NBA Günlükleri

OneByOne0: Russell Westbrook

Hepinize merhaba sevgili NBA Günlükleri okurları, bu yazımızda sizlerin de beğeneceğini tahmin ettiğimiz bir seriye başlıyoruz. Biraz seriden bahsedecek olursak, forma numaralarına göre sırasıyla NBA tarihinin en iyi oyuncuların hayatlarını, yakaladıkları başarıları ve istatistiklerini bir araya getireceğiz.

Serimizin ilk ismi 0 numaralı formasıyla lige damga vurmuş Russell Westbrook! Bakalım yürüyen triple-double makinesi bu seviyeye gelene kadar neler yaşamış…

Kas Adam Russell Westbrook

Russell Westbrook, Kaliforniya’da Russell Westbrook Sr. ve Shannon Harton’un bir çocuğu olarak dünyaya geldi, ayrıca Raynard adında bir de küçük kardeşi bulunmaktadır. Westbrook’un ortaokul dönemlerinde zamanını geçirdiği Khelcey Barrs adında lise ikinci sınıfa giden bir çocukluk arkadaşı bulunmaktaydı ve Barrs 1.83’lük boy, 90 kg’lik fiziksel özellikleriyle daha o zamandan büyük kolej takımlarının ilgisini çeken bir Kısa forvet oyuncusuydu. Ancak ne yazık ki büyük potansiyel olarak görülen Khelcey Barrs, 2004 yılında bir maç sonrasında kardiyomegali geçirerek hayata veda etti.

Lise Yılları

Lise kariyerine 2002 yılında Leuzinger Lisesi’nde  başladı ve buraya katıldığında 1.72 boyunda, 63 kg ağırlığındaki çaylak bir Point gard olan Westbrook, lisedeki üçüncü senesine kadar okulun takımında forma şansı bulamadı. Lisedeki üçüncü yılıyla beraber takıma katılan Westbrook, ilk patlamasını son senesinde maç başına 25.1 sayı, 8.7 ribaund, 3.1 top çalma ve 2.3 asist ortalamalarıyla oynayarak gerçekleştirdi. Daha sonrasında bu etkileyici perfonmasıyla UCLA’de oynaması karşılığında burs teklif edildi ve Russell UCLA’in yolunu tuttu.

UCLA Yolcusu Westbrook

Westbrook, ikinci sezonunda ise takımın ilk beş Oyun kurucu’su Darren Collison’ın sakatlığı sonrasında takımla ilk beş başlayıp maç başına 12.7 sayı, 3.9 ribaund, 4.7 asist, 1.6 top çalma ortalamaları tutturdu. Gösterdiği performansla sezon sonunda Pasifik Konferansı’nda yılın savunma oyuncusu seçilmesinin yanında en iyi savunma beşi’ne ve turnuvanın en iyi üçüncü beşi’ne seçildi. UCLA bu sezonda bir kez daha Final-Four’a yükselse de yarı finalde bu sefer Memphis’e 78-63 yenilerek elendi. Westbrook, NCAA’de iki sezon oynadıktan sonra kalan iki senesinden feragat edip UCLA’dan ayrılıp 2008 NBA seçmelerine katılma kararı aldı.

NBA’e Makine Geliyor

Westbrook, 2008 NBA Seçmeleri’nde birinci tur dördüncü sıradan Seattle SuperSonics takımı tarafından draft edildi. 5 Temmuz tarihinde takımıyla sözleşme imzaladı. Aynı yaz Sonics takımı Oklahoma City şehrine taşınıp adı Oklahoma City Thunder olarak değiştirildi ve renkleri mavi, turuncu ve sarı oldu.

NBA’deki ilk karşılaşmasında 13 sayı, 4 ribaund ve 4 asistle oynayan Russell Westrook, 2 Mart 2009 tarihinde oynanan Dallas karşılaşmasında 17 sayı, 10 ribaund ve 10 asist ile oynayarak Chris Paul’den sonra çaylak yılında triple-double yapmayı başarabilen ilk isim oldu. İki kez ayın çaylağı ödülünü kazandı ancak senenin sonunda “Yılın Çaylağı” ödülünde kendisini 4. sırada buldu.

NBA’deki ikinci sezonunda playofflara kalmayı başaran OKC, ilk turda Los Angeles Lakers’a 4-1 mağlup olarak elendi.

26 Kasım 2010 tarihinde oynanan karşılaşmada 43 sayı atarak kariyer rekoru kıran Russell Westbrook aynı sene ilk kez All-Star seçildi. All-Star maçında maça yedeklerden girip 12 sayı, 5 ribaund ve 2 asist ile oynadı. Yılın ikinci beşine seçilen Westbrook, playofflara güzel bir başlangıç yapsa da konferans finallerinde Dallas Mavericks’e 4-1 mağlup oldular ve elendiler.

2011 sezonunda Thunder,  sezonda 47 galibiyet alarak konferansı’nda ikinci sıradan play-off’lara girdi.  Play-off’lar genelinde maç başına sırasıyla 28.5 sayı ve 23.1 sayı ortalamaları tutturan Kevin Durant ve Westbrook’un önderliğindeki Thunder, ilk turda Dallas Mavericks’i 4-0, yarı final’de Los Angeles Lakers’ı 4-1 ve konferans finalinde ise 2-0 geriye düştüğü San Antonio Spurs serisini altı maç sonunda 4-2 yenerek konferans şampiyonu oldu ve yeni adıyla ilk kez NBA Finalleri’ne yükseldi. Westbrook, finalde eşleştikleri Miami Heat’e karşı serinin birinci maçından 105-94 galip ayrılırlarken 27 sayı ve 11 asist ile oynadı, ayrıca bu performansıyla NBA tarihinde final serisi ilk maçında 25+ sayı, 10+ asist barajını geçen Michael Jordan’dan bu yana ilk oyuncu oldu. Serideki dördüncü karşılaşmada 104-98 kaybederlerken 43 sayı atarak play-off kariyer rekorunu kırdı. Beşinci maç’ta 121-106 yenilen Thunder, seriyi de 4-1 kaybetti ve böylece şampiyon Miami Heat oldu.

2012-13 sezonunda ise toplam 60 galibiyet aldığı sezonu yeni adıyla ilk kez konferans birincisi olarak tamamladı ve play-off’lara girdi.  İlk turda Houston Rockets ile eşleşirlerken 24 Nisan günü oynanan serinin ikinci karşılaşmasında Patrick Beverley onun topunu çalmak için hamle yapınca çarpıştılar ve Westbrook dizinden sakatlandı. Dizindeki ağrılardan rahatsız olmasına rağmen maça devam etti ve karşılaşmayı 29 sayı ile tamamladı. Ertesi gün dizindeki ağrılar şiddetlenince tetkikler yapıldı ve menisküsünde yırtık olduğu tespit edildi. Westbrook, bu nedenle 27 Nisan, 2013 tarihinde ameliyat oldu ve play-off’ları kapattığı açıklandı. Thunder, onun yokluğunda ilk turda Rockets’ı 4-2 ile geçse de ikinci turda eşleştiği Memphis Grizzlies’e 4-1 elenerek play-off’lara veda etti.

2013-2014 sezonunda sakatlıktan dönen Westbrook, Kevin Durant eşliğinde sezonu 2. Sırada tamamlamış ve playoff ilk turunda Memphis Grizzlies’la eşleşmişlerdi. İlk turda Memphis Grizzlies’ı 4-3, yarı finalde Los Angeles Clippers’ı 4-2 ile geçtikten sonra konferans finalinde normal sezonu birinci sırada bitiren San Antonio Spurs ile eşleştiler. Thunder, nihai NBA şampiyonu olucak olan Spurs’e seriyi altı maç sonunda 4-2 kaybederek elendi.[71] Westbrook, play-off’larda 26.7 sayı, 8.1 asist, 7.3 ribaund ortalamalarıyla oynayarak NBA tarihinde play-off’larda en az 26 sayı, 8 asist ve 7 ribaund ortalaması tutturan ve 1964 yılında bunu gerçekleştiren Oscar Robertson’dan bu yana ilk oyuncu oldu.

2014-2015 sezonunda sakatlıklarla boğuşan Westbrook, geçen sezon sakatlığı yüzünden katılamadığı All-Star maçına seçilmiş ve 41 sayı atarak All-Star MVP’si seçilmişti. Ayrıca ilk çeyrekte 27 sayı atarak Wilt Chamberlain’in rekorunu kırıp NBA tarihinde All-Star maçının bir çeyreğinde en fazla sayı atan oyuncu oldu. Deli işler başaran Westbrook istatistiksel olarak çok başarılı gözükürken takım halinde kötü bir sezon geçirdiler ve 45 galibiyet alarak 5 yıl aradan sonra ilk kez playofflara katılamadılar.

2015-2016 sezonunda playofflarda Golden State Warriors’a kaybetmelerinin ardından takımdan ayrılan Kevin Durant’in Warriors’a katılmasıyla sıkı dostluk yerini ezeli rekabete bırakmıştı.

Bu sezondan sonrasını zaten birçoğunuzun bildiğini biliyoruz, o yüzden biz daha bilinmedik kısımları açığa çıkartmak istiyoruz.

Milli Takım Kariyeri

Westbrook, koç Mike Krzyzewski’nin takımda “All-Star oyuncular yerine genç oyuncular oynamalı” açıklamasından sonra 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası kadrosuna çağrılarak ilk kez millî takımda forma giyme şansı buldu.

Millî formayla ilk resmi maçına 10 Ağustos’ta grup maçı olan Hırvatistan’a karşı çıktı ve 106-78 kazanırlarken 10 sayı kaydetti. Westbrook ve arkadaşları, takımıyla beraber ilk turları farklı galibiyetle geçtikten sonra finalde ev sahibi Türkiye’yi 81-64 yendiler ve turnuvayı altın madalya ile noktaladılar.

Westbrook, Londra’da düzenlenen 2012 Olimpiyatları’nda da bir kez daha millî takımın on iki kişilik kadrosunda yer aldı. 3 Ağustos’ta oynanan grupların üçüncü maçında Nijerya’yı 156-73 mağlup ederlerken 21 sayı attı ve millî takımdaki kariyer sayı rekorunu kırdı. Turnuva finalinde İspanya’yı 107-100 mağlup ederek altın madalya kazanan ABD sürpriz yaşatmadı.

2014 FIBA Basketbol Dünya Kupası kadrosuna da davet edilen ve adı 12 kişilik kadroya yazılan Westbrook, sezon içinde yaşadığı diz sakatlığı sebebiyle kampa katılamayacağını ve dinlenmesi gerektiğini söyleyerek kadrodan çıkmıştı.

Russell Westbrook Denince Akla Gelenler

Gerek analizciler gerek fanlar ve gazeteciler tarafından günümüzde birinci olmak üzere NBA tarihinin gelmiş geçmiş en atletik oyuncularından birisi olarak kabul edilen Westbrook’un oyun stili daha çok fiziksel özellikleri sayesinde de delicilik olarak tabir edilen hızlı bir şekilde potaya gitmeye dayanmaktadır. Hücumda kullandığı silahlardan birisi olarak pull-up olarak tabir edilen içeriye drive edecekmiş gibi yapıp orta mesafeden şut atabilmektedir. Kobe Bryant’tan da bildiğimiz “Mamba Mentality” ruhuna sahip ender oyunculardan biridir.

Koskoca adamın, ayaklı triple-double makinesinin hayatından kısa şekilde bahsettiğimiz yazının ve OneByOne’ın ilk bölümünün sonuna geldik. Umarım okurken eğlendiğiniz, yeni şeyler öğrendiğiniz ve içinizdeki basketbol tutkusunu bir nebze de olsa artıran bir bölüm olmuştur. Bir  sonraki sayıda görüşmek üzere, basketbolla kalın…

Ahmet Ağaoğlu on EmailAhmet Ağaoğlu on FacebookAhmet Ağaoğlu on InstagramAhmet Ağaoğlu on LinkedinAhmet Ağaoğlu on TwitterAhmet Ağaoğlu on Youtube
Ahmet Ağaoğlu
Basketbolcu, yazar ve ezelden beri Golden State taraftarı, ek olarak sitenin en yetenekli yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir