NBA Günlükleri

Fenerbahçe Tribünleri

Sayfamızda pek saha atmosferi ve taraftarlar hakkında içerikler olmasa da bu yıl maçlarda Nba Günlükleri sayesinde benim de akreditasyonumun olmasıyla sezon başından beri Ataşehir’deki Fenerbahçe Beko’nun bütün Euroleague maçlarına gitme fırsatım oldu. Geçen hafta oynanan Kızılyıldız maçı sonrasında yaşanan “Ülker Arena’da seyirciler çok durgun” tartışmalarıyla birlikte Panathinaikos maçında kulübün bu durumunda son derece farkında olduğunu göstermesiyle böyle bir yazı yazmaya karar verdim.

Fenerbahçe kısmına geçmeden hemen şunu eklemem lazım fırsatım olup Anadolu Efes maçlarına da gidebilirsem benzer bir yazı yazmayı düşünüyorum. Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda tam adıyla yazdım ki anlaşılabilsin diye amaç bir “Etkinlik Salonu” yaratmaktı ve buna tam anlamıyla ulaşıldığını söylemem lazım. Salonun ateşli bir seyirci atmosferi oluşması için 2 tane büyük dezavantajı var. Bunlar salondaki bütün koltukların gerçekten rahat olması dolayısıyla kimsenin Abdi İpekçi’de olduğu gibi maçı ayakta izlemek istememesi, 2. Nedense salonun üst kısmının doluluktan ve görüş kalitesinden bağımsız -hatta tam tersi görüş kalitesi özellikle Sinan Erdem’e göre fazlasıyla iyi bu anlamda da tam bir Nba salonu diyebiliriz.- maçın içine bir türlü giremiyor oluşu.

Saydığımız iki sorun  öyle mimariden falan anlayan biri olmamdan değil naçizane görüşüm biraz maçlara ve salonlara giderek oluşmuştur. Bu düşünceme dayanarak şunu söylemek isterim. Ülker Arena’da birçok Fenerbahçe taraftarının arzuladığı Maccabi, Partizan veya Panathinakos deplasmanlarındaki ambiyansa hiçbir zaman sahip olamayacağız. Kısaca Ülker Arena’nın başlangıç koşulları itibariyle Nba tipi bir salon olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Salon tasarımından çıkıp taraftar kısmına gelecek olursam, sene başında pota arkasında olan, her zaman tezahüratları başlatıp takıma ayakta destek olan “Sarı Tribün’ün” Kızılyıldız maçında olmaması da seyirciyi normalden daha durağan bir hale soktuğunu söylemem lazım. Panathinaikos maçında tribünler yönetimin doğru adımlarıyla daha hareketli görünse bile yokluklarının hissedildiğini belirtmeliyim.

Atılan doğru adımları açarsam sezon başında Fenerbahçe Beko’nun yeni maskotu “Yellow’un” katılması ve Ülker Arena’da Basketbol Müzesinin açılmasının sezonun başı itibariyle yapılan doğru şeyler olduğunu söylemek gerekirken maç özelindeyse Kızılyıldız maçı sonrası taraftarların twitter’dan fazlasıyla homurdanmasına kulak tıkamayan yönetimin veya basketbol şubesinin -kimi isterseniz söyleyebilirsiniz.- maç önüne tribünde ışık şovu düzenlemesi ve pota arkasında olmasa bile salonun üst kısmında taraftar gruplarının olmasıyla geçtiğimiz maçlara nazaran oldukça ateşli bir hava vardı.

Konuştuğum herkes tam tersi fikirde olsa da ben Fenerbahçe’nin Yunan temsilcisini farklı yenmesinin nedenlerinden birinin seyirci olduğunu düşünmeme rağmen salonda konuştuğum birçok kişi maç çok iyi geçtiği için seyircinin havaya girdiği görüşündelerdi. Anlayacağınız yumurta-tavuk ilişkisinin diğer kısmındalardı. Ancak bu sezonki çoğu maçta Fenerbahçe Beko farklı kazandı büyük bir üstünlük kurdu buna rağmen böyle bir seyirci desteği olmadı. Kaldı ki Sarı Lacivertliler maç kopana kadar da çok iyi bir seyirci desteğiyle oynadılar hatta Panathinaikos’un ilk çeyreği 25-22 önde tamamladığını da hatırlatmak isterim.

Son olarak Ülker Sports Arena’da dikkatimi çeken bir durum daha var. Salonda ilk maçtan beri maskot Yellow’u biraz işe dahil etmek için bazı tezahüratları onun komutu ve salondaki ekran yardımıyla yaptırmak gibi bir fikir var. Bu bana oldukça garip hatta özetinde geliyor. Misal molada “Sarı Lacivert Şampiyon Fener” tezahüratı yapılacak ekrandan tezahüratıdan hangi kısmında olduğumuz gösterilirken Yellow ise hangi kısmın tezahürata eşlik edeceğini gösteriyor. Böyle yazınca hoş geliyor olabilir ama tezahürat başladıktan sonra ne ekran ne maskot kimse taraftara yetişemiyor hatta kafaları karıştırıyor. Seyirci çok iyi değil dense bile “Sarı Lacivert Şampiyon Fener” tezahüratını döndüremeyecek kadar da tribün kültüründen uzak değil. Ayrıca oradaki eski tribüncülerden biri olsam oldukça alınırdım. Salondaki sıkıntı tezahüratları tetikleyici bir grubun pota arkalarından birinde olmaması yoksa Fenerbahçe Beko seyircisi bir anda Washington Wizards seyircisine dönüşmüş değil. Bu durum bana biraz da Amerikan özentisiymiş gibi görünmesi açısından itici geliyor. Biz maskota kendi tribün kültürümüzü aşılamamız gerekirken maskot geliyor diye bir anda kendimize taco yemeye maça gelen Nba seyircisi muamelesi yapmamızı oldukça saçma buluyorum.

Bu küçük eleştiri dışında umarım Ataşehir’deki atmosfer bu ivmeyle iyiyie gitmeye devam eder ben de bu durumu yazmaya devam ederim. Sezonun geri kalanında hem Fenerbahçe Beko hem de Anadolu Efes hakkında sadece Avrupa değil lig maçları dahil olmak üzere kişisel olarak akredite olmamın verdiği yetkiye dayanarak bu şekilde salonu ve ortamı anlatan yazılar yazmak gibi bir düşüncemin olduğunu söyleyerek yazımı sonlandırıyorum.

Ali Yılbaşı
İstanbul Teknik Üniversitesi fizik mühendisliği mezunu. Nba Günlükleri Editörü

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir