9 şut isabetiyle 28.1 sayı, 11 ribaund, 5.9 asist, 1.2 top çalma ve 1.2 blok ortalamalarıyla sezonu tamamladı. İkililerde %63.6 ile isabet bulurken boyalı alanı %83.7 isabetle domine etti. Giannis Antetokounmpo, eğer bu sezon da MVP seçilirse Bill Russell ve Larry Bird’den sonra üst üste 3 sezon bu ödülü kazanan tarihindeki 3. oyuncu olacak.

Yazı: Hüseyin POLAT

 

Chef’in Özel Spesiyali: Stephen Curry

MVP

Şef Curry, eşi benzeri görülmemiş bir sene geçirdi. Golden State Warriors’un 2019 finallerinden beri sakatlık belası peşlerini bırakmadı. Curry geçen sene oynadığı çok kısa süreçte olumsuz sinyaller vermişti. Curry’nin yokluğunda Green çok kötü gözüktü. Yeni sezona girerken takım mühendisliğinin fecaat durumda oluşu, Klay’in tekrar sakatlanması ile Stephen Curry ve arkadaşları için felaket senaryoları çiziliyordu. Curry için yıldızlar ile oynamayınca performansının eskisi gibi olamayacağı ve Warriors’ın tekrar lotarya takımı olması bekleniyordu. Tüm olumsuz karşı görüşlere rağmen Stephen Curry, takımını sürükleye sürükleye play-in potasında tuttu.

BBall İndex’in sezon içinde yayınladığı verilerde yıldız oyunculara takımlarının sağladığı spaceing oranları açıklandı. Steph Curry %5 ile en düşük orana sahip. Buna rağmen sezonu 31.8 sayı, %48,3 saha içi, %42,1 üçlük yüzdesi ve %60 eFG ortalama ile oynadı. Spaceing olarak bu kadar sorunlu bir takımda, sakatlıklar ve sıkışık takvimin olduğu böylesine zor bir sezonda bu verimlilikle oynamak akıl alır bir iş değil. Stephen Curry, çok zor şartlarda “Unanimous Mvp” sezonundan çok az farkla düşük verimlilikle inanılmaz bir sezon geçirdi.

Bireysel rakamlarının seviyesi bir yana, takımının Curry sahada iken ve benchte iken oynadığı seviye Stephen Curry’nin yaptıklarını ne kadar zor ve değerli olduğunu daha net gösteriyor. Curry sahada iken Warriors 115 oRTG ile hücum ederken sahada değilken 105.1 ile hücum edebiliyor. 105.1 offensife rating Nba’de ki en kötü 27. Hücum anlamına geliyor 115 ise en iyi 7. hücum. Stephen Curry ligdeki en kötü birkaç hücumdan birini alıp en iyi 10 hücum arasına sokuyor. Warriors sezonun son bölümünde büyük bir ivme yakalayana kadar on/off istatistikleri takım adına çok daha kötü durumdaydı. Sezon başlangıcından Mart’ın son haftasına kadar Warriors, Curry sahadayken 100 pozisyon başına 114.7 ile hücum ederken Curry sahada değilken 100 pozisyon başına 94.5 ile hücum edebiliyordu.

Sezon başı Koç Kerr’in elindeki yetersiz malzemeye rağmen takımın alıştığı karışık, herkesin topa değdiği motion offense’ı zorlaması, kendisinin de sezon başı şu an ki kadar formda olmaması Mvp yarışında biraz geride kalmasına sebep oldu. Sezon boyu inanılmaz bir kararlılık ve azimle takıma liderlik etti. Başka herhangi bir sezonda rahatça MVP olabilirdi. Her maç sürekli 2’li 3’lü sıkıştırmalara maruz kalmasına rağmen büyük bir liderlik örneği göstererek takımını play-in’e taşıdı ve ödül almasa bile son derece değerli ve akıllarda kalacak bir performans gösterdi. Rakamlardan ayrı olarak 2016’da sergilediği büyüleyici oyunu tekrar izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

Yazı: Cenk ÖZLEM

 

Luka ‘MAGİC’ Doncic

Dallas Mavericks’in efsanesi Dirk Nowitzki emekliğe ayrıldığında birçok kişi Dallas’ın tipik bir alt sıra takımına döneceğini düşünüyordu ancak öyle olmadı bir kurtarıcı geldi; bazılarına göre ise Nowitzki’den daha efsane bir isim kendisi. O isim kim mi? Tabii ki de Luka Doncic.

Luka Doncic, Avrupa’da daha 16 yaşındayken ilk maçına çıktı ve her gün geçtikçe adından sıkça söz ettirdi. Bazı kesimler Doncic’in Magic’i de LeBron’un bu kadar lige hızlı giriş yapmadığını söylüyor. Bence yanlış Doncic’in Magic ile kıyaslanması şu an mümkün değil çünkü Magic 20 yaşındayken finaller MVP’si dahil bir çok unvanı elde etmeyi başarmıştı. LeBron’la kıyaslanabilir ancak LeBron James ile kıyasladığımızda en büyük eksisi atletik değil tipik bir Avrupalı vücuda sahip. Istatistiksel olarak bakarsak LeBron’u sollar kendisi.

Playoff’da yine Dallas’ın en önemli kozu olacak şüphesiz ki. Yaratıcı, azimli ve kararlı. Memphis maçında maçı kazandıran clutch şutta da gördük ki stepback yapmamak için yakın savunulmasına rağmen o zor pozisyonda şutunu soktu. Oyun zekası üst seviyede ancak bir kusuru var oyundan çok kolay kopabilmekte; bu yaşta ve bunca sorumluluğa sahip bir oyuncuya bunu çok görmemek gerek. Luka’nın daha önü çok açık, bir kaç takviye ile Dallas Batı’da şampiyonluğa ciddi bir aday olabilir ancak Luka’nın da bazı konularda daha çok fırın ekmek yemesini düşünenlerdenim.

Kader yine Clippers’ı çıkardı karşısına geçen sezon serinin en iyi oyuncusu olmasına rağmen tecrübesizliğin kurbanı olan Mavericks’in bu sene işi yine zor olsa da bu sefer Doncic ve arkadaşlarının pes etmeyeceğini ve play-off’da Doncic’i izlemek çok büyük keyif olacak.

Yazı: Volkan METİN

NBA Gunlukleri
Genel Yazı Hesabı at NBA Günlükleri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir