NBA Günlükleri

OneByOne3: Dwyane Wade

Hepinize merhaba NBA Günlükleri okurları, bugün “OneByOne”ın 4. bölümüyle karşınızdayız. Bu bölümde 3 numaralı forma denince akla gelen “The Flash” Dwyane Wade’in hayatından, basketbolundan ve NBA kariyerinden bahsedeceğiz. Lafı uzatmadan serinin dördüncü bölümüne başlayalım…

Efsanenin Doğuşu

Dwyane Wade, 17 Ocak 1982 tarihinde Chicago’da dünyaya geldi. Kız kardeşi Tragil, Dwyane Wade’in büyüyüp gelişmesinde çok büyük rol oynamıştır. Dwyane’in anne ve babası çok erken bir ayrılık yaşadığı için bir dönem annesiyle kalan Dwyane, daha sonrasında babasının yanına giderek üvey annesiyle beraber Robbins semtinde yaşamaya başlamıştır.

Basketbol oynamaya küçük yaşta başlamış ve Michael Jordan’ını kendisine idol olarak görmüştür. (Tıpkı birçoğumuz gibi) Jordan’ı izledikçe ve hareketlerine çalıştıkça basketbolu da gelişmeye başlayan Wade, lise kariyerine Oak Lawn’da bulunan Harold Richards Lisesinde başladı.

Lisedeki ilk iki yılında ders çalıştığı için fazla maça çıkamamış ve üvey kardeşi Demetris takımın yıldızı olmuştur. Lisedeki 3. sezonunun öncesinde yaz tatilinde boyu 4 cm uzadı ve sezonda maç başına 20.7 sayı ve 7.6 ribaund ortalamalarıyla oynayarak kendini ciddi bir şekilde geliştirmesinin yanında, abisinin mezun olmasıyla takımın tek yıldızı oldu.

Lisedeki son yılında maç başına 27.0 sayı ve 11.6 ribaud ortalamalarıyla oynayarak takımının 24-5’lik derece elde etmesinde pay sahibi oldu. Ayrıca bu sezonda okul tarihinde bir sezonda en çok sayı atma (676) ve en çok top çalma (106) rekorlarını kırma başarısı gösterdi. Lise kariyeri bittikten sonra Wade derslerdeki aksaklığı ve biraz problemli bir kişiliğinden dolayı sadece 3 kolej takımından (Marquette Üniversitesi, Illinois Devlet Üniversitesi, ve DePaul Üniversitesi’nden) burs teklifleri alabildi.

Kolej Yılları

Az sayıda takımdan teklif geldiği için seçmekte zorluk yaşamayan Wade, Wisconsin eyaletinde bulunan Marquette Üniversitesinde oynamaya karar verdi. İlginç olan şey üniversitenin koyduğu şarttı, bu şarta göre Wade’in 1 sene boyunca basketbol oynamayıp kötü olan ders notlarını yükseltmesi gerekiyordu.

Derslerini düzelttikten sonra takıma alınan Wade 2001-02 sezonunu maç başına 17.8 sayı, 2.47 top çalma, 6.6 ribaund ve 3.4 asist ortalamalarıyla tamamladı. Formasını giydiği Golden Eagles sezonu 26-7 dereceyle tamamlayarak 1993-94 sezonundan bu yana en iyi derecelerini elde etti.

Bir sonraki sezonda Eagles, Wade’in liderliğinde 1977 yılında şampiyon oldukları sezondan bu yana tarihinde ilk kez NCAA Turnuvası’nda dörtlü final’e kaldı. Normal sezon bittiğinde Associated Press tarafından gösterdiği performans nedeniyle En İyi Amerikalı Kolejliler Birinci Beşi’ne seçildi, ayrıca bu ödüle layık görülen ilk Marquette’li oyuncu unvanını kazandı.

Dwyane Wade takımına liderlik edip finale kadar çıkartmayı başarsa da  finalde yenilip elenerek sezonu genel olarak 6. sırada kapadı. Wade ayrıca turnuvada gösterdiği performansla Ortabatı Konferansı MVP’si seçildi. Sezon bitiminde NBA Draftlarına katılacağını açıkladı ve kolejde giydiği 3 numaralı forma 2011 yılında emekli edildi.

NBA Kariyeri

2003 NBA Draftlarında 1. Tur 5. Sıradan Miami Heat tarafından seçilen Wade, ilk sezonunda 16.2 sayı, 4.5 asist ve 4 ribaund ortalamaları tutturdu. Sezona kötü başlayan Heat takımı sezon içinde toparlanarak playofflara kalmayı başardı. Henüz 21 yaşındayken gösterdiği olumlu performanslarla birçok kişiden övgüler topladı. Sezon sonunda oldukça etkileyici bir çaylak sezonu geçirmesine rağmen “Yılın Çaylağı” oylamasında LeBron James ve Carmelo Anthony’nin arkasında 3. sırada yer aldı. Play-off ilk turunda oynanan New Orleans Hornets serisinin 1. karşılaşmasında maçı kazandıran basketi attı. Turu 4-3 geçen Heat konferans yarı finaline yükseldi, ancak NBA lideri Indiana Pacers’a bu turda 4-2 ile elendiler. Wade 18.0 sayı, 5.6 asist ortalamaları ile takımının skor ve asist lideri olarak bunu çaylakken playoff’ta başaran tarihteki 4. oyuncu oldu.

Ertesi sezon takıma katılan Shaquille O’Neal’ın takıma katılmasıyla Wade oyununu geliştirdi. Shaq ile uyumlu bir ikili oluşturan Wade, ligin gelecek yıllarında süperstar olacağını kanıtlamış oldu. Kariyerinde ilk kez All-Star maçına seçildi, Denver’da düzenlenen yedek çıktığı maçta 23 dakika süre alıp 14 sayı attı. Takımı Heat önceki sezon 42-40’lık derece elde etmişken, 2004-05 sezonunda 59-23’lük yüzde elde ederek önceki sezona göre 17 maç daha fazla kazandı.

Playofflar ilk turunda New Jersey Nets’i (Şimdiki Brooklyn Nets) 4-0 ile süpürürken Wade 26.3 sayı, 8.8 asist ve 6.0 ribaund ortalamalarıyla mücadele etti. Konferans yarı finalinde Washington’ı da 4-0 süpürerek konferan finallerine yükselen Heat’in rakibi geçen sezonun şampiyonu Detroit Pistons oldu. Wade sinüzit, grip ve diz sakatlığı gibi sorunlarla oynadığı serinin 2. ve 3. maçlarında sırasıyla 36, 42 sayı attı. Heat takımı süperstarının bunca sorununa rağmen seriyi 7. maça taşısa da bu sakatlıklara bir de 5. maçta kaburga ağrısı eklenince seriyi 4-3 kaybetti.

2005-2006 sezonunda lige damga vuran bir oyuncu haline gelen Wade başarılı bir sezon sonunda playofflara kalmayı başardı ve ilk turunda Chicago Bulls ile eşleştiler. Playofflarda zorlanmadan NBA Finallerine kadar yükselmeyi başaran Miami Heat’in rakibi Dallas Mavericks’di. Serinin 3. 4. ve 5. maçlarında sırasıyla 42, 36 ve 43 sayı atarak takımının 2-0 geriye düştüğü seride 3-2 öne geçmesini sağladı. 3. maçta attığı 42 sayı ve topladığı 13 ribaund onun play-off kariyer rekoru oldu. 42 sayı attığı karşılaşmanın son çeyreğinde 13 sayı atarak takımının 22-7’lik bir seri yakalayıp maçı kazanmasını sağladı. Heat serinin 6. maçını kazanırken Wade 36 sayı ile destek verdi, böylece takımıyla beraber şampiyonluğu kazandı ve NBA Finalleri MVP ödülü’nü kazandı. O ayrıca NBA Finalleri MVP onuruna erişen lig tarihteki en genç beşinci oyuncu olma unvanına erişti ve maç başına 34.7 sayı ortalaması ile oynayarak bu ilk NBA Finalindeki bir oyuncu tarafından gerçekleştirilen en büyük üçüncü sayı ortalaması oldu.

2010 yazında tüm medyayı sarsan bir olay gerçekleşti, Wade ile Heat yeni sözleşme imzaladığını açıkladı. Ayrıca takımı 7 Temmuz tarihinde Toronto Raptors forvet’i Chris Bosh ile anlaştı. Bir sonraki gün ise büyük üçlünün son parçası olan LeBron James ile anlaşıldı. Miami Heat’te büyük üçlü dönemi başladı. Büyük üçlünün ilk yılında şampiyon olamasalar da ikinci sezonlarında Playoffları’nda Heat ilk turda New York Knicks’i 4-1, yarı finade Indiana Pacers’ı 4-2 geçerken, Wade konferans yarı finali 6. maçında Pacers’a karşı 41 sayı ve 10 ribaund ile oynayarak takımının tur atlamasında pay sahibi oldu.  Konferans yarı finalinde Boston Celtics’i 4-3 le 7 maç sonunda geçen Heat NBA finaline yükseldi. Finaldeki rakipleri Oklahoma City Thunder’a ilk maçı kaybetseler de sonraki 4 maçı üst üste kazanarak NBA şampiyonu oldular ve Wade böylece kariyerinin 2. şampiyonluğunu elde etti. LeBron James Finallerin MVP’si seçilirken, Wade ise seride maç başına 22.6 sayı ortalaması ile oynadı.

2012-2013 sezonuna sakatlıklarla boğuşan Wade play-off’larda sakatlığı sebebiyle kısıtlı verim verebildi ve maç başına kariyerinin en kötü ortalaması olan 15.9 sayı ortalaması ile oynadı. Ancak 2013 NBA Finalleri’nde San Antonio Spurs’e karşı maç başına 19.6 sayı ortalaması ile oynayarak ortalamasını arttırdı. Final serisi final maçı olan 7. karşılaşmada 23 sayı, 10 ribaund ile takımının seriyi 4-3 kazanıp şampiyon olmasında pay sahibi oldu, Wade böylece kariyerinin 3. şampiyonluğunu kazanmış oldu.

Bu yıldan sonraki sezonları pek çoğumuz az çok biliyoruzdur, bu yüzden biz daha çok bilinmeyen yerlere değinerek milli takım kariyerinden bahsetmek istiyoruz.

Milli Takım Kariyeri

İlk kez 2004 Olimpiyatlarında milli takım formasını giyen Wade 2006 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası’nda da millî takım formasını giydi ve turnuvada maç başına 19.3 sayı ortalaması ile oynadı. 2007 yılında Amerika Olimpiyat Elemeleri Turnuvasında sakatlığı nedeniyle forma giyemedi. Ancak Pekin’de düzenlenen 2008 Yaz Olimpiyatları’nda 10-0 ile namağlup altın madalya kazanan takımda yer aldı. Turnuvada takımın liderliğini üstlenen Wade maç başına 18 dakikada 16 sayı, 67% saha içi yüzdesi, 4 ribaund, 2 asist ve 2.3 top çalma ortalamalarıyla olimpiyatları noktaladı, ayrıca takımının 2000 yılından beri ilk kez bir turnuvada altın madalya kazanmasına yardımcı oldu.

Şimdi normalde serimizde olmayan ancak Dwyane Wade için bir araya getirdiğimiz ilginç bilgilere geçelim…

Dwyane Wade Hakkında Bilinmeyen 6 Bilgi

1- Bir sporcu olmasına rağmen Wade; kızarmış tavuk, taşlık, sakatat, kertenkele ve yayın balığı sunan bir restoran olan McDonalds ve Harold’s Chicken Shack gibi mekanların favori mekanları olduğunu söylemişti.

2- Ortalamanın üzerinde bir lise basketbol kariyerine rağmen, kolejler onu işe almakta tereddüt ediyorlardı çünkü ders konusunda basketbol kadar iyi değildi.

3-  Genellikle bilinenin aksine 2 değil 3 oğlu vardır. Zaire ve Zion’a ek olarak, üçüncü oğlu Xavier Zechariah Wade, 2013’ün sonunda doğdu. Doğumu, Dwyane’nin Gabby Union ile nişanlanmasından sadece bir hafta sonra duyuruldu.

4- Doğduğunda, Dwyane’nin adı Dwayne olarak yazılmalıydı. Ancak doğum belgesinde Dwyane yazıyordu. Ailesi, onu bu şekilde bırakmanın, uzun bir süre orijinal yazımına geri döndürülmesinden daha kolay olduğuna karar verdi.

5- Geçmişte Esquire dergisinin “Dünyanın En İyi Giyinmiş Adamları” listesinde ve GQ tarafından En İyi Giyinmiş NBA Oyuncusu seçildi. Buna ek olarak, Forbes Magazine, Sports Illustrated ve Styleite.com, onu bir kerede dünyanın en iyi giyinen sporcularından biri olarak adlandırdı. Son olarak, Temmuz 2015’te, New York Erkek Moda Haftası’nın Açılış Büyükelçisi seçildi. Başka bir deyişle, kendisini her zaman iyi giyinmeye adamıştır [4]. Ek bir bonus olarak, 2005’te Halkın En Güzel 50 Kişisi’nden biri seçildi.

6- Dwyane Wade, 2013 yılında, Zaire ve Zion için bekar bir baba olma mücadelesini detaylandıran A Father First: How My Life To Bigger Than Basketball’u yazdı ve yayınladı. Ayrıca, büyüyen hayatını ve NBA’in tarihteki en iyi oyuncularından birine yükselişini tartıştı. Kitap sadece NYT En Çok Satanlar Listesi’ne girmekle kalmadı, aynı zamanda kitabı kendileri için okuyan eleştirmenlerden ve hayranlardan övgüler aldı.

Yaşayan efsane, pozisyonuna göre tarihin en iyilerinden biri sayılan, “The Flash” Dwyane Wadde’in hayatından ve basketbolundan kısaca söz ettik ve OneByOne’da dördüncü bölümün sonuna geldik. Umarım okurken eğlendiğiniz, yeni şeyler öğrendiğiniz ve içinizdeki basketbol tutkusunu bir nebze de olsa artıran bir bölüm olmuştur. Bir sonraki sayıda görüşmek üzere, basketbolla kalın…

Ahmet Ağaoğlu on EmailAhmet Ağaoğlu on FacebookAhmet Ağaoğlu on InstagramAhmet Ağaoğlu on LinkedinAhmet Ağaoğlu on TwitterAhmet Ağaoğlu on Youtube
Ahmet Ağaoğlu
Basketbolcu, yazar ve ezelden beri Golden State taraftarı, ek olarak sitenin en yetenekli yazarı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir